AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN İSTİKLÂL MÜCADELESİ ÖNDERİ EBULFEZ ELÇİBEY

AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN İSTİKLÂL MÜCADELESİ ÖNDERİ EBULFEZ ELÇİBEY

Yazıma Musavat Partisi Başkanı İsa Kamber’in Elçibey’in vefatından tahminen üç yıl önce gazeteci-yazar Elçin Hüseyinbeyli ile söyleşisinden bir alıntı ile başlamak istiyorum. “E. H: Peki (Azerbaycan’da-K.V.N.) bireysel olarak kendini kanıtlamış siyasi güç, siyasi şahsiyet kimdir? I. K: XXI. yüzyılda siyasetçi olarak mutlak surette belirtilmesi gereken kişiler tabii ki, yüzyılın başında M. E. Resulzade, yüzyılın sonunda ise E. Elçibey’dir. Resulzade’nin çevresinde çok değerli insanlar bulunmuş ve onların her birinin tarihimizde büyük hizmetleri olmuştur. Aynı zamanda Elçibey’in dava arkadaşları arasında dikkate layık insanlar az değildir, yani tarih onların da değerini verecektir. Yüzyılın sembolü olarak bu iki şahsiyetin adı tarihte kalacaktır”. (Araz Dergisi, Stockholm, 1997, No: 1/2).

Üç yıl sonra amansız tarih bu büyük gerçeği acı bir ölümle bir daha ortaya koydu.

Türk dünyası, dünya demokratik düşüncesi XX. yüzyılın büyük ideologlarından birinin, Azerbaycan milli-bağımsızlık harekatı liderinin, Azerbaycan Halk Cephesi’nin değişmez önderinin, bağımsız, demokratik Azerbaycan’ın ilk meşru Cumhurbaşkanının, fikir ve düşünce adamının ölümünü halkın milli matem günü, dünya demokrasisinin hüzün günü olduğunu belirgin bir gerçeğe çevirdi.

Ölüm hayatın kapısını kapatabilir. Fakat fikrin, ideolojinin, düşünce sisteminin kapısını kapatamaz.

Burada oturan herkese bellidir ki, Elçibey’in mütevazı ve alçakgönüllülükten yoğrulmuş şahsiyeti Elçibeycilik kavramına, Elçibey mektebi anlayışlarına karşı olmuştur.

Mehmetemincilik, Atatürkçülük, Hiyabanicilik ideolojisinin öne çıkması, bu ideologların ekollerinin yaranması için uzun bir mücadele yolu geçen Ebulfez Elçibey, birşeylerin temelini koyduğunu, hangi fikir ve ideolojinin yaratıcısı olduğunu bir defa bile olsun iddialı şekilde dile getirmemiştir.

İnsanlar kaba güç, zor ve servetle yönetilemez. Milli-bağımsızlık harekatını ve milli devlet maneviyatını yalnız ve yalnız Elçibey’in gücü, saf ideoloji ve temennasız şahsiyet fikri yönetebilir. Elçibey’in çile dolu şerefli hayatı, zengin, dolgun, orijinal bilimsel dünya görüşü ve en başlıcası yaratıcı dehası Elçibey ideolojisinin özünü oluşturuyor.

Büyük liderler, büyük inam, iman, yol yaratan insanlardır. Karizmatik lider olmak, halkın kalbinde maneviyat tohumu serpip, onun ürününü alsa da, almasa da bu ürünün alınacağına-halkı kurtaracağına inanmak ve bu gerçeği lideri olduğu topluma, millete inandırmaktır.

Elçibey’in dünyaya bakış açısını üç kelime ile ifade edebiliriz: Nasyonalizm, İdealizm, Realizm. İlk bakışta paradoksal gözükse de, bu sözler büyük insanın tefekkür tarzı için esas kriterlerdir.

