bursa escort-beylikdüzü escort bayan-bursa escort-anadolu yakası escort-avrupa yakası escort-bodrum escort-denizli escort bayan-marmaris escort-kayseri escort-sakarya escort-samsun escort-mersin escort bayan-bursa escort-kocaeli escort

BAĞIMSIZLIK YOKSA ŞEREF DE YOKTUR, ONUR DA YOKTUR

BAĞIMSIZLIK YOKSA ŞEREF DE YOKTUR, ONUR DA YOKTUR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığı kutsaldır.
O sonsuza kadar güvenlikte olmalı ve korunmalıdır.

M.K. Atatürk

Atatürkçülüğün on ilkesi Bilimcilik, Sosyal Ahlâk, Devrimcilik, Laiklik, Millî Egemenlik, Tam Bağımsızlık, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik’tir. Bir Atatürkçü bu ilkelerin her birini, bunların amaçlarını ve işlevlerini, faydalarını, aralarındaki ilişkileri en iyi şekilde öğrenmiş olmalıdır. Böyle bir çaba ise her ilkenin dikkatle incelenmesini, analizini gerektirir ve bir sentez ister. Örneğin Tam Bağımsızlık İlkesi ve onun analizi deyince karşımıza bazı kurucu kavramlar çıkar, bazı sorular akla gelir. Öte yandan, Tam Bağımsızlık İlkesi’nin diğer ilkelerde olduğu gibi- kimi alt konuları vardır ki bunlardan biri de “Onur” konusudur. Yazımda bu konunun içerdiği kimi kavramları tanımlayacak, akla gelebilecek bazı önemli sorulardan birkaçını yanıtlamaya çalışacağım.

 ***

Önce Tam Bağımsızlık İlkesi’nin “Onur” konusunu, eğer Atatürk’e sorsaydık bize nasıl yanıt verir, bize neler anlatırdı diyerek, aşağıda onun ağzından sunuyorum:

1.- Milletimiz bütün uygar milletler gibi içerde ve dışarda tam anlamıyla özgür olacaktır, bağımsız olacaktır. Bütün uygarlık dünyası bilmelidir ki Türkiye halkı her uygar ve yetenekli millet gibi, kayıtsız koşulsuz özgür ve bağımsız yaşamaya kesin olarak kararlıdır. Bu meşru kararı ihlale yönelik her kuvvet, Türkiye’nin ebedî düşmanı olur.

2. Ey Kemalist, duydun! Kesinlikle özgür olmalı milletimiz, kesinlikle bağımsız olmalı. Bugün ve her zaman!… İlk kaygılarından biri budur senin; kim karşı çıkarsa, can düşmanın bil onu. Bir parola gibi aktarılmalı bu kararlılık kuşaktan kuşağa.

3.- Türkiye’nin devlet siyaseti, ulusal sınırlar içinde millî egemenliğe dayalı olarak bağımsız yaşamaktır! Dışarda tam bağımsızlık, içerde kayıtsız koşulsuz millî egemenlik! Bu olacaktır hükümetlerimizin hareket kuralı. Ulusal sınırlarımız içinde ülkenin bütünlüğünü ve milletin tam bağımsızlığını temin etmek ve sürdürmek, millete karşı üstlendiğimiz değişmez görevimizdir. Meclisin ve hükümetin politikası daima bu amacı elde etmeye yönelik olacaktır. Hedefe yürürken de ülkemizin gücüne dayanacağız, daima milletimizin gücüne dayanarak yürüyeceğiz.

4. Gelmiş ve gelecek bütün meclislere, bütün hükümetlere verilmiştir bu görev. Meclisin ve hükümetin yaptığı her iş bu görevin gereklerine uygun olacaktır. Öyleyse, bir araya gel arkadaşlarınla, takip edin bu kuruluşların icraatlarını, değerlendirin. Bakın, milletimizi yaşatmaya mı, egemen ve bağımsız olarak yaşatmaya mı yöneliktir siyasetleri. En küçük bir sapma durumunda üzerine gidin, uyarın onları. Yaptıkları doğru ise destekleyin, kutlayın, katkıda bulunun. Halkımızı sürekli aydınlatın, uyarın. Görevinizi örgütlü olarak, bütün Atatürkçüler, işbirliği yaparak yerine getirin.

