BİR AKHUN PRENSİ TARHAN NİZEK

BİR AKHUN PRENSİ TARHAN NİZEK

Akhunlar, I.-VI. yy.’larda İran, Hind ve Çin arasında büyük bir imparatorluğun, daha doğru bir söyleyişle Türk Hakanlığının temsilcisi idiler. Bu nedenle, hemen her kaynakta yer aldılar. Çeşitli isimler altında göze çarptılar. İslam kaynaklarında ise bu Hun kökenli kabile, Abdal ile yakın ilişkisi olan Haytal Habtal, çoğul şekli ile de Hayâtıla diye göze çarpmaktadır. Taberi, Belazuri, Belâmi, Dineveri, Yakût, Mesudî, Mukaddesi, Şehnameyi yazan Firdevsi bu yazılar ile Haytal-Heyâtılılardan bahsederler.[1]

Haytallar, VI. yy.’da bölgenin büyük siyasi kuruluşudur. Batıda Sasaniler, doğuda-kuzeydoğuda Türkler (Tu-kiue), güneyde Hindu Racalıkları ile komşu idiler. Çin ile siyasi münasebetleri her zamanki gibi elçilikler yolu ile devam ettirilmekteydi. Sasaniler ise sürekli dostluk elini uzatan Haytallara karşı nedense hep düşmanca davranmışlardır. Firuz (459-488) ve halefi Kavad zamanında Heyâtıla ile savaşa varan hareketler, Ahşunvar’ın dirayetli siyaseti ile Sasanilerin aleyhinde sonuçlanmıştır. Kavad, Mezdek hareketi sırasında oldukça zor duruma düştüğünde, yine yardım elini uzatanlar Heyâtıla olmuştur. İç düzenin sağlanmasından sonra Heyâtıla-Sasani barışı bir müddet devam etmiştir. Tarihe Âdil şöhreti ile geçen Nuşirevan (531-579), batıda Bizans ile uğraşırken, doğu da yeni ortaya çıkan Göktürkler ile dostluk kurdu.[2] Heyâtıla askeri ve siyasi bakımdan yalnız kaldı. Afganistan ve Mâveraünnehir’deki hakimiyetleri azaldı. Nuşirevan ve İstemi Han bu Türk devletine son darbeyi vurdular.[3]

Heyâtıla’nın Milli Kahramanı Tarhan Nizek

Mâveraünnehir, Afganistan ve Hindistan’ın kuzeyindeki Heyâtıla (Akhun: Hûna)[4] hakimiyeti, ittifak karşısında zayıfladıktan sonra, bazı grupların direnişe geçtikleri görülmektedir. Toharistan’da Heyâtılaları bir araya toplamaya çalışan milli bir kahraman ortaya çıktı. Bu kişi Tarhan unvanlı Nizek’tir. Bunun menşei hakkında bilgiler çok azdır. Sasanilerin, Araplar karşısında yenilmesi üzerine Heyâtıla ülkesi yeni bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Göktürk-Nizek münasebetleri hakkında kaynaklar sessiz kalmaktadır. Ancak, bazı arkeolojik malzemelerden anlaşıldığına göre Nizek, kendi adına para bastırılmış ve herhangi birini de efendi olarak tanıdığını gösteren ifade kullanılmamıştır.

Nizek Adı

Tarih kaynaklarında, daha çok Taberi’den nakiller yapan yazarlar, Nizek adından sıkça bahsederler. N.z.k veya N.i.z.k diye yazılmış olan isme bir de unvan eklemişlerdir. Bu da eski Türklerde bir asalet unvanı olan Tarkan veya Tarhan’dır. Çin yıllıklarında ise Tte I, ssu-nan-cu/Tireç unvanında görüldüğü gibi bir kullanış vardır.[5] Nizek Türkler arasında kullanılan şekil değildir. Belki de söyleyişten veya yazılıştan kaynaklanan bir hata vardır. Zira, T.z.k’deki noktalama işaretleri yer değiştirelecek olursa T.r.k ortaya çıkmaktadır. Kaşgarlı Mahmud, Tirek/Direk kelimesinden bahseder.[6]

T’ang dönemi yazılışında, Arapların veya yerlilerin Nizek ismi, Çinlilerce Nose diye yazılmaktadır.[7] Belh ve civarında ise Na-zek Şah kullanımı yaygındır.[8]

Nozeg şeklinin de olduğunu belirtmeliyiz. Abdullah İbn Hâzim ve Selm İbn Ziyâd’ın efendi olarak tanımladığı bazı paralarda Tarka (n) Şaho/Tarka (n) Nizaga yazısı okunuyor. Şaho, Farslıların kullandığı “şah”dır. Eski gelenek VII. yy’da da devam ettirilmiş oluyordu.[9]

