BAŞKURDİSTAN

BAŞKURDİSTAN

Yeri ve Sınırları

Avrupa ile Asya arasında sınırı oluşturduğu kabul edilen Ural Dağlarının orta ve güney kesimlerinin batı etekleri ile İdil (Volga) ırmağının orta çığırı ve Kama nehri arasında yer alan İdil-Ural bölgesinde, Rusya Federasyonu’na bağlı 3 Türk cumhuriyetinden biri olan Başkurdistan, 51° 31’-56° 34’ kuzey enlemleri ile 53° 10’-59° 59’ doğu boylamları arasında yer almakta olup, Moskova’yı Sibirya’ya bağlayan yolların geçtiği stratejik bir konumdadır.

143.600 km2 alana sahip olan Başkurt Özerk Cumhuriyeti, doğudan Çelyabinsk oblastı (idari bölge; eyalet), kuzeydoğudan Sverdlovsk oblastı, kuzeyden Perm oblastı, kuzeybatıdan Udmurt Özerk Cumhuriyeti, batıdan Tataristan Özerk Cumhuriyeti ve güneyden de Orenburg oblastı ile çevrilidir.

Doğal Çevre Özellikleri

Başkurdistan, Batı Sibirya ovaları ile Rusya ovaları arasında uzanan Ural dağlarından batıya doğru gittikçe yükseltisi azalan Trans-Ural platoları üzerinde yer alır. Ülke topraklarının büyük bir kısmını, doğuda Güney Ural Dağları’nın batı eteklerinden, batıda Kama nehrine kadar uzanan Bugulma-Belaya (İşimbay) platosu oluşturur. Güney Urallar’ın en yüksek doruğu (1640 m.) olan Yamantau’dan (Yaman dağı) batıya ve güneye doğru gidildikçe, yükselti azalmakta ve ülkenin kuzeybatısında içinden Belaya (Beyaz) ırmağının geçtiği ovalarda 57 m. ye kadar düşmektedir. Arazinin büyük bir kısmı kireç taşından (kalker) oluştuğu için kimyasal erime ve birikme şekilleri (karst topografyası) yaygın olarak görülmektedir. Ülkede çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü 1959’da bulunan, Burzyanski bölgesindeki Şulgantaş mağarasıdır.

Ülkenin başlıca akarsuyu, Kama ırmağının en büyük kolu olan Belaya’dır. Ülke toprakları içindeki uzunluğu 1420 km.yi bulan Belaya nehri, Güney Urallar’dan doğarak önce güneybatıya, sonra kuzeybatıya doğru akar ve doğudaki dağlık bölge ile batıdaki düzlüğü birbirinden ayırır. Diğer büyük akarsular ise, Belaya ırmağının Ufa, Dema ve Nuguş kolları ile Ural nehrinin kolu olan Sakmara’dır (Harita: 1). Güneyde ülke topraklarının _’i de Hazar denizine dökülen Ural nehri havzasında kalır. Ayrıca ülke topraklarında irili ufaklı 800 kadar göl bulunmaktadır.

Ülkenin nemli kara iklimi, Sibirya’dan kopup gelen soğuk hava kütlelerinden büyük ölçüde etkilenir. Ülkede yıllık ortalama sıcaklık 0,3°C ile 2,8°C arasında değişir. Sıcaklık kışın-45°C’ye kadar düşebilmekte yazın ise 36°C’ye kadar yükselebilmektedir. Ocak ayı sıcaklık ortalaması-15 ila-17°C, temmuz ayı ortalaması ise +17 ila +19°C arasındadır. Yıllık toplam yağış miktarı bozkır bölgesinde 300-500 mm, dağlarda 400-700 mm arasında değişir. Yağışların yaklaşık 2/3’si Nisan ve Ekim aylarında düşer. Ülkenin güney kesimleri ilkbahar sonları ve yaz aylarında kavurucu ve kuraklık yaratan Suhovey rüzgârlarından büyük zarar görür.

Ülkenin doğu ve güneydoğusunda yer alan dağlar ormanlarla kaplıdır. Buradan batı ve kuzeybatıya doğru gidildikçe, orman örtüsü yerini, yaprak döken ağaçlardan oluşan tek tük yeşilliklerle bezeli bozkırlarla kaplı plato ve ovalara bırakır. Ülke yüzölçümünün %39’unu kaplayan ormanlar doğuda Urallar’a doğru olan kısımlarda yoğunluk gösterir. Platolarda ve dağların etek kısımlarında kayın, huş, ıhlamur, akçaağaç ve meşe gibi geniş yapraklı ağaçlar ile çam ve köknar türleri karışık olarak yer alır. Yükseklerde ise iğne yapraklılar baskındır. Ülkenin doğusundaki ormanlık bölgeler gri orman toprakları ile, batısındaki ovalar ise kara topraklarla (çernozem) örtülüdür.

