BİRİNCİ TBMM’NİN AÇILIŞI VE ANLAMI

BİRİNCİ TBMM’NİN AÇILIŞI VE ANLAMI

Milletler; müşterek inanç, kültür, tarih ve medeniyet değerlerine sahip olan ve aynı gaye etrafında kenetlenen sosyal varlıklardır. Milletleri aynı bayrak, vatan ve ülküler etrafında toplayan bu maddî ve manevî unsurların hiç birisinin terki mümkün değildir ve bölünme kabul etmezler. Milletlerin bu özellikleri, millî irade ve millî hâkimiyet düsturuyla millî meclislerine akseder ve orada neşvünemâ bulurlar. İrâde-i milliye ile âmil olmak ve millî hâkimiyeti tesis etmek maksadıyla kurulan Büyük Millet Meclisi, bu itibarla Türk milletinin bütün özelliklerinin ve milliyet varlığının tam olarak temsil edildiği, siyasî hüviyet kazandığı ilk Meclis-i Millî olmuştur.[1]

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuna, “Şark Meselesi”nin bir neticesi olarak Osmanlı Devleti’nin Batılı devletlerce bölüşülmesinin ardından gerçekleşen hâdiselere yol açmıştır. Türk milleti, Sevr Antlaşması’yla Batılı devletlerin kendisini yok etmek isteğine direnmek, hürriyet ve istiklâl mücadelesini başarmak maksadıyla Millî Meclisi’ni kurmuş ve onun riyâsetiyle Türk İstiklâl Harbi’ni yapmıştır. Dünya siyasî medenî ve askerî tarihinde çok büyük bir yer edinerek, yıkılışından sonra toprakları üzerinde kurulan yaklaşık otuz kadar ülkenin insanlarını asırlar boyunca adalet ve medeniyetle idare etmiş bulunan Osmanlı Devleti’nin, emperyalist ve istilâcı emellerini Türk toprakları üzerinde gerçekleştirmek isteyen Batılıların tecavüzleri sonucunda mağlûp olması, Türk milletini Millî Mücadele’ye girişmek mecburiyetinde bırakmıştır.

Bu mücadelenin muvaffakıyetle neticelendirilmesi maksadıyla Heyet-i Temsiliye ve Müdâfaa-i Hukûk Cemiyetleri teşekkül ettirilmiş; mahallî kongreler ile millî kongreler tertip edilmiş ve tel’in mitingleri düzenlenmiştir. Çünkü Mondros Mütarekesi’nden sonra varlığına kastedilen Türk milleti, bu istiklâl ve hürriyetini kazanmak için ancak kendi kuvvetine dayanması gerektiğini görmüştür. Nitekim 23 Temmuz 1919 tarihinde başlayan Erzurum Kongresi’nde, Esas Teşkilât Hukuku’nu da ilgilendiren ve Millî Mücadele’nin ruhunu ortaya koyan şu karar alınmıştır: “Memleket işlerinde Kuvâ-yı Milliye’yi âmil ve millî irâdeyi hâkim kılmak esastır”.[2] Bu kongrenin ardından teşkil edilen Sivas Kongresi ile son Osmanlı Mebusân Meclisi’nin 28 Ocak 1920 tarihinde aldığı Misâk-ı Millî kararları, bu mücadelenin prensiplerini pekiştirerek umumîleştirmiş ve millî irâdeye dayanan hükûmet fikrinin temelini atmıştır.[3]

Son Osmanlı Meclis-i Mebusânı’nın kapatılmasının ardından gerçekleştirilen faaliyetler, Millî Mücadele’nin siyasî bir müessese tarafından yürütülmesi için gerekli çalışmalara, yani Büyük Millet Meclisi’ni teşekkül ettirmeye müteveccih olmuştur.[4] Heyet-i Temsiliye; kurulduğu günden TBMM’nin kurulmasına kadar geçen sürede, yani 12 Eylül 1919-23 Nisan 1920 tarihleri arasında ve ülkenin büyük bir kısmında,[5] millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle uygulayarak ve millî hareketi canlandırarak, “Geçici Hükûmet” görevini başarıyla yerine getirmiştir.[6] İstanbul Hükümeti de, Anadolu’yu fiilen idare etmek üzere teşkil edilen Heyet-i Temsiliye’yi bir taraf olarak tanımış ve müzakereye geçmiştir.[7] Nihayet mühim bir karar olan 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği”nin yayınlanması[8] ise, yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yolu açmıştır. Bu tebliğde, Ankara’da fevkalâde salâhiyetli bir meclisin toplanacağı ilân edilerek, yeni bir seçimin yapılacağı bildirilmiştir. Netice itibariyle bu tâmim, Türk milletinin yeni bir meclis kurma teşebbüsünün mühim bir âmili olarak Türk siyasî hayatındaki yerini almış ve halkta mevcut tereddütlerin zamanla giderilmesiyle birlikte tamamlanan seçimler sonucunda, “memlekette Kuvâ-yı Milliye Ruhu ve azmi” hâkim olmuştur.[9]

A. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kuruluşu ve Gayesi

Meclis, Türkçemizde; oturulan mekân, mahal mânasında kullanılmaktadır. Ancak “meclis” gerek Osmanlı Türkçesinde, gerekse Türkiye Türkçesinde, yalnızca mekânı ve mahalli belirtmemekte; bizzat oturulan mahalde, makamda veya mekânda bulunan kişi veya topluluğu da ifade etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi deyince, bu mefhumların göz önünde bulundurulması yerinde olacaktır. Nitekim Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda nasıl olunması gerektiğine dair en güzel örneklerden birisini teşkil etmiştir. Seçim devreleri itibariyle baktığımızda; 23 Nisan 1920’den 21 Mayıs 1923 tarihine kadar fiilî; İkinci Meclis’in işe başlama tarihi olan 11 Ağustos 1923’e kadar da hukukî olarak devam eden meclise, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi diyoruz.

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletini temsilen Millî Mücadele’yi gerçekleştirmek üzere kurulmuştur. Bu meclis, yeni Türkiye’nin ilk Millî Meclisi olması itibariyle “Birinci Meclis”; Türk İstiklâl Harbi’ni zaferle neticelendirerek yeni Türk devletinin temelini attığı için “Kurucu Meclis”; Türk milletinin millî ruhunu temsil ettiği için “Kuvâ-yı Milliye Meclisi” şeklinde tarif ve tavsif edilegelmiştir. İlk dönemlerde “Büyük Millet Meclisi” ve “Meclis-i Âli” gibi isimler kullanılmasına rağmen, kendi varlığını teminat altına almak üzere çıkardığı “Hiyânet-i Vataniyye Kanunu” ile adı “Büyük Millet Meclisi” olarak tesbit ve tescil edilmiştir.[10] Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yapısını özetleyen iki mühim ve temel prensip mevcuttur. Bunlar, millî irâde ile millî hâkimiyet prensipleridir. Hâkimiyet hakkını, kayıtsız ve şartsız olarak Meclis’in irâdesine teslim eden Türk milleti, bu irâde ve hâkimiyetin millîlik vasfına sahip olmasını gözetmiştir. Zaten millî irâde ve millî hâkimiyet demek; milletin muhtevasının ve isteğinin Meclis’teki icraatlara aksetmesi demektir.

1. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılışı

Kâzım Karabekir Paşa’nın, Ankara’da bir millî meclisin toplanmasına dair 17 Mart 1920 tarihli teklifinin de doğrultusunda[11] Heyet-i Temsiliye’nin 19 Mart 1920 tarihinde neşrettiği seçim talimatıyla,[12] kumandanlar ve valiler tarafından seçilen yeni mebuslar ile Osmanlı Meclis-i Mebusânı’ndan TBMM’ye iştirak edecekler, Nisan ayı başından itibaren Ankara’ya gelmeye başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa, 21 Nisan 1920 tarihinde illere gönderdiği tâmim ile, Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü[13] açılacağını bildirmiştir. Altı maddelik bu talimatta, Meclis’in ne şekilde açılacağını sarahatle belirtilmiştir. TBMM’nin toplanması için, İTC’nin Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında Numune Mektebi ve Klüp olarak yaptırdığı bina tesbit edilmiş ve gerekli tamirat neredeyse bütün Ankaralıların iştirâkiyle tamamlanarak açılışa hazır hâle getirilmiştir.[14]

