BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)

BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)

Doğu Avrupa’nın kaderinde büyük rol oynayan Kuman (veya Kıpçak) halkının çekirdeğini oluşturan etnik grupların yapısı ve tarih öncesi, karanlığa gömüldü. “Doğu Hunlar” (Hsiung-nu) birliğinin oluştuğu M. Ö. III.-II. yüzyılda, şanyü Mao-t’un (veya Mo-de, M. Ö. 209-174) önderliğinde dünyanın ilk bozkır devleti bu Hunlar tarafından kurulunca Ting-ling (Din-lin) kavimlerinin batısında bulunan ve Kıpçakların muhtemel ataları olan Küe-she (K’in-ch’a) kavmi de Hunlar tarafından işgal edilmiştir. Moğol Dönemi’nde K’in-ch’a adı *K’im-ch’a (< Kıpçak) olarak telâffuz edilirdi. Başka bir ad olan K’u-mo-shi (K’u-mo-hi) de büyük ihtimalle Kumuk etnoniminin eski şeklini veya Kum-ak (~ Kuman) ve Kay kavimleri arasında muhtemel karışımını ima eden bir Kumgai (< *Kum-ak + gai) birliğini içerir.[1]

Bu halkın adı, eski Türk yazıtlarında bulunan “tür[k] [kı] bcak âlig yıl olurmuş” ‘Kıpçak Türklerinin 50 yıl boyunca [bizi] yönettikleri zaman’ şeklindeki ifadesinde de yer alır.[2] Daha sonra Sergey Klyaştorniy çeviriyi “Türk ve Kıpçaklar” olarak değiştirerek buna benzer başka metinlerinde de her iki halkın bir arada kullanıldığı gerekçesini destekleyen başka kanıtlar aradı. Sergey Klyaştorniy, daha eski döneme ait bazı kaynaklarda “Türkler ve Kıpçaklar” yerine “Türkler ve Siriler”[3] tabirinin kullanıldığını tespit etti ve bundan dolayı Kıpçaklar ve Sirilerin aynı halklar olduğunu ileri sürerek bu adların birleştirilmesini teklif etti. Uygurların zaferinden sonra bu halk Kuzey Altay ve Yukarı İrtiş bölgesine doğru çekildi. İşte bu topraklarda Kimeklere ve Kıpçaklara ait olduğunu sanılan ve 9-10. yüzyılda “Srostkin” kültürüne dönüşen eski Türklerin at gömmelerinin varyantları ortaya çıkar.[4]

Kimek Hanlığı içinde yer alan Kıpçakların tarihi bu araştırmanın konusu değildir. Kıpçakların batıya doğru ilerlemeleri, geri çekilen [O] ğuzları takip ederken öncü birliklerinin Karadeniz’e kadar ulaşmaları gibi konular da çalışmamızın dışındadır. Burada yalnız Kumanların “Balkan öncesi” tarihinin bazı ana çizgileri kısa olarak verilebilir.

744 tarihinde Uygurların zaferinden sonra Türkler ve Kıpçaklar Altay ve Sayan’a doğru kovulur. Türklerin bir bölümü de Volga nehrindeki Bulgar ve Issık Göl’ün kuzeyinde bulunan Balasagun arasındaki bozkıra yerleşir. Orada onlar İrtiş’te görünen Proto-Moğol Kimeklerin (Kıpçaklar tarafından onlar da Kuman < Kun olarak adlandırılıyordu) komşuları oldular. Kimekler, Batı Mançurya’dan gelmişlerdi ve Kıpçakların siyasî örgütlenmelerinin içinde “sağ kol” olarak yer aldılar.[5]

Kimeklerin gelişi, Proto-Moğol Kıtayların (Kitanlar, Kidanlar) topraklarını genişletmesiyle ilgilidir. Kıtaylar 916 yılında Çin’in (Kitay) Rusça ve Moğolca adını veren devleti kurdular. Yaklaşık 986 yılında Pekin’in kuzeybatısında bulunan bölgeleri alarak Kuman atalarının göçüne neden oldular. Daha sonra, yani XI. yüzyılda yapılan göçler, gene Kıtayların kuzeybatı bölgesine yaptıkları akınlarına bağlıdır. Kıtayların başında Lyao dinastisi vardı ve bu dinasti 1125’te iktidardan düşünce yeni göçler yaşandı. Kimak Konfederasyonu’nun bir bölümü olan Kıpçakların artık 1020 yılında Kün halkının, kendileriyle birlikte batıya sürüklediği Şarı Halkı’yla birleşerek Batı Sibirya’da Kuman-Şarı-Kıpçak adlı yeni bir kavim birliğinin temelini attığı sanılmaktadır. On yıl kadar sonra, 1030’da Harezm yakınlarında onlardan söz edilir.[6] Yaklaşık 1040 yılında Mançurya’daki Kimeklerin eski komşularının yanı sıra eski Moğol kökenli olan Kay kavmi bozkırda ortaya çıkar ve göçebe halkların bağlantılı bir zincirleme hareketine neden olur. On yıl içinde Kay kavimi Kimekleri püskürtür, Kimekler ise Kıpçakları, Kıpçaklar Oğuzları (Torkları), Torklar ise Peçenekleri eski yurtlarından batıya doğru püskürtür.[7]

