DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÜÇ DÖNEM (1911-1949)

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÜÇ DÖNEM (1911-1949)

Çoğu Türkistan’ın tarihinde üç döneminden bahsedilebilir. İdari ve politik etkinlikler açısından ele alınan bu dönemler; bağımsız genel valiler dönemi (1911-1933), Sovyet politik egemenliği dönemi (1933-1944), Milliyetçi Çin dönemi (1944-1949) şeklindedir. Konuya geçmeden önce dönemler ile ilgili kişilerden bahsetmekte fayda vardır.

Genel valiler döneminde, Yang Tseng-Hsin, özellikle Sovyetlerin Doğu Türkistan’a yerleşmelerinde önemli rol oynamasıyla, Chin Shu-Jen ise bölgede izlediği baskıcı ve sistematik politikaları ile döneme damgalarını vurmuşlardır. Yine bu dönemde, bölgede çıkan ayaklanmalara önderlik etmeleri ile öne çıkan isimler vardı; Kumul’da Hoca Niyaz Hacı ve Salih Dorga, Turfan’da Mevsul, Maksut ve Mahmut Muhiti kardeşler, Karaşehir’de Hafız Beg, Bügür ve Küçar’da Timur Beg, Hoten’de Mehmet Emin Buğra ve Sabit Damolla, Kaşgar’da Osman Batur, Altay’da Şerif Han Töre gibi.

Sovyet politikalarının etkin olduğu 1933-1944 tarihleri arasında etkin rol oynayan kişiler arasında, Genel Vali Liu Wen-Lung ve yerine Sovyet yardımları ile işbaşına gelen Shen Shi Ts’ai, Sovyet kuvvetlerine karşı mücadele eden Müslüman Çinli General Ma Chung-Ying, Hoten’de Ma’nın kuvvetlerine karşı mücadele veren ve başarısız olup Hindistan’a geçmek zorunda kalan Mehmet Emin Buğra, Sovyetlerle işbirliği içine girerek devletin dağıtılmasında etkin rol oynayan ve akabinde Urumçi vali yardımcılığına atanan Hoca Hacı Niyaz, Sovyet-Milliyetçi Çin ve Hoca Niyaz Hacı sayılabilir.

1944-1949 yılları arasında Milliyetçi Çin yönetiminin etkin olduğu Doğu Türkistan siyasi hayatının yönlendirilmesinde etkin kişiler olarak, Shen Shi-Ts’ai’nin yerine göreve getirilen Wu Chung- Hsin, Wu’nun baskıcı ve sistematik politikalarına İli ayaklanmasına önderlik yaparak tepkisini ortaya koyan Ali Han Töre, 1940’tan itibaren Shen ile mücadele halinde olan Osman Batur, Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti’nin kurulması için yürütülen görüşmelere Milliyetçi Çin adına katılan ve daha sonra hükümet başkanı olan Chan Chih-Chung, görüşmelere Türk tarafı adına katılan Rahim Can Sabri, Ebu’l Hayri Töre ve Ahmet Can Kasimi, 1946’da yapılan anlaşma gereğince genel sekreterliğe getirilen Liu Min Chun, genel sekreter yardımcılıklarına getirilen Abdulkerim Abbas ve Salis, hükümet üyesi olarak görev alan Mehmet Emin Buğra, 1947’de yönetim değişikliği sonucu göreve gelen Dr. Mesut Sabri Baykuzu, İsa Yusuf Alptekin, mevcut hükümeti azleden Milliyetçi Çin lideri Chiang K’ai Shek, hükümetin azledilmesinden sonra Dr. Mesut Sabri Baykuzu’nun yerine başkanlığa getirilen Burhan Şehidi, İsa Yusuf Alptekin’in yerine atanan Tao Tsi-Yao, Komünist Çinlilerle işbirliğine gidilmesi için Chiang K’ai Shek’e baskı yapan ve onun istifasından sonra cumhurbaşkanı olan Li Zung-Rın, Komünist Çin yönetiminin lideri Mao Tse-Tung, Sovyet uçağı ile Pekin’e giderken bir kaza sonucu ölen Ahmet Can Kasimi, General İshak, Abdulkerim Abbas ve Delil Han’ı saymak mümkündür.

