AVARLARIN DİL SORUNU VE KARPAT HAVZASINDA İKİ AVARCA KELİME

AVARLARIN DİL SORUNU VE KARPAT HAVZASINDA İKİ AVARCA KELİME

Eğer Avarların dili hakkında konuşmak istiyorsak, bu dille ilgili hangi sorunların olduğunu ve cevaplarını nasıl bulabileceğimizi açığa kavuşturmalıyız. Burada, 568’den itibaren 9. yy. sonuna kadar Karpat havzasında yaşayan ‘Avar’ topluluklarının dil(ler)inden bahsedilecektir. Bunların kökeni ile ilgili fikirler çok değişiktir. Bizans tarihçisi Theophylaktos Simokattes’e göre, Avrupa’ya gelen Avarlar gerçek Avarlar değildir. Gerçekte bunlar Göktürklerin yendiği ve onların yönetiminden kaçan Oğurlardır. Bunların iki ulusu vardı: ‘Var’ ve Chunni. Bazı Hun ulusları (Barsiller, Onoğurlar, Sabirler, vb.) kaçanların Avarlar olduğunu sandılar ve korkuya kapıldılar. Çünkü Taugast (Tabgaç, Çin, Ç.N.) yakınında yaşayan Avarlar büyük ve savaşçı bir ulustu. Kaçaklar bunu fark ettiler ve Avar ismini benimsediler, bu yüzden bunlar sahte Avarlardır. Theophylaktos Simokattes’in bu haberi sahte Avar kuramının temel unsurudur. Ancak bu konuda araştırmacılar arasında mutabakat yoktur. Değişik kuramlar ve gerçekleri Pohl toplamıştır (Pohl, 1988: 3137).

Arkeologlar Avar dönemini üçe ayırır: Erken Avar dönemi, yani Bayan Kağan ve kabilesinin 568’den 670 civarına kadarki yönetimi, Orta Avar dönemi; 670 civarından 700 veya 720’ye kadar ve Geç Avar dönemi 700 veya 720 civarından 9. yy. sonuna kadar. Bu bölümleme arkeolojik bulgulara dayanır. Bazı araştırmacılar bu bulguların üç ayrı dönemde değil, aynı anda birlikte yaşamış ayrı kültürlerden üç göçmen topluluğuna işaret ettiğini düşünürler. Bu kültürler değişik zamanlarda birlikte yaşamış olabilir. Bazı tarih kaynakları Kuvrat Han’ın ölümünden sonra Panonya’ya Bulgar göçü olduğundan bahseder (Szâdeczky, 1992: 209, 218220). Bu OnoğurBulgarlar son Avarlar olabilir.

Avarca, bir dönem Karpat havzasında konuşulmuş, bilinmeyen bir dildir. Bu dili konuşanlar, diğer uluslarca Avar veya bu ismin değişik şekilleriyle adlandırıldılar. Avarların kendilerine ne dediklerini hiç bilmiyoruz. Dilleri ile ilgili pekçok görüş vardır. Bunlar temelde ikiye ayrılır: Bir grup araştırmacı, Avarca’nın bir çeşit Altay dili[1] olduğunu söyler. İkinci grup ise Avarca’nın kesinlikle bir Altay dili olmadığını iddia eder. Altay dili olduğuna inananlar, onun bir Türk veya Moğol dili olduğunu düşünenler olarak ikiye ayrılırlar. Küçük bir grup ise Avarcanın bir çeşit Tunguz dili olduğuna inanır. Altay dili olduğuna inanmayanların başlıca fikri, Avarcanın bir İran dili olduğudur. Bütün bu fikirler ve bunların tarihini RonaTas, “An ‘Avar’ word: terem” (RonaTas, 1996: 181) adlı makalesinde toplamıştır. Önemli bir soru da, geç Avarların erken Avarlarla aynı veya benzer bir dil konuşup konuşmadıkları veya geç Avarların, erken Avarların dilinin aynını veya benzerini konuşanlar da dahil, bir çok dilli kabileler birliği olup olmadığıdır. Bu sorular hâlâ cevaplanamıyor; bu ancak, bu ulus topluluklarının dilsel temeli hakkında daha tam bir bilgiye kavuştuğumuz zaman mümkün olacaktır.