İsmin Türkçe olabileceği üzerinde duran ilk tarihçi Prof. Dr. A. N. Kurat’dır.[10] Onun Nizek hakkındaki görüşlerini Dr. Emel Esin şöyle değerlendirmektedir.[11] “Bagdis/Herat hükümdarı olan bir Türkün adı ekseri İslam kaynaklarında Tarhan Nizak diye geçmektedir. A. N. Kurat, Tabari’nin hem- zamane Âsam al-Kufi’nin rivâyetlerinden Badgis hükümdarının Tarhan Terik unvanlı bir Türgiş beyi olduğunu istihraç etti. Tarhan Tirek’deki Tirek lakabı, bazen değişik şekiller meyânında, Nizak olarak yazılmış ve araştırıcılara böyle sunulmuştur. Tirek, Tarhan gibi Türkçe bir unvan idi.” Gumilov[12] ise Nizek’e değişik bir yorum getirmektedir. Nizek/Bijan şekli için Gumilov şunları kaydeder: “Belazuri ve Taberi, Nizek Tarhan’dan bahsediyor. Ancak. Firdevsi, itiraz ederek, onun isminin Bijan Tarhan olduğunu ileri sürüyor. Yine ona göre Bijan’ın ülüşü Semerkand’da idi. Badgis’te 653 yılında Çjançju (Cabgu) ki inci anlamına gelmektedir, öldürüldü. 709 yılında öldürülen Nizak Tarhan onun genel valisi idi. Şu halde büyük bir ihtimalle Tarhan’ın adı Nizak değil Bijan idi. Arap kaynaklarında geçen Nizak’da, Arapça da “j” olmadığı için, olsa olsa Bijan’ı gösterebilir.”

Yezdegerd’in Yenilgisi ve Tarkan Nizek’in Ona Yardımı

M.Ö. IV. yy.’da Perslerin başına gelenler şimdi de Sasanileri ilgilendiriyordu. Zira, halife orduları, Medain’i ele geçirmişler ve İran’a girmişlerdi.

III. Yezdegerd (633-651) Sasanilerin son şahı idi. Şehr-i Yâr’ın oğlu ve Husrev’in de torunuydu. Kadisiye, Medain ve Nihavend’e yenilen şah, Media’ya sığındı. Burada da fazla kalamadı. Toharistan’da Tarkan Nizek’den, diğer Türk ileri gelenlerinden yardım istedi.[13]

Bu sırada, onu takip etmekte olan Ahnef b. Kays, Sasaniler üzerine sefer için Hz. Ömer’den izin istedi. Halife, ona gereken müsaadeyi verdi. Afganistan’ın önemli şehirlerinden olan Herat, fethedildi. İdaresi Sahhar b. Fulan’a verildi. Ahnef b. Kays, Ceyhun nehrine doğru ilerledi. Merv-i Şah-ı Cihan’a ulaştı. Yezdegerd bunun üzerine Merv er-Rud’a geçti. Yine, son bir ümit ile Yezdegerd Çin hükümdarına ve Türk hakanına yardım için elçi gönderdi ise de teklifi reddedildi.

Yezdegerd, mecburen Belh’e çekildi. Belazuri, Yezdegerd ve Tarhan Nizek arasındaki gelişen hadiseler hakkında şunları yazmaktadır: “Yezdegerd bu durumu görünce, Horasan’a gitti. Merv sınırına gelince, buranın merzbanı Maheveyh kendisini saygı ile yücelterek karşıladı. Tarhan Nizek de Yezdegerd’in yanına geldi. Getirdiği elbiseyi, Şaha hediye etti. Yanında bir ay kaldıktan sonra ayrıldı. Sonra, Tarhan Nizek, Yezdegerd’e yazdığı mektupta, kızı ile evlenmek istediğini bildirdi.[14] Yezdegerd buna son derece öfkelendi. Tarhan Nizek’i kölelikle suçladı ve cesaretine, cüretine kızdığını belirtti. Böylece, zaten kötü olan durum Şahın aleyhinde gelişme kaydetti”.[15] Yezdegerd, takiben Maheveyh’e, hesapların incelenmesini ve kendisine bildirilmesini emretti. Akıllı ve dirayetli bir şahıs olan Maheveyh, o anda Şah’dan yüz çevirdi. Tarhan Nizek’e bir mektup yolladı ve onu Yezdegerd aleyhinde kışkırttı. Belazuri, bu konuda şunları nakletmektedir: “Yenilmiş ve kovulmuş bu adama iktidarına yeniden kavuşması için sen ona yardım ettin. Ama, o sana neler yazdı. Daha sonra Maheveyh ile Nizek Tarhan Yezdegerd’i öldürmek için birbirlerine destek oldular. Nizek Tarhan Türklerin başına geçti ve el-Cünabiz’e geldi. Burada, Sasani ordusu ile savaştılar. Önceleri iki taraf birbirlerine üstünlük sağlayamadılar. Sonra ise savaş Türklerin üstünlüğü ile sona erdi. Adamları öldürüldü ve ordugahı yağmalandı. Yezdegerd Nizek Tarhan’ın eline geçmemek için Merv’e geldi. Ancak, şehrin ahalisi kapıları açmadı. Yezdegerd, bunun üzerine hayvanının üzerinden indi yaya olarak gitti. Sonunda Mürgab Nehri kenarında bir değirmencinin evine girdi”.[16]

