BAŞKURDİSTAN: TARİHİ, NÜFUSU, ETNOPOLİTİK DURUMU VE MİLLÎ GELİŞMELER

BAŞKURDİSTAN: TARİHİ, NÜFUSU, ETNOPOLİTİK DURUMU VE MİLLÎ GELİŞMELER

Genel Olarak

Rusya Federasyonu içerisinde “muhtar”[1] milli bir cumhuriyet olan Başkurdistan, Avrupa ile Asya sınırında, Doğu Avrupa düzlüğünün doğusunda (Ön-Ural) ve Orta-Ural Dağlarının batı tarafında Beyaz Nehir ve onun kolu Ufa Nehri’nin oluşturduğu havzada yer almaktadır. Kuzeybatısında Tataristan ve Udmurtiya Cumhuriyetleri, kuzeyinde Perm ve Sverdlovsk Oblastları, doğusunda Çelyabinsk Oblastı ve güney ve güneydoğusunda Orenburg Oblastı vardır.

143.600 km2 yüzölçümü olan Başkurdistan, Rusya Federasyonu’nun[2] Ural ekonomik Bölgesi (Uralskiy ekonomiçeskiy rayon) ve Volga Boyu Federal Bölgesi (Privoljskiy federalnıy okrug) içerisinde yer almakta, 54 idari rayon, 20 şehir, 41 köy-kent (posyölok) ve 929 köy idaresinden oluşmaktadır.

Rusya Federasyonu içerisinde ilmi-teknik potansiyeli yüksek federe birimlerden birisi olan Başkurdistan, zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları cumhuriyet ekonomisinin temelini oluşturur. Sanayinin büyük kısmı birkaç büyük şehirde (Ufa, Sterlitamak, Salavat, Neftekamsk) toplanmıştır. Her ne kadar, Rusya geneline göre üretim temposundaki düşüş yüksek olsa da, sosyal felakete yol açacak düzeyde değildir.

1. Kısa Tarih

Başkurtların etnik geçmişleri, Aral çevresi-Sir Derya bozkırlarında yaşayan, Güney Ural bozkır ve ormanlık alanlarında yerleşen eski Başkurt kabilelerine (Tungus-Mançur ve Moğolların etkisinde kalan Güney Sibirya-Merkezi Asya kaynaklı Türk dilli gruplar) zamanına kadar (IX. yy.’ın sonu ve X. yy.) dayandırılmaktadır.[3] Bunlar bu bölgede kısmen tehcir edilmiş, kısmen Fin-Ogor ve İran dilli (Sarmat-Alanski) yerel halk tarafından asimile edilmişlerdir.

X. yy.’da ve XIII. yy. başlarında Volga-Kama Bulgarları’nın etkisi altında kalan ve 1236 yılında Moğollar tarafından Altın Orda’ya (Altınordu) bağlanan Başkurtlara, Moğol hakimiyeti süresince bazı Bulgar, Kıpçak ve Moğol kabileleri katılmışlardır.

X. yy.’da Başkurtlar, İslam’a girmeye başlamış, XIV. yy.’ın ilk yarısında Öz-Bek Han (1313-1340) zamanında ise İslam, Başkurdistan’da tamamen yayılmıştır. İslam’la birlikte, aynı zamanda Arap alfabesini de kabul etmişler ve Arap, Acem ve daha sonra Türk yazı kültürüne katılmışlardır.

Kazan Hanlığı’nın yıkılmasından sonra (1552), Başkurt toprakları Ruslar tarafından işgal edilir. 1574’te de Başkurt istihkamı Turatau yerine Ufa şehri inşa edilir. XVII-XVIII. yy.’lar arasında Başkurtlar, milli ve dini haklarının sınırlandırıldığı ve topraklarının mevcut kanunlara aykırı olarak Ruslar tarafınan zapt edildiği gerekçeleriyle birkaç defa isyan ederler.[4] 1773-1775 yıllarındaki isyandan sonra çar idaresi Başkurtların toprak üzerindeki veraset (votçina) haklarını korumak zorunda kalır. 1789 yılında Ufa’da, başlangıçta evlilik meseleleri, miras ve mal paylaşımı, dini okulların idaresi gibi işlere bakan Rusya Müslümanları İdare-i Ruhanisi (duhovnoye upravleniye musulman Rossii) kurulur.