5. Ben Atatürk, Milletin ve ülkenin çıkarları gerektirdiği zaman, insanlığı oluşturan her milletle uygarlık gereklerinden olan dostluk ve siyaset ilişkilerini büyük bir duyarlılıkla kabullenirim. Ancak benim milletimi tutsak etmek isteyen herhangi bir milletin de, bu emelinden vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım.

6.-Özellikle Batı ülkeleri ile kurulan ilişkiler… çok önemlidir onlar. Çünkü sorunun asıl kaynağı bu ilişkilerdir. Çünkü benden sonra bağımsızlığımızı zedeleyen antlaşmalar yapıldı bu ülkelerle. Onları belirleyin, düzeltilmesi veya kaldırılması için çalışın. Mevcut ilişkileri, yapılan yeni antlaşmaları izleyin. Dikkat edin ki milletimizin bağımsızlığını zedeleyici, yok edici nitelikte olmasınlar.

7.Milletçe her özveriyi göze almalıyız bağımsızlığımız için. Haysiyetimiz de, namusumuz da buna bağlıdır çünkü. Türk Milletinin varlığından, Türk Milletinin haysiyet ve namusundan daha önemli başka ne olabilir? Evet, Türk Milleti yaşamalıdır; ancak haysiyeti ve şerefiyle yaşamalıdır, namusuyla yaşamalıdır. Bunu ise Türk Milletinin özgür ve bağımsız olması hedefi için çalışarak, ancak sen sağlayabilirsin. Milyonlarca Atatürkçü, sen, hepimiz, bütün millet bireyleri yalnız tek bir cephede toplanmalı, gerektiğinde kanımızın son damlasına kadar savaşmalıyız. O cephe tam bağımsızlıktır, o cephe tam bağımsızlığın sağlanması ve sürdürülmesi cephesidir.

8. Biz yaşamak isteyen, kayıtsız koşulsuz bağımsızlık isteyen bir milletiz. Bağımsızlığımızı korumak için mücadele eder, uğrunda hayatımızı feda ederiz. Şunu da kesin olarak söyleyeyim ki, bir millet varlığı ve bağımsızlığı için her şeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, başarılı olmaması mümkün değildir, elbette başarılı olur. Başarılı olamazsa o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü özveride bulundukça başarılı olmaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz.

9. Bağımsızlığı için ölümü göze alan bir millet, insanlık haysiyet ve şerefinin gerektirdiği her fedakârlığı yapmış demektir. Tutsaklık zincirini boynuna kendi eliyle geçirmiş olan miskin, haysiyetsiz bir millete nispetle dost ve düşman gözündeki yeri de farklı olur, yüce olur. Bağımsızlığı için ölümü göze alan bir milletin önünde bütün dünya eğilir.

10. Ya bağımsızlığını yitirmenin sonu…, o nedir bilir misin? Aşağılanarak ölmek! Sen ey Atatürkçü, sen ancak haysiyetinle, namusunla, onurunla yaşarsın. Gerekirse ölümü de göze alırsın bağımsızlığımız için. Sen tarih boyunca özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletin evladısın.

11. Bugün bakıyorum, adı bile anılmıyor bağımsızlığın. Çünkü unutturuldu size. Batı’nın ve onun işbirlikçilerinin, küreselleşme ve sahte demokrasi çığırtkanlarının çabalarıyla. Küreselleşme bağımsızlığın düşmanıdır. Demokrasi!… Evet, ancak gerçek olanı!… O zaman, önce bağımsızlık!… Bağımsızlık olmazsa demokrasi olmaz, çünkü milletin dediği olmaz, varlığımız da tehlikeye girer. Bugün, evet, bağımsızlığımız çok zedelenmiş bir durumda. Çıkar düşkünü, insanlık niteliklerinden yoksun iç bedhahlarla dış ortaklarının eseridir bu. Oysa onursuz bir yaşamın değeri nedir ki?

12.- Ancak her şey bitmiş değildir. Yeter ki isteyin, her şeyi göze alın, ölümü bile. Yeniden dönersiniz benim zamanımdaki o şanlı günlere.

