BULGARİSTAN’DA TÜRK HALK KÜLTÜRÜ

BULGARİSTAN’DA TÜRK HALK KÜLTÜRÜ

Bulgaristan’da Türk halk kültürünün uzun bir geçmişi vardır. En eski çağlarda oluşarak, çeşitli dönemlerde gelişerek ve zenginleşerek, toplum yaşamında çok yönlü sosyal işlevler görmüştür. Sinkretik nitelikte olan halk kültürü, kendisinde sözlü şiir ve anlatı edebiyatını, halk musikisini, halk koreografisini ve halk sahne sanatını biriktirmektedir. Nitekim daha sonraki profesyonel ve kişisel kültürün temellerini oluşturmuştur. Tükenmez ve ölümsüz ilham kaynağı konumundadır. Zengin manevî, moral ve estetik değerlere sahip olan Türk halk kültürü ve özellikle halk sanatı çeşitli etnik, millî din ve dil toplulukları arasında karşılıklı dostluk, iş birliği ve uygarlık alış verişinin güçlü bir faktörü haline gelmiştir. Bundan dolayı halk kültürünün ve özellikle halk sanatlarının araştırılması, yapıtlarının toplanması, değerlendirilmesi ve yeni baştan üretilmesi ve geliştirilmesi, akademik kuruluşların, yükseköğretim kurullarının öğretim, eğitim ve kültür müesseselerinin başlıca amacı olmalıdır…

I

Bulgaristan’da Türk halk kültürünün ve özellikle sözlü halk edebiyatının araştırılması halk biliminin XIX. yüzyıldan zamanımıza değin konusu olmuştur. Onlarla ilgili bilgiler ise bütün Ortaçağ tarih, kronik, Avrupa ve Osmanlı seyyahların yapıtlarında bulunmaktadır. Macar bilimcileri, genellikle Türk halk kültürünün ve özellikle Bulgaristan’da ve Balkanlar’da Türk kültürünün ve sözlü halk sanatının yapıtlarının toplanması, derlenmesi ve araştırılmasında öncülük yapmışlardı. Bu yönde Budapeşte Üniversitesi’nin bir bilim merkezi olarak önemi çok büyüktür. Türkoloji araştırmalarını dünyaca tanınmış Arman Vamberi, Jozev Buden gibi bilim adamları teşvik etmişlerdir. Halk Türk kültürü ve sözlü yapıtların bilimsel araştırılması ve değerlendirilmesi çalışmalarının temellerini, Kuman asıllı Macar bilgini Ignâcz Kunos (1860-1945) atmıştır. O bilimsel araştırmalarını ve derleme çalışmalarını bir arada sürdürmüştür. Sistematik ve plânlı olarak yaptığı ziyaretler ve araştırmalar sonucunda Balkanlar ve Türkiye’deki Türk sözlü halk sanatının örneklerini birkaç cilt halinde yayımlamıştır. Eğer Türk halk sanatının birçok dahiyane örnekleri korunabilmiş ise biz bunu kendisine borçluyuz. Bunların arasında, Ada Kale’de kaydettiği incilerden biri şudur:

Ötme bülbül ötme, yaz bahar oldu,
Bülbülün figanı bağrımı deldi.
Gül alıp satmanın zamanı geldi
Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i.

Şu Ada’dan gelip geçtim
Acı tatlı suyun içtim
Ben yarimden ayrı düştüm
Hey ada, güzel Ada, kal selamet şirin Ada…

O Plevne’nin Rus-Türk Harbi zamanındaki savunması ile ilgili ünlü halk yapıtının ilk kaydedenlerinden olmuştur:

Tuna nehri akmam dedi
Ben denize bakmam dedi
Yüz bin asker gelmiş olsa
Osman Paşa korkmam dedi.

(Ignâcz Kunos, Türk Halk Türküleri, Ankara 1998).

Türk halk kültürünü araştırma çabalarını büyük Macar bilimcilerinden olan Gyula Nemeth ve George Hazai sürdürmüşlerdir,

Genellikle Türk halklarının halk sanatı örneklerinin toplanması, yayımlanmasında Rus bilimcilerinden V. Radlov’un büyük katkısı olmuştur. Bunları 10 cilt halinde yayımlamıştır. Onu V. Smirnov, V. Gordlevski, V. M. Jirmunski, V. S. Garbuzova, I. V. Borolina gibi bilim adamları izlemiştir.