Ortaya çıkan yeni halk XI. yüzyılın ortasında Rus sınırlarına doğru gelir. Rus kroniği 6563 (1053) yılında ondan söz eder: “Bluş Kıpçaklarla geldi ve Vsevolod Poloveklerle[8] barış antlaşması imzaladı ve onlar memleketlerine döndü”[9] Han Sokal (varyantı İskal) önderliğindeki Kumanlar 1061’de artık Pereyaslav Prensliği’ne saldırmış ve Vsevolod’a büyük bir darbe indirmişti.[10] Kumanlar 1068’de yeniden Rus topraklarına girerek İzyaslav, Svyatoslav ve Vsevolod prenslerin askeri birliğini, Alt nehrinin yakınında bozguna uğratmıştı. Büyük ihtimalle bu sıralarda Kay halkı artık bozkırları yönetiyordu. Kay, Kiyev prensi Svyatoslav İzyaslaviç’in kayınpederi olan Tugorkan’ın da ait olduğu Terter-Oba (?) hanedanının yerine Kıpçak yönetimini kurmuştu.[11]

1068 ile 1071 yılları arasında bazı Kuman gruplarının Moldova’nın[12] topraklarına sızmaya başladığını ve burada daha önce yerleşmiş Peçenek ve [Oğ] Uzlarla karıştıkları sanılıyor. Yeni yerleşen halkın, eski yönetimin ait olduğu Kimek sülalesine yakın olan, Kay baskınlarından geri çekilen göçebelerin bir bölümü olup olmadığı konusu çok zor kanıtlanabilir (Büyük ihtimalle Macarlar burada, Kuni adını Kuman adının bir varyantı olarak benimsemiştir). Aynı zamanda bu halkın temsilcilerinin, Kral Solomon’un Cserhalom (Kerles) yakınlarında bozguna uğrattığı bir doğu halkının 1068’de Transilvanya istilasında yer alıp almadığını kanıtlamak da zordur. Macar kaynakları, bu ihtilâlcileri Peçenek veya Kunlar (Kumanlar) olarak değerlendiriliyor ancak bu halkın Bizans’taki yenilgiden sonra kuzeye, Moldova’ya doğru çekilen Uzlar, yani Oğuzlar olmaları da mümkündür.[13] Polovekler, Kiyev Prensliği’nin güneybatı sınırına ulaştıkları 1071 yılında yeniden Macaristan’da “Kunorum”dan söz edilir. “Kunorum”lar, Transilvanya’dan geçerek Osul Han’ın önderliğinde Bihar ovasına girerler. Dönüşleri sırasında Zamos’un yakınlarında Kral Solomon tarafından bozguna uğratılmış ancak Kumanlar bundan sonra Tuna’nın kuzeyindeki topraklarında (sonraki Kumaniya) varlıklarını kesin olarak sürdürmüşlerdir. Zamanla, onlardan önce oraya yerleşen [G] uzlar (Torkler) ve Peçenekler[14] Kumanlarla karışmış, bunun sonucunda da büyük ihtimalle Türk lehçeleri Oğuz lehçesinden çok etkilenmiştir.