1905 İhtilali’nde Başkurtların fazla bir rolleri yoktur. Fakat 1917 İnkılabı, bütün Rusya Türklerini olduğu gibi, Başkurtları da harekete geçirir.

Şubat İhtilali’nden sonra (1917) Başkurt Milli Entelijansiyası’ndan seçkin bir grup, federal ve demokratik bir Rusya içerisinde muhtar Başkurdistan fikrini savunurlar. Mayıs ayında Başkurt kongresi hazırlığı için Başkurt Oblast Bürosu kurulur. Temmuz’da Orenburg’da toplanan I. Tüm-Başkurt Kongresi, Başkurt milli hareketinin merkezi organı olan Başkurt Oblast Şurası’nı seçer. Şuranın başkanlığını, Başkurdistan’ın muhtariyeti, Başkurt milli ordusu kurulması ve toprak meselelerinin çözülmesi taraftarı olan Şerif Manatov ve Zeki Velidi Togan üstlenirler.

Mayıs ayında yapılan Bütün Rusya Müslümanları Umumi Kongresi’nin Rusya Türk ülkelerinin muhtariyetini talep eden kararına karşı, kongrede yer alan Başkurt temsilciler, üç kişilik bir komite teşkil edip, ayrı hareket ederler.[5] 28-29 Ağustos 1917’de II. Başkurt Kongresi toplanır ve bu kongre Tatarlarla Başkurtlar arasında mücadeleye dönüşür.

1917 Kasımı’nın ortalarında Başkurt Oblast Şurası, Ufa’dan Orenburg’a taşınır ve merkezden gelen Bolşevik anarşisi karşısında Başkurtların “ferdi ve mülki güvenliğinin” korunması için Başkurdistan’ın milli muhtariyetini ilan eder. Şura liderleri, aynı zamanda, Rusya’da “Devletler Federasyonu” kurulması fikrini ileri süren Ural Kazaçiklerin lideri anti Bolşevik Ataman Dutov’u desteklerler.

Aralık 1917’de Orenburg’da Başkurt Kurucu Kurultayı, Başkurdistan’ın muhtariyetini onaylayarak, Z. V. Togan, Ş. Manatov, İ. Sultanov ve diğer Başkurt liderlerden oluşan milli hükümeti seçer. 1918 Ocak ayının başında Şerif Manatova Lenin ve diğer Bolşevik idarecilerle Moskova’da görüşmelerde bulunduğu sırada Orenburg Sovyet-Rus ordusu tarafından işgal edilir ve Başkurt hükümeti üyeleri tutuklanır. Ardından da milli muhtar statü ortadan kalkar.

Mart 1918’de Manatov, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC) Milliyetler İşleri Halk Komiseri (Narkomnatsii) Stalin’i Tatar-Başkurt Sovyet Cumhuriyeti Kurulması Hakkında Milliyetler Tüzüğü’nü imzalamaya ikna eder. Ancak Eylül’de planlanan Kurucu Kongre girişimi Çekoslovak Kolordusu’nun isyanı ve Beyaz Muhafız Birliği’nin saldırısıyla başarısız olur.

1918   yazında Z. V. Togan başkanlığındaki Başkurt milli hükümeti Başkurt milli ordusunu kurmaya başlar. Eylül ayında Ufa’da yapılan devlet toplantısında Başkurt liderler Kurucu Meclis Üyeleri Komitesi’ni (Komuç) desteklerler ve Geçici Sibirya Hükümeti ile sözleşme yaparlar. Kasım 1918’de Komuç Hükümeti’ni ortadan kaldıran Amiral Kolçak, Başkurdistan’ın muhtariyetini tanımaz. Bunun üzerine Başkurtlar Bolşeviklerle irtibata geçerler. 1919 Şubatı’nda Z. V. Togan komutasındaki Başkurt milli ordusu Kızılordu’ya bağlanır. 23 Mart 1919’da da “Küçük Başkurdistan” (Malaya Başkiriya)[6] toprakları üzerinde, RSFSC’nin federe birimi olarak Başkurt Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulur. Böylece Başkurdistan, Rusya Federasyonu’nun hukuki yönden tam haklı ilk üyesi ve ilk muhtar Sovyet cumhuriyeti olur. Milli hükümetin eski başkanı Z. V. Togan da Başkurt İhtilal Komitesi’nin başkanlığına getirilir.[7]

