AZERBAYCAN HANLIKLARININ RUSYA TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİNDE İRAN’IN İKİLİ İLİŞKİLER SİYASETİ

AZERBAYCAN HANLIKLARININ RUSYA TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİNDE İRAN’IN İKİLİ İLİŞKİLER SİYASETİ

Tarih boyunca Azerbaycan önemli coğrafi konumu, doğuyla batı, kuzeyle güney arasında pek duyarlı bir arazide yerleşmesi, doğal kaynağa sahip olması, eski İpek Yolu üzerinde yerleşmesi nedeniyle kuzeyden Çarlık Rusya, güneybatıdan Osmanlı Devleti ve güneydoğudan Safevi Devleti için çok büyük stratejik ve ekonomik önem taşımaktaydı.[1] Diğer yandan ise, Çarlık Rusya için Doğu’ya ve sulara çıkış kapısı görevini yerine getiren Azerbaycan, İran için batı ve kuzey arasında bir kapı ve tampon bölge oluşturmaktaydı.

Rusya Devleti’nin Kazan (1552) ve Heşterhan (1556) Hanlıklarını işgali sonrası Hazar Denizi’ne çıkış yolu kazanmış oldu. Fakat Rusya Devleti gerek kendi iç siyasî durumuna, gerek Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı üzerine savaş durumunda olduğuna göre, gerekse Polonya ve İsveç’le savaş yaptığı için XVl-XVII. yüzyıllarda kazandığı imkanları kullanamadı ve Kafkasya’da kendi işgalcilik siyasetini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı.

Sosyal ve siyasal düzeninde baş gösteren köklü ve önemli değişiklikler, ekonomi hayatında manifaktür sanayinin yerleşmesi Rusya Devleti’nin çevre ülkelere ekonomik açıdan ilgisini daha da artırmıştı.

I. Şah Abbas Azerbaycan Safevi Devleti’nin başkentini Tebriz’den İsfahan’a göçürmesi sonrası Azerbaycan’ın Safevi Devleti’nin himayesinde bulunduğu dönemde bile Safevi Devleti dahilinde kendi ekonomik ve siyasal önemini koruyabilmiştir.[2] Yedi beylerbeylikten oluşan Safevi Devleti’nin hazinesine Azerbaycan beylerbeyliklerinin sağladığı gelir diğer beylerbeyliklerden gelen gelirin iki katını oluşturmaktaydı. Fakat diğer taraftan ise Şırvan, Karabağ, Tebriz ve İrevan gibi Azerbaycan beylerbeylikleri Osmanlı ve Rusya Devletlerine karşı mühim stratejik önem taşımaktaydılar. Azerbaycan beylerbeyliklerinden Şirvan Beylerbeyliği daha büyük iktisadi ve siyasî güce ve etkinliğe sahipti. Aynı dönemin başlıca dışsatım mallarından petrol, tuz, zanaat mamulleri, ipekli kumaşlar ve kıymetli ender köy ekonomi ürünleri zaten Şirvan Beylerbeyliği’nde üretilmekteydi. Bakû Limanı dış ticaret ilişkilerinin geliştirilmesinde önemli katkıya sahipti. Safevi Devleti Şamahı şehri aracılığıyla Rusya, Osmanlı Devleti, Suriye, Hindistan ve Batı Avrupa ülkeleri ile ticari ilişkilerin sürdürülmesinde büyük önem taşımaktaydı. Şirvan’da üretilen ipekli kumaşlar Rusya’ya, İsveç’e, Hollanda’ya ihraç edilmekteydi. XVII. yüzyılda Şirvan Beylerbeyliği Doğu ile Batı arasında transit ticaret ilişkilerinin gelişmesinde önemli rol oynuyor, Rusya ile Safevi Devleti arasında ekonomik ve siyasal ilişkilerin geliştirilmesinde aracılık yapıyor; doğal olarak Şirvan Beylerbeyliği’nin siyasal otoritesini ve önemini daha da arttırıyordu.

XVII. yüzyıldan başlayarak Rusya, Safevi Devleti’nin çıkarlarını göze almadan Şirvan Beylerbeyliği ile direk olarak karşılıklı ilişkiler kurma çabası içinde olmuştur. Bu yönden ilişkilerin kurulması Rusya Devleti’nin uzakgörüşlü dış siyasetinin gerçekleşmesine büyük olanaklar sağlamaktaydı. Çünkü, Rusya Devleti ile Azerbaycan beylerbeylikleri arasında direk ilişkilerin kurulması, Rusya için Güney Kafkasya bölgesinde gerek Osmanlı Devleti’ni, gerekse Safevi Devleti’ni saf dışı bırakmaktaydı.[3]