Doğu Türkistan’da 1911 yılına kadar süren ikinci Mançu dönemi, Mançu İmparatorluğunun yıkılması ve yerine cumhuriyet ilan edilmesiyle son buldu. Yönetim değişikliği sırasında Çin’deki iç karışıklıkları fırsat bilen bazı genel valiler Doğu Türkistan’ı kendi iktidarları altında tutmaya başladılar. Bu valiler, Çin’de yeni kurulan cumhuriyet yönetimine karşı gelerek Doğu Türkistan’ı insiyatifleri doğrultusunda yirmi iki yıl yönettiler.[1]

1913’de Çin Cumhuriyeti Başkanı Sun Yat-Sen tarafından Doğu Türkistan’a genel vali olarak atanan Yang Tseng-Hsin, atanmasından kısa bir süre sonra iktidarını sınırsız bir güçle donattı. Bu dönemde Sovyetlerin Doğu Türkistan’a yerleşmelerinde önemli rol oynayan politikalar izledi ve Sovyetlerin burada beş yerde konsolosluk açmalarına izin verdi. Ayrıca merkezden habersiz olarak Sovyetlerle bir ticari anlaşma imzaladı. Bu uygulamalar Sovyetlerin Doğu Türkistan’daki etkinliğini arttırmaya başladı.

Yang’ın 7 Temmuz 1928’de öldürülmesinden sonra, genel vali olan Chin Shu-Jen’in baskıcı uygulamaları, Doğu Türkistan’da ayaklanmalar çıkmasına neden oldu. Şubat 1931’de ülkenin doğusunda yer alan Kumul’da Hoca Niyaz Hacı ve Salih Dorga ayaklanmalara önderlik ediyorlardı. Aynı yılın Mayıs ayında Kansu’daki Müslüman Çinli generallerden Ma Chung-Ying, bu ayaklanmaya yardım etmek için Kumul’a geldi. Kumul’da Çinliler yenilince, ayaklanmalar bütün ülkeye yayılmaya başladı. Aralık 1932’de Karaşehir’de Hafız Bey, 1933’te Bügür ve Küçar’da Timur Bey, Şubat 1933’te Hoten’de Mehmet Emin Buğra ve Sabit Damolla, Nisan 1933’de Kaşgar’da Osman Bey, Altay’da Şerif Han Töre, Kasım 1933’te Tarbagatay’da Müslüman Çinli Ma Hi-Ying önderliğinde ayaklanmalar çıktı. Sonunda İli ve Urumçi’ye bağlı birkaç yerleşim birimi dışında bütün ülke denetim altına alındı. Bu başarılar üzerine 12 Kasım 1933’te Kaşgar’da bağımsızlık ilan edildi. Hoca Niyaz Hacı’nın cumhurbaşkanı olduğu yeni devletin yönetiminde Sabit Damolla (Abdü’l-Baki Sabit Damullah) başbakan olarak görev aldı. Kaşgar ülkenin başkenti ilan edildi ve 3 Aralık 1933’te bir anayasa tasarısı yayınlandı.[2]

Doğu Türkistan’da bağımsız milli bir devletin kurulması hem Sovyet hem de Çin yönetiminde endişe yarattı. Urumçi’deki milliyetçi Çinliler ile Sovyet askerleri 12 Nisan 1933’te Genel Vali Chin’e karşı isyan ettiler. Bu isyana karşı koymayan Chin, Sovyetler Birliği üzerinden Çin’e geçmek zorunda kaldı. Chin’in Doğu Türkistan’dan ayrıldığı gün, Çinli ve Sovyet isyancılarla Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti’nin bazı üyeleri arasında bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda kırk dört üyeden oluşan bir “Asayiş Heyeti” kuruldu. Asayiş Heyeti, eyalet hükümeti başkanlığına, genel vali olarak Liu Wen- Lung’u getirdi. Ayrıca, Askeri Direktörlük (Düben) rütbesi kaldırılarak birkaç subaydan oluşan bir “Askeri Şura” kuruldu. Bu teşkilatın başına, Mançurya’da Japonlara mağlup olup Doğu Türkistan’a iltica etmiş olan General Cing Yen-Ching getirildi. Urumçi’deki bu değişiklikler sonucu, Asayiş Heyeti merkezi Çin yönetimine bağlılığını bildirdi. Buna karşılık, Müslüman isyancılarla anlaşma yapılması için bir heyetin gönderilmesi ve Ma Chung-Ying’in Urumçi’ye yönelik tehditlerinin durdurulması isteniyordu. Bu arada Sovyetler boş durmayarak Urumçi’nin dış bölgelerindeki Türklerle savaş halinde olan Shen Shi-Ts’ai’ya -eğer Türkistan’da iktidar sahibi olmayı düşünüyorsa- yardımcı olacaklarını bildirdi. Bu tekliften cesaret bulan Shen, 14 Nisan 1933’te Asayiş Heyeti’nin toplantısını bastı. Bunun üzerine Askeri Şura sistemi kaldırıldı ve Shen geçici olarak Doğu Türkistan Askeri Direktörü seçildi.[3]