***

Tam Bağımsızlığın “Onur” konusu kapsamında karşımıza çıkan temel kavramlar şunlardır:

-Haysiyet, şeref, namus,

-İnsanlık haysiyet ve şerefi,

-Türk Milletinin haysiyeti, şerefi, namusu,

Bu kavramları ne kadar iyi öğrenirsek, anlamlarını ne kadar iyi sindirir ve unutmazsak, Tam bağımsızlık İlkesi’ni, Atatürkçülüğü o kadar kolay anlar, anlatır, açıklar, o kadar verimli işleriz ve geliştiririz. Düşüncelerimiz, bilgilerimiz bir düzene girer. Bu sayede muhakeme eder, yeni sonuçlar çıkarır, yeni görüşler oluştururuz. Birbirimizle daha kolay anlaşır, başkalarına kendimizi en verimli şekilde anlatırız. Ve ancak bu takdirde “Ben Atatürkçüyüm” dediğimiz zaman doğru söylemiş oluruz.

1) İNSANLIK HAYSİYET, ŞEREF VE NAMUSU

a) Haysiyet: Değer, itibar, kadr, şeref.

Bir kaynakta şöyle açıklanıyor: Günümüzde şeref ve (fr. honneur) onur sözcüklerinin karşıladığı Osmanlıca sözcük. Onur ile karşılanan gurur, kibir ve izzet-i nefis ifadelerinden ince bir farkla ayrılır. Bir kaynakta “onur” şöyle açıklanıyor: Onur… “haysiyet” demektir. “aşk”sız edemeyen Fransızların “amour – propre” udur; yani, “kendi değerliliğini sevme”, ona inanma (Mümtaz Soysal).

Kullanım Örnekleri:

-Millî haysiyet, haysiyet sınavı, haysiyet cellatlığı, haysiyet kırıcı, yüksek haysiyet divanı…

-İşte bir haysiyet âbidesi: Mehmet Âkif… -Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. -Haksızlık karşısında eğilmeyin, eğilirseniz hakkınızla beraber haysiyet ve şerefinizi de kaybedersiniz (Hz. Ali). –Haysiyetsiz kimse, kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakaretlere boyun eğer (Ali bin Emrullah). -Biz, yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz (M. K. Atatürk).

b) Şeref: Ululuk, yükseklik, yücelik, büyüklük, büyük rütbe, şan, övünç;

Şöyle tanımlanıyor: Diğer insanların gösterdiği saygıya dayanan kişisel değer, onur. Erdem, gözü peklik, yetenekle kazanılmış iyi şöhret.

Kullanım Örnekleri:

-Şeref üyeleri, şeref madalyası, şeref aylığı, şeref konuğu, şeref salonu, şeref kürsüsü,…

-İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır (Lacardarie). –Şerefim hayatımdan daha değerlidir (Miguel de Cervantes). -Millî şeref, millî servetin en yüksek değeridir (James Monroe). -Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur (Osman Pamukoğlu). -Kartal için bir güvercini mağlup etmek bir şeref değildir (İtalyan atasözü). –Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, hayattır (Alexis de Tocqueville). – Her insan haysiyet sahibi olarak doğar, ancak şerefi kazanması lazımdır (CD).

c) Namus: ırz, edep, haya, ar, iffet, dürüstlük, ahlak kurallarına bağlılık.

Türk Dil Kurumu’na göre “Bir toplumda ahlak kurallarına bağlılık”, dürüstlük, doğruluk.

“Namus” geleneksel Doğu toplumlarında en önemli değer anlayışıdır. Bir anlamda meşru cinselliği içerir. Bir kadının evliliğe bakire olarak girmesi beklenir.

Kullanım Örnekleri:

-Namus abidesi, namus sözü, namus borcu, namus meselesi, namusuyla yaşamak, “parola vatan, işareti namus”.

-Liyakat ve namusa dayanan zenginliğe düşman değilim. -İnsanı şerefe ulaştıran en kısa yol namustur. -Namuslu insanlar ne aydınlıktan ne de karanlıktan korkar (Thomas Fuller). -Birkaç namuslu insan birçoktan daha iyidir (O. Cromwell). –Namus görünmez bir cevherdir; çok kere ona sahip olmayanlar sahipmiş gibi görünürler (William Shakespeare. -Kadının bekçisi namustur (Ovidius).

Tanımlar böyle… Peki neden “insanlık haysiyet, şeref ve namusu” diyoruz?

