AZERBAYCAN’IN DEVLET DİLİ SİYASETİ

AZERBAYCAN’IN DEVLET DİLİ SİYASETİ

“Dil her bir milletin en temel simgesidir: millet her şeyini, hatta toprağını kaybedebilir. Bununla birlikte yine de yaşayabilir. Fakat millet dilini kaybederse, ondan geriye hiçbir şey kalmaz.”

F. Köçerli

Azerbaycan’da dil politikası Azerbaycan devlet tarihinin önemli bir unsurudur. Kuşkusuz Azerbaycan devlet tarihi geniş bir konudur ve bu konunun ana unsurlarından birisi devletin dil politikasıdır. Azerbaycan’ın tarihi coğrafyası Azerbaycan Devleti anlayışı ile her zaman üstüste düşmüştür. Çünkü Azerbaycan devlet tarihi Türk devlet tarihinin ayrılmaz bir kısmıdır.

Milli tarihimizde İskit Türk Devleti, Hun devletleri, Göktürk Devleti, Hazar Devleti, Uygur Devleti, Karahanlılar Devleti, Selçuklular Devleti, Osmanlı Devleti, Safeviler Devleti Azerbaycan Türklerinin de selef devletleridir.

Milli devletlerin yapısı, felsefesi, ekonomik temeli bir bütündür. Şöyle ki, Türk devletlerinin kuruluş felsefesi Türk medeniyetidir (edebiyat, resim sanatı, mimari, halı sanatı vs…).

Türk devletlerinin ikili karşılaştırma (binar oppozisiya) prensibine dayanan yapısı ve hiyerarşisi, Türklerin çalışma, vergi, gümrük ilkelerine dayanan ekonomisi, ordu sistemi, yürütme, yasama ve yargı işlevleri Türk Devlet anlayışını ortak sistemde birleştirmektedir.

Türk olmayan (veya Türk olduğu henüz kanıtlanmamış) devletlerin, ayrıca komşu devletlerin (Fars, Gürcü, Rus vs.), aynı zamanda işgalci devletlerin (Sasani, Moğol.) Azerbaycan devlet geleneklerine etkisini, zorunlu tarihsel faktörleri dikkate almadan Azerbaycan Türk devlet tipini araştırmak, aydınlığa kavuşturmak imkansızdır.

Dil faktörü tarih boyunca resmi dilin etnik temele dayanmasını zorunlu kılmamıştır. Şöyle ki, İskit, Hun, Göktürk, Hazar, Uygur, Karahanlı devletlerinin resmi dili etnik dil ile özdeşleşmiştir. Gaznelilerin ve Selçukluların resmi dili ise Türkçe olmamıştır. Farsçanın resmi dil olduğu bu Türk devletlerinin cihan devleti olmaları bile durumu değiştirmemiştir. Tarihi-sosyolojik nedenleri gözönünde bulundurmadan devlet yaşamının hiç bir faktörünü yorumlamak mümkün değildir.

Dünya tarih literatürüne yanlış olarak İran-Fars Devleti gibi geçen Safeviler Devleti, İran’ı ve bugünkü Kuzey Azerbaycan’ı kapsayan bir Türk devleti olmuştur. Bu devletin resmi dili Türkçedir. Diplomatik yazışmaları, resmi yazıları Türkçe olan Safeviler Devleti’nin hükümdarı Şah İsmayıl Hatai, döneminin Türkçe yazan kudretli bir şair-söz ustasıdır. Onun Türkçe yazdığı şiirler yüz binlerce Sufi dervişini coşturmuştur. Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletlerinden gelen Türk devlet dili geleneği, bunun yanısıra Tatar-Moğol istilasından sonra güçlenen Türklük ve Türk dili faktörü Safevi Türk Devleti için zemin oluşturmuştur. Safevilerden sonra Azerbaycan’ın bölünmesi, parçalanması devlet dilini de aynı duruma düşürmüştür. Afşarlar ve Kaçarlar hakimiyeti Azerbaycan’ın güneyinde Türk dilinin devlet dili olarak varlığını sürdürmesinin son safhalarıdır.

