ERATNALI DEVLETİ TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ (1327-1381)

ERATNALI DEVLETİ TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ (1327-1381)

Eratna Devleti’nin Kuruluşuna Doğru (1325 – 1343)

I. Anadolu Umûmî Vâliliği’ne Vekâlet Etmesine Kadar Emir Eratna’nın Hayatı ve Faaliyetleri

On dördüncü yüzyıl Anadolusu değişik ve önemli tarihî olaylara sahne olmuştur. Anadolu Selçukluları Devleti (1075-1318), tarihî rolünü bu yüzyılın başlarında tamamlamış; İlhanlIların Anadolu Umûmî vâlileri, bu yüzyılın ilk çeyreğinde, Türkiye Tarihi’nin akışını değiştirmek için mücadele vermişler ve son olarak da, yine bu yüzyılda bilâhere “Anadolu Türk Birliği”ni kurarak, “Cihân-şumul bir devlet” te’sis edecek alan Osmanlıların da dâhil bulunduğu Türkmen Beylikleri, faaliyetler göstermişler ve birbirleriyle kıyasıya üstünlük kurma mücadelesine girişmişlerdir.

Türkiye Tarihi’nde yarım yüzyıl süren bir siyâsî teşekküle adını verecek olan emîrlerden “Eratna Noyân”, Türkmen Beyliklerinden ayrı bir yapı ve özelliğe sâhip olan Eratnalı Devleti (1327-1381) ile Beylikler Devri’ndeki seçkin yerini almıştır. Bu yazımızda, Emîr Eratna’nın ortaya çıkışı ve faâliyetleri çağdaş kaynakların verdiği bilgiler ışığında ele alınacaktır.

On dördüncü yüzyıl Selçuklu Türkiyesi’nde, İlhanlıların Umûmî Vâlisi sıfatıyla önemli bir vazifeyi yüklenen Emîr Eratna hakkında yeterli ve kesin bilgilere sâhip değiliz. Horasan-İran-Irak ülkeleri ile Azerbaycan’a hâkim olan İlhanlı (1256-1335) ordusunda ikinci dereceden bir emîr durumunda bulunan Emîr Eratna hakkında bilgi bulunmayışını tabiî karşılamak gerekir. Ancak eniştesi Çobanoğlu Emîr Temürtaş’ın sâyesinde tanınarak, bilâhare siyâsî rol oynamaya başlamasıyla, çağdaş kaynaklarda adı geçmeye başlamıştır. Alışılan bir geleneğe aykırı olarak, Emîr Eratna’nın gerek “Anadolu Umûmi Vâliliği” ve gerekse “Sultanlığı” zamanında da bir özel tarihinin bulunmayışı veya varsa da elimize geçmemiş. olması, kendisi ve devleti hakkında, bizi gerçek anlamda aydınlatıcı bilgilerden mahrum bırakmaktadır. Bütün bu karanlığa rağmen, bu devlet kurucu Emîr’in hayatını bulabildiğimiz bilgilerle aydınlatmaya çalışacağız.

Eratna Adı

Eratna adı, çağdaş kaynak ve tetkik eserlerde çeşitli imlalarla yazılmış ve bu yazılanlar da, değişik şekillerde okunmuştur. Şöyle ki: Ertinî, Ertenî, Erdinî, Erdenî, Eretnâ, Ertenâ, Eretne, Ertene, Erednâ, Erdenâ, Eratnâ, Ârtenâ, Âretnâ, Erdânâ, Ertanâ, Ertânâ, Ârtânâ, Ârdânâ gibi.

Görüldüğü gibi, Eratnalı Devleti’nin kurucusu Sultan Alâeddin Eratna, değişik şekillerde yazılmış ve telâffuz edilmiştir. Bu sebeple, Eratna adının kesin bir yazılış ve okunuşunu tespit etmek ve birlik sağlamak mümkün olamamışsa da, biz bu çalışmamızda Eratna imlâsını ve adına kurulan devletin adını da “Eratnalılar”[1] olarak kullandık. Eratna, İlhanlı sarayında ve ordusunda yetişmiş bir emîr ve noyân unvanıyla Anadolu’ya gelmiş, önce umûmî vâli ve sonra da sultan sıfatıyla başarılı bir hizmet vererek, içeride ve dışarıda kendisini tanıtmasını bilmiştir. Anadolu’da bir otorite kurmuş olan Eratna’ya, yukarıda ifâde edilmiş olduğu üzere, müellifler tarafından, asıl adının mânâsıyla ilgili olarak -iri yarı oluşundan dolayı- lâkaplar da verilmiştir. Ayrıca, “Aratna” kelimesinin başında bulunan (a) harfinin yerini (e) harfinin aldığını; böylece de, anılan Emîr’in “Aratna” yerine, “Eratna” şeklinde adlandırıldığını söylemek mümkündür.[2]

Eratna’nın Soyu ve Âilesi

İlhanlılar tarafından, Anadolu Selçukluları Devleti’nin topraklarını idâreye memur edilen umûmî vâli Çobanoğlu Temürtaş’ın, Anadolu’da tutunamayarak, Mısır Memlûklu sultanına sığınması üzerine, önce Umûmî Vâlilik görevini yürüten ve sonra da, kendi adına bir devlet kuran Eratna’nın soyu ve âilesi hakkında, geniş olmamakla beraber, umûmî bâzı bilgilere sâhibiz.

Eratna’nın soyu hakkında en güvenilir bilgiyi veren Abdullah Kâşânî, kaleme aldığı Farsça tarihinde,[3] Sultan Olcaytu (1304-1316) zamanında yaşamış beylere âit bir cetvel vermiştir. Verilen bu cetvelde, İlhanlı Hükümdârı Olcaytu’nun âile ve ümerâsı sayılırken on altıncı sırada: “Emîr Tarımtâz ve iki birâder Sünüktâz ve Eratna Uygur kavminden” ibâresi geçmektedir. Böylece, bu önemli kaynağın ifâdesi neticesinde, Eratna ve ağabeylerinin Uygur Türklerinden olduğu gerçeği ortaya çıkmış olmakla, Eratna’yı Moğol ve Tatar asıllı gösteren müelliflerin görüşlerinin yanlış olduğu da, kesin olarak anlaşılmıştır.

Bu görüşten hareketle, Z. Velidî Togan “Rum ülkesinde Uygur Beğlerinden, tümen beğleri sıfatıyla Tarımtaz ile Senektay ve Ertene (Ertana) kardeşler” diye anılan emîrlerin Uygur Türklerinden olduğunu belirlemiştir.[4] Aynı şekilde, İ. Hakkı Uzunçarşılı,[5] M. Fahreddîn Kırzıoğlu[6] ve Faruk Sümer[7] de Eratna’nın Uygur Türklerinden olduğunu ifâda etmişlerdir.

Kısaca ifade edersek, Eratnalılar Devleti’nin kurucusu Eratna, Uygur Türklerinden olup babası, Şikâri’nin kaydına göre Cafer Bey ve Faruk Sümer’in tespitine göre ise Taycu (?) Bahşi ve anası da Tükelti Hatun’dur.

Elimizde bu konuda bir belge bulunmamakla birlikte, kuvvetli bir ihtimal olarak akla geliyor ki, Abaka’nın en yakın ve güvendiği adamlarından biri olan Taycu (?) Bahşi, Anadolu’ya gelmiş ve bir daha geri dönmeyerek, Müslüman olup, Cafer adını almış ve Kayseri Emîrliği görevini de yürütmüştür.[8]

Emîr Eratna’nın Umûmî Vâliliğe Vekâletinden Önceki Faâliyetleri

Gazan Han (1294-1304) zamanında, Moğollar arasında Türkler de önem kazanmışlar ve Olcaytu (1304-1316) zamanında, başta Uygurlar olmak üzere Türkler önemli mevkilere geçmişlerdir. Uygurlardan Emîr Sevinç Aka, Olcaytu’nun en muteber emîrlerinden biri olup, Horasan Vâliliği’ne tayîn edilen Ebu Saîd’e atabeğlik yapmış ve emîrlerinin başı olmuştur. Onun kardeşi Öğrünç de bir Uygur tümeninin başında nüfuzlu emîrlerden biri olarak görev yürütmüştür. Diğer Uygur beylerinden biri de asîl bir âileye, yâni Uygur Hanları Sülâlesi’ne mensup olduğu bilinen Esen Kutluğ olup; bu Emîr, hem Olcaytu ve hem de Ebu Saîd Bahadır Han’ın (1316-1335) itimadını kazanmış olmakla, adı geçen sultanlardan teveccüh görmüştür. Bu Emîrlerden başka, Olcaytu’nun güvenilir emîrlerinden olan Eratna ile ağabeyleri Tarımtâz ve Sünüktâz da Uygur Türklerinden olup, İlhanlı ordusunda önemli görevler ifâ etmişlerdir. Anadolu’ya işgâl kuvvetleri olarak gönderilmiş olan Moğollar, başlıca Tokat, Amasya, Çorum, Kırşehir, Kayseri ve Sivas çevresinde yerleşmişlerdir. Bunlara umûmîyetle “Tatar” adı verilmiştir. Bu gelenlerin hepsi Moğol menşeili olmayıp, aralarında Uygur ve diğer Türk kavimlerinden önemli zümreler de vardır.[9]

Eratna çocukluğundan beri, İlhanlı sarayında Sultan’ın hizmetinde olduğu için, Ebu Saîd Han’ın ve Beğlerbeğisi Emîr Çoban’ın îtîmadını kazanmıştır. O, daha Olcaytu Han zamanında, Anadolu’da bulunan Moğol ordusunun bir fırkasının komutanlığına tayin edilmiş ve bu suretle de oradaki önemli emîrler arasına girmiştir. Ebu Saîd Bahadır Han zamanında ise, eyâlet nâzırlığı görevinde bulunmuştur. Bunlardan daha önemlisi Eratna, İlhanlıların Anadolu Umûmî Vâlisi Temürtaş’a kız kardeşini vermiş ve ona nâib olmuştur. Kurulan bu akrabalık sâyesinde de, zaten başarılı olan Emîr Eratna, Ebu Saîd Han’ın birinci derecedeki emîrleri arasında yerini almıştır. Bu sırada eniştesi Temürtaş’ın yanında görev yapan Emîr Eratna, Anadolu Türk insanı üzerinde müspet rol oynayarak, esaslı bir nüfuz kurmaya çalışmıştır. Bu cümleden olarak, “Eratna, Temürtaş’ın idâresinde Konya’ya gitmiş ve burada bulunan Mevlevi Şeyhi Âbid Çelebi’yi, Uçlardaki Türkmenleri Temürtaş adına, itâat altına alması için elçi olarak vazifelendirmiştir. Âbid Çelebi, kendisine verilen bu elçilik görevini kabullenmiyerek, affedilmesi için Ahmed Eflâki’yi aracı olarak Eratna’ya göndermişse de, Eratna’nın kesin tutumu üzerine, arzusu yerine getirilmeyince, isteksiz bir şekilde, adı geçen göreve gitmek mecburiyetinde kalmıştır”.[10]

Emîr Temürtaş, Anadolu Türkmen beylerini sıkı bir şekilde kendisine bağlamak için tedbîrler almış ve faaliyetlerini artırmıştır. Temürtaş’ın bu faaliyetlerinden olarak şunları sıralamak mümkündür: Konya bölgesini Karamanlılardan almış, Hamidoğlu üzerine yürüyerek Eğirdir’i kuşatmış, Eşrefoğlu Süleyman’ı öldürüp, Beyşehir Gölü’ne atmıştır. Bunlara ilâve olarak da, Karahisar’ı (Afyon) Vezîr Fahreddîn Ali’nin torununun elinden aldığı gibi, Sivrihisar’da bulunan Baltu’nun oğullarını da öldürtmüştür. O, sâdece Türkmen beylerine değil, Moğol emîrlerine karşı da sert davranmıştır. Temürtaş, Anadolu’daki beylerden Afyon Karahisar Emîri Sâhib-oğlu üzerine, maiyyeti emîrlerinden Eratna’yı göndermiştir. Eratna Sâhib-oğlu’nu ele geçirememişse de, Karahisar’ı zaptetmiştir.[11]

İlhanlıların Anadolu Umûmî Vâlisi Temürtaş’ın, hem Türkmen beyleri ve hem de Moğol emîrlerine karşı uyguladığı bu baskı ve sindirme siyâseti üzerine, kendisine muhalif olan emîrler, tekrar isyân edeceği endişesiyle onu Sultan Ebu Saîd’e şikâyet etmişlerdir. Ebu Saîd Bahadır Han, Temürtaş’ın Anadolu’da istiklâl sevdasına düştüğünü haber alınca, onu itâat altına alıp, yakalatmak için Emîr Eratna’yı vazifelendirmiştir. İster İlhanlı merkezinden ve ister Anadolu’dan vazifelendirilmiş olsun, Eratna’nın bu görevi yerine getirmiş olduğu

şu cümlelerden anlaşılıyor: “Temürtaş üzerine yürüyen Eratna, onu Eğirdir’de savaşarak mağlûp etmiştir. Eratna’dan çok korkan Temürtaş, ordusunun da dağılması üzerine, Şam taraflarına kaçarak, adı-sanı yok olmuştur”.[12]

Bundan başka, Ebu Saîd Han, bir taraftan Temürtaş’ın maiyyetindeki emîrlere gizlice mektuplar göndererek, onu öldürmelerini emretmiş; diğer taraftan da Temürtaş’a iltifatkârane mektuplar yazarak onu iğfâle çalışmıştır. Öyle anlaşılıyor ki, Sultan Ebu Saîd’in emriyle akrabası bulunan Eratna’nın bile kendisine karşı olduğu bir zamanda, Temürtaş, kardeşi Dımışk-Hoca’nın da öldürüldüğünü duymuş ve kendi başına gelecekleri düşünerek, merkezde olup bitenleri daha yakından takip etmek için süratle Sivas’a hareket etmiştir. Önce Kayseri’ye gelen ve sonra Sivas’a geçen Temürtaş, “Ebû Saîd Han’ın kendisini yakalatmak için, bir emîrini Erzurum’a gönderdiğini ve bu emîrin Sivas’a doğru yürüdüğünü” haber alarak Sivas’a girmemiş tekrar Kayseri’ye dönmüştür. Burada, babası Emîr Çoban’ın da öldürüldüğünü ve Ebû Saîd’in, hakkındaki menfî düşüncelerini, adamları vasıtasıyla yazılan mektuplardan öğrenen Temürtaş, hayatının tehlikede olduğunu, Ebu Saîd’e ve askerlerine güvenilemeyeceğini ifâde ile, âilesini emîn bir kaleye yerleştirdikten sonra, Anadolu Umûmî Vâliliği görevini, kayın biraderi Uygur Emîr Eratna’ya bırakarak, Ekim 1327’de Mısır Memlûk sultanına iltica etmek üzere Anadolu’dan ayrılmıştır.[13]

Görünüşe göre, Temürtaş ile Eratna’nın arası Eğirdir Savaşı’ndan sonra açılmış olmalı ki, Temürtaş Mısır’a kaçarken, Eratna da Karaman ülkesine gitmiştir. Bilinen bu kırgınlığa rağmen, Temürtaş’ın Anadolu Umûmî Vâliliği görevini Emîr Eratna’ya bırakmış olması düşündürücüdür. Bu durumu, Temürtaş’ın umûmî vâliliğe lâyık birini bulamamış olması ile açıklayabileceğimiz gibi, karısının kardeşi olan Eratna’ya güvenmek ve âilesini emânet etmek mecburiyetinde kalışıyla da izâh etmek mümkündür.

Anadolu gibi Türkmen beylerinin yer yer istiklâllerini ilân etmeye hazırlandıkları bir eyâlette, bir Uygur Türkü olan Emîr Eratna’nın başarılı olması, ne derece mümkün olmuş, ne derece Anadolu Türk insanı Eratna’ya itâat etmiş ve ne derece de Türkmen beyleri üzerinde otorite kurabilmiştir? Bu ve buna benzer suallerin cevapları yeri geldikçe verilmeye çalışılacaktır. Bu safhada hemen şu ifâde edilebilir ki; Emîr Eratna, çok kısa denilebilecek bir zamanda, ikinci derecede bir emîrlikten, çalışkanlığı, doğruluğu, cesâreti ve kurnazlığı sâyesinde birinci derecede emîrliğe yükselmiş ve kendisini siyâsî bir otorite haline getirmesini bilmiştir. Bu maddî-manevî otoritesi ile de, 1327 Ekimi’nde, Temürtaş’tan boşalan Anadolu Umûmî Vâliliği’ne vekâleten bile olsa, kendisini tâyin ettirmeye muvaffak olmuştur.

II. Umûmî Vâliliğinden Sultanlığına Kadar Eratna’nın Faaliyetleri (1327-1343)

Temurtaş, Mısır’a gitmek üzere, Anadolu’dan ayrılırken yerine, Uygur Türklerinden Emîr Eratna’yı vekil bırakmakla, Türkiye Tarihi’nde yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu dönemde, Türk beylerinin birbirleriyle istiklâl ve Anadolu Türk birliğini kurma yolunda yaptıkları mücadele sergilenecek, Emîr Eratna da İlhanlıların varisi sıfatıyla, bu beyler arasında siyâsî varlığını devam ettirmeye çalışacaktır.

Emir Eratna’nın Celayirlilerle Münasebetleri

Emir Eratna’nın Anadolu umûmî vâliliği görevini, ister vekâleten ve ister asalaten yürüttüğü 1328’li yıllarda Ebu Saîd Bahadır Han tarafından bu defa da Celayirli Şeyh Hasan Anadolu’ya atanmıştı. Şeyh Hasan umûmî vâliliği bizzat almayarak, yerine sadakatine inandığı Emir Eratna’yı vekil bırakmayı tercih etmiştir. Emir Eratna, Temütaş’tan sonra durumu çok iyi idare ederek, Sultan Ebu Saîd’e olan bağlılığını korumuş ve Anadolu’ya da adaletle hükmederek, sürekli naiblik görevinde kalmayı başarmıştır. Bilindiği gibi o, Sivas’ı merkez seçerek faaliyetlerine buradan devam etmiştir.[14]

Emir Eratna’nın Memlûklülerle Münâsebetleri

Celayirliler ile Çobanlılar arasında meydana gelen olaylar ve bu arada Çobanlı Şeyh Hasan’ın faaliyetlarini takip eden Emir Eratna, efendisi Celayirli Şeyh Hasan’ın Çobanlı Şeyh Hasan’a yanilmesi üzerine, Mısır Memlûklu Sultanlığı ile iyi münasebetler kurmuştur. Emir Eratna, Anadolu’yu idare ederken Mısır Memlûklü Sultanı Melik Nasır’ın üstünlüğünü tanımış ve böylece Eratnalı Devleti için yeni bir dönem başlamıştır.

Emîr Eratna, 1337 tarihinden itibaren 1341 tarihinde Mısır Memlûklü Sultanı Melik Nâsır’ın ölümüne kadar, durumunun icaplarına göre, Mısır ile bağlarını şöyle böyle korumuş, sultan adına hutbe okutmuş, para kestirmiş ve bu paralardan bir kısmını sadakat ve bağlılık alâmeti olarak, âdet olduğu üzere Mısır’a göndermiştir.[15]

Emir Eratna’nın Dulkadırlılarla Münâsebetleri

Anadolu’ya İlhanlı ordusunda bir emîr sıfatıyla gelip, çalışkanlığı ve dirâyeti sâyesinde kendisini kabul ettirerek, İlhanlıların Anadolu umûmî vâlilerinden önce Çobanlı Temürtaş’a, sonra Celayirli Şeyh Hasan’a vekillik eden Emîr Eratna’nın Anadolu’yu idâresinde, Çobanlı Şeyh Hasan’dan gelebilecek tehlikelere karşı mevkiini koruyabilmek için, Mısır Memlûklü Sultanı Melik Nâsır’ın himâyesine girmeyi tercih ettiğini yukarıda ifâde etmiştik.

Emîr Eratna, bundan böyle hem itâat isteğine boyun eğmediği Emîr Çobanoğlu Şeyh Hasan ile ve hem de komşuları olan Türkmen beyleri ile mücadele etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu mücadelesinde Emîr Eratna, Uygur Türklerinden olmasına rağmen, Anadolu’da tutunarak kendi gayreti ve usta siyâseti sâyesinde başarılı olmasını bilmiştir.

Çobanlı Şeyh Hasan ile olan mücâdelesini ileride işlemek üzere, şimdi Eratna’nın komşu beyliklerle olan münasebetleri hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al