Bir diğer önemli soru, Avar dilinde yazılı belge olup olmadığıdır. Eğer yazılı kayıtlar bulunuyorsa, bunlar ne tür kayıtlardır? İki tür yazılı kayıt vardır: Birincisi Avarların kendilerinin yazdığı şeyleri kapsar. O dönemden günümüze ulaşan birkaç metin ve kelime oyma yazıyla yazılmıştır ve henüz herkesçe kabul edilecek şekilde okunamamıştır. Bu metinlerdeki oyma harfler henüz bilinmiyor ve eski Göktürk abecesinden ve Sekel-Macar oyma yazısından farklıdırlar. Bu oyma yazılı kayıtlara topluca Karpat havzası yazılı kayıtları denir ve bunlar muhtemelen erken, orta ve geç Avar dönemlerini içerir. Diğer yazılı kayıt grubu, yabancı yazarların kaydettiği Avarca kelimelerdir. Bunlar Bizans ve Latin yazmalarıdır ve tam olarak sanları, boy ve şahıs isimlerini içerir. Ancak bu dil malzemesi çoğunlukla ödünçtür ve Avar dilinin bir Türk veya Moğol dili olduğunu, hatta Avar boy ve uluslarının hangi dilleri kullandığını kesin şekilde göstermez.

Sıradaki soru ise, eldeki belgelerden Avar dili hakkında hangi bilginin edinilebileceğidir. Avar kelimeleri bulma imkanı var mıdır? Avarlardan kelime ödünçleyen ve kayda geçiren bir dil var mıdır? Cevap evettir. Slavlar Avarlarla yakından ilgili idi. Öbür dillerin de Avarcadan ödünçlediğine şüphe yoktur, fakat bunların çoğu yazılı kaynak olmadığından kaybolmuştur. Eğer geç Avarca konuşan sakinler yeni gelen Macarlar arasında kaydadeğer sayıda eritildi ise, Avar dil izleri Macarcada da bulunmalıdır. Ancak, kesin delil yokluğunda, bunun bir ihtimal olduğunu söyleyebiliriz. Arkeolojinin doğruladığı gibi, Viyana havzasında çok sayıda Avar yaşamasına rağmen, Alman dilinin Avusturya lehçesindeki Avarca ödünçlemeler ihtimali üzerinde araştırma yapılmamıştır.

Her halukârda DalmaçHırvat lehçelerinde de Avar dilinin izlerini bulabiliriz, çünkü Dalmaçya Slavlarının ataları Avarlarla yakından alakalı idi. Uzun bir süre birlikte yaşamışlardır.

Bizans İmparatoru Constantinus Porphyrogenitus’un[2] “De administrando imperio”[3] adlı çalışmasında şunlar geçer (30, 6773): “Avarlar bu toprağın (Dalmaçya ve bazı sahil kentleri dışında kalan) çok güzel olduğunu gördüler ve orada yerleştiler. O zamanlar Hırvatlar, Bavyera’nın ötesinde, şimdi Beyaz Hırvatların yaşadığı yerde yaşıyorlardı. Onlardan bir oymak, beş kardeş Klukas, Lobelos, Kosentzes, Muchlo ve Chrobatos ile iki kızkardeş Tuga ve Buga’nın oymağı ayrıldı. Bunlar oymaklarıyla birlikte Dalmaçya’ya geldiler ve orada toprağın sahipliğini almış olan Avarları buldular. Birkaç yıl birbirleriyle savaştılar ve Hırvatlar daha güçlü olduklarını gösterdiler. Kimi Avar topluluklarını öldürdüler ve kimilerine de baş eğdirdiler. O zamandan itibaren bu bölge Hırvat denetimine girdi ama Hırvatistan’da hâlâ Avar kalıntıları vardır ve onların Avar özellikleri fark edilir. Öbür Hırvatlar Frankların toprağına yakın bir yerde kaldılar. Bunlara Belochrobatos veya Beyaz Hırvatlar denir, bunların kendi knezi vardır.”[4]

