DÂNİŞMENDLİLER

DÂNİŞMENDLİLER

Dânişmendliler Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da kurulan ilk Türk devletlerinden birisidir (1071-1178). Bu devlet, Melik Ahmet Gümüştekin Danişmend Gazi tarafından kurulduğundan dolayı “Danişmendliler (Danişmendiyye) ” adını almıştır. Danişmendlilerin Anadolu’da takip ettikleri siyasî ve kültürel faaliyetler göz önüne alındığında Türk-İslâm Tarihi’nde önemli rollerinin bulunduğu ve bundan dolayı Anadolu’da kurulan önemli Türk devletlerinden birisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Anadolu Türk Tarihi’nin en karanlık dönemi olan XI. ve XII. yüzyıllarda yaşamış olmalarından dolayı, bu dönemin aydınlatılabilmesi için Danişmendlilerin de bilinmesi gerekmektedir.

Ancak XIII. yüzyıl tarihçilerinden İbn Bibi (ö. 1282) eserinin mukaddimesinde Emir Artuk ve Emir Danişmend gibi büyük beylerin ahvalini tahkik etmediğini, uzun zaman geçtiği için o devrin tarihçileri arasında ihtilâflı rivayetlerin olmasından dolayı bu dönemlerin tarihî olaylarını eserine almadığını belirtmektedir. Ayrıca, İbn Bibi, daha kendi yaşadığı dönemde (XIII. yüzyılın sonlarına doğru) bile Danişmendlilerin tarihlerinin ne kadar müphem ve karışık olduğunu gözler önüne sermiştir.

Danişmendlilerin Menşei

Danişmendli Devleti’nin kuruluşuna geçmeden önce, konu ile bağlantı sağlamak için Danişmend Gazi’nin etnik menşei, ceddi ve devletin kuruluşuna kadarki hayatına kısaca değinilmesi gerekmektedir.

Danişmend Gazi’nin etnik menşei ile ilgili üç görüş vardır: Bunlardan birincisi onun etnik menşeinin Arap olduğu şeklindedir. Bunun nedeni de Danişmendnâme’de Danişmend Gazi’nin efsanevî Arap kahramanı Battal Gazi’ye bağlanmasındandır. Ancak bu bilginin doğru olmayıp, destanî bir rivayet olduğu anlaşılmaktadır.

İkinci görüş ise, Danişmend Gazi’nin etnik menşeinin Ermeni olduğu şeklindedir. Bu görüş Hıristiyan kaynaklarından sadece Ermeni ve Bizans (Rum) kaynaklarında müphem ve çelişkili bir şekilde geçmektedir. Ancak, Danişmend Gazi’nin menşei hakkındaki bu çelişkili bilgilerinden onun Ermeni asıllı olduğu sonucunu çıkarmak çok zordur. Buna rağmen bu müphem bilgileri yanlış yönde tefsir eden günümüz tarihçilerinden M. H. Yinanç da Danişmend Gazi’nin etnik menşeinin Ermeni olduğunu öne sürmüşse de haklı olarak bu konuda çok eleştiri almıştır.

Danişmend Gazi’nin etnik menşei ile ilgili üçüncü görüş ise onun Türk olduğu şeklindedir. Özellikle Batı kaynaklarında bu görüşü teyit eden bazı bilgilere rastlanmaktadır. Bu görüş hemen hemen bütün araştırmacılar tarafından da kabul edilmektedir.

Danişmend Gazi’nin Ceddi ve Devletin Kuruluşuna Kadar Hayatı

Danişmend Gazi’nin babası dışında onun ataları hakkında bir bilgi yoktur. Babası Danişmend Ali Taylu Harezm’den gelip danişmend olarak Selçukluların hizmetine girmiştir. Daha sonra da Danişmend Ali Taylu, Büyük Selçuklulara muallim, müşavir, diplomat ve atabey olarak hizmet etmiş, onlarla akrabalık ilişkileri kurmuştur.

Danişmend Ali Taylu’nun nerede, ne zaman ve kaç yaşında öldüğü belli değildir. İsfahan’da Selçuklu şehzadelerine Atabeylik yaparken muhtemelen 1051-1063 yılları arasında, 1055’lere doğru burada ölmüş olmalıdır.

Babasının ölümü üzerine onun gibi bilge bir kişiliğe sahip olan oğlu Danişmend Gazi babasının görevine getirilmiş olmalıdır. Daha sonra merkezden ayrılan Danişmend Gazi, önce Azerbaycan’a geldi ve burada bir müddet kaldı. Bu sırada bir taraftan muallimlik görevini ve diğer taraftan da Azerbaycan bölgesinde gaza faaliyetlerini devam ettirdi. Çünkü onun bilge kişiliği yanında, bir de alplık ve yiğitlik tarafı bulunmaktadır.

Danişmend Gazi, Sultan Alp Arslan’ın 1064 ve 1068 yıllarındaki Kafkasya Seferlerine katıldı ve Selçuklu ordusuna kılavuzluk yaptı. Bu seferler sırasında bilgisi, görgüsü ve kişiliği ile Sultan Alp Arslan’ın dikkatini çekti.

Bundan sonra da Malazgirt Savaşı’na katıldı (1071). Bu savaşta yaptığı konuşmalar ve tavsiyelerle Sultan Alp Arslan’ın moralinin yükselmesini sağladı. Bundan dolayı zaferin manevî mimarları arasında yer almıştır.

Zaferin kazanılmasından sonra savaşa katılan diğer emirlerle birlikte, vergiden muaf tutularak Danişmend Gazi’ye Sivas, Tokat, Niksar, Elbistan ve Malatya dolayları ikta edildi. Bizzat Sultan bundan sonra Anadolu’da fethedeceği yerlerin de kendisine ait olacağını kararlaştırdı ve bunlarla ilgili ahit-nâmeler düzenletti.

Romanos Diogenes’in yeniden tahtına oturamaması ve öldürülmesi üzerine onunla yapılan antlaşmanın da geçersiz hale gelmesiyle Sultan Alp Arslan, beylerine ve komutanlarına Anadolu’nun fethi emrini verdi. Bunların arasında bulunan Danişmend Gazi de, bütün ihtiyaçları karşılanarak kendisine ikta edilen bölgelere gönderildi.

Dr. Sefer SOLMAZ

Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