İnsan olmanın hakkını vermek bakımından bu üç değere (haysiyet, şeref, namus) sahiplik çok önemli olduğu için, insanlık vurgusu yapma gereği duyulmuştur.

Öncelikle devletin bağımsız olması gerekir, o devletin yurttaşlarının adı geçen değerlere hakkıyla sahip olmaları için.

Ayrıca haysiyet, şeref, namus kavramları gençlere çok yakından, örnekleriyle tanıtılmalı, her biri hakkında küçük yaştan itibaren bilinçlendirilmelidir. Haysiyetin, şerefin, namusun ne olduğunu bilmeyen birinden, ülkesinin bağımsızlığına sahip çıkması beklenebilir mi?

Şu anda hatırıma Ömer Seyfettin’in “Diyet” öyküsü geldi. Hatırlayın, öykünün kahramanı son anda hangi trajik eylemi yaptı, Neden? Haysiyeti ile oynandığı için! Bu şekilde, böyle öykülerle, somut örneklerle yetiştirmemiz gerekiyor genç Atatürkçüleri.

2) TÜRK MİLLETİNİN HAYSİYETİ, ŞEREFİ, NAMUSU

Nasıl bir insanın haysiyeti, şerefi ve namusu varsa, bir milletin de haysiyeti, şerefi ve namusu vardır, onuru vardır. Bunu, o milletin üyelerinin haysiyet, şeref ve namuslarının bir bileşkesi olarak düşünebiliriz. Bir milletin şerefini şöyle tanımlayabiliriz: Diğer milletlerin gösterdiği saygıya dayanan millî değer, onur. O milletin –bireylerinin eseri olan- yetenekleriyle, tarihi ile, kültürü ile, uygarlığa katkıları ile kazandığı iyi şöhret.

Bu sebepledir ki kendi haysiyeti, şerefi ve namusu üzerinde titreyen bir insan, aynı duyarlılığı, bir üyesi olduğu milleti için de göstermek zorundadır. Eğer milletinin haysiyet, şeref ve namusu ayaklar altına alınmışsa, buna kayıtsız kalamaz, bundan utanç duyar, hatta yaşayamaz. Çünkü bu aynı zamanda kendi haysiyet, şeref ve namusunun, onurunun ayaklar altına alınması demektir. Bu sebepledir ki Atatürk: Umumi şerefsizliğin enkazı altında, şunun bunun şahsî şerefi de yerle bir olur” demiştir.

Eğer bir ülkede, böyle durumlarda çoğu birey tepkisiz kalıyorsa, bu; onların “millet-birey bütünlüğü” bilincinden yoksun olmasındandır. Milletle birey arasındaki “haysiyet, şeref ve namus” ilişkisini kavramamış olmalarındandır. Bu durum ise, eğitimde söz konusu kavramlara tamamen veya yeterince yer verilmemiş olmasından ileri gelir.

***

Şimdi önemli gördüğüm bazı sorulara ve bunların yanıtlarına geçiyorum. Unutmayın: Bir Atatürkçü sorar, sorusuna yanıt arar. Hem soruları, hem yanıtları çok iyi öğrenir. Bunu sağlamak için tekrarlar yapar, geri dönüşler yapar. Soruların ve yanıtların içerdiği bilgileri başkalarıyla paylaşır.

1) Türk Milletinin varlığı, haysiyet ve namusundan başka, gözetmemiz gereken diğer önemli değerler hangileridir?

-Türk Milletinin varlığını, haysiyet ve namusunu gözetip korursak aynı zamanda başka birçok değeri de gözetmiş ve korumuş oluruz. Başka bir deyişle o değerleri korur ve gözetirsek, Türk milletinin varlığını, şerefini, namusunu da korumuş oluruz. Çünkü bunlar birbirine sıkı bir şekilde bağlıdır. Söz konusu olan, üzerinde titrememiz gereken diğer değerlere şu örnekleri verebilirim: Millî irade, millî egemenlik, sosyal ahlak değerleri, millî birlik, eşitlik, devletimiz, Cumhuriyetimiz…

2) Bir milletin şerefiyle yaşaması için, o milletin bağımsız olması şarttır. a) Neden? b) Bunu, neden o milletin bireyleri sağlayabilir?