Daha P. R. Slaveykov, Nayden Gerov gibi Uyanış dönemi Bulgar yazar ve toplumcuları Türk halk edebiyatı ve özellikle fıkra, atasözleri örneklerini toplamış ve yayımlamışlardır. Ülkenin bağımsızlığını kazanmasından sonra, akademik kurumlar, Sofya Üniversitesi, Özgür Üniversite gibi yükseköğretim kurumları Bulgaristan’daki Türk halk kültürünün araştırılmasında hizmetleri olmuştur.

Stefan Mladenov, St. Çilingirov, St. Bobçev, V. Tsonev, D. Gacanov, M. Arnaudov, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da V. Vilçev, N. Kaufman, E. Ognanova, E. Staynova, Doroteya Dobreva, Lübomir Mikov gibi akademisyen, profesör, doçent ve diğer bilim adamları Türk halk sanatı ve Bulgar kültürüyle karşılıklı ilişkileri üzerinde durmuşlardır. Bulgaristan Türkleri arasından entelektüeller halk kültürüne karşı yakın ilgi göstermişlerdir. Bu yönde Türk Öğretmenler Birliği daha 1912’de okulların da bu alanda faydalı olacaklarını belirtmiştir. Bununla ilgili olarak Darülmuallimin (1918-1928), Medresetü’n-Nüvvab’in (1922/23-47), okuma evlerinin önemli rolünü belirtmeliyiz. Bu sorunlar üzerinde ısrarla Osman Keskioğlu durmuştur. Bu alandaki çalışmalarını Sofya Devlet Üniversitesi’ndeki yarı yüksek pedagoji enstitülerinde ve pedagoji okullarında olan çatışmaları biçiminde sıralayabiliriz. Bulgaristan’da Türk halk sanatı örneklerinin toplanması ve araştırılmasında filoloji bilimleri adayı, Sofya Üniversitesi okutmanlarından Rıza Molla’nın (1920-1989) özel katkısı vardır. O “Aya Kl. Ohridski” Sofya Üniversitesi’nde Türk Halk Edebiyatı üniversite kürsüsünün temellerini atmıştır. Onun dersleri dünya halk kültürü düzeyindedir. O, akademik çalışmalarını bilimsel-araştırma ve çalışmalarıyla birleşmiştir. Bulgaristan Türk halk şiirinden örnekleri içeren ilk derlemelerinden birini hazırlamıştır. Ne yazık ki onun bazı fundemantal folklor araştırmaları ötede beride yayımlanmadan el yazısı halinde kalmıştır.

Bulgaristan Türk halk şiiri örneklerinin araştırmaları sürdürülmüştür. Sami Hatibov musiki refakati ve harmonize edilmiş melodiler biçiminde şiir örnekleri derlemiş ve yayımlamıştır. Yeni Şarkılar ve Türküler başlığı altında (1961). Bunları Hayriye Süleyman Yenisoy’un ve Emil Boyev’in, Muharrem Tahsin’in, Muhittin Mehmedov’un, Yusuf Kerim’in, Hasan Karahisar’ın, Mefküre Molla’nın, Turgut Şinikar’ın, Osman Aziz’in, İbrahim Beyrulla’nın, Haşim Akif’in vs.’nin derlemeleri izlemiştir. Bunlara en genç kuşaktan I. Karakaş’ın çalışmalarını eklemeliyiz. Romanya, Makedonya, Priştina da bazı değerli derlemeler yayımlanmıştır.

Son yıllarda Bulgaristan’da Türk halk kültürü ve edebiyatının araştırılmasına Türkiye’de önem verilmektedir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanlığı’nın girişkenliği ve desteği ile Türkiye dışındaki Türk edebiyatları serisi altında 8 cilt yayımlanmıştır. Bunun sonuncusu Bulgaristan Türk Edebiyatına adanmıştır. Halk edebiyatı ile yeni zamanlardaki edebiyatı içermektedir. Antolojiyi Hayriye Yenisov, Nevzat Köseoğlu’nun yönetim ve redaktörlüğünde ve Prof. Dr. A. Bican Ercilasun ve Prof. Dr. Mustafa İsen yönetim ve redaktörlüğünde derlenmiştir (1997). Bulgaristan göçmenleri arasından yetişmiş Mehmet Merdivenci, Ahmet Taceman gibi yetenekli bilim adamlarının değerli araştırmalarını da belirtmek gerekmektedir.