Safevi Devleti bölgede başlıca siyasî rakibi olan Osmanlı Devleti’nin bölgedeki siyasî etkinliğini zayıflatmak için ikili dış siyaset yürütmeye başladı. O, bu ikili dış siyasetle Azerbaycan beylerbeyliklerinin siyasî bağımsızlığını kaldırmaya, diğer taraftan da Rusya ile daha sıcak ilişkiler kurmak için çaba harcamaktaydı. XVII. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti tarafından yenilgiye uğratılan Safevi Padişahı Hüdabende (1578-1587) askeri yardım almak için Rusya’ya baş vurdu. Bu amaçla da kendisinin yakınlarından olan Hadı Bey’i Rusya’ya elçi olarak gönderdi. Hüdabende’nin resmi elçisi Hadı Bey’in Rusya Devleti ile görüşmelerinin başlıca konusu, Osmanlı Devleti’ne karşı savaşta eğer Rusya Safevilere askeri yardımda bulunur, Derbent ile Bakû’yü Türklerden temizlerse, bu şehirlerin ve civar toprakların Rusya Devleti’nce işgal edilmesine tepki göstermeyeceğiydi. Doğal olarak bu teklif, Rusya’yı cezbetmekteydi. Rusya, Safevi Devleti’ne O. Vasiliçkov’un başkanlığında heyet gönderdi. Rusya büyükelçisi daha yoldayken, darbe vuku buldu ve Hüdabende hakimiyeti devrilerek oğlu tahta oturtuldu. Bu yüzden Rusya Devleti’nin diplomasi misyonu esas amacını ve plânlarını tam şekilde gerçekleştiremedi.[4] Safevi padişahı Rusya temsilcileriyle görüşmeler sırasında, Rus ordusunun yardımı ile Türklerden kurtulacakları takdirde Bakû ve Derbent’in Rusya’ya verilebileceğini belirtmiştir.[5] Bununla da, I. Şah Abbas Rusya’yı Osmanlı Devleti’yle savaşa sokmaya çalışıyordu. Rusya Devleti ise kudretli Osmanlı Devleti’yle askeri münakaşalara girmekten sakınıyor ve her ne olursa olsun, bu meseleyi diplomatik yollarla çözmeye çalışıyordu. XVII. yüzyıl başlarında İran-Osmanlı (1603-1607) savaşında Osmanlı Devleti yenildi ve Azerbaycan beylerbeylikleri tekrar İran’ın işgaline uğradılar.

1607 tarihli İstanbul Barış Antlaşması sonrası I. Şah Abbas Safevi Devleti’nin daha da kuvvetlenmesi için kendisi bizzat Şirvan Beylerbeyliği’ne gelmiş ve Şamahı şehrinden komşu beylerbeyliklere ve hanlıklara fermanlar göndererek, onları kendisine tâbi etmeye başlamıştı. Böylece bağımsızlığa kavuşmak isteyen Karabağ ve Şirvan beylerbeylikleri güneyden Safeviler, kuzeyden ise Rusya’nın baskısıyla bu fikri gerçekleştirememişlerdir.

I. Şah Abbas, Osmanlı Devleti’nin ve Kırım Hanlığı’nın Kuzey Kafkasya’da siyasî etkinliğinin artmasına engel olmak amacıyla yeni görüşmeler yaparak, askeri kale inşa etmek için Rusya’dan maddi yardım isteğinde bulunmuştur. Safevi Devleti’nin dış siyasetinde bu ikili siyaset Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı’nın bölgede siyasî-askeri etkinliğini azaltmanın yanı sıra, Rusya Devleti’nin güneye doğru işgalcilik siyasetinde başarı kazanmanın başlangıcı olmuştur. Rusya’nın gelecekte büyük bir tehlike olacağını anlayan II. Şah Abbas (1642-1647) Azerbaycan beylerbeyliklerine, Rusya’yla ilişkileri kesinlikle yasaklamıştır.[6]

Bu dönemde İran-Rusya ilişkileri birçok Batı Avrupa ülkesinin siyasî ve iktisadi çevrelerinin dikkatini çekmekteydi. Hatta onlardan bazıları bu ilişkileri bozmaya yelteniyor ve bu iki ülkenin sürekli savaş koşullan durumunda bulunmasını istiyorlardı. Örneğin, Brugeman İran’da Rusya Büyükelçisi Romançukov’a Hazaryam eyaletlerin plânını sunmuştu. Bu plân Rusya Devleti’nce aynı eyaletlerin işgal olunmasının yanı sıra Batı Avrupa ülkeleri için yeni bir pazar, hammadde kaynağı oluşturmaktaydı. Aynı zamanda Rusya’nın dikkatini güneye çekmekle, Doğu Avrupa’da onun etkinliğini azaltmanın yanı sıra Osmanlı Devleti’yle de askeri münakaşalara çekmeye çalışıyorlardı.