Meclis’in açılış gününe şahid olan gazeteci Enver Behnan Şapolyo, o günü şöyle tasvir etmektedir: “Bina henüz tamamlanmamıştı. Kiremitleri bile döşenmemişti. Pek çok noksanları vardı. Kiremit yetmedi. Ankaralılar kendi çatılarından kucak kucak kiremit taşıyarak çatıyı kapattılar. Bu manzara çok anlamlıdır. Meclis’te mebusların oturacağı sıra bile yoktu. Ankara Muallim Mektebi’nin tatbikat okuluna ait sıralar getirildi. O tarihte Ankara’da elektrik de yoktu. Kahvelerin birinden alınan petrol lambası asılarak aydınlatma meselesi halledildi. Salonun koridoruna, mebusların su içmesi için üç küp konuldu, üzerlerine maşraba bırakıldı. Sokağa bakan ilk oda da Riyâset Odası yapıldı. Daha sonra meşhur Hattat Hulûsi Efendi’nin yazdığı “Hâkimiyet Milletindir” tabelası, kürsünün arkasına asıldı.”

TBMM’nin açılış merasimine, haftada iki kez çıkan ve Millî Mücadele’nin neşriyat organı olan Hâkimiyet-i Milliye gazetesi de, 28 Nisan 1336 (1920) tarihli nüshasında yer vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin inşa ve tefrişi esnasında ilk yapılan işlerden birisi, Meclis’e bir Toplantı Salonu, Mescid ve Başkanlık Odası’nın hazırlatılması olmuştur.[15]

Hacı Bayram Cami-i Şerifi’nde 23 Nisan 1923 Cuma günü, namaz edâ edildikten sonra cemaatle Meclis’e gidilip, orada da “manevî ve ruhanî bir merasim” tertip edilerek TBMMnin açılmasına karar verilmiştir. Bu maksatla, hacmini kat kat aşacak bir kalabalık hâlinde Hacı Bayram Camii’nde toplananlar, buradaki ictima’ın, aynı zamanda “millî bir içtimâ”[16] olduğunun farkında idiler. O gün milletin kalbi, hiç şüphesiz Hacı Bayram Camii’nde atmıştır.[17] Çünkü bu dâva, milletin kendi dâvası idi. Namazın edâsından sonra halk da resmî ve askerî erkânın peşinden Meclis’e doğru yürümüştür.[18] Mustafa Kemal Paşa’nın, Heyet-i Temsiliye nâmına yayınladığı ve en ücra köylerden, en küçük askerî kıtalara kadar her yere serian ulaştırılmasını istediği TBMM’nin açılışıyla ilgili tâmim de, hem Meclis’in açılış programını hem de kuruluş gayesini ortaya koymuştur.[19] Tâmimde kısaca; Hacı Bayram Camii’nde ve yurdun diğer mahallerindeki camilerde edâ olunacak Cuma namazlarından ve tilâvet edilecek Kur’ân-ı Kerîm nurlarından manevî istifadeler olunacağı ve bu vesileyle milletin istiklâli ile vatanın kurtulmasına dua etmenin, dînî olduğu kadar millî bir mesai addedildiği ifade edilmekteydi. Yapılan bu dinî merasimin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 Cuma günü, saat 13.45’te toplanmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 115 milletvekili ile yapılan ilk toplantısını, en yaşlı mebus olması sebebiyle Meclis Başkanı olarak Sinop Milletvekili Şerif Bey[20] idare etmiş ve Meclis’i açış konuşmasını yapmıştır. Şerif Bey, alkışlarla tamamladığı bu kısa konuşmasında; İstanbul’un “muvakkat kaydıyla”[21] işgal edilmesi neticesinde Saltanat ve Hilâfet merkezinin istiklâlinin ortadan kalktığını, bunun ise kabul edilemez bir durum olmasından dolayı, Türk milletinin derhal harekete geçerek içerisinde bulunulan Meclis’i teşekkül ettirdiğini ve Reisi bulunduğu bu Meclis’in, Müslümanların Halifesi olan Sultan Vahideddin ile İstanbul’un ve bütün vilâyetlerin kurtuluşunu Allah’ın izniyle sağlayacağını belirtmiştir.[22] Şerif Bey bu açış konuşmasında, “Meclis-i Âli” şeklinde de vasıflandırdığı TBMM için, “Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum” cümlesini kullanarak, bu müessesenin adını da ortaya koymuştur.[23]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