Görüldüğü gibi, Bulgaristan’daki Türk halk kültürü ve halk edebiyatı ile ilgili değerli derlemeler ve değerli araştırmalar yapılmıştır. Doğal olarak, çözülmesi gereken daha pek çok sorunlar vardır. Bunları şöyle toparlayabiliriz:

  1. Türk halk kültürü ve halk edebiyatı ve sanatının, etnografya ve etnoloji gibi komşu bilim alanları arasındaki konu ortaklığı ve diferasyonu.
  2. Bulgaristan’daki Türk halk kültürü ve halk sanatı ve edebiyatının alt ve üst sınırları ve kapsamı sorunları,
  3. Bulgaristan Türk halk kültürü ve halk sanatlarını tasnifi
  4. Bulgaristan Türk halk edebiyatının bölüm, nevi ve türlerinin tasnifi.
  5. Bulgaristan topraklarındaki Türk halk sanatları ve Türk halk edebiyatının yapısı ve özü ile ilgili sorunlar.
  6. Türk halk sanatı ve halk edebiyatının Bulgaristan’da ve Balkanlar’daki kültürlerle karşılıklı etkinlikleri.
  7. Bulgaristan’daki halk kültürü, halk sanat ve edebiyatının yapıtlarının toplanılması, araştırılması ve yayımlanması.

II

Batı ülkelerinde halk bilimi ve halk edebiyatı hakkında farklı tabirler kullanıldığı için antropoloji ile etnoloji bilimlerinin karıştırılmasına neden olmaktadır. Çünkü çoğu zaman halk edebiyatı bu bilim kollarını kapsamaktadır. Fakat gerçekte etnolojinin çok geniş bir kapsamı vardır. Hemen hemen halk kültürünün bütün maddî ve manevî ögelerini içermektedir.

Doğuda ise halk bilimi deyince iki düzey arasında ilkesel ayrım yapılmaktadır: 1. Töresel, halk düzeyi, 2. Yüksek kültürün profesyonel düzeyi. Yani anonim halk kültürü ile profesyonel bireysel kültür arasında prensip olarak ayrım vardır. Türkiye’de Türk Halk Bilimi terimi zamanla üstünlük kazanmaktadır. O da ikiye ayrılmaktadır. 1. Gerçek plânda Türk Halk sanatı ve halk edebiyatı 2. Halk inanışları, oyunları, âdetleri vs. buna dayanarak büyük Türk halk bilimi ve halk edebiyatı uzmanı Prof. Pertev Naili Boratav, Türk halk bilimi ve halk edebiyatını iki cilt halinde incelemektedir. I. Türk Halk Edebiyatı (1969) II. Türk Halkbilimi- inanışlar, töre ve törenler, oyunlar. Hiç kuşkusuz ki Türk halk biliminin iki bölümü de önemlidir. Aralarında karşılıklı bağlılık vardır. Fakat Türk halk edebiyatının temelinde sanat yapıtlarının kendileri kaynak ve birim olarak durmaktadır.

Biz araştırmamızda daha fazla halk edebiyatı sorunları üzerinde durmaktayız.

Bulgaristan’da Türk halk edebiyatının sınırlarının, kapsam ve ülke, bölgesel ve Türk dünyası boyutlarının karşılıklı ilişkilerinin araştırılmasının büyük kuramsal ve pragmatik önemi vardır. Bunların çözümü ise Bulgaristan’daki Türklerle, Türk ahalisi, Türk etnik topluluğu, ülkenin devlet bağımsızlığını kazanmasından sonra Türk ulusal azınlığı, Türk etnik varlığı Türk ulusu ve Türk dilleri ailesi, Türk halkları ile karşılıklı ilişkileri, aynı zamanda Bulgaristan’daki kültürle, devleti ile karşılıklı ilişkilerle bağlıdır. Fakat her iki dönemde de genellikle Türk varlığı ve özellikle Türk etnik varlığından söz edilmektedir. Ben milliyet ve milletin yapısal varlığını tayin edici ögesi olarak etnik öz bilincini, Bulgaristan’daki yurttaşların Türk kimlikli oluşunu kabul etmekteyim. Yalnız, Türk bilincine sahip yurttaşların azınlık varlığı olarak hoşgörülü olmalarını, yurttaşı bulundukları devletin ulusal bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve her türlü etnik bölücülüğe karşı olmak şartıyladır.

Bu bağlamda bilim alanında iki tez vardır. Bir anlamda bunlar birbirini tamamlamaktadır. Fakat totalitarizm zamanında gerek Sovyetler Birliği’nde gerekse Bulgaristan’da Stalinizm açısından Türk ulusları ve Türk varlıkları birbirine karşı ve özellikle Atatürkçü Türkiye’ye karşı ideolojik plânda konulmak istenmiştir.