İdarî Yapı

Başkurt Türklerinin kökeni hakkında Rus tarihçilerin, her ne kadar Batlamyus’un Coğrafya’sında geçen Paguritai veya Borouskoi’lere dayandığı iddiaları bulunmakta ise de, Başkurtların Güneydoğu Türkistan veya daha çok Türkmen kökenli kabilelerden ayrılan bir Türk halkı olduğu kabul edilmektedir.[1] Türklerin İdil-Ural bölgesine, M.S. 670-740 yılları arasında gelmeye başladığı ve XI-XII. yüzyıllarda Türk yerleşme hareketinin en yüksek noktasına eriştiği bilinmektedir. Daha sonra Kıpçak Türkleri’nin bölgeye gelmesiyle Türk yerleşme hareketi devam etmiş, XIII. yy’da Moğol istilası ile yeni bir oluşuma ulaşmıştır. Bölgenin İslâmiyet ile tanışması ise Araplarla olan ticari ilişkiler sayesinde olmuştur. Başkurtların bu bölgedeki varlıklarından ilk olarak X.yy. Arap eserlerinde bahsedilmektedir. 1552’de Kazan Hanlığı’nın yıkılmasından sonra Rus hakimiyetine geçen Başkurdistan topraklarında daha sonra bir çok ayaklanmalar olmuşsa da Ruslarla baş edemeyen Başkurtlar Rus hakimiyetine boyun eğmek zorunda kalmışlardır.

1917 Rus ihtilaline kadar Başkurtluk diye bir mesele yoktu, tüm tarihleri boyunca güçlü bir kültür ve nüfus birliği göstermiş olan Tatar ve Başkurt Türkleri birbirlerine kaynaşmış bir topluluk oluşturuyorlardı. İhtilalden sonra Başkurtlara ayrı bir millet olma statüsü tanınmış ve Başkurt-Tatar ayrımı Rusların gayreti ile ortaya çıkmıştır. Gerçekten 1917 Rus ihtilali patlak verince Ahmet Zeki Velidi liderliğinde başlayan Başkurdistan kurma mücadelesi başarısız olduğu gibi Tatar-Başkurt ayrımını da gündeme getirmiştir. Tüm mücadelelere rağmen 23 Mart 1919’da Başkurdistan, Sovyetler Birliği’ne özerk cumhuriyet olarak katılmak zorunda kalmıştır. Bu tarihte kurulan ülke sınırlarında daha sonra 1925’de ve 1934’de bazı değişiklikler olmuştur. Mesela daha önce Başkurdistan’a bağlı olan Argayaş bölgesi 1934’de Çelyabinsk oblastına bağlanmıştır. Bu tarihten Sovyetler Birliği dağılana kadar aynı toprak yapısını korumuştur. Başkurdistan, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra yeniden yapılanan Rusya’nın, 31 Mart 1992 tarihli Federasyon Antlaşmasını önceden müzakerelerde bulunmadan imzalamış, ancak başta bu antlaşmayı imzalamayan Tataristan’ın bazı imtiyazlar elde ettikten sonra imzalamasından sonra benzer bir imtiyaz antlaşması da 3 Ağustos 1994 tarihinde Başkurdistan ile yapılmıştır. Bu imtiyaz antlaşmasının Tataristan ile imzalanan antlaşmadan daha kapsamlı olduğu kabul edilmektedir.[2] Bu imtiyaz antlaşmasına göre Başkurdistan Rusya Federasyonunun bağımsız bir üyesi olarak tanınmakta, doğal kaynaklarına sahip olma hakkı, vergilendirmenin sınırlandırılması ve otonom bir yasa ve hukuk sistemine sahip olma hakkı verilmektedir. Ülkenin bugünkü anayasası da 24 Aralık 1993’de kabul edilmiştir.

143.600 km2’lik alanı ile Rusya Federasyonunun %0,84’ünü oluşturan Başkurdistan, Federasyonu oluşturan 89 idari birim arasında alan büyüklüğü bakımından 24. sırada yer alır. Nüfus büyüklüğü bakımından Rusya Federasyonu içinde 7. sırada yer alan Başkurdistan’da, 1999 sayımına göre 4.111.300 kişi yaşamaktadır.

