BİR DAVA UĞRUNDA YAŞAMAK MI ÖLMEK Mİ?

BİR DAVA UĞRUNDA YAŞAMAK MI ÖLMEK Mİ?

Doksanlı yılların ortalarında, J.D.Salinger’ın “Olgunlaşmamış bir insan, bir dava uğrunda kahramanca ölmek ister; olgunlaşmış biri ise o dava uğrunda sessizce yaşamak ister” biçiminde mealen aktarılabilecek sözlerini okuduğumda çok etkilenmiştim. Çünkü, bilinçaltımızda, bir dava uğruna kahramanca ölmek; yüceltilmiş ve erişilmesi kolay olmayan bir tercih idi. Dolayısıyla, inandığı değerler uğrunda kahramanca ölenler, yaşayanlardan çok daha fazla bir şey yapmış olarak kabul ediliyordu.

Salinger’ın bu sözünü okuduktan sonra, uzun uzun düşündüm ve aslında, bir dava uğrunda sessizce yaşamanın, ölmekten daha zor olduğuna karar verdim. Öyle zamanlar olur ki, inandığınız ülküler, kabul ettiğiniz doğrular,  benimsediğiniz davranış biçimleri, sizin toplumda yalnızlaşmanıza sebep olur. Doğru bildiklerinizi, inançlarınızı, vazgeçilmez saydığınız değerlerinizi anlatmanız gerekir. Yalnızlığın duvarları, ancak anlatarak ve anlaşılarak aşılır. Bu, donanımlı olmanızı, uğrunda her türlü fedakârlığı göze aldığınız fikirlerinizi ve inançlarınızı sağduyuyla, bıkmadan usanmadan ifade etmenizi gerektirir.

Ölmek, bir anda olup biten bir fiil. Yaşamak, bir anda olup bitmeyen, durmadan yinelenen ve olma hallerinin devam ettiği bir fiil. İşte bu sebeple bile, yaşamak, ölmekten daha zor. Yaşamak, belki milyonlarca kez düşünmek demek. Yaşamak; çileyi, ıstırapları ve acıyı göğüslemek; yeni varoluşlara, yeni umutlara kapı aralamak demek.

Ölmenin halleri ise türlü türlü. Canlı bomba haline getirilenler, intihar eylemcisi yapılanlar, kendi bedenlerini yok ederken başka bedenlere de ölüm hazırlayanlar… Onlar da bir dava uğruna ölüyorlar; kutsanmış değerler uğruna bir hayatın ehemmiyetsizliğine inandırılıyorlar.

Fakat, Çanakkale’de, Gelibolu’da karınları aç olarak canlarını verenler; Sakarya’da gövdesini kurşunlara siper edenler için ölmenin anlamı daha farklı olsa gerek… Onlar, toprağa basan ayakların kimi tekmeleyeceğini ve bedenlerinin kimler tarafından mundar edileceğini bildikleri için öldüler. Böyleleri, yüz yüze gelindiğinde kaçınılmaz bir tercihi işaretleyen ölümler.

Suriye’de, bebelerin gül kokulu tenleri barut kokusunda yok oluyor. Semirmiş fedailer, zayıf bedenlerin üstüne çullanıyor. Bu ölümlerde, dava var mı, fikir var mı, aramak bile mümkün değil.

Verimli topraklarını, Çinlilerin yerleştirmek istediği nüfusa vermek istemeyen Uygur Türkleri de öldürülüyor. Ama onların ölmelerinin bir aksi olmuyor gök kubbede…

Diyeceğim şu ki, ölmek hem kolay, hem zor. Yaşamak ise, her zaman hep zor, hep zor. Esaret altında yaşamak, boynunda prangalarla yaşamak, hayatının her safhasında zincirlenerek yaşamak…  Aşağılanarak, hor görülerek ve değerleri yok edilerek yaşamak…

Salinger’in “Bir dava uğrunda sessizce yaşamak” sözünden; gösterişten arınmış, içsel olarak zenginleşmiş ve özümsenmiş fikirleri ve davaları anlamak gerektiğini düşünüyorum. Çığırtkanlıkla, davaların ve fikirlerin yaşatılamayacağını; kahramanca ölmek istemekle de davaların uzun ömürlü olamayacaklarına inanıyorum.

Eğer ebediyen yaşayacak ve yaşatılacak fikirlerimiz ve davalarımız varsa, ve bunların her gün yeniden “ol”malarına zemin hazırlayacak düşünce üretimlerimiz varsa, ölmeyi hiç düşünmememiz gerekir. Bugün yeryüzünde ölmeyi yüceltenlerin yaşatılacak davası olmadığını görmemiz gerekiyor. Taliban’ın, Beşşar Esed’in yaşatacak davaları olsaydı bulundukları coğrafyayı kan gölüne çevirmeleri akıllarından bile geçmezdi.

Şunu da söylemek lazım: Dünyayı ölümlerle cehenneme çevirenlerin hiçbir yaşatma aşkı ve davası olamaz. Hürriyetin beşiği sayılan ülkelerde, silah tacirleri akıl almaz oyunlarla, sahte davalar ve sahte fikirlerle, Müslümanları birbirine kırdırıyor. Dilinden Allah sözünü düşürmeyenlerin eliyle oluyor ölümler. Ve böylesi ölümler karşısında, hayat daha bir değer kazanıyor, sessizce ama güçlü bir şekilde bir dava için yaşamak ve mücadele etmek daha anlamlı hale geliyor.

Prof. Dr. Ayşe İLKER

Alıntı Kaynağı: http://www.haberacisi.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