Birinci teze göre, Bulgaristan’daki Türkler ile Küçük Asya’da ve Türk devletinin Avrupa topraklarındaki Türkler ortak bir etnik varlığa dahildirler. Yalnız oradaki Türkler Türk milliyetinden Türk ulusuna dönüşmüşlerdir, kendi devletleri, toprak bütünlükleri ve kendi egemenliğine sahiptirler. Balkanlar’daki Türkler, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı İmparatorluğu zamanından 1877/1878 Rus-Türk Savaşı’na değin Türk halkının bir parçasıdırlar, bir etnik varlık oluşturmaktadırlar. Bundan sonra onlar Balkan devletlerinde ve özellikle Bulgaristan’da etnik Türk, millî Türk azınlıkları, bu egemen devletlerin yurttaşları olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Buradaki Türklerin ortak dilleri, dinî, edebi, halk edebiyatları ve kültürel gelenekleri vardır. Balkan Türklerinin, bu arada Bulgaristan Türklerinin Türkiye Türkleri ile karşılıklı kültürel ilişkileri sürdürülmektedir. Özellikle edebî dilleri Türk halkının edebî dili ile de ortaktır. Bulgaristan buradaki Türklerin yurdudur, fakat Türkiye ana yurtlarıdır, tıpkı Büyük Bulgaristan Devleti çağında Bulgarların eski ana yurtlarının Kafkaslar ve Aral Denizi kıyıları olduğu gibi. Bu durum buradaki Türklerin loyal, hoşgörülü Bulgaristan yurttaşları olmalarına engel olmamaktadır. Onlar, memleketin toprak bütünlüğünü, devletin egemenlik ve bağımsızlığını kabul etmekte ve her türlü seperativizm ve bölücülüğe karşıdırlar. Özet olarak diyebiliriz ki, Bulgaristan’daki Türkler Ortaçağlarda Anadolu Selçukluları, Beylikler Türkleri ve Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki Türklerle bağlıdırlar. Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazandığı çağda etnik Türkler olarak Türk etnosu Türk ortaklığını, etnik Türk kimliğini korumaktadırlar.

İkinci teze göre, Bulgaristan’daki Türklerin etnik terkibine egemen olan çeşitli etnik substarlar katılmaktadır. Başka etnik ögelerin bulunması onların Türklük kimliği niteliğini değiştirmemektedir.

Hunlar, ProtoBulgar, Kumanlar, Peçenekler, Tatarlar, Selçuklular ve özellikle Osmanlı Türklerini benzer Türk substar unsurlarıdır. Doğal olarak Bulgaristan Türklerinin oluşumu ve gelişiminde tayin edici, belirleyici rolü Balkanlar’daki Osmanlı Devleti ve imparatorluğun çağıdır. Bilindiği gibi, Saruhan, Karasi, İsfendiyar Beyliklerinden Plovdiv (Filibe) ve Pazarcık (Tatar Pazarcığı yörelerine birçok kavimler ve asilzade yoğun olarak yerleştirilmiştir. Karamanoğulları gibi İç Anadolu beyliklerinden oymaklar ve daha sonra da Kuzey Karadeniz yolu ile Tatarlar Dobruca ve Deliorman, Haskova yörelerine aktarılmıştır. Bunlara Küçük Asya’nın çeşitli bölgelerinden yürük Türkleri yerleştirilmiştir. Bunların bir bölümü Rodoplarda mekan tutmuştur.

Bu tezi sürekli olarak büyük Türk bilgini Fuat Köprülü ileri sürmüş ve temellendirmiştir. Bununla ilgili onun etüdü İslam Ansiklopedisi’nde yayımlanmıştır. Balkanlar’daki ve özellikle Dobruca Türklerinin oluşumu ve gelişimini izlemiştir. Leh bilginlerinden Kovalski de aynı fikirdedir. Benzer tezleri ben 50’li yılların sonunda ve 60’lı yılların başında “Yeni Hayat” Dergisi, “Bulgaristan Halk Cumhuriyeti’ndeki Türk Ahalisi”, “Bulgaristan Türklerinin 9.9.1944’ten sonra Edebiyat Antolojisinin ön sözü olarak yayımlanan etütlerimde geliştirmiştim. Lakin görüşleri Bulgaristan Türkleri hakkındaki kitabında Valeri Stoyanov savunmaktadır. Fakat o bu tezden farklı olarak bir çağdaş politika izlenilmesi taraftarıdır. Şumen Üniversitesi okutmanlarından Haşim Akif de “Ümit” dergisinde yayımlanan “Rodoplar’dan Ezgiler” yazısında Bulgaristan Türklerinin oluşum ve gelişimini izlerken bu ikinci tezden hareket etmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