DOĞU TÜRKİSTAN’DA ETNİK-DİNÎ AYRIKÇILIK, MUHTARİYETÇİLİK

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ETNİK-DİNÎ AYRIKÇILIK, MUHTARİYETÇİLİK

Moğolistan, Orta Asya devletlerinden Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan; Afganistan ve bir kısmı Pakistan’ın işgali altında bulunan Hindistan’ın Cammu ve Keşmir eyaleti ile sınırdaş olan Çin’in Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi, Asya’da merkezi bir konum işgal etmektedir. Çin’in en geniş bölgesi olma özelliği taşıyan Doğu Türkistan, halen Müslümanların çoğunluğu teşkil ettiği tek özerk bölgedir.[1] Doğu Türkistan gerçekten coğrafi ve etno-kültürel farklılığın eşsiz bir örneğini sunar. Tienşan sıradağları bölgeyi iki ayrı, ama eşit olmayan parçaya bölmektedir; kuzeydeki bölge geleneksel olarak hayvancılıkla geçinen göçebelerin hakimiyetindedir; güney bölgesi ise gelişmiş ziraat ve ticaret geleneğiyle çok sayıda verimli vaha yerleşimlerine sahiptir.

Genellikle Cungarya olarak bilinen kuzey bölgesinin halkı doğu sınırı boyunca yaşayan Moğollarla ve batı sınırı boyunca yaşayan Kazaklarla yakın benzerliklere sahiptir ve her iki halkla da güçlü ticari ve göçebelik bağları vardır.[2] Benzer bir şekilde, Tarım havzası olarak da bilinen Doğu Türkistan’ın güney bölgesindeki Müslümanlar, tarih boyunca dini ve akrabalık bağları ve aktif ticari temasları sayesinde Orta Asya’nın Hokand ve Buhara hanlıkları, Afganistan ve kuzey Hindistan’ın bitişik bölgeleriyle sıkı ilişkiler sürdürmüşlerdir.[3] Coğrafyanın böylesine görülmemiş karşılıklı etkileşimi ve Doğu Türkistan’ın Orta ve Güney Asya’nın kesiştiği tarihi bir kavşak olma rolü etno-kültürel farklılıklar ve sınır ötesi hareketleri neticesini yaratmıştır.

dogu-turkistan_539748_m1

Tarihi Miras

Çin’in Doğu Türkistan’a olan ilgisi, ana yurdunu yabancı istilalarından koruma ihtiyacından neşet etmiştir. Bu yüzden batıdaki bu uç sınır bölgesi, ki o zamanlar bu bölge Hsi Yu olarak bilinmekteydi, Çin Seddi’nin ötesinden gelebilecek saldırılara karşı bir tampon bölge olarak düşünülmekteydi.[4] Ancak emperyal yönetim, serkeş göçebe kavimlerinin medenileştirmesini ve siyasi nüfuzunu genişletmesini sağlayan, Orta Asya boyunca uzanan devletlerle ticari ilişkileri geliştirmenin önemine dair görüşünü hiç yitirmedi. Orta Asya liderleri ve ticaret heyetleri Çin’i ziyaret etmeleri konusunda teşvik edildiler, pahalı hediyelerle taltif edildiler. Hatta Çin İmparatoru için “hediye” getirenlere para yardımında bile bulundular. Bu, sınır boyunca uzanan devletleri emperyal Çin ile “haraca tabi ilişki” potasına sokmayı amaçlayan kasıtlı bir hareketti.[5]

Ming Hanedanı, tutarlı bir şekilde bu politikayı takip etti ve ayrı bir Tören Kurulu oluşturarak Orta Asya devletleri ile ilişkileri kontrol ettiler. Ching Hanedanı ise Orta Asya’nın Doğu Türkistan, Moğolistan ve Tibet’e olan bağımlılıklarına dair meseleleri çekip çevirmek için dört başı mamur bir Koloni İşleri Dairesi (Li-fan Yuan) kurmak suretiyle bu sistemi mükemmelleştirdi. Chingler, Doğu Türkistan’a sahip olmayı Orta Asya’daki pozisyonlarının güvenliği için bir ön-şart olarak düşünmekteydiler. Bu hanedan hem askeri hem de diplomatik araçları başarılı bir şekilde kullanarak Doğu Türkistan’ı işgal etti. Bölgedeki vaha-yerleşimlerinin sosyal ayrılıkları ve nüfuslarının kendi halinde olması Ching otoritelerine karşı ortak bir direniş hareketi kurmalarını engelledi.[6] Bunun yanı sıra, Mançular ve Han Çinlilerinin sivil ve askeri personel, ticaret erbabı, sanatkarlar ve Çinli Müslümanları (Hui) aileleriyle birlikte sürekli Doğu Türkistan’a yerleştirme şeklindeki Ching politikası, Doğu Türkistan’ın etnografik ve demografik terkibini değiştirmiş ve yerel Müslümanların Çin yönetimine karşı direnişini zayıflatmıştır.

