DİPLOMASİ ZOR İŞTİR…

Ramazan DEMİR

Yazarın şu ana kadar yazılmış 55 makalesi bulunuyor.

Ramazan_Demir034

Devletlerin dış politikası günlük nutuklarla, üç-beş oy devşirmek amacıyla yapılan cahilce çıkışlarla yönetilmez, sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyetinin milli dış politikası olan “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesi, Mustafa Kemal Atatürk’ten kalan en güzel miraslardan biridir. Bu miras, atasından kalan paracıkları, malları, mülkleri akılsızca ve hovardaca çar-çur eden hayırsız evlatlar gibi bu siyasi irade harcadı… Ülkemi savaşın eşiğine getirdiler. “Diplomasi” bilenlere “monşer” deyip, ötelendiren bir anlayıştan ve “stratejik derinlik” varsayımından beri dış politikamız “milli” olmaktan çıkarıldı. İşin ehli olan diplomatlar yerine biat kültürü ile beslenmişler iş başına getirilince işler de sarpa sardı. Sonunda Ülkem de bu hallere düşürüldü…

***

Diplomasi bilmiyorsanız ülkeyi nasıl yöneteceksiniz? Böyle bir hal ile karşı karşıyadır Türkiye. Güya “komşularıyla sıfır sorun” diye yola çıkan pek muhteremlerin ülkemizi getirdikleri durum ortada; kavgalı olmadığımız tek ülke kalmadı. İşte Rusya, İran, Irak, Suriye, 16 adayı işgal eden Yunanistan…

Bunları bakıldığında Türkiye savaş riskiyle her an karşı karşıyadır.

Sebep?

Baştakilerin “mezhepçi, ayrılıkçı, bölücü, ayrıştırıcı” zihniyetle bilgisiz, ehliyetsiz olmalarıdır…

Türkiye’nin en büyük sorunu bu kafadır, bu zihniyettir. Bunun değişmesi şarttır. Bu kafaya, bu zihniyete menfaate dayalı, mide merkezli “onay” alınmış olsa bile yanlış yine yanlıştır. Kişilerin kin ve nefretle beslenmiş hırslarına, komplekslerine bir ülkenin geleceği feda edilebilir mi? Edilmez, ama bu ülkede ediliyor!

Dış politikada konuşması gereken Başbakan, dış işleri bakanı ortada yok, onların sesi çıkmıyor, sinmişler, bir yerlerde saklanıyor olmalılar ki, sorumluluk onlardayken yetkiyi başkaları kullanıyor! Türkiye muhterislerin elinde felakete doğru sürükleniyor. Her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

Bir dış saldırı söz konusu olduğunda, yüzde yüz haklı olmanız yetmiyor, haklılığınızı iyi anlatmak ve analiz etmek gerekir. Dış politikada Türkiye’nin içinde bulunduğu zafiyetle yönetilmez durumdadır. Böyle bir olayı bu aşamaya getirmek yönetim yetersizliğin örneğidir.

Aklını kullanan her vatandaş gibi bendeniz de şu noktalarda; ‘neden diplomatik önlemler alınmadı, neden zamanında müdahil olunmadı’ diye endişeleniyorum. İşte o soruların ardındaki yanlışlar;

a) Rusya’nın Ortadoğu’da varlığı biliniyordu. Daha önce de Türkiye’nin bir uçağı pilotuyla Akdeniz’in derin sularına gömen Suriye’deki Rus hava savunma sistemleriydi. Bunlar bugün hiç konuşulmuyor! Rus uçaklarının aylardan beri Suriye’de bombalama yaptığını, bazen de sınır ihlalinin yaşandığı da biliniyordu.

Bugüne kadar neden bu sorun çözülmedi?

G20 zirvesinde “lüks sunum” gösterisi yerine neden diplomasi devreye girip Rusya ile Suriye sınırı konusu konuşulmadı? Konuşulduysa neden sorun giderilmedi?

Bunlar gibi pek çok soru akla gelebilir.

b) Hatay-Yayladağı’n hemen karşısındaki Türkmen Dağı bölgesinde yaşayan Türkmenler yeni mi aklınıza geldi? Yıllardır zor şartlarda yaşayan, kâh Esat güçleriyle, kâh İŞİD katilleriyle mücadele eden Türkleri hatırlamadınız da neden şimdi hatırladınız?

