AVARLAR İLE SLAVLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER (579-626)

AVARLAR İLE SLAVLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER (579-626)

Avarlar ile Slavlar arasındaki ilişkiler Tuna havzası Slavlarının en erken dönem tarihi için hayati önem taşımaktadır. Bu soruya cevap vermek, Slavların kültür tarihi, Balkanlar’a yerleşme süreçleri, göç etme nedenleriyle ilgili çeşitli problemleri ve Tarih, Antropoloji,[1] Etnoloji,[2] Filoloji[3] gibi çeşitli temel bilim dallarını ilgilendiren bir dizi problemi kısmen de olsa çözebilir. Öyle görünüyor ki Slavlar ile Avarlar arasındaki kültürel kaynaşma ve karşılıklı etkileşme meselesi sadece Tarih alanını değil, beşeri bilimler dairesindeki pek çok disiplini ilgilendirmektedir. Bir tarihçi olarak ben bu ilişkilerin siyasi boyutlarını açıklamaya çalışacak, konunun diğer yönlerini ilgili bilimlerin uzmanlarına bırakacağım. Yakın geçmişte, 559 ve 579 yılları arasında Slavlar ile Avarlar arasındaki ilişkileri aydınlatmak amacıyla bir makale yayınladım ve şu genel sonuca ulaştım: bu dönemde Eflak Slavları Avarlara karşı bağımsız konumlarını korurken Pannonia Slavları 571 ile 578 arasında bağımsızlıklarını kaybettiler.[4] Bu makalede ise, 579-626 döneminde Avarlar ile Slavlar arasındaki siyasi ilişkileri elimden geldiğince incelemeye çalışacağım. Avarlar bu dönemde kendilerini Pannonia havzasındaki en güçlü ulus olarak kabul ettirdiler. Avarların gücü, Konstantinopolis’i ele geçirmeyi başaramadıkları 626 yılından sonra gerilemeye başladı. Bu başarısızlık, bölgede sonraki dönemin siyasi gelişmeleri üstünde esaslı bir etki yapacaktı. Çünkü bu olaylardan sonra Sırplar ve Hırvatlar İlirya ve Dalmaçya bölgelerine girdiler. Sırplar ve Hırvatların bu bölgelere yanlarında, daha önceki dönemde Avar egemenliği altında bulunan başka diğer Slav kabilelerini de getirdikleri neredeyse kesindir.

Bu sahada yüz yılı aşkın bir süredir tarihçilerin temel sorusu, Avarların Slavları tam olarak kontrol altına alıp alamadıkları olmuştur. Bu soru hala tam olarak cevaplanabilmiş değildir. İngiliz tarihçi J. B. Bury, Avarların 568-626 döneminde Slavlara karşı üstünlük sağladıklarına ancak onları hiçbir zaman tam olarak hakimiyetleri altına alamadıklarına inanıyordu.[5] Ayrıca bu seçkin İngiliz alimi, bazen Bizans’ın Avarları Slavlara karşı kullandığını, bazen Avarların Slavları Bizans’a saldırmaya ittiğini ve bazen de Bizanslıların Slavları Avarlara karşı kullandığını yazmıştı. Bu ilişkiler ağının detaylarına girmemiş olsa da, Bury’nin problemin karmaşıklığının farkında olduğu bellidir. Yine yazdıklarından açıkça anlaşılıyor ki J. B. Bury, Slavlar ile Avarlar arasındaki ilişkinin bölgedeki siyasi şartlara göre değiştiğini düşünüyordu. Rus asıllı Amerikan tarihçisi A. Vasiliev de Avarlar ve Slavlar arasındaki ilişkiler hakkında kesin bir hüküm vermemiştir, ancak öyle görünüyor ki Vasiliev Slavların Avarlara karşı bağımsız oldukları fikrindeydi.[6] Avarlar ve Slavların Balkanlara saldırılarını anlatırken Vasiliev yalnızca, onların birlikte hareket ettiklerini söylemekte ve güneye doğru yapılan akınlarda Avar kağanının önderliğinde hareket ettiklerini belirtmektedir.[7] Vasiliev hiç bir yerde, bu Slavların kağanın tebaası mı yoksa müttefiki mi olduklarını bildirmemekte, onların Avarlar ile eşit statüde olup olmadıkları hakkında bir yorum yapmamaktadır. Öte yanda Slovenyalı tarihçi Lj. Hauptmann’ın görüşleri Vasiliev’den daha belirlidir: Hauptmann Eflak Slavlarının 579 yılında Avarların hakimiyetine girdiklerini söylemektedir. Ayrıca Hauptmann eserinde, Eflak Slavlarının 584’te bağımsız olduğunu söylemekte ve bu Slavların daha 579 yılında Avarlara karşı, Bizans İmparatorluğu topraklarına yerleşmek amacıyla ayaklandıklarını ilave etmektedir.[8] Sonuç olarak, Lj. Hauptmann’ın bu konuda açık bir cevap verdiğini söyleyemeyiz. Bir başka Slovenyalı tarihçi, B. Grafenauer, Eflaklı Slavların Avarlara 568’te, daha Avarlar Pannonia’yı terk etmeden, boyun eğmiş bulunduklarını ileri sürmekte, bununla birlikte bu Slavların 573/574’te ve ayrıca 578’de bağımsızlıklarını ilan ettiklerini, Avarların ise onları boyundurukları altına almaya uğraştıklarını ayrıca kaydetmektedir.[9] Bu ilim adamı da bu konu üstünde daha derine gitmemiştir, yani gerçekte ne olduğunu hala bilmiyoruz: Slavlar Avarlara boyun eğmiş midir, eğmemiş midir?

