EMPERYALİZMİN HEDEFİNDEKİ MİLLİ TÜRK DEVLETİ…

Ramazan DEMİR

Yazarın şu ana kadar yazılmış 55 makalesi bulunuyor.

Ramazan_Demir017

Osmanlı Devletinin neden, ne için ve nasıl parçalanıp paylaşıldığını anlatmak bu yazının sınırlarını çok aşar. Merak eden, konuyu erbabından ve gerçek kaynaklarından öğrenebilir.

Osmanlının çöküşü ile ilgili olarak sadece ekonomik boyutu hakkında bir hatırlatma yapmakla yetineceğim; ekonomik çöküşün işareti, 1850’li yıllarda başlamıştı. İlk kez bu dönemde dış borç alındı, yer altı kaynakları yabancılara “hisse” olarak satılmaya başlandı…

19. Yüzyılın sonunda, Osmanlı coğrafyasının hemen her yerinde başlayan milliyetçilik hareketlerine dayalı ulusal isyanlar; çok dilli, çok milliyetli ve çok dinli Osmanlı egemenliğini çok ciddi şekilde sarsmaya başladı. Heterojen kültürleri temsil eden halkları bir arada tutmanın, “padişahlık forsunun” ne denli yeterli olacağı konuşuluyordu.

Yıkılma sürecine girmiş Osmanlı Devleti, bu ulusal uyanışlar nedeniyle bölük-pörçük dağılmaya başladı. Dirayetli padişah olarak da iddia edilen 2. Abdülhamit bu yıkılışı önlemek için bazı çarelere başvurdu; Osmanlı toplumunun bir kısmını oluşturan Müslüman milletleri padişaha-devlete bağlı kılmak için “İslamcılık-Ümmetçilik-Halifelik” kozunun kullanılma düşüncesi öne çıkarıldı. Bu fikir sayesinde Müslüman toplulukları bir arada tutulacağı, devletin çökmeyeceği varsayılıyordu. Bu fikrin yayılmasıyla çöküşün engellenebileceğine inanılıyordu. Diğer yandan Müslüman olmayan toplumlar için ayrı bir strateji gerekiyordu, o da bulundu; “Osmanlıcılık”…

Bu fikirler ilk etapta “cazip” geldi ve soruna “hal çaresi” olarak algılandı… Ve ayrı iki inancın kitlelerine bir yandan “Osmancılık” diğer yandan da “ümmetçilik-İslamcılık” fikri yayılamaya çalışıldı. Böylece devletin ayakta kalacağı, parçalanmayacağı varsayılıyordu..

**

Devletin yok olma trendine girdiğini, bunun sebeplerinin çok yönlü olduğunu bilen ya da bilmeyen herkes fark etmeye başladı. Devlet parçalanırken ne “İslamcılık” ne de “Osmanlıcılık” fayda vermemişti. Böyle bir dar bakışın ve öngörüsüzlüğün sonucu olarak devlet bitme noktasına geldi, ardında Birici Dünya Savaşı ve 9 cephede savaş, yüz binlerce şehit ve esir… Dokuz cepheden sadece bir cephede galibiyet vardı; Mustafa Kemal’in komuta ettiği Çanakkale cephesi… Savaşta alınan yenilgiler nedeniyle bilinen mütarekeler, anlaşmalar… Sonuçta teslimiyet, ordunun dağıtılması, silahların teslimi ve son vatan toprağı Anadolu’nun dört bir yandan emperyalistler tarafından işgali…

**

Millici Şairlerin Uyanışı

Devletin çöküşü sonunda o zamana kadar Padişaha dalkavukluk edenlerin dışında varlıkları çok olmayan millici Türk münevverleri düşünmeye başladılar, daha doğrusu daldıkları derin uykudan uyanmaya… Şiirlerle milli uyanışı başlattılar… Milli duygularını dile getiren ilk şair olarak “Samipaşazade Sezai” olduğu bilinir. Sezai, şiirlerinde ‘Türk’ ve ‘Türk’üm’ ifadelerini kullanarak milli bir kimliğin varlığını hatırlattı. Yazdığı şiirlerle dikkat çeken diğer bir şair ise Mehmet Emin Yurdakul oldu. Yurdakul’un meşhur şiirini hatırlayalım; “Ben Bir Türk’üm Dinim, Cinsim Uludur”

Devletin çöküşünü hızlandıran “ulus devlet” temelli isyanların yaygınlaşmasına karşın devleti idare edenlerin yüreğinde böyle millici bir bilinç, milliyet fikri, ulus anlayışı, düşüncesi olmadığı için başka çarelere başvurmaktaydılar.

