ÇAĞ AÇAN FETİH İÇİN YAPILAN HAZIRLIKLAR

ÇAĞ AÇAN FETİH İÇİN YAPILAN HAZIRLIKLAR

Dünyadaki hemen hiçbir şehre nasib olmayacak şekilde tarihî ve kültürel önemiyle ön plana çıkan İstanbul, en yaygın kanaate göre, Megaralıların kurdukları Kalkhedon’un (bugünkü Kadıköy) karşı kıyısına, Haliç’le Marmara arasına, M.Ö. 659 yılında kurulmuştur. Kurucusu, Trak asıllı komutan Byzas’ın adından dolayı, şehre Byzantion ismi verilmiştir. Burası M.Ö. 74’te Romalıların hakimiyetine geçtikten sonra İmparatorluğun önemli bir merkezi olmuş, 324 tarihinde Romaİmparatoru I. Constantinus, Byzantion’u ikinci başkent ilân edince, İmparator Konstantin’in adından dolayı Konstantinopolis adını almıştır. İmparator Konstantin’in Hıristiyanlığı kabul etmesiyle de, şehir Hıristiyanlığın en önemli kültür ve sanat, zaman zaman da en önemli siyâsî ve ekonomik merkezi olmuştur.

Haliç’le Marmara arasındaki yedi tepe üzerinde, yaklaşık 17,2 km’lik bir sahaya kurulan şehrin zamanla coğrafî, siyasî, iktisadî ve kültürel önemi de artmış, Avrupa ve Asya kıtaları ile Karadeniz ve Akdeniz’in birleştiği bölgeye hakim olan imparatorlukların başkenti olmuştur. Bu tarihî şehir İlk ve Ortaçağlarda zamanın en iyi silahları ile kale duvarları, kuleler ve hendekler ve sair tahkimatlarla en iyi şekilde korunmuştu. Kemal Paşa-zâde İstanbul’un bu mukavemetli durumunu şöyle izah eder: “Bu hâl-ı muhakkak ve bu mekâl-i musaddak oldur ki, kal‘a-yı Kostantin ki dârü’l-küfürde rükn-i rikîndi, diyâr-ı küffârda hasânet-i mekân ve metânet-i erkân-ı bünyânla iştihâr bulmuş hısn-ı hasîndi”.

Dr. Önder BAYIR

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al