Yezdegerd, bir söylentiye göre Maheveyh’in adamlarınca, bir başka söyleyişe göre de değirmenci tarafından öldürülmüştür. 651 yılında meydana gelen olay, aynı zamanda Sasanilerin de sonudur. Hanedandan Firuz sağ kaldı ve Türklere sığındı. Bir müddet sonra da Türkler kendisini evlendirdiler. O da bunların arasında sade bir vatandaş gibi yaşadı.[17]

Tarhan Nizek, Sasaniler gibi büyük bir devletin ortadan kalkması ile bu defa Araplarla karşı karşıya kalacaktır. Bazen dostane bazen düşmanca bir siyaset artık bu tarihten sonra, 652’de başlayacak ve devam edecektir.

Kuteybe B. Müslim’e Kadar Belh ve Toharistan

Ahnef ile başlayan Arap akınları, Kutebye b. Müslim’in valiliğine kadar Kays b. El-Heysem, Abdullah b. Hazim, Rebi b. Ziyad b. Enes b. Ed-Deyyan el-Harisi tarafından devam ettirildi. Taberi ve Belazuri’deki bilgiler, karışık olduğu için kronolojik sırayı takip edebilmek güçleşmektedir.

Ahnef’den sonra Belhde Esid b. Müteşemmis göze çarpmaktadır. Kays b. El-Heysem de Toharistan fatihi olarak kaynaklarda yer almaktadır. Semengan bölgesine kadar ilerlediği rivayet edilmektedir.

Kays’ın, Belh’de Nev-Bahar (Nev-Bahar-ı Belh)’i yıktırması ise akisler uyandırmıştı. Barmak / Bermekilerin ilim ve irfan yuvası olan bu tapınak, Kays tarafından görevlendirilen Ata b. Eş-Şaib tarafından yerle bir edilmiştir. Nizam ül-Mülk, Siyasetnamesi’nde Bermekden bahseder. Ata, bu arada üç akarsu üzerinde köprüler de inşa ettirdi. Bunlar kendi ismi ile uzun zaman anılmıştır.

Belazuri’nin kaydına göre, 665’de, Kays el-Heysem Merv er-Rud, Nafi b. Halid et-Tahi Herat Badgis, Umeyr de Merv’de yönetici oldular.

671 yılında Belh yönetimi yine bir başkasının elindedir. Bu esnada Horasan Valisi Abdullah b. Hazim’dir. Tarkan Nizek, onunla dostça geçindi. Tabi olduğunu ifade etmek için, paralarında onun adını da belirtmiştir. Ancak, Abdullah b. Hazim, 691’de, ayaklanma ile devrilmiş ve kesilen başı Abdülmelik’e yollanmıştır. Haccac zamanında ise Kuteybe b. Müslim sahneye çıkacaktır.

Halife ve Emevilerin Horasan’daki Yöneticileri

İslamiyet Arabistan’da ortaya çıktı. Çevresinde hızla yayılmaya başladı. Halifeler ve Emeviler, İran meselesine önem verdiler ve bu tarafta arka arkaya büyük zaferler kazandılar. Horasan’da oturan Arap valileri, burayı üs yaptılar. Maveraünnehir, Toharistan ve Türk ülkelerine akınlarını, gazalarını devam ettirdiler.

El-Ahnef b. Kays, Hz. Peygamber devrinde dünyaya gelmişti. Ancak onu göremedi. Sicistan tarafındaki Türk beldelerini fethetmiştir. Daha sonra Kufe valiliğine getirildi. Haccac ile arası açıldı. Bu nedenle, Türk meliki Rutbil’e sığındı. Ancak, 704 yılında Rutbil tarafından başı kesildi ve Haccac’a yollandı.

Tarhan Nizek ile ilişkileri olan diğer Arap komutanı Kuteybe b. Müslim’dir. Abdülmelik b. Mervan zamanında Rey, El-Velid devrinde ise Horasan valiliği yapmıştır. Sicistan, Harezm gibi Türk ülkelerini ele geçirdi. Tam adı, Ebu Hafs Kuteybe b. Müslim b. Amr b. Hüseyin b. Rebi’a Ebu Hafs el Bahili’dir. Annesi Dırar binti Dırar b. Ka’ka’dır.[18]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