ÇARLIK DÖNEMİNDE KIRGIZİSTAN’DA KÜLTÜREL HAYAT

ÇARLIK DÖNEMİNDE KIRGIZİSTAN’DA KÜLTÜREL HAYAT

9. yy.’ın ikinci yarısı-20. yy. başları Kırgız kültürü, eski dönemlerin kültürüne ve iyi geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Kırgız halkı maddî ve manevî kültürünün geleneksel şekillerini korumuş ve geliştirmiştir. Ayrıca yeni sosyal-ekonomik münasebetlerin, diğer Türk halkları ve Avrupalı göçmenlerle giderek artan ilişkilerin etkisiyle Kırgız kültürü içine diğer kültür unsurları da girmeye başlamış, bununla ilgili olarak da Kırgızların geleneksel zanaatleri değişmiş ve gelişmiştir. Asırlarca süren göçebe hayat tarzı ve feodal-kabile düzeni Kırgızların tüm hayatî faaliyet alanlarına damgasını vurmuştur. Maddî kültürün başlıca ögeleri olan konut, giyim ve yiyecek, eskiden olduğu gibi hayvan ürünlerinden ve doğadan elde edilmekteydi. Bu ürünler zamanın sınavından geçmiş ve her yönden güvenilir idiler. Coğrafî, tarihî şartlar ve komşu halklarla ekonomik, kültürel ilişkiler sonucu ortaya çıkan bazı yerel özellikler dışında, Kırgızların maddî kültürü tek tip ve özgün olmuştur.

Kırgızlarda temel konut tipi, olağanüstü nitelikleri bulunan yurt (çadır) idi. Ahşap yapı tarzı ve keçe örtüsü sayesinde kolaylıkla kurulabiliyordu. Ayrıca paravana şeklindeki duvarları çeşitli kombinasyonlarla kurarak çadırı büyütmek veya küçültmek mümkündü.

Çadırın iç düzeni kesin belirlenmiş geleneksel kurallara göre düzenleniyordu. Yalnız 20. yy. başlarında bazı zengin kişilerin çadırında fabrikada üretilmiş kap kacak, gaz lambaları, ahşap masa ve yataklar görülmeye başlar. Ülkenin güneyinde bu tip evler artık 19. yy.’ın ilk yarısında ortaya çıkar. Bunların içinde Özbek-Tacik köyleri için karakteristik olan düz damlı veya çift eğilimli çatısı olan kerpiç evler idi.

Ülkenin Rusya’ya birleştirilmesinden sonra Kırgızistan’ın kuzeyinde askerî ve sınır muhafaza mıntıkaları kurulmaya başlandı. Bunlar daha sonraları şehir ve ticaret kasabalarına dönüştüler. Örneğin, Tokmak, Pişpek, Karakol, Narın vd. şehirler böyle ortaya çıkmışlardır. 19. yy.’ın son çeyreğinde Rus, Ukrayna, Alman, Dungan vs. halkların Kırgızistan’a göç etmesiyle yeni tip köyler kurulmaya başlamıştır.

Yeni ortaya çıkan şehir ve köylerin etkisiyle 19. yy. sonlarına doğru Kırgız kışlaklarının (kışın kaldıkları bölge) yanıbaşında ikinci mesken olarak evler ve yardımcı yapılar yapılmaya başlanmıştır.

İlk Kırgız yerleşim birimi (Kıştak) olan Taş-Tube’nin temeli 1899 yılında atılmıştır. 20. yy. başlarında Issık Göl civarında Tepke, Çırak, Darhan, Temirovka, Taştak, Ak-Koçkor; Talaş ovasında Kara-Arça, Jayılgan, Üç-Korgon; Çu ovasında Çala-Kazak gibi Kırgız köyleri (Kıştak) kurulmuştur. Yeniyi kabul eden Kırgızlar geleneksel değerlerini de korumaya devam ederlerdi. Evi odalara bölmez, duvar veya çitle çevrelemez, evin yanına çadır kurarlardı. Evin iç düzeni de geleneksel çizgilerini korumakta devam etmiştir.

Diğer halklarla ilişkilerin kuvvetlenmesi, ticaret ve mübadelenin artması sonucu Kırgızların geleneksel giyimleri de belli değişimlere uğradı. Önce dışarıdan getirilen kumaşlar yaygınlaştı.