Burada, Slav dillerindeki Tuna Bulgar Türkçesinden yapılmış olan ödünçlemeleri Avarca olanlardan nasıl ayırabiliriz, sorusu gündeme geliyor. Bunları ayırma imkanı var mı? Avarların Tuna Bulgarcasına yakın bir Türkçe konuşmuş olmaları mümkün mü? Kelimeleri iki şekilde sınıflayabiliriz: Birincisi onları coğrafi dağılımlarına göre sınıflamaktır. Erken Altay kökenli kelimeler grubundan, sadece Balkan yarımadasında yaygın olanları veya Doğu Slav bölgesinde olup Güney Slav kökenli olanları ayırdım. Bu kelimelerin çoğu büyük ihtimalle Tuna Bulgar Türkçesindendir. Bu kelimelerin ilave sınıflaması ses ölçütlerinin yardımıyla mümkündür. Bu kelimelerin hepsi Tuna Bulgar Türkçesi kökenli değildir. Muhtemelen Balkanlar’da konuşulan diğer Batı Türk veya Moğol dillerinden de kelimeler içerir. Bu kelimelerin bazıları bütün Slav dillerine yayılmıştır; bazıları ise ortadan kalkmış veya sadece Güney Slav dil ve lehçelerinde kalmıştır. Hemen bütün Slav dillerine yayılmış bazı doğu kökenli kelimeler de vardır, fakat bunların sayısı Balkan yarımadasındaki dil malzemesi grubundan olan kelimelerin sayısından çok azdır. Bu kelimelerden bazılarının kaynak dili ve kaynak ses biçimi şimdilik bizim için belirsizdir; bunların coğrafi dağılımının çok oluşunun muhtemelen bir kronolojik sebebi yoktur, fakat halen bilinmeyen, doğu kökenli kültürel terimlerin Slavca içi kopyaları bir nakil şeklini içermiştir. Bu malzeme içindeki Slavca kelimelerin Avar kökeni şüpheden uzaktır, çünkü Avarlar Karpat havzasına, Slavlar hâlâ birlikte yaşarken ve birbirlerinden ayrılmamışken gelmişlerdir. Avarca ödünçlemeler bu yüzden bütün Slavlar arasında yayılmış olmalıdır.

Slav dillerindeki Altayca ödünç kelime tabakasının tanımı için, öncelikle Slav dillerinin tasnifini gözönüne almalıyız. Sınıflama coğrafidir. Üç Slav topluluğu vardır: Doğu, batı ve güney. Doğu Slav dilleri; Eski Rusça, Rusça, Ukrayince ve Akrusça’dır. Batı Slav dilleri; Polabca; Pomerance, Lehçe, Çekçe, Slovakça ve Sorpça’dır. Güney Slav dilleri; Eski Slavca, Bulgarca, Makedonca, Sırpça, Hırvatça ve Slovence’dir. “Altay” ödünç kelimelerinin çoğu Doğu ve Güney Slav dillerinde ve daha az oranda Batı grubunda yer alır.

Rusça ve diğer Doğu Slav dillerindeki Türkçeden ödünç kelime tabakalarının yazını, araştırma tarihi ve temel sınıflaması Poppe Jr. (Poppe Jr., 1971: 170) tarafından yapılmıştır. Batı Slav dillerindeki Altayca ödünç kelime tabakaları sisteminin incelenmesi henüz bitmemiştir. Güney Slav dillerindeki Altayca ödünç kelime tabakaları ise şöyledir:

Güney Slav dillerindeki Altay dil unsurları:

  1. Osmanlı (yeni tabaka)
  2. Osmanlı dışı

Güney Slav dillerindeki Osmanlı dışı dil unsurları:

  1. Oğuz, Kıpçak ve Peflenek (orta tabaka)
  2. Erken Altay

Güney Slav dillerindeki Erken Altay dil unsurları:

  1. Tuna Bulgar Türkçesi (Batı Eski Türk dili) (erken tabaka)
  2. Avrupa Avarcası (Batı Eski Türkçe veya eski Moğol dilleri) (erken tabaka)
  3. Diğer bilinmeyen diller (erken tabaka)
  4. En erken Altayca

Güney Slav dillerindeki en erken Altay dil unsurları:

  1. Avrupa Huncası (tamamen bilinmeyen bir dil) (en erken tabaka)
  2. Diğer bilinmeyen diller (en erken tabaka)

Avarca ödünç kelimeleri ararken, ilk önce Güney Slav dillerindeki Altay kökenli dil malzemesinden Osmanlı tabakasını, sonra da Oğuz, Kıpçak ve Peçenek tabakalarını ayırdım. Kalan malzemeden (erken ve en erken tabaka) Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri, ardından Altay kökenli olması ihtimali pek bulunmayan kökü belirsiz kelimeleri ayırdım. Bu araştırmada kişi ve boy adlarını ayıkladım. Kalan kelimeleri coğrafi dağılıma ve ses özelliklerine göre sınıfladım. Bu şekilde Tuna Bulgar Türkçesinden ödünç kelimeleri ayıklayarak, Avar kökenli bazı kelimeleri tespit ettim. Bu çalışmada, bunlardan ikisini tartışacağım: Eski Slavca teri ‘mahkeme’ve tr©mi ‘saray’. Bu iki kelimeyle ilgili olarak, cevapları hala bilinmeyen beş temel soru ortaya çıkmaktadır:

