ÇARLIK YÖNETİMİNDE AZERBAYCAN

ÇARLIK YÖNETİMİNDE AZERBAYCAN

1736 yılında İran’da tahta geçen Nadir Şah’ın 1747’de öldürülmesiyle İran, Azerbaycan üzerindeki hâkimiyetini kaybetti.[1] Tebriz Valisi Rıza Han Osmanlı hükümetine müracaat ederek, Azerbaycan’da müstakil bir saltanat tesisi için şehzade istemişse de bu fırsattan yararlanılamadı.[2] Çarlık Rusya’sı Kafkasya ötesini ele geçirmek için Gürcü Kralı İraklin’i, II. Katerina’nın vassalı ilan etti. 1775’te İran’daki Kaçar Hanedanı’nın lideri Ağa Muhammmed Şah Kafkasya ötesini işgal edip Tiflis’e girdiği zaman Rusya Gürcistan’a yardıma geldi. 1801 yılında Çar I. Pavel birkaç yıl önce imzalanan anlaşmayı ihlal ederek, Gürcistan’ı bir Rus eyaleti haline getirdi.[3]

Bölgede İran baskısı zayıflayınca Azerbaycan tarihinde Hanlıklar Dönemi başladı. Kurulan hanlıklar kuzeyde; Şeki, Karabağ, Gence, Bakü, Derbent, Kuba, Nahcıvan, Talış ve Revan, güneyde ise; Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Makü, Meraga’dır.[4] Şeki ve daha sonra Kuba Hanlığı bütün hanlıkları birleştirip tek bir kuvvet olmak istemişlerse de başarılı olamadılar. Bunda en büyük etken; kendi aralarındaki çatışmalar, Rusya ve İran’ın bölgedeki nüfuzu ve baskısı, hanlıkların ekonomik ve sosyal durumlarıdır. Kafkasya’ya Rusya’nın olduğu kadar İran, İngiltere ve Fransa’nın da ilgisi vardı. İngiltere, İran’ı Rusya’ya karşı silahlandırmak istiyordu. Bunun için 1800 yılında İngiltere elçisini İran’a gönderip siyasi ve iktisadi münasebetler kurdu ve anlaşmalar yaptı.[5]

Çarlık Rusya’sı 1801’de Gürcistan’ı işgal ederek Kafkasya’daki ilerleyişine hız verdi. Daha sonra sıra Azerbaycan’a geldi. Rusya’nın Azerbaycan topraklarını işgal etmek için hanlıkları birer birer kendi tarafına çekmek ve hâkimiyet altına almak gibi çeşitli politikalar takip etti.

Çar ordularının Kafkas komutanı General Sisianov’un Çar-Balaken’den[6] sonraki hedefi Gence Hanlığı oldu.[7] Genaral Sisianov, Gence Hanı Cevat Han’a teslim olmasını teklif etti, fakat bu teklif kabul edilmedi. Ocak 1804’te Rus orduları Gence üzerine yürüdü. Cevat Han ve oğlu savaş meydanında öldükten sonra Gence Hanlığı Çarlık idaresine girdi.[8] Azerbaycan topraklarının Rusya tarafından işgal edilmesi Osmanlı ve İran Devletleri tarafından tepkiyle karşılandı. İran ve Rusya arasında 1804 yılında başlayan savaştan bir yıl sonra Karabağ Hanı İbrahim Halil ve Sisianov bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşma ile Karabağ Hanlığı Rusya’ya bağlandı. Bundan bir hafta sonra Şeki Hanlığı da bir antlaşma imzalayarak ve Rus hâkimiyetine girmeyi kabul etti. Böylece sıra ile Gence, Karabağ ve Şeki Hanlıkları fazla bir mukavemet gösteremeden Rusya’ya bağlandı. Daha sonra Bakü Hanı Hüseyin Kulu Han, Sisianov tarafından yapılan teslim olma teklifini kabul etti, fakat antlaşmayı imzalamaya gelen Sisianov Hamza Bey tarafından öldürüldü.[9]

General Sisianov’un öldürülmesinden sonra Rus ordularının başına General Zavalşin atandı ve Bakü Hanlığı’nı hâkimiyet altına almaya çalıştı. 1806’da Rus orduları komutanı General Bulgakov teslim oldukları takdirde halka dokunulmayacağını söyledi ve teminat olarak da oğlunu Bakü’ye gönderdi. Halk buna inanmadı ve dağlara çekildi. Han ise önce Kuba’ya daha sonra da İran’a kaçtı.

