BATI'NIN BİR ZOKASI DAHA: OSMANLI MİLLETLER TOPLULUĞU

Cihan DURA

Yazarın şu ana kadar yazılmış 119 makalesi bulunuyor.

Cihan_Dura033

“Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin.”
M. K. Atatürk

Önce çok bilinen bir Lafonten masalı, Karga ile Tilki:

Bir dala konmuş karga cenapları, ağzında koca bir peynir parçası.
Sayın tilki ise aç, kokuyu alıp gelmiş, nağme yapmaya başlamış ona:
“Ooo! Karga cenapları, merhaba! Ne kadar güzelsiniz, ne kadar şirinsiniz! Gözüm kör olsun yalanım varsa. Hele hele sesiniz, tüyleriniz gibiyse, sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitmiş bay karganın.
Göstermek için güzel sesini, ağzını açınca, peyniri pat diye düşmüş aşağıya.
Tilki anında kapmış nevaleyi ve şöyle seslenmiş: “Sen kapkara dostum, işte sana güzel bir ders: Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir; bu ders için fazla olmasa gerek bir parça peynir.”
Karga şaşkın, iş işten geçmiş olsa da, yemin etmiş gayrı faka basmayacağına.

Şimdi, durup dururken, bu masalı niye anlattım?

Şu bizim havaî iktidarın iyiden iyiye uç vermeye başlayan, Ahmet Davutoğlu patentli “Osmanlı Milletler Topluluğu” hayalini biraz kurcalamak istedim de ondan. “Hayali” dedim ama aslında hiç de öyle değil; neden değil, asıl onu açıklayacağım.

I) Önce bu “hayal”in gerçekte ne olduğu üzerinde duralım.

Ünlü bir filozof “hayat geçmişe bakarak anlaşılabilir” demiş, biz de öyle yapalım.

1800’lerin sonlarındayız. Osmanlı İmparatorluğu henüz ayakta… Yalnız Avrupa’da değil, onun da ötesinde, ABD’de Osmanlı’yı bölme, ülkeyi Hıristiyan eyaletlere ayırma, başına da Hıristiyan bir devlet başkanı getirme planları yapılıyor.

1910’ların sonları… ABD Başkanı Wilson “Amerika’da Türk düşmanlığı inanılmayacak ölçüdedir. Türkiye haritadan silinmelidir” talimatını veriyor. Paris Konferansı’na katılan ABD’li raportörlerin Türkiye’nin geleceği hakkında hazırladıkları raporun şu satırlarına bakın: Anadolu’da Arapça konuşulan bölgeleri, Ermenistan’ı ve Konstantinopolitan (İstanbul) devletini ayırdıktan sonra, geriye çoğunluğu Türklerden oluşan büyükçe bir bölge kalmaktadır. Bu bölgenin bir kısmının Kürtler için Kürdistan; Yunanlılar için Pontus; Suriyeliler için Kilikya; İtalyanlar için Adalia ve bütün Güneybatı, yine Yunanlılar için Smyrna olarak parçalanmasına yönelik istekler vardır.

Ve Amiral Sir F. de Robeck’den Lord Curzon’a: Kürdistan Türkiye’den tamamen ayrılıp özerk olmalıdır.

1980’li yıllar… CIA ajanları Graham Fuller ve Paul Henze Türkiye Cumhuriyeti hakkında bakın neler söylemekte: “Atatürkçülük ölmüştür. Ulus devletler dönemi bitmiştir. Türkiye, Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli, çok ırklı bir yapıyı dönmelidir. Bunun için en iyi yol Ilımlı İslam’dır. Etnik kimlikler kendilerini ifade edebilmelidir.”

Derken, 12 Eylül 1980 darbesi… Çok geçmeden cumhurbaşkanı olan Turgut Özal, durup dururken, “Federasyonu tartışalım” diyerek orkestraya katılıyor.

2000’li yılların başları… Yeni bir parti kuruluyor, AKP… Parti programının ana hatları – Bir görüşe göre- “ABD’den gelen gizli bir mektuptan” alınıyor. Yıl 2003… ABD derin devletinin en önemli adamlarından Richard Hollbroke, Osmanlı’nın, “Irak coğrafyasını etnik ve dinî unsurlara özerk statü vererek yönetmiş” olduğunu söylüyor. Hemen ardından Tayyip Erdoğan “Türkiyelilik” tartışmasını başlatıyor. Aynı yıl ABD’nin İstinye’deki başkonsolosluğunda 10 gazeteciye “Yeni Osmanlıcılık” adı altında, “Türkiye ile ABD’nin ortak çıkarlarının nerede olduğuna” dair bir seminer veriliyor. Çok geçmeden, “Yeni Osmanlı coğrafyası” olarak gösterilen bir Büyük Orta Doğu Projesi’nin haritası sürülüyor piyasaya. Aslında bu, Büyük İsrail haritasından başka bir şey değildir.

Bu arada ABD AKP’ye öyle sarılıyor, öyle bir destek sağlıyor ki demeyin gitsin. Neden acaba? Çünkü Türk halkı, AKP ambalajına, dolayısıyla o ambalajın altında gizlenen Amerikan planını desteklemeye devam etsin istiyor. Büyük İsrail projesi başka bir ad altında, “Yeni Osmanlıcılık” olarak pazarlanıp benimsetilmeli ki, Türk Milleti zokayı kolayca yutsun [Arslan Bulut, Yeniçağ, 8.12. 2010].

