BAĞDAT PAKTI’NDAN CENTO’YA GEÇİŞ

BAĞDAT PAKTI’NDAN CENTO’YA GEÇİŞ

İngiltere’nin Türkiye’ye yönelik politikası ile Türk-İngiliz ilişkileri birbirlerinden bağımsız olarak ele alınamaz. Her ikisi de Orta Doğu’da 1958 yılında ortaya çıkan ihtilâlci kargaşadan ciddi oranda etkilenmişlerdir. Irak’ta gerçekleştirilen askeri darbe, Irak’taki İngiliz büyükelçiliği de dahil olmak üzere Batılı ülkelerin ve Bağdat Paktı üyesi devletlerin hiç beklemedikleri bir gelişmeydi. 14 Temmuz Pazartesi günü sabahı erken saatlerde İngiliz Dışişleri Bakanı Selwyn Lloyd, Bağdat’ta muhalif askeri birlikler tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildiği haberini vermek üzere Başbakan Macmillan’ı telefonla aradı. Selwyn Lloyd, aynı gün İngiliz kabinesini de Irak’taki darbeyle ilgili olarak bilgilendirdi. Kabineye verdiği bilgiler şunlardı:

Durum belirsizliğini korumaktadır, fakat doğrulanmayan söylentiler, isyancıların monarşi yönetimini yıktıklarını ve yerine bir cumhuriyet hükümeti kurduklarını iddia ettiklerini ortaya koymaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla Kral Faysal başlangıçta bir müddet alıkonduktan sonra kaçmasına izin verilmiştir. Irak krallığının veliahdı olan Prens ile Başbakan Nuri Said Paşa ise öldürülmüştür. İngiliz büyükelçiliği yakılmış ve bu esnada elçilikte çalışan görevlilerden birisi hayatını kaybetmiştir. Habbaniye’deki konumumuzu koruduğumuz anlaşılmaktadır, fakat burayı korumayı ne kadar sürdürebileceğimiz belli değildir.

İngiliz hükümeti, devrilen Irak rejiminin yeniden görev başına dönmesini sağlama yönünde hiçbir niyet taşımıyordu. Başbakan Macmillan 15 Temmuz 1958’de İngiliz kabinesine bilgi verdi ve kabine üyelerine Irak’taki İngiliz vatandaşları ile İngiliz maddi varlıklarını korumak için her tür tedbiri aldıklarını bildirdi. Macmillan’ın dikkat çektiği bazı hususlar şunlardı:

Irak’taki eski rejimi yeniden görev başına getirmek üzere, sınırsız bir taahhüt altına girerek meseleye karışmamız çok akıllıca bir politika olmayacaktır. Bununla beraber, bu ülkedeki İngilizlerin hayatlarını ve maddi varlıklarını korumak için gerçekleştirebileceğimiz girişimlerde bulunmalıyız. Kraliyet Hava Güçlerine mensup 900 teknik eleman hala orada bulunsalar da ve şu dakikaya kadar İngiltere’yle hala telsiz bağlantısı içinde olsalar da, isyancı güçlerin yakından gözlem altında bulundurdukları Habbaniye’deki bize ait üssü güçlendirmemiz mümkün olmayabilir. Fakat Bağdat’ta bulunan isyancıları, İngilizlerin hayatlarına ve mallarına gelecek her türlü zarardan onları sorumlu tutacağımızı söyleyerek uyarmalıyız.

İngiliz başbakanının görüşleri aynı toplantıda diğer kabine üyelerinin de desteğini kazandı. İngiliz Bakanlar Kurulu, Dışişleri Bakanını, Bağdat’taki isyancıları uyarmak üzere ne gibi başka uygun yollar olabileceğini araştırmakla görevlendirme kararı aldı.

Irak’taki yeni askeri hükümet hemen Çin’le, Sovyetler Birliği ile ve başka sosyalist devletlerle diplomatik ilişki kurma yoluna gitti; bu davranışlar dizisi, yeni Irak hükümetinin İngiltere’den ve Batıdan bağımsız dış politika takip etmek istediğini ortaya koymaktaydı. Geçmişe bakıp düşünüldüğünde, Bağdat Paktı’nın Orta Doğu’da milliyetçi, sosyalist ve radikal rejimlerin ortaya çıkışını hızlandırıcı bir rol oynadığı meydana çıkıyordu. Pakt, aynı zamanda Nasır’ın Arap Dünyasının lideri olarak ortaya çıkışını hızlandırmış, İngiltere’nin Orta Doğu bölgesindeki nüfuzunun azalması sonucunu doğurmuş ve Sovyetlerin bölgeye girişi ve yayılması için uygun ortamı hazırlamıştı.

Yrd. Doç. Dr. Cihat GÖKTEPE

Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