1813-1828 yıllarında imzalanan Gülistan ve Türkmençay barış antlaşmaları ile Azerbaycan Güney ve Kuzey Azerbaycan olarak ikiye parçalandı. Azerbaycan’ın güneyi Fars sömürgesi, kuzeyi ise Rusya’nın sömürgesi ve yarı sömürgesi şeklinde varlığını sürdürdü. Rus ve Fars istilacıları tarafından bölünen, zulme ve ayrılığa mahkum edilen Azerbaycan Türklerinin dil sorunu ayrı bir konudur. Yalnız bir hususa dikkat çekmekle yetiniyoruz ki, bu trajedik parçalanma olayı güneyde edebi dilin zayıflamasına neden oldu. Devlet dili olmayan Azerbaycan Türkçesi 35 milyon Türkün ana dilidir. Bu durum XXI. yüzyılda da devam etmektedir. Azerbaycan’ın güneyi zengin kelime hâzinesi, deyim serveti ve potansiyel imkanları ile dikkati çekmektedir. Azerbaycan’ın kuzeyindeki yarı sömürge ortamı ise dilde orantısal bağımsızlığı ortaya çıkartmıştır. Azerbaycan Türkçesi; medreselerde Farsça “Bustan” ve “Gülistan” eserlerinin okutulmasına, Rusların asimilasyon politikasına, Rusça okullara, misyoner faaliyetlerinin olmasına rağmen, edebi dilin olgunlaşma ve standartlaşma sürecinde Rusçanın yanısıra gayri-resmi devlet dili olma özelliğini korumuştur.

Rus istilası döneminin en önemli özelliği Rusya’da demokratik düşüncenin meydana gelmesi ve yayılmasının, İ. Gaspıralı’nın usuli-cedit metodunun, M. F. Ahundov, H. Zerdabi, Mirze Celil, Sabir, Üzeyir Bey, Ali Bey Hüseyinzade, A. Ağaoğlu vs. edebi-siyasi ekollerinin dil üzerine etkisi ile ilgilidir. XX. yüzyılın başlarında dil konusuna yaklaşım politik yaklaşım ve sistemle örtüşmektedir. İlk milli dram, tiyatro, opera, basın-yayın vs. Azerbaycan’da aydınlanmanın kendi kendini kanıtlamasıydı. Bu sürecin başında milli dil olgusu gelecek Azerbaycan’ın mefkure temelini oluşturmuştur.

Türkçe (Azerbaycan Türkçesi) 1918-20 yıllarında Doğu’da ilk demokratik cumhuriyet olan Azerbaycan Halk Demokratik Cumhuriyeti döneminde devletin resmi dili olmuştur. Devlet dilinin kendi işlevini sınırlı şekilde hayata geçirmesi ve bununla ilgili bütün çelişkiler 1920-1991 yıllarındaki Rus Sovyet İmparatorluğu döneminde yarı sömürge ortamındaki Azerbaycan Türkçesinin sınırlı faaliyeti ile ilgilidir.

1936 yılına kadar Azerbaycan Türkçesi diye adlandırılan bu dil Stalin’in emriyle Azerbaycan dili olarak değiştirildi. Latin alfabesi Kiril-Rus alfabesiyle değiştirildi. Azerbaycan’da Sovyet döneminde devlet dili politikası ayrıca bir araştırma konusudur ve bu konuya ileride değineceğiz.

Nihayet, bağımsızlık dönemindeki (1991-2001) Azerbaycan’ın devlet dili politikası milli kimlik, devlet kimliği ile ilgili olan önemli problemleri kapsamaktadır.

Detayları ve tam tarihi zenginliği ile olmasa da, bu üç dönemin ana hatları üzerinde duralım.

Bağımsız ve demokratik devlet ilkeleriyle yönetilen Azerbaycan Halk Cumhuriyeti dönemi, kısa süreli olsa da tüm Doğu ve Asya ülkeleri için bir örnek oluşturmuştur. Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti en zor dönemlerine ayak bastığı ilk günlerde devlet dili hakkında karar çıkartmıştır. 27 Haziran 1918’de çıkarılmış hükümet kararıyla “Devlet dili Türkçe kabul edilerek ileride bütün mahkeme, idareyi-dahiliyye ve sair devair görevi başında duranlar bu lisanı bilenler olana kadar 