II) Şimdi sıra bizim tarafta, daha yakından bakalım ona. Görelim bizim anlı şanlı, “demokrat”, açılımcı yöneticilerimiz neler diyor bu konuda.

-Önce AKP’nin, Kürt açılımını anlatmak üzere hazırlayıp teşkilâtına dağıttığı kitapçık… Kitapçıkta Osmanlı modeli örnek olarak gösterilmekte. Osmanlı’da “kesret içinde vahdet” denildiğine, bunun “çokluk içinde birlik” anlamına geldiğine dikkat çekiliyor. Dikkat isterim, ABD’nin, Graham Fuller’in ağzıyla söylediği de bu değil midir?

-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, katıldığı bir seminerde ne demiş, bir de ona bakın: “İkinci Cumhuriyet, yeni Osmanlıcılık kavramlarının tartışılmasını ben çok sağlıklı görüyorum ve geleceğe ümitle bakıyorum.”

-Eski Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel’in, Mayıs 2008’de Radikal gazetesinde yayımlanan yazısından: “Milletler Topluluğu’nun İngiltere’ye ne derece önemli bir statü kazandırdığını izah etmeye lüzum yoktur. Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altındaki topraklarda bugün 45 ülke bulunmaktadır. Böyle bir imparatorluğun en tabiî ve meşrû vârisi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Osmanlı’nın sosyal, ekonomik ve kültürel mirasını devraldığımızı, ideolojik peşin hükümlerden sıyrılarak kabul etmek zorundayız.”

-Ve yıl 2010… Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ağzından baklayı çıkarıyor; bir ABD gezisinde görüştüğü Washington Post gazetesi yazarı Jackson Diehl’e şöyle diyor: “Türkiye, eski Osmanlı İmparatorluğu ülkeleri üzerinde liderliğini yeniden kurabilir. İngiltere eski sömürgeleri (Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan vs.) ile bir milletler topluluğu halindedir. Neden Türkiye eski Osmanlı topraklarında, Balkanlarda, Ortadoğu ve Orta Asya’da yeniden liderlik kurmasın?”

III) Sıra geldi bana: ABD’nin asırlık planı ile bizim zevatın söylediklerini karşılaştırıyorum. Sonuç? Müthiş bir çakışma var aralarında. Ve şöyle diyorum: Osmanlı Milletleri Topluluğu aslında bir ABD projesidir! Gerçek adı ise, kulaklarımızın, tekrarlana tekrarlana alıştırıldığı -Başbakanımızın eşbaşkanı olduğu- “Büyük Orta Doğu Projesi.” Bize ait gibi görünse de “Neo-Osmanlıcılık” düşüncesi aslında ABD’nin bir projesidir! İşte, temellendiriyorum görüşümü:

ABD kuruldu kurulalı Türkiye’ye karşı olan bir devlet…, Osmanlı zamanında da, Cumhuriyet döneminde de… Anası İngiltere’den tevarüs etmiştir bu düşmanlığını. Lozan’ı sindirememiş, kabul da etmemiştir, Ankara’nın başkent oluşunu da[1]. Ortadoğu’da güçlü bir ulus devlet olarak Türkiye’nin varlığını küresel çıkarlarına -daha doğrusu küresel şirketlerinin çıkarlarına- aykırı buluyor. Bugünkü Ortadoğu’nun siyasal yapısından da memnun değil. Hedefi bu yapıyı ufalamak, daha küçük, kişiliksiz, zayıf devletlere bölmek. Hain planını artık gizlemiyor da. Bugün bütün gayreti bu yönde… Bunun için Irak’ta, Afganistan’da… Irak’ı üç parçaya ayırmayı başardı.

Peki Türkiye? O çetin ceviz… Doğrudan, işgal yoluyla parçalamak zor, riskli ve pahalı. Ne yapmalı öyleyse? Farklı bir yol denemeli, Kan’ımca planı şu: Türklere, kulağa hoş gelecek sözler söylemeli, ona bir şey verecekmiş gibi davranmalı. Pohpohlayarak, gururunu okşayarak, bir üst konum, sözde patronluk vaat ederek, amiyane deyişiyle gaza getirerek Türk halkını. Kulağa hoş gelen sözlerle parçalanmış Ortadoğu’nun hamiliği havucu sunulacaktır Türklere: “Bak sen patron olacaksın.” Bu aslında bir zoka… Kendinden geçen Türkiye, federasyonlaşmaya itelenecek. O hengâmede Türkiye bölünmüş olacak, Başlatılan süreçte ABD araya Kürdistan’ı, belki Ermenistan’ı da sokuşturmuş olacak. Bunlar sağlandıktan sonra da “Haddini bil, biz varken patronluk senin neyine, çekil bakalım köşene” denecek Türkiye’ye.

***

Şimdi anladık mı değerli okur, masalımızla “Osmanlı Milletler Topluluğu” zokası arasındaki ilişkiyi? Eğer şu sorular üzerine zahmet edip düşünür, doğru yanıtlar verirsek, emin olabiliriz anladığımıza:

– Benzetmek gibi olmasın ama, karga kimi temsil ediyor?
– Ya tilki?
– Ya tilkinin niyeti, o methüsenaları?
– Ve karganın düşürdüğü nevale?
– Değerli okur, çok zoka yutmuş bir millet de yemin etmişti gayri faka basmayacağına; hangi milletti o…, ve ne zamandı?


[1] Bugün AKP hükümetinin, başkentimizi ceste ceste İstanbul’a taşıma kurnazlığına bıyık altından en çok sevinen de ABD olmalı.

Osmanli_Imp_Kuculmesi_1699-1918[1]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al