XVII.   yüzyıl sonu ve XVIII. yüzyıl başlarında Rusya Devleti ile Safevi Devleti arasında ekonomik ve ticari ilişkiler büyük hızla gelişmeye başlamıştır. Şirvan Beylerbeyliği’nden Rusya’ya 15 türden fazla mal ihraç olunmaktaydı. Rusya Devleti ise Hazar Denizi vasıtasıyla tüm Hazar kıyısı vilayetlerle ve Orta Asya’yla ticari ilişkiler kurma olanağı kazanmış, İpek Yolu’na kavuşmuştur.[7]

XVII.   yüzyıl sonu XVIII. yüzyıl başlarında Azerbaycan beylerbeylikleri, özellikle Şirvan Beylerbeyliği ile Rusya arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesi Safevi Devleti tarafından pek hoş karşılanmamaktaydı. Azerbaycan beylerbeylikleri Safevi Devleti ile hesaplaşmadan Rusya’yla bağımsız ilişkiler kuruyor, Safevi Devleti şahlarınca verilen fermanları yerine getirmiyor ve bu fermanlara tepki göstermekten bile çekinmiyorlardı.

XVII. yüzyılın sonundan başlayarak XVIII. yüzyılın başlarında Safevi Devleti çökmeye başladı. Azerbaycan beylerbeylikleri merkez hakimiyete tâbi olmak istemiyorlardı. XVIII. yüzyılın başlarında tüm Azerbaycan beylerbeyliklerinde köylü isyanları çıkmıştı. 1707-1711 tarihinde Şirvan’da çıkan köylü isyanları Safeviler sarayında tedirginlik yaratmıştır. 1709 yılından itibaren Afgan kabilelerinin İran arazisine saldırması, Afgan kabilelerine karşı savaş vermek gücünden yoksun Safevi Devleti’nin çöküşünü daha da hızlandırdı.

Bu zor koşullarda Safevi Şahı Sultan Hüseyin (1694-1722), hakimiyetini kuvvetlendirmek amacıyla 1713 yılında Rusya ile dostluk ve ticari antlaşmalar imzalamak için Fazlullah Bey’i Petersburg’a gönderdi.[8]

Azerbaycan hanlıklarının Rusya tarafından işgal olunmasında bu “ticaret ve dostluk antlaşması”nın önemli rolü olmuştur. Bu dönem köylü isyanlarının lideri Hacı Davut Safevi Devleti’ne karşı savaşmak için Rusya’dan yardım istemiş, fakat Safevi Devleti’yle ticaret ve dostluk antlaşması imzalayan Rusya, bu yardım isteğine iki yönden yaklaşıyordu: Birincisi, Rusya ile Safevi Devleti arasında imzalanmış antlaşmaya dayanarak, Safevi Devleti’ne askeri yardım göstermek adı altında ordu yerleştirmek ve Hazar, kıyısı eyaletlerini işgal etmek; ikincisi ise, köylü isyanı lideri Hacı Davud’un başvurusu uyarınca Azerbaycan arazisine ordusunu sokarak, onlara yardım adı altında bu arazide Safeviler hakimiyetine son vermekti. Bundan dolayı I. Petro’nun emriyle Hacı Davud’a yazdığı cevap mektubunda, Rusya’nın himayesi ve desteğini kabul etmek veya Safeviler hakimiyetine son vermek amacıyla mı askeri yardım istediğinde bulunduğu açıkça sorulmaktaydı. Hacı Davud da bu soruya cevap olarak, Rus ordusunun yardımıyla Safeviler hakimiyetine Azerbaycan’da son vererek, bağımsız Şirvan Devleti kurmak istediğini bildirmiştir. Rusya yerli halklarla savaşın zor olacağından sakınarak birinci yaklaşımı tercih etti ve I. Petro Azerbaycan seferinin ilk şartı olarak Şamahı’da konsolosluk açmak için Safevi Devleti’ne başvuruda bulundu. Bu başvuru Safevi Devleti’nden red cevabı alsa da, uzun görüşmeler sonucu İsfahan’da konsolosluk ve Şamahı’da da yardımcı konsolosluk açılması kararlaştırıldı. A. Baskakov konsolos yardımcısı olarak görevlendirildi.

A. Baskakov 1719 yılında Rusya’dan Şamahı’ya hareket etse de, Şirvan Beylerbeyliği’nde Hacı Davud’un isyanı geniş boyutlar aldığından Şamahı’ya giremedi. Bu sırada Safevi Devleti’nin başkenti İsfahan da Afganlar tarafından kuşatıldığından, Rusya Devleti tarafından konsolos olarak görevlendirilmiş S. Abramov 1722 yılında Rus ordusu Reşt’i işgal ettikten sonra konsolosluk görevine orada başladı.[9]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