Kumanlar Büyük nehrin (Tuna) güneyinde XI. yüzyılın yetmişli yıllarında ortaya çıkarmışlardır. İlk önce Peçeneklerin müttefikleri olan Kumanlar fazla zaman geçmeden tek başına bu bölgeye gelmeye başlamışlardır. Kumanlar Adrianopolis’e kadar varan, VII. Mikhail Dukas’ın (1071-1078) yönetiminin sonuna doğru meydana gelen isyanları da kullanan Peçeneklerle birlikte ilk defa Bizans topraklarına girer.[15] Kumanların Balkanlar’a yaptıkları ikinci giriş I. Aleksios Komnenos’un (1081-1118) iktidara gelmesinden sonra gerçekleşir ve XI. yüzyılın seksenli yıllarındaki büyük Peçenek hücumu ile bağlantılıdır. Bu sıralarda Peçenekler Bogomillerin (Maniheyler, Pavlikanlar) yardımı ve İzmir’in yöneticisi olan Çaka’nın ittifakı ile Konstantinopolise kadar ulaşabilir. Genellikle bu hücumun başlangıcı, Kuzenleri II. Geza (1074-1077) ve I. Laszl’ö (1077-1095) tarafından iktidardan uzaklaştırılan Solomon’un, Kunlar olarak adlandırılan halkın yardımı ile yeniden iktidara dönme çabası ile bağlanmaktadır. Solomon, bir başarı karşılığında Peçenek Hanı Kutesk’e Transilvanya’yı bağışlama sözü vermiş, ancak göçebeler, Bököny yakınlarındaki Szabolcz bölgesinde yenilgiye uğramış, sonra Solomon onlarla birlikte Bizans’a yönelmiştir. 1084 (veya 1087) yılının ilkbaharında Tzelgu Han önderliğindeki 80 bin kişilik bir ordu, Tuna’dan güneye geçerek Trakya ve Makedonya’yı harap etmiştir. Bazı araştırmacılara göre bu güç, Kumanlardan oluşuyordu. Ancak işgalcilerin büyük bir bölümünün Peçeneklerden oluşmuş olması ihtimali daha yüksektir; bunun yanı sıra başka elemanlar da (Kuman ve Oğuz) Peçeneklerin yanında yer alıyordu.[16] Sonunda bu güç bozguna uğrar, sağ kalanlar ise Hemus’u geçerek bir yıl boyunca Tuna ovasında kalır.

Türkçe konuşan başka kişilerin Bulgaristan’a yerleşmesi, ki bu tarih orada yaşayan Peçeneklerle[17] Bizanslılar arasında imzalanan 30 yıllık Barış Antlaşmasının sona ermesine rastlar, Aleksios Birinci Komnenus’un onlara savaş açmasına sebep olur. Bizanslılar Dorostol’un (Dristra, Silistre) yakınlarına gelmeden önce bu şehrin komutanı olan Peçenek Tatus, Kumanların yardımını istemek için kuzeye gider. Bu arada Peçenekler İmparatora elçi göndererek ona “birlik” ve 30.000 atlı[18] teklif eder. Ancak imparator görüşmeyi reddeder. Yapılan savaşta Bizanslılar bozguna uğrayarak güneye doğru çekilir. Kumanlar, Tuna yakınlarına kadar gelip yardım etmek amacıyla bu kadar yol kat etmelerinin karşılığında ganimetten bir bölümünü istediği zaman savaş çoktan sona ermişti. Peçenekler, bu isteği reddedince Kumanlar onlara saldırır ve Ozolimuh (Uz bataklığı) yakınlarında Peçenekleri kuşatır. Yiyeceklerinin yetersiz olmasından dolayı öne sürdükleri isteklerinden vazgeçmek zorunda kalan Kumanlar geri döner.[19]

Kumanların geri çekilişi, Peçeneklerin Hemus’un güneyinde büyük bir saldırı düzenlemelerine izin verir. İmparator, iki halkın Bizans devletine karşı birlik kurma ihtimalinden korktuğundan Kumanların yardım[20] teklifini reddeder, ancak Peçenekler tüm Trakya’yı harap eder ve Konstantinopolis’e kadar varır. Bu nedenle Aleksios, 40.000 Kuman Aus yakınlarında bulunan Bizans ordusuna gözükünce hanları Maniyak’ı (Boniyak) ve Togortak’ı (Tugorkan) törenle karşılayarak beklenmedik yardımı kabul eder. Meriç’in ağızındaki Levinion’da gerçekleşen savaşta (29 Nisan 1091) Peçenekler topyekün bir yenilgiye uğrar. Kadınların ve çocukların da bulunduğu çoğu esir, bir gece içinde kılıçtan geçirilir. Kurtulanlar ise, Makedonya’daki Moglenam bölgesine zorla yerleştirilir. Bu döneme kadar imparatorun yürüttüğü savaşlar savunma özelliği taşıdığı için ve Flandırlı Grafı Robertin gönderdiği 500 süvari göçebe savaş taktiğini bilmediği için Kumanlar böyle bir zafer kazanmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