DEMİREL DEVLETİ KÖYLÜLÜK VE DİNLE BARIŞTIRDI

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek27

1 Kasım 1924’te Isparta’da doğan Süleyman Demirel, Türkiye Cumhuriyeti’nde hem Başbakanlık hem de Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Siyasi kariyeri boyunca her zaman ilk ve farklı bir devlet adamı oldu: “En genç başbakan”, “Barajlar kralı” ve “Baba” olarak anılmayı başardı. İki askeri darbeye maruz kalmasına rağmen demokratik yollarla siyasetin her zaman içinde kaldı.

Bu hafta Süleyman Demirel’in ölümü gündeme damgasını vurdu. İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden Oğuz Göksu’nun Türkiye Cumhurbaşkanları’nın imajları üzerine yapmış olduğu bir araştırmaya göre Demirel, Türk siyasetinin ‘Baba’sıdır. Türk toplumunun hafızasına miting konuşmalarından sonra halka salladığı fötr şapkası ile kazınmıştır. Yine siyasetçiler arasında ‘halktan biri’ imajı yaratmaya muktedir olmuş ender kişilerden birisidir. Hazır cevaplılığı, zekâsı ve ikna edici üslubu sayesinde çok büyük saygınlık kazanmıştır. Süleyman Demirel adeta Güniz Sokak ile özdeşleşmiş ve bu sokağı siyaset bilim literatürüne sokmuştur.

BURJUVA, AYDIN VE KÖYLÜ

Oğuz Göksu’nun imaj araştırmasının sonuçlarına göre Demirel pek çok bakımdan diğer siyasetçi ve cumhurbaşkanlarından ayrılmaktadır. Süleyman Demirel “burjuva aydın karakterine köylü kimliğini” ekleyebilmiştir. Seçim kampanyalarında bu aydın-köylü imajını başarıyla kullanmıştır. Bu sayede seçmenleri ile etkili iletişim kurmayı başarmıştır. Duygularını etkin şekilde kullanabilmesi siyasi rakiplerini alt etmesini sağlamıştır. Ancak onun en önemli özelliklerinden birisi düzenli aile hayatı, entelektüel donanımı ve mütevazı yaşamıyla örnek bir siyasetçi olmasıdır.

DEVLETÇİ BİR DEVLET ADAMIYDI

Hakan İnel tarafından hazırlanan ve Turgut Özal ile Süleyman Demirel’in siyasi liderliklerini karşılaştıran bir çalışmaya göre Demirel, bürokrasisi geniş kadrolu ve güçlü organik bir devlet yönetimi anlayışını benimsemişti. Demirel, devlet işlerini her zaman ciddiye almıştı.

Her şeyini devlete borçlu olan, en genç genel müdür, en genç başbakan ve en uzun başkanlık yapan birisi için bu durum şaşırtıcı olmasa gerektir. Uluslararası ilişkilerde daima dengeleri gözetmiş, durumu ‘idare etme’ görüntülü bir dış politika izlemişti. Süleyman Demirel, çok güçlü hafızaya sahip bir siyasetçi olarak nam salmıştı. Konuştuğu bir kimseye birkaç yıl sonra adı ve soyadıyla hitap etmesi şaşkınlık sebebi olmuştur.

ELİT KADRODAN DEĞİLDİ

Süleyman Demirel’in siyasette kalıcı olması onun devleti köylülük ve dinle barıştırması olarak ifade edilir. Siyaset bilimcileri Demirel’in Adnan Menderes’e göre dine daha yakın ve siyasi yelpazenin daha sağında olduğunu ifade etmektedir. Hakan İnel’in tespitine göre Demirel “Cumhuriyet rejiminin elit kadrosundan biri değil, mühendislik eğitimi almış ve bu anlamda da kendini ispatlamış bir köylü çocuğudur.”

150 BİN KİŞİYE İSMEN HİTAP

Biyografisini yazanlardan birisi olan Turgut’a “150 bin kişiye ismen hitap ederim. Bunların büyük çoğunluğunu simalarından da seslerinden de tanırım” demiştir.

Bir gün yakın arkadaşı Ali İhsan Balım’a “istenirse Seyhan Barajı’nın mekanik hesaplarını birkaç saat içinde, beş on sahife kâğıda ezbere çıkartabileceğini” söylemiştir. Seçmenlerini de ikinci görüşünde ismen seslenerek sık sık şaşırttığı dilden dile anlatılagelmiştir.

