AZERBAYCAN’IN ETNİK VE DEMOGRAFİK YAPISI

AZERBAYCAN’IN ETNİK VE DEMOGRAFİK YAPISI

Giriş

Çok sayıda dilin[1] konuşulduğu dünyamızda tek uluslu, yani yalnız bir milletten, bir halktan oluşan bir ülke, devlet bulmak neredeyse imkansızdır. Dünyanın tüm ülkeleri çok uluslu bir yapıya sahiptir. Bu ülkelerde ana etnik unsurun yanında yaşamlarını sürdüren çok sayıda milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halka[2] rastlamak mümkündür. Bu etnik gruplar ya belli bir bölgede toplu halde yaşar, ya da ülkeye yayılmış durumda bulunurlar.

Çok uluslu yapıya sahip toplumlarda devlet kurumlarının -özellikle yeni kurulan devletlerde- varlığını sürdüren etnik gruplara yönelik yansız bir milli politika belirlememesi, devletin ileride bu konuda çıkan sorunların muharriki olarak karşımıza çıkmasına yol açmaktadır. Etnik grupların kültürel ve dilsel hak taleplerinin reddedilmesi sorunu çözmediği gibi, etnik duyguların daha da kuvvetlenmesine sebep olabilmektedir. Bu duygular gelişmekte olan devletlerde gelişmenin önünde engel oluşturduğu gibi, yabancı dış güçlerin yeni oluşumu parçalaması için de kaynak niteliğini taşıyabiliyor.

Çok uluslu yapıya sahip devletlerde burada yaşayan etnik gruplara yönelik yansız bir politikanın izlenmesi üniter-demokratik devlet yapısında etnik grupların iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürmesini sağlar.

Azerbaycan coğrafyası[3] ve bu coğrafyanın belli bir kısmı üzerinde kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti de tarih boyunca çok uluslu bir yapıya sahip olmuştur.

Tarihi İpek Yolu üzerinde yerleşmesi, güzel doğası, tükenmez yer altı ve yer üstü zenginliklere sahip oluşu bir çok milli azınlığın, etnik grubun ve azsayılı halkın gelip bu coğrafyaya yerleşmesine sebep olmuştur. Bu zengin bölge dünya devletlerinin de hep dikkat merkezinde olmuş ve bir çok ekonomik çıkar savaşlarına sahne olmuştur.

Azerbaycan coğrafyası defalarla göçeri halkların akınlarına uğramıştır. Ayrıca buraları işgal eden devletler, birçok kavmi ve dini grubu buralara göç ettirmekle kontrollerini güçlendirmeye çalışmışlardır. Eski ve Orta Çağlarda İran yönetimi, yeni dönemde Çar Rusyası, daha sonraki dönemde ise Sovyet yönetimi işgal ettikleri Kafkasya’ya, özellikle de Azerbaycan’a yabancı iskanını yapma yollarını denemiş ve çok yönden de başarılı olmuşlardır.

Böylece, Azerbaycan burada yaşayan yerel halklarla beraber, sonradan gelip yerleşen milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halkların da vatanına çevrilmiş ve bu etnik unsurların birleşimi de daha sonraları oluşturulan ve günümüzde de kullanılan Azerbaycan halkı mefhumunu ortaya çıkarmıştır.

70 yıllık Sovyet İmparatorluğu döneminde “Sovyet Halkı” yaratma fikrine hizmet eden Sovyet Milli Politikasıyla yönetilen Azerbaycan, bağımsızlığını kazandığı ilk günlerle beraber suni şekilde yaratılan milli sorunlarla yüz yüze kalmıştır.

Moskova, Ermenistan ve bazı Avrupa başkentlerinde Azerbaycan’da sahneye konmak için hazırlanan suni “Ermeni Problemi” planları 1988 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde uygulanmaya konmaya başlandı. Milli zeminde hiçbir sorun yok iken Ermeniler milli sorunlar varmış gibi bir manzara yaratarak Dağlık Karabağ bölgesinde ayaklandılar. Azerbaycan Cumhuriyeti’ne karşı verdikleri savaş sonucu Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesini işgal ettiler. Mayıs 1994 yılında ateşkes imzalanmasına rağmen Azerbaycan topraklarının %20’si halen Ermeni işgali altındadır.