Rusya iç savaşının sona ermesiden sonra, 19 Mayıs 1920’de Bütün Rusya Merkezi İcra Komitesi (VTSİK), Başkurdistan’ın siyasi muhtariyetinin fiilen ortadan kaldırıldığını ifade eden “Başkurdistan Muhtar Sovyet Cumhuriyeti’nin Devlet Yapısı Hakkında” Kararnameyi onaylar. Kararname hükümlerini gerçekleştirmek için Başkurt İhtilal Komitesi’ne merkezden eski kafalı Bolşevikler gönderilir. Onların zorlamasıyla da Başkurt İhtilal Komitesi istifa eder ve başkan Togan, Türkistan’a göç eder.

Temmuz 1920’de Bolşevikler, Başkurtların mutlak azınlıkta olduğu yeni Başkurt yönetimini kurarlar.

14 Haziran 1922’de VTSİK Muhtar Başkurdistan’ın sınırlarının genişletilmesi kararını alır. Bu karara göre imparatorluk döneminde Ufa Guberniyası’na (Valilik) bağlı olan Ufa, Birsk, Belebeyavsk ve Zlatoustovski Uyezdleri (kaza) ve Çelyabinsk Guberniyası’na bağlı Miasski Uyezdi’nin volostları Başkurdistan’a dahil edilir. Egemenlik deklarasyonunun ilan edildiği 1990 yılına kadar da statüsünde yeni bir değişiklik olmaz.

2. Etnopolitik Durum

2.1. Nüfus ve Etnik Yapı

Başkurtlar, Başkurdistan’ın yerel halkıdır. Başkurt dili kuzeybatı veya Kıpçak Türkçesi gurubuna girer. XX. yy.’ın başlarında Başkurt aydınları Başkurt dilini edebi bir dil durumuna getirmek için girişimlerde bulundular. Bu yıllarda çıkarılan gazeteler (Başkurt, Başkurdistan, Başkurt Tausı, Başkurdistan Haberleri) başlıklarında, Başkurt sözünü kullanmalarına rağmen, Kazan Türkçesiyle yayınlıyorlardı.

1989’daki tüm Başkurt nüfusu 1.449.462’dir. Bunlardan 1.345.300’ü Rusya Federasyonu’nda yaşamaktadır. Başkurtların %59,6’sı (863,800) kendi cumhuriyetlerinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Rusya Federasyonu’nun Çelyabinsk, Orenburg, Perm, Sverdlovsk, Kurgan ve Tümen Oblastlarında, Kazakistan’da (41.800), Özbekistan’da (34.800), Ukrayna’da (7.400), Tacikistan’da (6.800), Türkmenistan’da (4.700) ve Kırgızistan’da (4.000) Başkurt nüfus yaşamaktadır.

Bugün Başkurdistan’da 30’dan fazla etnik grup yaşamaktadır ve bunlardan on tanesinin nüfusu 5.000’in üzerindedir. Başkurdistan’ın üç temel etnik grubu Ruslar, Tatarlar ve Başkurtlardır. 1998 itibariyle cumhuriyet nüfusunun %43’ünü (1989’da %39,3) tüm şehir merkezlerinde de çoğunluğa sahip Ruslar oluşturmaktadır.

Başkurdistan içerisinde dağınık olarak yaşayan Tatarlar, nüfusun %24’ünü (1989’da %28,4) teşkil etmektedirler. 80’li ve 90’lı yıllarda Ufa, Sterlitamak, Salavat, Neftikamsk ve diğer şehirlerdeki sayıları artmasına rağmen, daha çok kırsal kesimde yaşayan Başkurtlar ise nüfusun sadece %23’üne (1989’da %21,9) sahiptirler. Tatar nüfusun fazla olması Tataristan ve Başkurdistan Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerde gerilimin artmasına sebep olmaktadır.

Rusya’ya bağlandıklan sonra başlayan sömürgeleştirme sürecinin etkisiyle Başkurdistan’ın nüfusu da değişmeye başlamıştır. Zira Rusya’nın Avrupa kısmından Başkurdistan’a doğru sistemetik nüfus akını olmuştur.