En son tarih araştırmalarında Slavlar ile Avarlar arasındaki ilişki sorunu hâlâ cevaplanmış değildir. Bu konuya dair başlıca tarih çalışması olan Sırp Halkının Tarihi, Avarlar ile Slavlar arasındaki ilişki konusunda pek müphem bir tavır sergilemektedir. Yazar bir yerde, 585’te, Trakya’ya saldıran Slavların bağımsız hareket ettiklerini söylemekte, Selanik kuşatması bahsinde harekatın Avar kağanının kumandasında yapıldığını belirterek, zımnen Slavların Avarlara tâbi olduklarını ifade etmektedir.[10] W. Pohl de bu soruya açık bir cevap vermemiş, tersine, farklı ilişki biçimlerini mümkün kılan değerlendirmelerde bulunmuştur. Pohl, Slav kabileleri federasyonunun Avar Devleti’nin bir parçası olduğunu ve bizzat Avar kağanının yönetimi altında bulunduğunu düşünmektedir. Pohl ayrıca Slavlar ile Avarlar arasındaki ilişkinin basitçe tasvir edilemeyeceğine inanmakta ve Slavların, Avarların siyasi üstünlüklerine rağmen kendi kültürlerini, Avar egemenliği yüzünden kesintilere uğramış bile olsa, geliştirdiklerini düşünmektedir.[11] A. Madgearu son zamanlarda 576-626 dönemindeki Avar-Slav akınları hakkında şu sonuca varmıştır: “Avar-Bizans savaşlarının başlamasından sonra durum değişti çünkü Bizans İmparatorluğu’nu talan etmeye devam eden Slavlar bile çoğu zaman Avar Hanlığı’na tâbiydiler”.[12] Hangi Slavları kasdetmektedir, bunlar ne zaman Avar egemenliğine boyun eğmişlerdir, bu bilgiler hangi kaynaklarda yer almaktadır? Madgearu ne yazık ki bu soruların cevaplarını vermiyor.

Yukarıda sözü edilen yazarların yanı sıra bu problemle ilgilenmiş (eski ve yeni) Yugoslav ve yabancı pek çok İlim adamı bulunmaktadır. Ne yazık ki bu bilim adamları bu problemi sadece kısmen ele almış ve hiç bir zaman müstakil bir problem olarak üstünde durmamışlardır ki, Slavlar ile Avarlar arasındaki ilişkiler hakkında açık bir sonuca ulaşmak için yapılması gereken budur.

Slavların Tuna nehri üstünden sık sık gerçekleştirdikleri akınları önleyemeyen Bizanslılar 578 yılında Avarlara bir elçi göndererek Slavlara karşı yardım istediler.[13] O dönemde Avarlar İmparator Tiberius (578-582) ile iyi ilişkiler içinde olduklarından Avar kağanı bu isteğe olumlu yanıt verdi ve muhtemelen 578 sonbaharında veya 579 ilkbaharı başlarında Bizans gemileriyle Scythia Minor’e sevkedilen büyük bir orduyla (60.000 atlı) Slav topraklarına girdi.[14]

Avarların bu sürpriz saldırısı karşısında şaşıran Slavlar çatışmadan kaçınarak orman ve bataklıkların içine doğru çekildiler ve ağırlıklarını Avarlara bıraktılar. Şurası açık ki kesin sonucu tayin edecek bir meydan muharebesi yapılmadı ve Eflak Slavları Avarlara karşı bağımsızlıklarını korudular. Bu, kağanın daha sonraki şu davranışından anlaşılıyor. Avar kağanı 579 yılında Sirmium’un karşısında, şehre erzak girişini engellemek için Sava Nehri üstüne bir köprü inşa etmeye başladığında, kendisini Sirmium’u daha kolay ele geçirebilmek için köprü yaptırdığını iddia ederek suçlayan Bizanslılara köprüyü Slavlar için yaptırdığını, Slavlar üstüne bir saldırı planladığını söylemişti.[15] Bu cevap, muhtemelen Bizanslıların da açıkça anladıkları gibi sadece bir bahane bile olsa, bazı gerçeklere dayandığı kesindir. O zaman Eflak Slavlarının, Avarların 578 sonbaharı veya 579 ilkbaharındaki sonuçsuz seferlerine rağmen 579’da hala bağımsız oldukları sonucuna varırız.