1993 yılında, bu sefer Lezgi ve Talış Problemi yaratılmak istendi. Fakat, dönem yöneticilerinin Türkçü düşüncelerini ön plana çıkarmalından rahatsız olmalarına rağmen dış güçler burada yaşayan bu etnik grupları istedikleri gibi kullanamadılar. Yarattıkları Talış-Mugan Özerk Cumhuriyeti kısa sürede ortadan kaldırıldı. Lezgi halkını harekata geçirmek isteyen “Sadval” cemiyeti etkisizleştirildi.

Ağustos 2001 yılında bu sefer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuzeyinde milli azınlıkların yaşadığı Zagatala bölgesinde milli zeminde yeni oyunlar oynanmak istendi. Fakat, Azerbaycan’da milli zeminde önemli bir sorun yok iken, yeniden bu eski kartları kullanmak isteyen güçler bellidir. Bunlar Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerine, servetlerine sahip olmak isteyen, ekonomik ve siyasi yönden güçlenip, ayakları üzerinde durmasından rahatsız olan dış yabancı güçlerdir.

Bu araştırmada Azerbaycan tarih yazımından ve 20. yüzyılda Azerbaycan’da yapılan nüfus sayımı sonuçlarından hareketle Azerbaycan coğrafyasında yerleşen halk, milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halkların buradaki yerleşimleri, sayıları ve günümüzdeki durumları gözden geçirilecek ve bu etnik unsurlar arasındaki ilişkiler değerlendirilecektir.

Azerbaycan Coğrafyasında Etkin Yapı

A. Azerbaycan Türkleri

Azerbaycan coğrafyasında Azerbaycanlılar adıyla anılan Azerbaycan Türkleri ana etnik unsuru oluşturmaktadır.

Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan coğrafyasında ilk yerleşimleri konusuna geçmeden, Azerbaycan Türklerine Azerbaycanlılar adının verilme tarihi üzerinde bir açıklama yapmakta yarar vardır.

Sovyetler Birliği’nin kurulduğu döneme kadarki edebiyatlarda Azerbaycan’da yaşayan Türkler için Türk veya Tatar ismi kullanılmaktaydı. Bu durum Sovyet yönetiminin iktidarının güçlendiği döneme kadar devam etmiştir. Fakat, Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla birlikte Azerbaycan Türklerinin etnik adı ilga edildi. Halka ve onun milli diline yeni ad verildi: Türkler “Azerbaycanlılar” ve onların dili “Azerbaycan Dili” adını aldı. 1939 yılından itibaren de Türk adı yasaklanmış oldu.[4] 30’lu yıllardan itibaren Azerbaycan Türklerinin resmi adının iktidar yöneticileri tarafından değiştirilmesinin başlıca amacı, halkın milli şuurunun gelişmesini engellemekti. Fakat bunlara rağmen Sovyetlerin son dönemine kadar Azerbaycan adı altında Türk isminin kastedildiği anlaşılmaktaydı.

Bugün Azerbaycan tarih yazımında Azerbaycan Türklerinin etnik menşeine dair üç ana görüş mevcuttur: 1. Medya-Atropatena Görüşü, 2. Albanya Görüşü, 3. Eski Türk Görüşü.

Medya-Atropatena görüşünü “ilk defa doğru-ilmi izahıyla” Sovyetler Birliği Komünist Partisi Başkanı İ. Stalin 1939 yılında ortaya koymuştur.[5]

Medya-Atropatena görüşüne göre, M. Ö. (XI-IV. yüzyıllarda) bugünkü Azerbaycan topraklarında Medya (Atropatena) Devleti mevcuttu. Bu devlette İran dilinde konuşan Atropatenalılar yaşıyordu. Fakat, Atropatenalılar Orta Çağ’da Türk Halkının gelip buralara yerleşmesiyle Türk dilini benimseyip yeni Türk halkına dönüşerek Azerbaycanlıların etnik ataları arasında yer almışlardır.[6]

İkinci tez olan Albanya görüşünün destekleyicileri Azerbaycan’da Türk etnik topluluğunun menşeinde eski Kafkasya Albanyası’nda oturan kavimlerin varolması üzerinde durmaktalar.