Giderek erkek ve kadın giysileri daha çok farklılaşmaya başladı. Bazı giyim türleri ortadan kalktı, diğerlerinin kesimi değişti, elbiselerde alıntı unsurlar kullanılmaya başladı. Kırgızların geleneksel mutfağında hamur ve et yemekleri ağırlıktaydı. Darı, arpa, buğday gibi tahıllar ve doğa ürünleri de geniş bir şekilde kullanılmaktaydı.

Kırgız mutfağının fakir ve tek tip olması hakkında oluşan fikirlere rağmen, Kırgızlara yararlı oldukları zamanla kanıtlanmış et ve süt ürünlerinden çok sayıda nefis yemekler hazırlanıyordu.

20. yy. başlarında yerleşik hayata geçen Kırgızlar, çeşitli sebzeler de yetiştirmeye başladılar ve mutfaklarına komşu halkların millî yemekleri girmeye başladı (mantı, lagman, yahni vs.). Farklı halklarla temaslar, diğer maddî kültür değerlerini de etkiledi, önemini kaybeden veya eskiyen unsurlar pratik ve estetik şartlara uygun olan yenileri ile değiştirildi.

Bu dönemde Kırgız halkının zengin ve özgün manevî kültürü de gelişmesini hızlandırdı. Bu süreci etkileyen hususlar, yeni tip okulların açılması, yetenekli sanatçıların varlığı, ilerici fikirli Avrupa aydınlarının faaliyetleri, çeşitli kitap ve matbuatın yayılması idi.

Diğer halkların tarih kitaplarında, edebiyatta, resimde, heykel sanatında, tiyatro oyunlarında yansıttıklarını, Kırgızlar, manevî kültürlerinde önemli yeri olan sözlü halk edebiyatı aracılığı ile yansıtmışlardır.

Bu dönemde de her zaman olduğu gibi kahramanlık destanları, özellikle büyük “Manas” destanı halk arasında çok yaygın idi ve seviliyordu. Bunun dışında “Er Töştük”, “Janış ve Bayış” gibi masalsı- mitolojik; “Kurmanbek”, “Er Tabıldı”, “Janıl-Mırza” gibi kahramanlık; “Sarınjı Bököy”, “Oljobay ve Kişimjan” gibi konusu günlük hayattan alınmış “Küçük” destanlar da bilinmekteydi.

Destan geleneğinin korunması ve gelişmesinde önemli rolü halk hikâyecileri (akınlar) oynamışlar. İfa sırasında bunlardan her biri tarihî şartlar ve o anki ortamla ilgili olarak hikâyeye yeni bir şeyler eklemişler. Bu dönemin en meşhur hikâyecileri Tanıbek (1846-1902), Naymanbay Bekmuratov (1853-1911), Togolok Moldo (1860-1942), Şapak Rısmendeyev (1863-1956), Sagımbay Ororbakov (1867-1930), Çoyüke Omurov (1886-1928); güneyde ise Çal Sadıkov (1850-1911), Isak Şaybekov (1880-1957) ve diğerleri idi.

Şunu da kaydedelim ki birçok yetenekli akınlar, belli tarihî olayları ve çağdaşlarını konu alan yeni destanlar da yaratmışlardır. Örnek olarak “Balbay” ve “Osmon Batır” destanlarında Kırgız halkının Rus işgalcilere karşı mücadelesi; “Kırgız Batırları”nda ise Şabdan, Baytik gibi tarihî kişiliklerin kahramanlıkları ve faziletleri terennüm edilmektedir. “Ak Möör”, “Kaptagay’ın Kızının Şikayeti” (Kaptagaydın Kızının Armanı) destanları ise kendi hakları ve Kırgız kadınının hakları için mücadele eden 19. yy. insanları hakkındadır.

Genelde Kırgız folkloru çok çeşitliliği ile dikkati çekmektedir. Destanların yanı sıra didaktik, mitolojik konularda, ritüel ve günlük hayatla ilgili şarkılar, efsaneler, masallar, bilmece ve ata sözleri de gelişmiştir. Bu türlerin korunarak geliştirilmesi büyük ölçüde Jenijok Kokouulu (1860-1918), Toktokul Satılganov (1883-1953), Barpı Alıkalov (1884-1949), Kalık Akiyev (1183-1953) gibi akınların, Moldo Niyaz (1820-1896), Moldo Kılıç (1866-1917), Togolok Moldo (1860-1942), Toktoralı Talkanbayev (1869-1943), Aldaş Moldo (1876-1930), Isak Şaybekov (1880-1957) gibi akın-yazarların faaliyetleri ile ilgilidir.