Bizans Kumandanı Set ile müzakereler sırasında kağan neden Slavlara saldırmak istediği hakkında başka sebepler gösterdi: Slavlar yıllık haracı ödemeyi reddetmişler, kağanın gönderdiği elçiyi öldürmüşlerdi.[16] Bu haraç bahsi Avarların 578/579’daki seferlerinde belli bir başarı elde ettiklerinin ve muhtemelen çeşitli Slav kabileleriyle anlaştıklarının bir işareti olabilir.

Kağanın haraç istemek için gönderdiği elçisi öldürüldüğüne göre bu anlaşmanın çok güçlü olmadığı söylenebilir. Ayrıca kağan Slav topraklarına yeni akınlar planlıyordu ki bu, Eflak Slavlarına 578/579’da boyun eğdirmiş olsa bile bunun geçici olduğunu ve sağlam bir dayanaktan yoksun bulunduğunu (mesela kağan Slav topraklarında askeri garnizonlar kurmamıştı) gösterir. Menader (Menander?) Avar saldırısının Slavlara pek zarar vermediğini söylediğine göre, Slavlar Avarların 578/579’daki seferlerinden sonra bağımsız konumlarını korumuş gibi görünüyorlar. Buna kağanın Konstantinopolis’ten Pannonia’ya dönmekte olan bir elçisinin İlirya’da bir yerde, o bölgeyi yağmalamakta olan Slavlar tarafından öldürüldüğünü ekleyebiliriz.[17]

Sirmium’un 582’de ele geçirilmesi Bizans-Avar ilişkilerinde dönüm noktasıydı. Bu önemli şehrin düşmesiyle Orta Tuna kesin olarak Avarlar ile Bizans arasındaki sınır oldu ve kuzey İlirya barbarların yıkıcı saldırılarına daha açık hale geldi. Efesli Yuhanna, İmparator Justin’in (565-578) ölümünden üç yıl sonra Slavların Yunanistan ve Trakya’yı yağmaladıklarını, pek çok şehir ve kaleyi zaptettiklerini ve dört yıl boyunca (581-584) imparatorluk topraklarında kaldıklarını kaydeder.[18] Bu Slav akını, veya daha iyi bir ifadeyle, büyük harekatı, 579-582 yıllarındaki Avar- Bizans Savaşı ve Sirmium Kuşatması ışığında incelenmelidir. Slavlar Bizans’a saldırıyı 581’de başlattıklarına göre, bu saldırının Avarların genel stratejisinin bir parçası olduğu düşünülebilir. Buna rağmen, bu Slavlar ya kağana ya da onun müttefiklerine tâbi olmalıdırlar. Her iki çözüm de pek mümkün görünmüyor çünkü Avarlar 582’de Sirmium’u ele geçirdikten sonra Bizans’la barış yapmıştılar.[19] Eğer Slavlar Avarların metbuu veya müttefiki olsalardı bu barış anlaşmasının şartları Slavlara da uygulanırdı. Tersine, Efesli Yuhanna’nın yazdıklarından gördüğümüz üzere Slavlar 581-584 yılları arasında Yunanistan ve Trakya’yı yağma edip duruyorlardı. Bu da Avarların Bizansla yaptıkları barışın Slavları ilgilendirmediği ve Slavların Bizanslılara karşı kendi inisiyatifleriyle savaş yürüttükleri anlamına gelir.

582 yılındaki bu barış fazla sürmedi. Daha 584’te kağan barış anlaşmasında yer alan yıllık haraç miktarından 20.000 nümizma fazlasını talep ediyordu. İmparator Mauricius (582-602) bu isteği reddetti ve Avarlar yeniden savaş açarak Singidunum, Viminacium ve Augustae’yi ele geçirdi.[20]

Bizanslılar Avarların baskısı altında kısa sürede pes etti ve 585 başında yıllık haracı kağanın istediği gibi 20.000 nümizma artırarak barışa razı oldular.

Bu yeni barış da fazla uzun sürmeyecekti. Simocatta’ya göre kağan, aynı yıl içinde, muhtemelen yazın, Slavları Tuna’nın öbür yakasına saldırmaya ikna etti ve Slav ordusu Konstantinopolis surlarına kadar ilerleyerek Bizans’a büyük zarar verdi.[21] İmparator hemen harekete geçerek Comentiolos’u Slavların üstüne yolladı. Comentiolos Slavları Ergene Nehri kıyısında yenecek, hemen ardından Slav Kumandanı Ardagast’ı Edirne yakınlarında yenilgiye uğratacaktı.[22]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