hükümet kurumlarında Rusça istimaline de müsaade” edilmiştir.[1] Karar, Azerbaycan Türklerinin tarihi hakkını iade ederek Türk dilini resmi dil olarak belirlemiştir. Bu kararla ülkenin resmi organlarında, devlet idare ve kurumlarında, idari işlerde, yabancı devletlerle diplomatik yazışmalarda ve Milli Şura adı verilen parlamentoda Türk diline resmi statü kazandırmış oldu. Bir karşılaştırma örneği olarak belirtelim ki, Türkiye’de 1921 tarihli “Teşkilatı Esasiye Kanunu”nda resmi dil konusunda madde bulunmamaktadır. 1961 Anayasası’nın resmi dile ilişkin maddesinde Türkiye Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu, resmi dilin ise Türkçe olduğunu hükme bağlamıştır. Söz konusu madde 1982 Anayasası’nda da değişmez temel hükümler arasında yer almaktadır.

Bu karşılaştırmadan amacımız Azerbaycan’ın devlet tarihinin önemini ve kendine özgü nitelik taşıdığını vurgulamaktır. “Rus dilinin istimalına izin verilmesi” ise geçici bir müddea olup, personel hazırlığı, eğitim ve yönetim işlerinin düzene konulması için gereken zamanın kazanılmasıyla ilgili olmuştur. “Milli Bayrak Hakkında” 9 Kasım 1918 tarihli karar da milli devletin dil unsuru üzerine yoğunlaşan ilgisini ifade etmektedir. Devlet diline ilişkin bu ilk resmi belge büyük tarihi önem taşımıştır.

Öncelikle şunu belirtelim ki, devletin resmi dili milli edebi dilin tarihinde özel konuma sahiptir. Bu nitelik sadece gramer zenginliği ile değil, ayrıca yöntemsel ve işlevsel açıdan da ayrı bir önem arzetmektedir. Yirmi üç aylık kısa bir zaman içinde dil konusundaki belgeleroturum tutanakları ve konuşma metinleri Azerbaycan Devleti’nin resmi dilinin faaliyet alanı ve işlevi konusunda daha ayrıntılı bilgi sunmaktadır.

Parlamentonun 21 Ağustos 1919 tarihli oturumunda Bakü Üniversitesi’nin açılmasıyla ilgili olarak dil konusu gündeme getirilmiştir. Müslüman Türk aydınlar Rusça üniversite açılmasına itirazlarını bildirmiş, millileşmiş orta okulların ana dilinde eğitim vermeleri için üniversitede Türkçe eğitimin gerekliliğini savunmuşlardır.[2]

1919 yılında Azerbaycan’da 23 devlet orta okulu vardı. Bu okullarda 9.611 öğrenci eğitim alıyordu ve bunlardan 3.115’i Azerbaycan Türküydü. Türkçe öğretmene ihtiyaç olduğu için Türkiye’den yaklaşık 50 öğretmen davet edilmişti. 100’den fazla öğrenci ise eğitim almak için Avrupa’nın değişik ülkelerine gönderilmiştir. Mirze Bala Mehmedzade bu dönemle ilgili şöyle yazıyordu “Eğitime gelince, okulları bir an önce Türkleştirmek için tesis edilen tertip ve tercüme cemiyeti tarafından ilk ve orta okullar için ders kitapları hazırlanmış ve yayınlanmış, mevcut orta okulların bir kısmı millileştirilmiştir”.[3] Üniversitede ana dilinde eğitim için Abdulla Bey Efendizade, Yusuf Ahmedov, Muhtar Efendizade. büyük mücadele vermişlerdir. M. E. Resulzade, ayrıca sosyalist gruptan Samet Ağa Ağamalıoğlu, Ali Haydar Karayev milli üniversiteyi önemli saymış, ilk dönemde diğer dillerin de kullanılmasını normal karşılamışlar. F. Hoylu yalnız okullarda değil, yargı organlarında da devlet dilinin uygulanması için ciddi faaliyette bulunmuştur.

Parlamentonun açılışı sırasında M. E. Resulzade’nin yaptığı konuşma devletin resmi dilinin ilk belgesi olarak bilimselliği, zengin içeriği ve isabetliliği ile seçilmektedir. F. Hoylu’nun, K. Karabeyli’nin, N. Yusufbeyli’nin. parlamento konuşmaları kendilerine özgü üslubu ile dikkat çekmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