Çin’in Doğu Türkistan ile olan bağlantısı 2000 yıldan daha gerilere gitmesine rağmen, bölge etkili Çin yönetimi altında sadece ve kesintilere uğrayarak yaklaşık beş yüz yıl kalmıştır.[7] Ching Hanedanı (1755-1911) yönetimi sırasında bile, Çin otoritesi hepsi Hokand’dan gelmiş olan Cihangir, Yusuf Katta ve Veli Han Tora (On dokuzuncu yüzyıl başlarında) ve Yakup Bey (1865-77) gibi Müslüman hocalar liderliğindeki isyanlarla kısa dönemler için de olsa ortadan kaldırılmıştır.[8] Kısa ömürlü başarıları sırasında, bu lider hocalar, bir dini öfke sürecini başlatmış ve önemli sayıda Çinli asker, sivil, sanatkar ve ticaret adamı öldürülmüştür. Doğu Türkistan ancak 1884 yılında Çin’in düzenli idari yapısına dahil edilebilmiş ve tam bir eyalet haline getirilebilmiştir. 1911 Çin devrimi ve akabinde Ching yönetiminin son bulmasından sonra, Doğu Türkistan 1940’ların ortalarına kadar sürecek olan bir savaş ağları dönemine girmiştir. Bir seri Müslüman başkaldırısı -ki bu başkaldırılar 1931’den 1949’a kadar Doğu Türkistan’ı sarsmıştır- için bir katalizör olarak hareket eden baskıcı ve sömürgeci politikalar uygulayan Yang Tseng-hsin (1911-28), Sheng Shih-tsai (1933-44) gibi bütün bölgesel liderler Han Çinlisiydi. Doğu Türkistan’daki Çin otoritesi, 1932 yılında, Tungan ve Uygur Müslümanlarının başkaldırısı sonucu yıkıldı. Tunganlar, bölgesel yönetim merkezi olan Urumçi’yi kuşattılar.

Niyaz Hoca ve Sabit Damulla, Kaşgar’da “Doğu Türkistan Türk-İslam Cumhuriyeti” adı altında bir Müslüman yönetimi kurdu. Kendilerini Emir diye adlandıran üç Hotanlı kardeş, Abdullah Buğra, Nur Ahmedcan Buğra ve Muhammed Emin Buğra daha sonra adını “Hotan İslam Hükümeti” olarak değiştirdikleri “Ulusal Devrim Komitesi” adı altında Doğu Türkistan’ın güneyinde, Yangi Hissar’dan (Yeni Hisar) Hotan’a kadar olan bölgede yönetimi ele geçirdiler. Doğu Türkistan’daki bu ciddi siyasi kaosun başlangıcında, Uygurlar, Çinliler ve özellikle Hindu ticaret adamları[9] başta olmak üzere gayrimüslimleri katlettiler. Çinli bölgesel yönetim ancak 1934 yılının sonunda, Sovyet ordusunun da yardımıyla, Müslüman isyancıları bastırabildi. Ancak, Müslüman direnişinin yeni merkezlerinin derhal ortaya çıkması gecikmedi. 1937 yılında Pan-Türk-İslam güçlerine liderlik eden General Mahmud ve Tunganların lideri General Hu-shan “kafir” Çinlileri Doğu Türkistan bölgesinden kovmak için ittifaka gittiler. Ancak, Sovyetlerin fiili askeri ve hava desteğini alan Çin ordusunun önünde ezici bir yenilgiye maruz kaldılar. 1933-34 yılları arasında İslam Şeriatı prensiplerine dayanılarak Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyeti’nin kurulması Doğu Türkistan’da bağımsız bir İslami yönetimin kurulmasına yönelik başarısız bir teşebbüstü.[10] 1933 ve 1934 yıllarında Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurma gayretleri de başarısızlıkla sonuçlandı ve Doğu Türkistan 1949 yılında tamamen Komünist Çin güçlerinin kontrolü altına girdi.

Dogu_Turkistan4[1]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