Böylece Bakü Hanlığı Ruslar tarafından işgal edildi. Bu olaydan bir süre sonra Kuba Hanlığı da teslim oldu[.[10] Bu hanlıklardan bazıları zaman zaman Ruslara karşı isyan etti. Bu isyanlardan en önemlilerinden bir tanesi 1808’de Kuba Hanlığı tarafından çıkarılan isyandı ki, bu isyan kanlı çatışmalardan sonra bastırıldı.[11]

1813 yılında Rus-İran Antlaşması (Gülistan Antlaşması) İran’ın savaşta mağlup olmasından sonra Karabağ’ın Gülistan bölgesinde imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Talış, Şirvan, Kuba, Bakü, Gence, Karabağ ve Şeki Hanlıkları Rusya’nın hâkimiyetine bırakıldı. Böylece Azerbaycan topraklarının ikiye bölünme süreci başladı.[12]

1826 yılında başlayan Rusya-İran Savaşı da İran’ın yenilgisiyle sonuçlandı. Bu savaşın sonunda imzalanan Türkmençay Antlaşması’na (1828) göre Rusya Azerbaycan’ın güney topraklarından çıkacak, fakat Erivan ve Nahçıvan Rusya’nın hâkimiyetinde kalacaktı. Böylece Azerbaycan, “Kuzey” ve “Güney” olmak üzere ikiye ayrıldı.[13]

Osmanlı Devleti, 1828 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’ndan mağlup ayrıldı ve savaş sonunda imzalanan Edirne Antlaşması (1829) ile Kafkasya ötesinin (Erivan ve Nahçıvan) Ruslar tarafından işgalini kabul etmek zorunda kaldı.[14] Böylece Azerbaycan halkı istiklalini tamamen kaybetti ve Azerbaycan toprakları iki ayrı bölgeye ayrıldı.

Kuzey Azerbaycan topraklarının Çar’ın orduları tarafından işgali sırasında hanların büyük kısmı karşı koymadan Rus hâkimiyetine girmeyi kabul etmişti. Bu hanlıklardan Karabağ, Şeki ve Şamahı Hanlıklarının idare sistemi olduğu gibi bırakılırken, Gence, Bakü ve Kuba Hanlıkları karşı koydukları için buralarda hanlık idaresi kaldırıldı. 1819-26 yılları arasında Şeki, Samahı, Karabağ, Lenkeran Hanlıklarında da hanlık sistemi kaldırıldı. Azerbaycan’da merkezi Suşa olan Müslüman Eyaletleri Reisliği kuruldu ve idarenin başına bir Rus subayı atandı. Daha sonra hanlıklara ait topraklar eyaletlere bölündü, eyaletlerin yöneticileri askerler oldu ve bu usul komen’dat (askeri) idare usulü olarak adlandırıldı.[15] Azerbaycan’da halk, zaman zaman Rus hâkimiyetine baş kaldırdı. En büyük isyanlardan biri Kuba’da 1837’de oldu, fakat başarıya ulaşmadan Çarlık orduları tarafından bastırıldı.[16]

1840 yılında komendat idare usulü kaldırıldı. Yerine vilayetler, kazalar ve mahalleler oluşturuldu. Kafkasya ötesi, merkezi Tiflis olan Gürcistan-İmeretiye vilayeti ve merkezi Şamahı olan Kaspi vilayetlerine bölündü. Fakat kısa süre sonra bu sistem de değiştirildi, bütün Kafkasya eyaletleri bir inzibati idare altında birleştirildi ve yönetici olarakta M. Baronsov atandı. Böylece milli mensubiyetler göz önüne alınmadan eyaletler yeniden oluşturuldu.[17] Azerbaycan coğrafyasında Çarlık Rusya’sı tarafından düzenlenen bu sistem 1917 yılına kadar ufak tefek değişikliklerle yönetim biçimi olarak devam etti.

XIX. yüzyılın başından itibaren yapılan İran-Rus savaşları halkın iktisadi durumunun bozulmasına sebep oldu. Savaşlar ve işgaller neticesinde halktan bir çok kişi öldü, bir çoğu esir alındı ve bir kısmı da başka yerlere kaçmak mecburiyetinde kaldı. Mesela, Karabağ Hanlığı’nda Rusya’nın işgalinden önce yaklaşık 10.000 kişi yaşarken, işgalden sonra (1812’den sonra) bu sayı 3.000’e kadar düştü. Savaş sırasında İran’a kaçanların bir kısmı Gülistan Antlaşması’ndan sonra geri döndüler.