  1. Bunlar bir Moğol dilindeki özgün Moğolca kelimeler mi?
  2. Bunlar bir Moğol dilindeki Türkçe ödünçlemeler mi?
  3. Bunlar bir Türk dilindeki özgün Türkçe kelimeler mi?
  4. Bunlar bir Türk dilindeki Moğolca ödünçlemeler mi?
  5. Bunlar Türk veya Moğol dillerindeki kökü bilinmeyen kelimeler mi?

Slav Dillerindeki İki ‘Avarca’ Kelime

teri (Eski İslv.)  ‘mahkeme’

O.Sl. teri, Gen.Sg. tera ‘soudni budova, prétorium; zdanie suda; Gerichtsgebäude; praetorium’(Nicod.) (Hauptovâ 43: 449)

Slav çalışmaları ve Türkbilim yazınında henüz hiç kimse ‘mahkeme salonu’manasındaki Eski Slavca teri sözünün kökeni üzerinde yazmadı. Bu Eski Slavca sözcük bir dilbilim kaydında sadece bir kez geçer, bu yüzden bir hapax legomenon’dur. Diğer Eski Slav metinleri mahkeme için öbür kelimeleri kullanır: Latince praetorium’dan alınan pretori ve Eski Slavca s®di ‘mahkeme’sözünden mahalli eklerle türetilen kelimeler: s®diOte (< s®diOte), s®diliOte (< s®diliOte); Hauptovâ, kendisinin Eski Slavca sözlüğünde ternica olarak yazılan, teri ile aynı anlamdaki kelimeyi de almış, ama bunun hakkında bir dilbilim kaydını ihmal etmiştir; hatta ternica bir sözlük maddesi olarak bile bulunmaz.

Biçim açısından ternica kelimesi Eski Slavca karmaşık +inica[5] ekini taşıyan teri sözü ile aynıdır. Bu yüzden ternica (asıl haliyle * terinica) adaletin yürütüldüğü yer, yani mahkeme salonu anlamına gelir. Ternica kelimesinin anlam temelinde, teri ismi ‘kanun’veya ‘yargılama’olabilir. Ancak teri kelimesi şu metinde geçer: onæeni[6] is[u]sa predi pretoriju eæe jesti skazajai se teri. Buradaki onæe’ni sözü doğru olarak belki şu şekilde ayrılabilir: on[i]æe’ni. Cümlenin bu kısmının çevirisi şöyledir: “teri de denilen yargı makamının önünde, İsa kendisi…” Buna uygun olarak, terfin anlamı ancak mahkeme olabilir.

Eski Slavca terfi hem biçim hem de ses açısından Eski Doğu Türkçesindenki törö ‘töre, kanun’sözüne bağlayabiliriz. Eski Doğu Türkçesi törö’nün anlamı ‘geleneksel, ananevi, yazılmamış yasa’dır (ED 531b).[7] Bu kelime Klasik Moğolcada da aynı ses biçimiyle (törö) yer alır. Uygurca yazılı Moğolca twyrw’un (çevriyazı şekli) törö olarak okunmasını, bu kelimenin Batı Moğolcada ses şeklinde geçen töra[8] şekli haklı gösterir.

Eğer Doğu Moğolca yuvarlak seslisi yerine Batı Moğolcası’nda, ilk hece olmayan yerlerde a veya a okunuyorsa, Orta Moğolca döneminde bizim seslimiz o veya ö şeklinde idi.[9]

Moğolca törö ‘(milli, geleneksel veya konmuş) yasa’dan başka ‘iktidar, düzen, rejim, yönetim, hükümet, devlet’ ve ‘toy, şölen, düğün’ anlamına da gelir.[10] Slavca teri ‘mahkeme’nin alındığı kaynak dilde Eski Doğu Türkçesi ‘geleneksel, ananevi, yazılmamış kanun’dan başka anlamlar da varsaymalıyız. Bu aynı zamanda yargılamanın yapıldığı yer anlamına da geliyordu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al