Ülkede baş gösteren sosyal-ekonomik değişimler ve zor hayat şartları, onları yeni manevî arayışlara itmiştir. Kırgız halkının toplumsal şuur düzeyinin gelişiminin yollarını aksettiren fikirlerine göre akınlar iki fikir akımına ayrılırlar: Zamancılar ve demokratlar. Bu iki fikir akımına mensup kişilerin eserlerinin incelenmesi, bunların arasında zıtlıkların değil, ilgi ve gelenek bağlantısının bulunduğunu göstermektedir. Oysa son dönemlere kadar, toplumun aşırı ideolojikleşmesi sonucu, zamancı akınların dünya görüşü ve fikirleri tutucu, irticacı olarak görülüyor, bunların değerli eserleri ancak olumsuz açıdan takdim ediliyordu. Gerçekte ise onların eserlerinde gerçek tarihî motiflerle dinî-mistik motifler iç içe geçmiş durumdadır. Ayrıca kötümser fikirler çok az yer işgal etmekte ve sadece bazı zamancılar için karakteristik olmaktadır.

Bu dönemin önde gelen zamancısı, sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçişte önemli katkıları olan Moldo Kılıç’tır. Küçük yaştan eğitime başlayan akın, Firdevsî, Nevaî, Bedil, Rabguzî vd. gibi Doğu klâsiklerinin eserlerini okumuş, kendi dönemi için çok zengin sayılan bir kütüphaneye sahip olmuştur. O, hayatı boyunca halkını zor durumdan kurtarmanın yollarını aramıştır. Moldo Kılıç, tarihî ilişkilerin yok olduğu, boy-kabile bağlarının ortadan kalktığı, insanlarda iktidar ve para hırsının, çıkarcılık, açgözlülük gibi olumsuz özelliklerin ortaya çıktığı dağılan bir dünyada yaşadığını düşünüyordu. O, geçmişe dönüş yapma yanlısı değildi, sadece olarak insanlara atalarındaki iyi özellikleri aşılamak istiyordu. Akın, İslâm’ın hümanist fikirlerinin yardımıyla soydaşlarının ahlakî-etik yönlerini etkilemeye çalışıyordu. Kendi halefleriden farklı olarak Moldo Kılıç toplumdaki ilerici gelişmeleri fark etmiş ve kendi eserlerinde halkı, bunları, özellikle yeni çalışma metotlarını kullanmaya davet etmiştir. Ama o, aynı zamanda, Çarlık Rusyası’nın ve yönetiminin sömürgeci politikasını da acımasızca eleştirmiştir.

Moldo Kılıç’ın eserleri farklı yollardan yayılıyordu. Onun “Deprem Masalı”, “Kız ve Erkek”, “Kerme-Too”, “Çu Ovası Destanı”, “Kuşlar”, “Kartalın Ziyafeti”, “Acı Çekme Dönemi” vs. gibi eserleri halk arasında çok sevilmekteydi. 1911 yılında Kazan’da onun “Kıssa-i Zilzala” (Deprem Masalı) adlı eseri yayımlanmıştır. Bu, Kırgızca ilk yayımlanmış eser idi.

Yazar-akınlardan en meşhuru Moldo Niyaz idi. O, Kaşkar’da medrese eğitimi almış, tüm Türkistan’ı dolaşmış ve 19. yy.’ın ikinci yarısında Fergana ovasında baş gösteren çok önemli olaylara tanık olmuştur. Onun 7 eser yazarak bunları elyazma kitap haline getirdiği bilinmektedir. Bunlardan günümüze sadece 3’ü ulaşmıştır. Bunlarda Moldo Niyaz didaktik bir şekilde toplumun ağır hayatından bahsetmektedir. Tüm belâların sebebini o, ahlâk değerlerinin yok olmasında ve İslâmî kurallara uyulmamasında görmektedir. Bu eserlerde Kırgızların Hokandlıların zorbalıklarına karşı mücadelesi ve Doğu Türkistan’a kaçmaları, Çarlık Rusyası’nın Güney Kırgızistan’ı işgali gibi tarihî olaylar konu edilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