Albanların tarih sahnesinde devamcıları konusunda ilk fikir belirtenlerden biri Leviatov olmuştur. Leviatov daha 1948 yılında yazdığı eserinde “Arap hilafetinin hakimiyeti döneminde Albanların bir kısmı Müslümanlaştı, diğer bir kısmı ise Hıristiyan kaldı” görüşünü ileri sürer.[7] Bu fikri devam ettiren Petruşevski de buna benzer sonuca varır: “Albanya’da Hıristiyan kalanlar Ermenileşti, Müslümanlığı kabul edenler ise Azerbaycan halkına katıldı”.[8] İgrar Aliyev de Albanların İslamlaşmasının onların Türkleşme prosesini hızlandırdığı üzerinde durmaktadır.[9]

Böylece VII. yüzyılda Albanya Krallık’ının sukut etmesiyle burada yaşayan Müslümanlaşan halk, ülkenin topraklarına yığınlar halinde yerleşen ve Türk Dilinde konuşan halkla birleşmişlerdi[10] ve bugünkü Azerbaycan Türklerinin ataları arasında yer almışlardır.

Eski Türk görüşünü savunanlar ise, Türklerin daha M. Ö. Azerbaycan topraklarına yerleştiklerini ileri sürerler. Bu görüşü savunan tarihçilere göre umumiyetle Türklerin bu bölgeye yerleşmeleri 3 dalga şeklinde olmuştur: Birinci dalga M. Ö. VIII. yüzyıl sonlarından VII. yüzyıl başlarına kadar sürmüştür. Bu dalga sonucu Kimmer, İskit ve Saklar Kafkasya’ya yerleşmişlerdir. İkinci dalga II-IV. yüzyılda Hun kabilelerinin göçleri ile yaşanmıştır. Üçüncü dalga ise Selçukluların XI. yüzyılda buraya yerleşmesiyle yaşanmıştır. Yani Azerbaycan Türklerinin babaları daha M. Ö. bu topraklarda yaşamışlardır.[11]

Yukarıda da görüldüğü gibi Azerbaycan tarih yazımında Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan coğrafyasına yerleşmeleri konusunda ideolojilerden doğan farklı görüşler mevcuttur. Fakat, bugün yeni kurulan Azerbaycan Devleti açısından demokratik ve serbestlik ortamında Azerbaycan Türklerinin kökenlerini bilimsel yöntemlerle araştırıp bulmak önemlidir.

1926 yılında Sovyetler Birliği’nde yapılan ilk nüfus sayımında genel nüfus içinde %62’lik bir payı olan Azerbaycan Türklerinin sayısı Sovyetler Birliği’nin son nüfus sayımı olan 1989 yılı nüfus sayımında 5.805.000’e (%82.7) ulaşmıştır. Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yapılan ilk ve tek nüfus sayımı olan 1999 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre ise Azerbaycan Türklerinin sayısı 7.205.500 (%90.6) olmuştur. Azerbaycan Türklerinin sayısındaki bu artışı doğal nüfus artışıyla beraber bir çok etkenlerle de açıklamak mümkündür. Şöyle ki 1948 yılında başlayan ve 1990’lı yıllarda bile devam etmiş olan göç olayı sonucu binlerce Azerbaycan Türkü, Ermenistan’daki baba yurtlarından Azerbaycan’a kovulmuşlardır.[12] Diğer bir etken olarak da burada yaşayan etnik unsurların bir kısmının Sovyet Dönemi nüfus sayımı uygulamalarından vazgeçememeleri[13] ve kendilerini ana etnik unsur olarak gösterilen Azerbaycanlı şeklinde kaydettirmeleri gösterilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al