İdarî açıdan 54 rayona[3] ayrılan Başkurdistan’da, 21 şehir ve 41 kasaba, 944 kırsal yönetim birimi (Selo) ve 4515 kırsal yerleşme bulunmaktadır (bkz. Harita 2). Bu şehirlerin en büyüğü ülke nüfusunun yaklaşık % 25’ini barındıran, 1.088.900 nüfuslu başşehir Ufa’dır. Diğer şehirler ve 1999 yılı nüfusları şöyledir; Sterlitamak (260 bin), Salavat (157 bin), Neftekamsk (123 bin), Oktyabrsky (110 bin), Tuimazi (95 bin), Beloret (74 bin), İşimbay (72 bin), Kumertau (70 bin), Meleuz (61 bin),

Sibay (54 bin), Birsk (38 bin), Uçali (33 bin), Blagoveşensk (29 bin), Dörtöli (29 bin), Belebey, Baymak, Davlekanovo, Agidel ve Yanaul.

Nüfus Özellikleri

1989 nüfus sayımına göre, BDT’da yaşayan Başkurtların sayısı 1.450.000 kadardır. Bunun %60’ı kendi ülkelerinde, %33’ü de Başkurdistan dışındaki Rusya Federasyonu topraklarında yaşamaktadır ki, bunların büyük bir bölümü İdil-Ural bölgesi içindeki diğer cumhuriyetlere ve oblastlara yerleşmişlerdir. İdil-Ural bölgesinde özellikle ülkenin doğusundaki Çelyabinsk, güneyindeki Orenburg ile kuzeyindeki Perm oblastlarında büyük miktarlara ulaşmaktadırlar. Ayrıca Orta Asya cumhuriyetlerinde, özellikle Kazakistan (41 bin) ve Özbekistan’da (35 bin) olmak üzere 1989 sayımına göre 80.000 kadar Başkurt bulunmaktadır. Ancak bunların yaklaşık yarısı son yıllarda yurtlarına dönmüşlerdir. Nitekim Kazakistan’daki Başkurt nüfus miktarı 1999 sayımında 23.200’e düşmüştür.

Başkurtlar adına kurulan bu cumhuriyetin yapay bir oluşum olduğu ve Başkurt nüfus birliğini dikkate almadan, başka maksatlar için kurulmuş olduğu görülmektedir. Nitekim Başkurtlar kendi ülkelerinin nüfusu içinde ancak %22’lik bir orana ulaşabilmektedirler. Tatarları ve Çuvaşları da göz önüne aldığımızda Başkurdistan’daki Türk nüfusun oranı yarıyı biraz (%53,4) geçebilmektedir. Rusların, Başkurdistan’ı oluştururken güttükleri temel politika, İdil-Ural Türk birliğini bölmek ve diğer Türk toplulukları ile ilişkilerini kesmek amacına yöneliktir. Nitekim Kazakistan ile Başkurdistan arasına bir set çekmek amacıyla 1925’de kurulmuş olan Orenburg oblastındaki ve ülkenin doğusundaki Çelyabinsk oblastındaki Başkurt yerleşim alanları ülke sınırları dışında tutulurken, ülkenin batısında çoğunlukla Tatarların yaşadığı bölge ile nüfusun büyük kısmını Rusların oluşturduğu Ufa çevresi ülke topraklarına katılmış ve Başkurtlar kendi ülkelerinde nüfusunun ancak _’ini oluşturan azınlık haline getirilmiştir. Halbuki ülkenin idari sınırları belirlenirken Başkurtların çoğunluğu oluşturdukları yerler dikkate alınarak idari düzenleme yapılmış olsaydı en azından nüfusunun yarısını Başkurtların oluşturduğu bir ülke ortaya çıkardı. Rusların ihtilalden hemen sonra Başkurtlara millet statüsü vermekteki amaçları; İdil-Ural Türk birliğini bölmekti. Fakat Başkurtlarla Tatarlar birbirlerine o kadar kaynaşmışlardır ki, onları ayırmak çok zordur. Rusların tüm dayatmalarına rağmen istatistiklere Başkurt olarak kaydedilen nüfusun ancak %75’i ana dilinin Başkurtça olduğunu ifade etmiştir. Yani Başkurtların %25’i ana dilinin Tatarca olduğunu ifade etmektedirler.[4] Başkurtça her ne kadar 70 yıldan bu yana yazılı bir dil olarak kabul görse de ülkedeki okulların pek çoğunda hala öğrenim dili Tatarcadır.