1897 yılı itibariyle Başkurdistan topraklarında 1991 bin, 1913 itibariyle de 2811 bin insan yaşamaktaydı. 1913-1926 yılları arasında, I. Dünya Savaşı ve Rus İç Savaşı, milli kurtuluş ordusunun kayıpları ve 1921’de yaşanan açlık (1920-22 arasında 650 bin kişi ölmüştür) nedenleriyle nüfus 264 bin kişi (%9,4) azalmıştır.

1929 ile 1939 nüfus sayımları arasındaki sürede cumhuriyet nüfusunda hızlı bir artış olmuştur (SSCB’deki %1,6’lık artışa karşılık %24’lük bir artış). Cumhuriyet’in ekonomik ve sosyal durumunda yaşanan büyük çaptaki değişim ve dönüşümler nüfusun tabii ve mekanik olarak artmasına olumlu etkide bulunmuştur.

Buna karşılık, cephelerde büyük sayıda insan kayıplarını, doğum oranının düşmesini ve ölüm oranının artmasını netice veren II. Dünya Savaşı, Başkurdistan nüfusunun da hissedilir sayıda azalmasına neden olmuştur. Savaş öncesi nüfusa ancak 1956’da ulaşılabilmiştir. 60’lardaki yüksek ve istikrarlı tabii artış temposu genel nüfus sayısındaki dinamik yapıda kendini göstermiştir. 1959 ile 1970 nüfus sayımları arasında Başkurdistan nüfusu 478 bin artış göstermiş, ardından gelen dönemde ise nüfus büyüme temposu yavaşlamaya başlamış, hatta SSCB ortalamasının altına düşmüştür. Bu düşüş nüfusun tabii artışındaki düşüşle ve sanayide iş alanlarının yetersizliğinden kaynaklanan diğer bölgelere göçlerle bağlantılıdır. 1970-89 arasına cumhuriyet nüfusu %3,5 (SSCB %18,6-RSFSC %13) artarken, SSCB genel nüfusu içerisindeki payı %1,58’den %1,38’e, RSFSC içerisinde de %2,93’den %2,69’a gerilemiştir.

Ülkeyi saran ve SSCB’nin dağılmasına sebep olan sosyo-ekonomik kriz Başkurdistan’ın demografik sürecinde ciddi değişiklikler meydana getirmiştir. Öyle ki, diğer bölgelere göç veren Cumhuriyet, 1991’den itibaren BDT ülkelerinden göçmen ve sığınmacı kabul eder hale gelmiştir. Bundan başka, 1993’te savaş sonrası dönemde, Rusya Federasyonu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi, ilk defa ölüm oranı doğum oranını aşmıştır. Ancak nüfus azalışı göçmen sayısındaki artışla telafi edildiğinden fazla dikkat çekmemektedir. Takip eden yıllarda Cumhuriyet’in nüfusu artmaya başlamıştır: 1991’de nüfus sayısı 4 milyon sınırını aşmış, 1995’te 4.080 bin, 1998’de 4.104 bin, 1999’da ise 4.117 bin olmuştur.

Başkurdistan Cumhuriyeti bugünkü nüfus sayısı itibariyle Rusya Federasyonu federe birimleri arasında ilk yediye girmektedir. İstatistiki verilere göre Rus ve Tatar diasporasının sayıca artış götermesine karşılık Başkurtların Cumhuriyet’teki özgül ağırlıkları azalmaktadır. Şehirleşme, Başkurt dilini öğrenmek için gerekli şartların yokluğu ve dili kullanma alanının gittikçe daralması Başkurtların bir kısmının Başkurdistan’ın Rus ve Tatar nüfusu tarafından asimile edilmesine neden olmaktadır.

Başkurdistan’daki resmi devlet dili Başkurtça ve Rusçadır.[8] Yapılan son dört nüfus sayımı sonuçlarına göre Rusya halkları içerisinde Başkurtçayı ana dili sayanların oranı artış göstermiştir. %72,6’sı rahat bir şekilde Rusçayı kullanabilen Başkurtların, 1989 yılı itibariyle %72,8’i Başkurt dilini (1959’da %62’si), %10,1’i Rusçayı anadili kabul etmektedir. Bunun yanında Rusçayı ana dili kabul edenlerin sayısı sürekli artarken, Tatarcayı ana dili sayanların sayısında azalma gözlenmektedir. Bugün Başkurdistan’da Başkurtça-Rusça ikidilliliği ağır basmakla beraber, özellikle köylerde Başkurt- Tatarca-Rusça üçdilliğiği yaygındır.[9]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