Sınırlarımızı kevgire çevirttiniz, sınır güvenliği diye bir şey kalmadı. 2,5 milyon Arap-Kürt-Yezidi kökenli Suriyeliyi “mülteci” diye içeri aldınız; “bize ensar dedirtme fırsatı verdiniz..” diye onları överken, ama Bayır-Budak Türkmenlerini “Şii” diye Türkiye’ye almadınız. Diğer Suriyeliler elini kolunu sallayıp Yurdumuza girerken, aynı kolaylık neden Türkmenlere sağlanmadı? Sınırı geçen Türkmen varsa, ki vardır mutlaka, onların bir çoğu insan kaçakçılarına büyük meblağlar ödeyerek geçmeleri Türk istihbaratı da bilir, yerel yönetimler de, siz de bilirsiniz pek muhteremler…

c) Rusya ile yapılan her sektördeki antlaşmalar geniş kapsamlı iken, örneğin tarım, turizm, inşaat, enerji, hizmet, tekstil gibi güçlü sektörlerde ticaret yapıyor iken bu çatışma ortamı hazırlamanın sebebi nedendir? İddia edildiği gibi 17 saniyelik sınır ihlali nedeniyle “savaş” davulları çaldırılacaksa, 16 adayı işgal eden Yunanistan’a neden ses çıkarılmadı bugüne kadar? Yunan savaş uçaklarının en az elli kez hava sahasını ihlal ettikleri var sayılırsa, her seferinde bu uçaklara neden ateş açılmalıydı?

***

Ekonomik, siyasi ve sosyal olarak Türkiye’nin pek çok alanda zarar görmesi kaçınılmaz olduğuna göre, Ülkemin bu hale gelmesinde sizler sorumlusunuz. Bu aşamaya gelmeden Rusya ile diplomatik kanallar çalıştırılarak sorun çözülmediğine göre sizlerin, kafa yapınızın, dünya görüşünüzü diplomatik başarısızlık örneğidir.

d) Türkiye’nin ulusal “angajman” kuralları, müttefik ve dost ülkeler için geçerli bir sebep değildir, bildiğimiz kadarıyla. Rusya ile müttefik olduğumuza göre “angajman” kurallarının anlamsızlığı da ortadadır. Dış ilişkilerde düşman saydığınız, ya da sayıldığınız bir ülkeye karşı “angajman” hakkınızı kullanırsınız, buna kimse itiraz etmez, karşı da gelmez. Böyle bir durumda ise “müttefik-dost” saydığınız Rusya ile bağınız ya biter ya da yeniden yumuşamanın oluşması için epey politik ve ekonomik bedel öder bu ülke.

Zarar kime yansır?

İş adamlarına, Rusya’daki müteahhitlere, işsiz kalan işçilere, Laleli esnafına, turizme, haldeki komisyoncuya, tarladaki üretici köylüye, kısaca tüm halka… Yetmez Yurtdışına çıkan her vatandaşa, oralarda yaşayan Türklere… Bir de Dünyada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sıfırlanacak itibarı… Tüm bu zararların müsebbibi sizin yanlış, ilkel zihniyetli dış politika uygulamalarınızdır…

e) Bakar mısınız şu hallere; Türkiye diplomatik kriz ile hop oturup hop kalkarken, muhterem hükümetin gündeminde “Başkanlık” sistemi konuşuluyor… Rus uçağının düşürülmesi, kimlik bildirimi yapılmadığı gerekçesiyle, ne kadar “haklı” görünse de, atlayan pilotun havada öldürülmesi, sağ olanı kurtarmaya gidenin vurulması o kadar yanlıştır. Şeytanın avukatlığını yapmaya gerek yoktur, yanlış her zaman ve her yerde yanlıştır… Çok muhterem zat muhtarlara hitap ederken; (“başkanlık” propagandası için mi bu uçak düşürüldü?) diye soran vatandaşa verilecek cevap var mıdır? Tüm bunlar düşünen her bireyin aklından da geçmiyor değildir…

Sonuç olarak devlet adamlığı, yüksek diplomasi zor iştir, zor…

Prof. Dr. Ramazan DEMİR

Alıntı Kaynağı: www.r-demir.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