21 Eylül 1933’te Çinli general Ma ile yaptığı savaşın ağır yenilgi ile sonuçlanması ve 4 Aralık 1933’te Urumçi’nin Ma tarafından tamamen kontrol altına alınması ile birlikte Shen, Urumçi’deki Sovyet Konsolosluğu aracılığıyla Sovyet yönetiminden askeri yardım talebinde bulundu. Sovyetler daha önceki taahhütlerine göre hareket ederek, başta İli ve Tarbagatay olmak üzere iki yönden Shen’e askeri destek ve mühimmat gönderdiler. Sovyet birliklerinin Müslüman Çin kuvvetlerini yenilgiye uğratması üzerine Ma, Kaşgar’ı istila etmek amacıyla harekete geçti ve burada Türkistan Milli Hükümeti’nin ordusu ile karşılaştı. Fakat Milli Hükümet güçleri asker ve mühimmat açısından yetersiz olduğu için geri çekilmek ve hükümet merkezini Yeni Hisar’a taşımak zorunda kaldı. Kaşgar’ın boşaltılmasıyla birlikte Ma, kuvvetli bir direnişle karşılaşmadan buraya girdi. Ma kuvvetlerini takip eden Sovyet birlikleri, Maralbaşı Kazası’na kadar geldi. Sovyetler burada Ma’nın Batı Türkistan’a iltica etmesi halinde rahat bırakılacağını, aksi takdirde yakalanıp idam edileceğini bildirdi. Bunun üzerine, yetmiş kadar adamını yanına alarak Batı Türkistan’a geçme hazırlığında olan Ma, geride bıraktığı adamlarına Hoten üzerine ilerlemelerini emretti. Bu sırada Hoten’de bulunan Buğra, elindeki kuvvetlerle Ma’nın adamlarına karşı fazla direnemedi ve 15 Temmuz 1934’te Hindistan’a iltica etmek zorunda kaldı.[4]

Sovyetler, bir taraftan Ma’yı Batı Türkistan’a ilticaya zorlarken, diğer taraftan da Yeni Hisar’a taşınmış olan Doğu Türkistan Milli Hükümeti’ne bazı tekliflerde bulunuyordu. Buna göre, Hoca Niyaz Hacı Çin’den ayrılma fikrinden vazgeçecek ve milli hükümeti dağıtarak Doğu Türkistan Eyaleti Hükümeti başkan yardımcılığına getirilecekti.

Ayrıca Doğu Türkistan Eyaleti Hükümeti’nin askerleri Mahmut Muhuti’nin komutası altında Kaşgar, Yarkent ve Aksu vilayetlerine yerleşecekti ve Sovyet işgal kuvvetleri ile Shen, bu kuvvetlere dokunmayacaktı. Sovyet yönetimi bu tekliflerinin yerine getirilmediği takdirde milli hükümetin zorla dağıtılacağını, bütün Türkistanlı liderlerin yakalandıkları anda idam edilecekleri tehdidinde bulundu. Doğu Türkistan Milli Hükümeti’nin başkanı Hoca Niyaz Hacı, tamamen yok olmaktansa bu teklifleri kabul etmek niyetinde idi. Daha sonra 25 Şubat 1934’te Hoca Niyaz Hacı’nın Sovyet yönetiminin tekliflerini içeren anlaşmayı imzaladığını Sabit Damolla’ya bildirmesiyle birlikte 2 Mart 1934’te Sabit Damolla başkanlığında 11 bakan ve komutanların katılımıyla bakanlar kurulu toplandı. Toplantı sonucunda Hoca Niyaz Hacı’ya sert tepkiler içeren bir karar yayınlandı.[5]

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. MUKEREM dedi ki:

    TEŞEKKÜR EDERİZ. DAHA ÇABUK OLMAMIZI GEÇE GÜNDÜZ ÜMMÜT EDİYORUZ.

BİR YORUM YAZ