EMİNÖNÜ DAYANIŞMA PLATFORMU: BÜLTEN – 4

Ali BAYKAN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 127 makalesi bulunuyor.

Ali_Baykan

26 Aralık 2010

TÜRKMEN GÖÇÜ GİDE GİDE DÜZELİR ..

Eminönü toplantılarının geleneğinde kürsü yoktur, “ev sahibi ve misafirleri” düzeni yoktur, yaş sırası veya boy sırası yoktur.. Herkes aynı yükseklikteki sandalyelerde oturur, katılımcıların şehir trafiğini yenip iştirakleri göz doldurucu sayıya ulaşana kadar sohbetler yapılır, birikimi ile saygınlık kazanmış katılımcılardan birinin talebi ve yönlendirmesi ile “içerikli” konuşmalar başlar..

Herkes, yaşı küçük olsa da, boyu kısa olsa da, çok bilgili olmasa da, zengin yada fukara olduğuna bakılmaksızın, kendisinin de söz alıp konuşabilme hakkı olduğunu bildiğinden, konuya dahil olabilmek için konuşulanları dikkatle dinler haliyle.. Kürsülü düzenlerde olduğu gibi, konuşmacı konuşurken “koyunlarını çeperden atlatarak saymak” tercihi olmaz katılanların..

Seçimlerinde de -her zaman uygulanamamış olsa bile- “Çarşaf Liste” geleneği vardı Eminönü’nün. Belki de seçmen sayısının azlığının avantajı ile, herkes üye idi partiye ve her üye “seçici” idi, oy kullanıp yöneticilerini, delegelerini belirliyordu.

Gerçi şimdi “Eminönü” diye bir ilçe yok malûm. İlgili kanundan ötürü, belediyesi kaymakamlığı feshedilerek “yok” edilen TEK İLÇE olmuştur Eminönü, sanki bu kanun onun için çıkarılmış gibidir, bilinçli olarak  tarikatların ve cemaatlerin kendi mahallelerini oluşturduğu Fatih ilçesinin içinde AKP’li belediyeye mecbur edilmiş gibidir bu kültür ve ticaret merkezi yarımada.. Yok edildiği güne kadar da “Merkez İlçe” idi. İstanbul’un Valilik binası, Büyükşehir Belediye binası gibi idare merkezleri burada, Kapalıçarşı, Tahtakale, Mahmutpaşa gibi iç ticaretin kalbi olan merkezler burada, Laleli gibi istisna bir ihracat merkezi burada, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Ayasofya gibi dünyanın tanıdığı tarih ve kültür şaheserleri burada. Böyle bir merkezin bütün zenginlikleri şimdi  bir “çalım” ile -daimi olarak- AKP kontrolünde..

Asıl gündemimiz olmasa da, değişmez gündemimiz olduğu için söz ettik bunlardan..

Şimdi kendi zeminimize dönelim.. Ne demiştik, “Türkmen göçü gide gide düzelir”..

İlk bültenimizde de söz ettiğimiz üzere; “toplandıkça, toplananların teklif ve önerileri tartışılarak, istikamet ve üslup belirlenir” yaklaşımındaydık.

İkinci bültenimizde söz ettiğimiz “yol haritamız”ın iskeleti, önceliklerimizi takdim etmekte idi.

Hatırlanırsa, iki öncelikli gündemimiz vardı..

Biri; “Sevr” sürecinde kırılgan bir noktaya geldiğimizi gösteren iç ve dış dayatmalar sonucu önümüzdeki seçimin ülkemiz,  milletimiz  ve devletimiz için hayati bir önem arzettiği gerçeğinden hareketle, MHP yönetiminin bazı yanlış uygulamalarla küstürdüğü, heyecanlarını törpülediği eski kuşak ülkücülerin kalplerini soğutan bu hatıraları gelecek zamanlar için buzluğa koyup bu kırılgan süreçte devletin bekası için, vatan toprağı için, ABD ve işbirlikçisi AKP projelerine karşı  “ulusal direniş”in birinci adresi olan MHP’yi bu seçimden olabildiğince “güçlü” çıkarmak üzere bütün enerjilerini sarf etmelerini sağlayacak gönüllü katılımlara iyi bir örnek sunmak, bu “çoban ateşi”nin başka il ve ilçelerde de örnek alınarak ülke geneline yayılmasına öncülük etmek idi..

Diğeri, kendi bünyemizden başlayarak, ama nihai hedefinde toplumun geniş katmanlarına yayılacak, milliyetçi muhafazakar yelpazeden geniş kitlelerin iştirakini sağlayacak, güç ve nüfuz kazanıp bunu hem kendi yelpazesinde “dayanışma” sağlamak için, hem de yöresel ve genel yönetim kurumlarının siyasetlerine nüfuz ederek toplumsal refaha katkı sunmak üzere bir “sivil toplum zemini” oluşturmaktı..

Konuşuldukça, tartışıldıkça fark edildi ki, birinci önceliğimizin gerektirdiği siyasi yönelimler, ikinci önceliğimize mani teşkil edecektir. Büyümeyi ve geniş katılımları hedefleyen sivil toplum zeminlerinin çok politize olmadan, keskin uçlu olmadan, geniş bir siyasi yelpazeye hitap edebilmesi gereği vardır. O halde bu istikametteki yürüyüş için öncelikle yeni bir ad ile yeni bir zemin oluşturmak gereklidir. Katılımın çekirdeği aynı olsa da, zamanla genişlemesi, kendi ilke ve prensipleri çerçevesinde olacaktır.

Sancılı geçen ardarda iki toplantının sonunda doğum gerçekleşti..

Şimdi Ahmet CAN, Halil ÇALKAP ve Selami BOZANOĞLU Başkanların öncülüğünde yeni bir “sivil toplum”  destanı yazılmaya başlamıştır.

Destansı bir adı olacak. Ve bunu kendi zeminlerinden duyuracak..

Devlete ve Millete hayırlı olsun !

Tanrı Türk’ü korusun !

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