Milli bilinçten yoksun devlet idarecileri, günü kurtarmanın peşindeydiler. Padişaha ne kadar yardakçılık yapılması noktasında yarıştaydılar. Bunun tam tersi düşüncelere sahip milli bilinç sahibi askerler ve bir kısım münevverler bu milli düşüncenin farkındaydılar ve giderek milliyetçi düşünce güçlenmeye başladı.

Bu düşünceyi örgütsel olarak benimseyip uygulamaya koyan İttihat ve Terakki Cemiyeti oldu. İttihatçılar milliyet düşüncesini benimseyip yaygınlaşmasını sağladılar…

Balkan bozgunundan sonra Avrupa kıstasında Osmanlı toprakları üzerinde kurulmaya başlayan irili ufaklı devletleri Araplar takip etti. Üstelik bunlar Müslüman diye “ümmetçilik” fikrine yakın sayılmışlardı ve Osmanlının inanç boyutu nedeniyle en çok korumaya aldığı bölgelerdi!

Bu dönemde yürekli, vatansever Türk münevveri ortaya çıkıp milliyet fikrini haykıran nazımlar yayınlamasalardı, milletin milli ruhu galeyana de gelemeyecekti. Türk milletinin kurtuluşu ve uyanışı, bazı münevverlerle askerin sahip olduğu milli bilinç sayesinde olmuştur.

**

Günümüzde Neler Oluyor?

Gelelim günümüze; yıkılıp yok olmayı engelleme çaresi olarak yüz yıl önce düşünülen ama fayda vermeyen “ümmetçilik-İslamcılık-dincilik” (ne derseniz deyiniz) bugün yine gündemde… Osmanlının küllerinden artakalan topraklarda kurulan milli devlet Türküye Cumhuriyetinde “geçerli çare” olarak bu eskimiş fikrin düşünülmesi ibret verici… Başbakan Tayyip Bey’e bu yöntemi öneren danışmanları yine ciddi aldatmalar yapıyorlar.

Nasıl ki Osmanlı Devleti “ümmetçilik-İslamcılık-Osmancılık” kozlarını kullanarak kurtarılmadıysa, bugün de bir toplumu ‘din’ maskesiyle bir arada tutmak mümkün değildir. Tayyip Bey’in bu yanlışlığın farkında olmaması mümkün değil, ama yanlış rotaya saptırıldıktan sonra dönüş kolay olmuyor bazen.

Benzer hataya, tarihte “Hürriyet ve İtilaf Fırkası” yüz sene önce düşmüştü. Tarihten ders alınmadığı müddetçe her zaman tekerrür eden tarihle yüzleşmek zor olmaz…

**

Milli Kimlik

Her milletin bir kimliği vardır; tıpkı her bireyinki gibi…

Kimliksiz bir fert olmadığı gibi kimliksiz millet de olmaz.

Bu kimliğin adı da “milli kimliktir”

Devleti idare eden kadrolar eğer milli kimliği ret ediyorlarsa, bunun bir başka izahı olmalıdır. Kimliksiz milletten bahsetmek demek dünyadan kopuk olmayı gerektirir, bu iletişim çağında bir başbakanın bu iletişimin dışında olacağını söylemek ya da sanmak saflık olur. O zaman başka bir hedef ve amaç olmalıdır…

Bazı örneklemelerle kolaylaştıralım:

Düşünelim; dünyada “millici” olmayan ya da “milliyetçi” olmayan bir devlet var mı?

En başta süper güç olarak tariflenen ABD olmak üzere…

Çünkü süper güç olmanın yolu milliyetçi olmaktan geçer, dünya bunu çok iyi bilir ve uygular…

Devletler olarak bir Fransa Fransızlığı ile; İtalya İtalyanlığı ile; Almanya Almanlığı ile iftihar eder. Bu sayıyı çoğaltabilirsiniz…

Şu sorunun; yazıyı okuyan okuyucu tarafından sorulduğunu hisseder gibiyim; “Başbakan Tayyip Erdoğan neden hiç Türk’üm ya da Türk milleti demiyor?”

**

Demokrasi Mücadelesi

Bugün hâlâ gıptayla baktığımız “Batı Demokrasisi” kendiliğinde oluşmadı. Yüzyıllar süren din ve mezhep savaşları, derebeyliğin katı yönetimleri, feodal yapının kronikleşmiş yapısına karşı verilen mücadeleler sonunda oluştu. Özellikle feodalizme karşı halkın verdiği mücadele ve yapılan savaşlar sonunda milli devletler oluştu, onların demokrasiye geçişleri böylece büyük bedellerle oldu.

