EMEVİLER DÖNEMİ TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ VE TÜRKLERİN İSLÂMLAŞMA SÜRECİNİN BAŞLANGICI

EMEVİLER DÖNEMİ TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ VE TÜRKLERİN İSLÂMLAŞMA SÜRECİNİN BAŞLANGICI

Hz. Ömer zamanında başlayan İran fetihleri Hz. Osman’ın hilâfeti döneminde Horasan’ın tamamen kontrol altına alınmasıyla neticelenmiş, Araplar bundan sonra Türklerin hakim oldukları Maveraünnehir topraklarına girmişlerdir. Muaviye b. Ebî Süfyan’ın başlattığı askerî faaliyetler gerek yeni toprakları ele geçirme, gerekse isyan hareketlerini bastırma şeklinde olsun Emevilerin sonuna kadar devam etmiştir. Türkler başlangıçta sınırlarına dayanan Araplara karşı çok çetin mücadele etmişler, boyun eğmek zorunda kaldıkları zamanlarda da Arapların kendi aralarındaki iç mücadelelerini fırsat bilerek hem sık sık isyan etmişler, hem de merkezî idareye karşı gerek Arap, gerekse mevali kaynaklı isyanları desteklemişlerdir. Bununla birlikte sulh dönemlerinde, Türkler kendi topraklarına iskan edilmiş Müslüman Araplarla bir arada olmaları sebebiyle İslâmı ve Müslümanların yaşayışlarını görmüşler, onlardan etkilenmişler ve ferdî olarak İslâm dinini kabule yönelmişlerdir. Ancak gerek Emevi idarecilerinin müslümanlıklarına şüpheyle bakarak onlara zimmî muamelesi yapmaları, gerekse de bölgede yerleşik eski idarecilerin önceki inançlarını koruma gayretleri, bu dönemde gözle görülür bir İslâmlaşma faaliyetini engellemiştir. Bu olumsuz şartlar karşısında Emeviler döneminde Türkler arasında İslâmlaşmanın yoğun bir şekilde gerçekleşmemiş olması tabii bir sonuçtur. Türk-Arap sosyal ve dinî ilişkilerinin kesif bir şekilde yaşandığı Maveraünnehr bölgesinde beklenilenin altında İslâmlaşmanın gerçekleştiği göz önüne alınırsa, böyle bir sosyal ortamın oluşturulamadığı ve iki milletin genelde kılıçlarıyla karşılaştığı Hazar Türkleri arasında dikkate değer bir İslâmlaşma faaliyetinden bahsetmek mümkün değildir. Bütün bunlara rağmen Türklerin İslâm dinini ve Müslümanları tanımalarında Emevilerin rolünün bulunduğu ve Türklerin İslâmlaşma sürecinin onların idaresi döneminde başladığı gerçeğinin unutulmaması gerekir.

Yrd. Doç. Dr. Âdem APAK

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