Bu dönenler içerisinde Ermeni aileler de vardı. 1804-1813 ve 1826-1828 yıllarındaki İran-Rus savaşlarında ve bu savaşların sonunda Azerbaycan’a özellikle Karabağ’a İran, Türkiye ve Güney Azerbaycan’dan kitleler halinde Ermeniler göç etti. Bu göçlerle Ermeniler bölgede nüfuslarını arttırdılar.[18]

Türkmençay Anlaşması’nın yapılmasından sonra halk tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başladı, özellikle buğday, arpa ve çeltik üretmeye yöneldiler. Ayrıca ipekçilik önemli bir gelir kaynağı oldu. Resmi rakamlara göre Şamahı, Şeki, Bakü, Karabağ, Kuba ve Lankeran’da ipekçilik ve dokuma işiyle uğraşan 8.000 kadar esnaf mevcuttu. 1830 ve 1840 yıllarından sonra halkın şehirlere yerleşmesiyle Şamahı, Bakü, Gence, Nuha, Nahçıvan, Ordubad ve Kuba birer yerleşim merkezi haline geldi.[19]

Kuzey Azerbaycan toprakları Rus orduları tarafından işgal edildikten sonra hanlara ait topraklar, bu topraklarda çalışan insanlarla birlikte devletleştirdi ve onlara “devlet köylüleri” adı verildi.[20]

Devlet topraklarının yanında beylere ait topraklar olduğu gibi din adamlarının da kendilerine ait toprakları vardı. XIX. yüzyılın ilk yarısında Azeri köylülerin ellerinden alınan topraklar Rusya’dan göç ettirilen Rus köylülerine verilmeye başlandı. Bu uygulama Azeriler arasında huzursuzluk yarattı. Toprakları işleyen köylüler beylere ve devlet hazinesine vergi veriyorlardı. Azerbaycan topraklarının müstemlekeye çevrilmesi, yöneticilerin istismarları, ağır vergiler halkın huzursuzluğunun artmasına sebep oldu. Bu baskılara karşı 1837’de Kuba’da, 1838’de Şeki’de ve bazı bölgelerde silahlı ayaklanmalar oldu, fakat bunlar Çar orduları tarafından bastırıldı.[21]

Çarlık tarafından uygulanmaya başlanan askeri idare usulü başarıya ulaşamayınca kaldırıldı. Çarlık, 1840 yılında yayınladığı kanunla bu usulün kalktığını ve Kafkasya ötesinin vilayetlere ayrıldığını bildirdi. Buna göre Azeri memurlar işten atılarak yerlerine Rus memurlar getirildi ve mahkemeler ise Rus kanunlarına göre faaliyet göstermeye başladı. 1844 yılında kurulan inzibati idare ile yeni vilayetlere bölünen Kafkasya ötesinin yönetimine M. Baronsov atandı.[22]

1846 yılında yayınlanan bir fermanla beylerin ve ağaların topraklarını istedikleri gibi alıp satabilecekleri ve toprak üzerindeki özel mülkiyetleri tasdiklenerek karara bağlandı. Ayrıca 1847 yılında ilan edilen Köylü Kanunnamesi’ne göre, 15 yaşını geçen kişilere topraklardan pay verilmesi ve onların buna karşılık toprak sahiplerine vergi vermesi kararlaştırıldı.[23]

1861 yılında Çarlık yönetiminin yayınladığı kanunnameye göre, köylüler hür oldular ve toprak sahipleri artık onları istedikleri gibi alıp satamayacaktı.[24] Rus köylüleri hükümetin verdiği borçlarla toprak sahibi olma hakkı kazandı. Bu kanun sadece Rusya’nın merkez vilayetlerinde yaşayan köylüler için geçerli oldu. 1870 yılında Kafkasya ötesi vilayetleri de Elizavetpol, Bakü, Erivan ve kısmen Tiflis’teki Müslümanların ve Ermenilerin topraklarında çalışan köylüler hakkında da bir kanunname yayınlandı.[25] Bu kanun 1847 yılında yayınlanan kanunun aynısıydı. Köylü kendi toprağını satın alma hakkına sahip olsa da Rus köylülerine verilen borç para Azeri köylülere verilmedi. 1847’de yayınlanan kanuna göre, köylüler azad edildi. 1870 yılında yayınlanan kanundaki azatlığın bir farkı daha önce bir toprak sahibinin yanında çalışan köylünün diğerlerinin yanında çalışmasının bir takım şartlara bağlı olmasıydı ki, 1870 yılındaki kanunla bu şartlar kaldırıldı.[26]

Azerbaycan’da halk, şehir ve köylerde özellikle kadınlar halı dokuma işiyle ve ipekçilikle Hazar ve Kür sahillerinde ise balıkçılıkla geçinmekteydi. Bu dönemde Hazar Denizi’nin kullanılmasıyla özellikle Rusya ve İran’la olan ticaret hayli artmıştı. İlk zamanlarda vergiler bazen mal bazen de para olarak toplanırken, 1852 yılından sonra bütün vergiler para olarak toplanmaya başlandı ve zaten kötü olan halkın durumu daha da bozuldu.[27]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