Başkurdistan’da nüfus yoğunluğu km2’ye ortalama 28 kişidir. Ancak, bilhassa dağ ve platoların geniş yer kapladığı ülkenin doğu ve güneydoğu kesimlerinde nüfus yoğunluğu azalır. Nüfus yoğunluğu Belaya ırmağı boyunda sıralanan şehir ve sanayi bölgelerinde artmaktadır. Ülke nüfusunu 2/3’si bu ırmak ve kolları boyunda sıralanan yerleşmelerde yaşamaktadır. Başkurdistan’da nüfusun %65’i şehirlerde, %35’i de kırsal kesimde yaşar. Kırsal nüfusun %40’ından fazlasını Başkurtlar oluştururken, şehirlerde %10’un altına düştükleri görülür. Ülke nüfusunun _’inin yaşadığı başşehir Ufa’da Başkurtlar küçük bir azınlık durumundadırlar. Başkurtlar ülkenin doğu yarısında genellikle kırsal kesimde yaşamaktadırlar. Rus nüfusun bölgeye yerleşmesi her ne kadar 1552’de Kazan Hanlığının yıkılmasıyla başlamış ise de, asıl istila XVIII.yy.da metal sanayiinin gelişmesi ile başlamış ve 1861 yılında köleliğin kaldırılması ile bölgeye akın eden toprak köleleri (serfler) bölgenin nüfus dengesini alt-üst etmiştir.[5] Bolşevik ihtilalinden sonra ise, 1930’lu yıllarda tarımsal kolonizasyon ile, 1945’den sonra da endüstriyel kolonizasyon ile ülkeye Rus nüfus yerleştirilmeye devam edilmiştir. Kolonizasyon faaliyetlerine karşı direnen yüz binlerce insan rejim düşmanı olarak suçlanarak ya öldürülmüş ya da sürülmüşlerdir.

Başkurdistan’da 1999 değerlerine göre, nüfusun %24,1’i çocuk yaşta (0-15 yaş), %68,7’si yetişkin (16-69 yaş) ve %7,2’si de 70 yaşın üzerindedir. Yine 1999 değerlerine göre nüfusun %52,7’si kadın, %47,3’ü erkeklerden oluşmaktadır. Erkeklerde ortalama ömür 61,0 kadınlarda ise 73,4’dür. Ülkede yıllık ortalama nüfus artış oranı da %0,1 olarak gerçekleşmektedir. Ayrıca 1991-2000 yılları arısındaki 10 yıllık sürede toplam 150 bin kişi kadar göç almıştır.

Çocuk yaştaki nüfus dışındakilerin tamamına yakını okur-yazar olan ülkede, 9 üniversite yer almakta ve bu üniversitelerde 48 bin öğrenci öğrenim görmektedir. Ortaöğretimde 61 bin, ilköğretimde de 75 bin kadar öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca, ülkede 1999 yılı itibariyle 668 kitaptan 1.223.000 adet baskı yapılmış, 34 adet derginin toplam tirajı 1.944.000’i, 184 gazetenin toplam tirajı da 191.300.000’i bulmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin geri olduğu ülkede 17 bin doktor, 46,5 bin sağlık personeli ve 51 bin yatak bulunmaktadır. Bir başka değişle 10 bin kişiye 41 doktor, 113 sağlık personeli ve 124 yatak düşmektedir.[6]

Ekonomik Kaynakları

Başkurdistan, Rusya Federasyonu içinde ekonomik üretim değeri büyüklüğü bakımından 9. sırada yer alır. Ülke ekonomisinin temeli petro-kimya ve makine yapım endüstrisi ile tarıma dayanır. Toplam sanayi üretimi bakımından 7., tarımsal üretim bakımından ise 3. sırada bulunur. Yani ekonomik üretim açısından Rusya’nın önemli bir bölümü durumundadır. Ancak kişi başına düşen gelirin yüksekliği bakımından 20. sırada yer alır. Başkurdistan İstatistik

Komitesinin verilerine göre 1999 yılında herhangi bir işte çalışan nüfusun iş kollarına bölünüşü şöyledir; %23,8’i endüstri alanında, %21,6’sı tarım-hayvancılık-ormancılık alanında, %8,5’i inşaat sektöründe, %15,4’ü ticaret-finans işlerinde, %5,4’ü ulaştırma-iletişim alanında, %23,4’ü eğitim-bilim- sağlık ve yönetim alanlarında %1,9’u da diğer alanlarda faaliyet göstermektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