Elçibey ideolojisinin kaynakları, aşamaları ve içeriği ayrı ayrılıkta büyük araştırma konusudur. Bunlara kısaca da olsa değinelim:

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Elçibey ideolojisinin kaynağı Türk düşünce tarihi, İslâm felsefesi ve bakış açısı, Batı felsefesi ve liberal-demokrat düşüncesi, Doğu-Batı milliyetçilik tarihi, çağdaş dünyanın manevi değerleri olmuştur. Elçibey’i tanıyan herkes onun resmi toplantılarda, daha çok dost ve aile sohbetlerinde eski Türk, Doğu tarihi, Şaman inanç sistemi, Kuran’dan (bizzat orijinalinden) hadislerden, sünnetden, Sufizmden, Fransız devriminin mahiyetinden, tarih felsefesinden, eski ve çağdaş edebiyattan, dil ve milli zihniyetten, ideolojik sistemler tarihinden, dünya stratejisinden, beşeriyenin demokrasi mücadelesinden… yaptığı sohbetlerin şahidi olmuştur. Ne yazık ki, o sohbetlerin binde biri bile kaleme alınmamıştır. Kaleme alınanlardan ancak bir damlasını Adalet Bey’in hazırladığı “Elçibey’le 13 Saat Yüzyüze” kitabında bulunmaktadır.

Kaynakların bu büyük tarihi-manevi çerçevesini biraz sınırlamış olursak, Elçibey ideolojisinin başlıca temeli ve selefi Azerbaycan milli-demokratik düşünce olduğunu görürüz. Bu düşünce ekolü M. F. Ahundov’dan başlıyor. H. B. Zerdabi, N. B. Vezirov, M. Kazim Bey, Mirze Celil, Sabir, Üzeyir Hacibey, Alibey Hüseyinzade, Ahmet Ağaoğlu, M. E. Resulzade, M. Topçubaşı bu büyük okulun devamcıları olmuşlar. Milli kimlik ve milli özüne dönüşü, demokratizm ideolojisini bu şahsiyetlerin eserlerinden, ortaya koydukları fikirlerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. (“Azerbaycan aydınları”)

Doğu’daki ilk cumhuriyetin mimarı M. E. Resulzade’nin ve onun silah arkadaşlarının ideolojik sistemi Elçibey dünya görüşü sisteminin başlıca temeli, fikir babasıdır.

1988 yılı meydan harekatının ilk günlerinde kitle heyecanının duygu ve heyecan dalgalarının milli mücadeleye, düşünce mücadelesine çevrilmesinde Elçibey’in söylediği bir fikir belirleyici rol oynadı: “Bizim yolumuz Mehmet Emin Resulzade ve Atatürk yoludur!” Bu cümleyle tarihi belleğin büyük bir konsepti tam açıklığı ile ortaya konuldu. Gerçekten de sömürgecilik ve yarı sömürgeciliğe ve ideolojik yapısının Marksizm-Leninizm olduğu totalitarizme karşı koymayı başarmış ideoloji Müsavatçılık ve Atatürkçülüktü. Müsavatçılığı Azerbaycan halkının tarihi manevi ihtiyacının doğal- zaruri ifadesi gibi kavrayıp araştıran ve yorumlayan Elçibey Müsavatçılık doktrininin teorik ve pratik zeminini çok derinden açıklıyor.

M. E. Resulzade “Azerbaycan Teşekkülünde Müsavat” (1920) eserinde yazıyordu: “Bundan sonra bağımsız ve milli Azerbaycan’ın şevki tarihle idareye memur olacak fırkanın adı “Müsavat” olmayabilir, fakat o fırkanın “Müsavatçı” olması şarttır. Çünkü Müsavatçılık belirttiğimiz gibi 1) Milliyetçilik, 2) Türkçülük, 3) Vatancılık, 4) Azerbaycancılık, 5) Milli Devletçilik, 6) İstiklalcilik, 7) Cumhuriyetçilik demektir”. Bu sözler tarihen olduğu gibi bugün de canlıdır.