a) Bir milletin şerefiyle, onuruyla yaşaması demek, diğer milletlerden saygı görmesi, bu saygının eksilmeyip devam etmesi demektir. Eğer o millet bağımsız değilse, bu saygı da kalmayacaktır. Çünkü bağımsız olmayan bir millet –yöneticileri marifetiyle- başka güçlerin emirleri yönünde hareket eder. Kendi haklarını koruyamaz. O güçlerin karşısında boynu eğik, onların hizmetindedir. Bunun trajik bir örneği Vahdettin ve Damat Ferit yönetimindeki 1919’ların Osmanlı devletidir.

b) Yukarda demiştik ki bir milletin şerefi o milletin üyelerinin şereflerinin bir bileşkesidir. Bireyler şereflerini düşünerek hareket ederlerse, “millet-birey bütünlüğü” bilinciyle davranırlarsa, milletin bağımsızlığı üzerinde de titreyeceklerdir.

3) Bir millet tutsaklık zincirini boynuna kendi eliyle nasıl geçirebilir?

-Bu tutsaklık genellikle o milletin bazı kesimlerinin (kimi iş adamları, politikacılar, yöneticiler, bazı bürokratlar, kimi okumuşların), kendi halkı aleyhine yabancılarla işbirliği yapması sonucu gerçekleşmektedir.

-İdarecilerin seçimle geldiği ülkelerde millet, başına, Milli İrade’ye saygısı olmayanları yönetici yaparak tutsaklık yolunu açar. Çünkü o idareciler ellerine geçirdikleri egemenliği, kendi ve yabancı çıkarları hizmetinde kullanırlar. Bu da o milletin tam bağımsız olmaktan çıkması, zamanla bir sömürge statüsüne mahkûm olması sonucunu doğurur. Kuşkusuz Atatürk bu duruma dikkatimizi çekmek içindir ki şu uyarıda bulunmuştur: Aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!

4) Bir millet için bağımsızlığını yitirmenin sonu neden aşağılanarak ölmektir?

Dünya bir kurtlar sofrasıdır. Emperyalist ülkeler bu sofranın başköşesindedir. Sanayileşmesini engelledikleri ülkelerin kaynaklarını bu sofrada paylaşırlar. Batı’nın hayat felsefesi rekabete dayanır. “Altta kalanın canı çıksın” derler, merhamet diye bir şey yoktur. Eğer onlar bir ülkenin kaynaklarına el koymuşsa, bu, o ülkenin bağımsızlığını yitirmiş olmasından ileri gelir. Böylece vahşi bir sömürünün yolu açılmış olur, Çirkin Batı o ülkenin kanını, yani ekonomik kaynaklarını sonuna kadar emer. Ülke yok olmaya, ölüme mahkûm edilir.

5) Atatürk Türk milletini “tarih boyunca özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuş bir millet” olarak niteliyor. Bunu hangi tarihi kanıtlara dayanarak söylemiş olabilir?

Bu sorunun yanıtını da sana bırakıyorum, değerli okur.

***

Bir kimsenin haysiyeti, şerefi, onuru ile, mensup olduğu milletin haysiyeti, şerefi, onuru arasında sıkı bir bağ vardır. Bir milletin şerefi, haysiyeti ise bağımsızlığına bağlıdır, öyleyse bireylerinki de… Bu ilişkiler Türk gençlerine çok iyi anlatılmalıdır ki milletinin, devletinin bağımsızlığına sahip çıksın.

Haysiyet, şeref, namus kavramları gençlere ısrarla, örnekleriyle tanıtılmalı, gençler her biri hakkında küçük yaştan itibaren bilinçlendirilmelidir. Haysiyet, şeref, onur, namus… Bu kavramları hakkıyla bilmeyenler, bağımsızlığı bilir mi, Atatürkçülüğü anlayabilir mi, gerçek bir Atatürkçü olabilir mi? Böylelerinden, ülkesinin bağımsızlığına sahip çıkması beklenebilir mi?

Atatürk boşuna mı haykırıyor:

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve atalarımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir insanım. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı olarak kalmalıyım. Çünkü milletimde şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlaka onun özgür ve bağımsız olmasıyla mümkündür. Ben şahsen bu saydığım niteliklere çok önem veririm. Bu niteliklerin kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için, milletimin de aynı nitelikleri taşımasını koşul bilirim.”

Kaynak: http://www.cihandura.com/

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al