BARAJLAR KRALI

Süleyman Demirel’in sıfatlarından birisi de barajlar kralıdır. Devlet Su İşleri Genel Müdürü olduğu andan itibaren sulama ve elektrik projelerine büyük yatırımlar yapılmasını sağlayarak bu unvanı hak etmiştir.

ORTALAMA KALKINMA HIZI YÜZDE 7’Yİ BULDU

Çünkü Cumhuriyet döneminde Türkiye’de 7 adet su bendi bulunurken, Demirel’in iktidar olduğu dönemde baraj sayısı 73’e çıkmış, ayrıca 56 yeni baraj da projelendirilip inşaatına başlanmıştır. Onun ilk başbakanlığı sırasında Türkiye büyük bir kalkınma hamlesi başlatmış, ortalama kalkınma hızı yüzde 7 olmuştur.

Demirel, siyasi hayatı boyunca demokrasi mücadelesi vermiş fakat darbe ile hükümeti kaybettiği zaman bile devlet ile çatışmaya girmemiştir.

DEMOKRAT BİR SİYASETÇİYDİ

İnsan hakları ve evrensel hukukun ülkede hakim olması için ciddi bir mücadele vermişti. Başbakan olduğu dönemde kendisine ve hükümetine karşı eleştiri sınırlarını aşan ve kendisine hakaret edenlere karşı bile aşırı hoşgörülü olmuş, hiç kimse hakkında dava açmamıştır. Bu anlamda Demirel’i tipik bir “Batılı demokrat” olarak tanımlamak mümkündür.

YOLLAR YÜRÜMEKLE AŞINMAZ

Demirel demokrat, sabırlı ve hoşgörülüydü. Hulusi Turgut’un naklettiğine göre 12 Mart Muhtırası sonrası gösteri yapanlar için sözleri şunlar olmuştu:

“Bunlar, kanuni haktır. Yani bunlar, anayasal haktır. Zaten bunları kaldırmaya kalkmak, Anayasa ihlali ile sizi karşı karşıya bırakır. Kaldı ki; bırakın hakkını kullansın herkes. Silahsız ve saldırısız olduğu sürece bırakın, kullansın. Niye rahatsız oluyorsunuz? Sokaklar yürümekle aşınmaz! Rahatsız olmayınız, bırakın bu haklar kullanılsın. Gösteri yürüyüşü ve toplantı hakkı, masum insanların, mazlum milyonların hak aramada başvurduğu çok değerli bir haktır…”

NEDEN ‘ŞAPKAMI ALIR GİDERİM’ DEMİŞTİ?

Kayseri Cezaevi’nden geçici olarak tahliye edilen Celal Bayar için 23 Mart 1963’te Ankara’da büyük gösteriler yapılmıştı. Gösteriler isyana dönüşünce olaylardan sorumlu tutulan Demirel partiden bir kısım arkadaşıyla beraber istifa etti.

İleriki yıllarda bazıları kendisini bu istifasından dolayı eleştirmiş “parti basılınca, şapkasını alıp, kaçtı” demişlerdi. Buna cevap olarak Demirel şunları söylemiştir: “Ben şapkamı alıp gittim de Parlamento gitmedi mi? Üniversiteler, Anayasa Mahkemeleri kaldı mı? Rejim de şapkayı alıp gitti. Sen, şapkayı alıp gittin diyenler, o zaman neredeydi?”

SİYASİ TARİHİMİZİN UNUTULMAZ İSMİ

Darbelere, muhtıralara rağmen demokratik yollarla mücadelesini sürdüren, bu sayede 6 defa bıraktığı başbakanlık koltuğuna 7. kez oturan Süleyman Demirel, siyasi tarihimizin duayen siyasetçi ve devlet adamları arasına ismini altın harflerle yazdırmayı başarmıştı.

SİYASETE ATILMADIM SİYASETE İTİLDİM

Süleyman Demirel’in siyasi hayatını darbeler şekillendirdi. Vermiş olduğu bir mülakatta 1960 ihtilalinin siyasi mücadelesinin başlangıç noktasını teşkil ettiğini söylemiştir. Askeri darbelerin Türkiye ve Türk milletine yapılmış çok büyük haksızlıklar olduğuna inanmıştı. Her darbe ile Türkiye’nin kalkınma hareketinin duraklamaya uğradığını belirtmiş ve “bu yarıda kalmışlığın karşısına” geçmek için siyasete girdiğini söylemişti.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