Mehmet Emin’in geniş çaplı teorik-ideolojik sisteminin yeniden klasik üçlüde yuvarlak hale getirilmesi mefkure hedefinin sembolleştirilmesi bakımından gerekiyordu. Özellikle birbirine yakın olan ideolojik düzeylerin birleştirilmesi ideolojik isabetlilik bakımından seçilmiştir. İçeriği değişmeyen ilkeler zaman zaman değişebiliyor, Müsavatçılık çağdaşlaşıyor. Örnek olarak tanınmış ideologlarımızdan H. İbrahimli’nin, N. Nesibli’nin “Bütöv Azerbaycan” kitabına yazdığı önsözden bir noktaya değinerek fikrimizi devam ettirelim: “Müsavatçılıkta milli bütünlük, Vahit Azerbaycan düşüncesi yenidir. 80’li yıllardan başlayarak Azerbaycan siyasal düşüncesinde (aslında dünya siyasal düşüncesinde-K.V.N.) Vahit Azerbaycan fikri pekişmeye başladı. Bu fikrin siyasal düzeyde ortaya konulması Ebulfez Elçibey’in adı ile bağlıdır”.

Elçibey ideolojisinin en büyük seleflerinden biri olan Atatürk’ün ilke ve inkılapları, Atatürk’ün devlet felsefesi ve devlet tecrübesi idi. Ana hatları ile birbirine bağlı olan Atatürkçülük ve Mehmeteminciliğin temelinde Ziya Gökalp, İsmail Gaspıralı ve Ali Bey Hüseyinzade, Ahmet Bey Ağaoğlu düşünceleri bulunduğu için bu görüşler sisteminin altyapısı aynı idi. Fakat ayrı ayrı coğrafi, etnik-milli, tarihi-sosyolojik sınırlar bu milli ideolojilerin değişik özelliklerini de ortaya koymuştur. Elçibey bu fark ve benzerlikleri yapıcı şekilde yorumlayan, bu meseleye ideolojik açıklık kazandıran fikir adamı idi. Daha somut şekilde ifade edersek, Elçibey çağdaş Müsavatçılık ve Türk dünyasına yönelik Atatürkçülük ideoloji ekolünün temelini doktrin çapında ortaya koymuştur.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Marksizm-Leninizm dünya görüşü çöktü. Yalnız ayrı ayrı şahıslarda ve sınırlı gruplarda ideolojiden ziyade nostaljik yaşam tarzı olarak kalan eski dünya görüşünün yerini yeraltı nehirleri gibi millet tefekkürünün hafızasında yaşayan milli demokratik görüşler sistemi almaya başladı. Acılı, sancılı geçen bu süreç bugün de sona ermiş değildir.

Ana hatları değişmeyen Müsavatçılık dünya şartlarının, tarihin, güç dengelerinin yeni disiplinlere uygun olarak değişmesi ve modernleşmesi ile orantılıydı. Bu ideolojik değişimin başında Elçibey duruyordu. Harekat yıllarında ve sonralar parti içi, parti dışı faaliyetlerde ideolojik düşünceye büyük önem veren Elçibey, bu faaliyetlere bizzat önderlik yapmakla İsa Kamber, Nesib Nesibli, Cemil Hasanlı, Adalet Tahirzade, Aydın Balayev, Nesiman Yakublu, Fazil Gazenferoğlu, Arif Rahimoğlu, Neriman Kasımzade, Hikmet Hacızade, Arif Acalov, Niyazi Mehdi gibi yeni ideologlar kuşağının yetişmesinde büyük hizmeti olmuştur.

Değişen politik dengeler ve küreselleşen dünya XX. yüzyılın sonunda Elçibeyciliği zorunlu hale getirmiştir. Bu zorunlu süreç 1993 yılındaki darbeden ne kadar etkilense de, toplumda bir ideoloji yozlaşması yaşansa da, bir şahıs üzerinde odaklanmış yalan ve dayanaktan yoksun sistem kurma girişimlerinde bulunulduysa da, tüm bunlar tarihin gereksiz eşyalar deposuna bırakıldı. Mehmet Emin Resulzade’ye, onun ideolojisine dayalı siyasi örgütlere, şahsen Elçibey’e, İsa Kamber’e, diğer siyaset önde gelenlerine karşı ne kadar büyük baskılar olsa da, bu girişimler acı gülüşün hedefi oldu. Son 7-8 yılda yayınlanmış süslü-püslü kalın kitaplar fiyaskodan başka bir şey olmadı. Yalan ayak aldı, ancak yürüyemedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