Batı demokrasileri bu aşamalardan geçip modern bir idare sistemi olarak kuruluşunu hep yenilerken Doğu’da neler oldu? Ortadoğu’yu hiç kale almasak da Anadolu’nun içinde bulunduğu küçük Asya ve Kafkasya ile Acem coğrafyasında neler oldu?

Doğu bloklarına bakıldığında Batı emperyalizmiyle sürekli bir mücadelesi görülür. Zira Batı hep Doğu ve Ortadoğu’yu sömürmek istemiştir.

Bundan dolayı Doğunun Batıya karşı tavrı hep milliyetçilik ruhu ile kendini gösterir. Bu milli duruş, vatanseverlik ve milliyetçilik adına sömürgeci ABD ve Avrupa’ya karşı olduğu görülür.

**

Milli Devlet Türkiye

Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu işte Batı emperyalizmine karşı verilen başkaldırının, isyanın, milli mücadelenin sonucu kurulmuş millici ve milliyetçi bir devlettir.

Türk kelimesinin unutulup hatta aşağılandığı bir Osmanlı idaresinde, Osmanlı devletinin çöküşünde, en son milliyetçiliğini hatırlayan halk yine Türklerdir. Bu millici ruhla ancak İstiklal Savaşı başarılmış ve Batı emperyalizmine karşı gelinmiştir. Bunu başaranlar Türk milliyetçileridir, Türk milliyetçiliğidir.

Hatırlatalım; İstiklal Savaşı’nda eğer bu milli ruh ve bilinç olmasaydı başarılabilir miydi?

Eğer “din” merkezli kurtuluş reçeteleri geçerli olsaydı Osmanlı yıkılmazdı. Kaldı ki o zihniyetin artıkları olanlar sıkça sahnede rollerine soyunuyorlar.

Osmanlıdan geriye kalan bir avuç anayurt toprağı kanı, canı ve malı pahasına müdafaa eden Türk halkını esir olarak Batı emperyalizmine uşak olmasını isteyenlerin başında kimler mi geliyordu?

Hiç çekinmeden söylemeliyim; “dindar” geçinen “dinciler”, sözde bazı Müslümanlardı… Bunlar, Osmanlıyı ümmet fikriyle kurtulacağına dair fikrin artıklarıydı ve Onlar ki; Yunanlılarla, İngilizlerle işbirliği yaptılar.

Yetmiyormuş gibi fetvalar yayınlayarak Türk halkını işgalci Yunanlılara karşı gelmemesini telkin ettiler, hatta gelen Yunan ordularını “halife Padişahı korumaya geldiklerini” söyleyerek halkı yine din ile kandırmaya çalıştılar. Halkı Ankara’da kurulan Milli Meclise ve Hükümetine karşı direnmeye çağırdılar.

**

Türk milliyetçileri vatan, bayrak, hürriyet, iffet diyerek Batıya isyan etti. İngilizleri yüceltme ve kayırma cemiyetlerini kurmadılar, üye olmadılar İskilipli Atıf Hoca gibiler gibi… Türk halkı inanç ve imanla, milli ruhu canlandırarak, manevi inancını ve imanını koruyarak yokluk içinde, sefalet içinde olmasına rağmen düşmanla mücadele etti.

Bunu Türk milliyetçileri-milliyetçiliği başardı.

İngiliz ve Yunanla işbirliği yaparak; Türk halkına, vatana ihanet edenleri bu millet biliyor ve asla unutmadı.

O dinciler ki “İngiliz dostu” olup İstiklal Savaşını veren Türk halkıyla çatıştılar. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Milli Devleti kuruldu.

Emperyalizmin pabucunu Anadolu’da koltuklarının altına verip gönderdiği için Mustafa Kemal ve arkadaşları Batının hedefi oldular. Yüz seneden beri bu kin ve düşmanlık devam ediyor. Batıya göre Onlar suçluydu!

Şimdilerde Onların kurduğu devleti karanlık bir tünele freni patlamış kamyon misali sürükleyen gafiller elbette ki Batı emperyalistlerin dostu olacaklar, onları “piyon” olarak kullanacaklardır.

Hedef bellidir; Türk milletini Anadolu’da boğup yok etmektir…

Milli devleti parçalamak, iç savaş başlatmak ve “insan hakları” soytarılık maskesiyle işgal etmektir…

Bunu fark etmek, gerçekleri yazmak ve konuşmak… Bunu yapmaya çalışıyorum… Siz de yapınız…

http://www.ramazan-demir.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