ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ, CENAZE NAMAZI VE DEFİN İŞLEMİ

ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ, CENAZE NAMAZI VE DEFİN İŞLEMİ

“Bütün ömrünü hizmetine vakfettiği milletinin ihtiram kolları üstünde Ulu Atatürk’ün fani vücudu istirahat yerine tevdi edilmiştir.

Hakikatte yattığı yer,Türk Milletinin onun için aşk ve iftiharla dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür…” İsmet İnönü 21.11.1938

Bilindiği gibi Atatürk, devam eden hastalıktan kurtulamayarak 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05’te vefat etti. Dolmabahçe Sarayı’nda idi. Büyük ölçüde “beslenme tarzı ve daimi peklik”ten kaynaklanan “karaciğer iltihabı”[1] rahatsızlığı, özellikle ölümünden yaklaşık kırk gün öncesi itibarıyla şiddetini artırmış, mukadder akıbet belli olmuştu. Konuyla ilgili yazışmalar incelendiğinde, hastalığın Ekim ayı içinde zaman zaman iyileşme belirtileri gösterdiği; zaman zaman da ağırlaştığı anlaşılmaktadır. Hastalık özellikle Kasım ayının başından itibaren iyice şiddetini artırmış görünmektedir.[2]

Atatürk’ün vefatı, “müdavi tabipler” Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, Prof. Dr. Mim Kemal Öke ve Dr. Nihad Reşad Belger ile “müşavir tabipler” Prof. Dr. Akil Muhtar Özden, Prof. Dr. Hayrullah Diker, Prof. Dr. Süreyya H. Serter, Dr. Kamil Berk ve Dr. Abravaya Marmaralı tarafından yazılan şu raporla tespit edildi: “Reisicumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vehamet dün gece saat 24’te neşir edilen tebliğden sonra her an artarak bu gün, 10 İkinciteşrin 1938 Perşembe sabahı saat dokuzu beş geçe Büyük Şefimiz derin koma içinde terk-i hayat etmişlerdir. 10 İkinciteşrin 1938.”[3]

Atatürk’ün ebediyete intikali, “Baş Vekil emri ile Dahiliye Vekili Şükrü Kaya” imzası ile Dahiliye Vekaleti’nden yayınlanan 10 Kasım 1938 tarihli “Hükümet Tebliği”nde şu sözlerle duyuruldu: “Müdavi ve müşavir tabiblerin neşredilen son raporu Atatürk’ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir. Bu acı Hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını Türk Milleti ulu şefini insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize içimiz yanarak bu tarife sığmaz ziyandan dolayı en derin taziyelerimizi sunarız. Kederlerimizin tecellisini ancak ve ancak onun büyük eserine bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki ölmez olan onun büyük eseri Cumhuriyet Türkiyesi’nde Hükümetimiz içinde bulunduğumuz bu mühim anda bu güne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır.Bu gün ayrılığına ağladığımız büyük Şefimiz Atatürk her vakıt Türk Milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabının istikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk milleti onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyeti’ni daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk Türk’ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.”[4]

Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak da 10 Kasım 1938 günü yayınladığı “Orduya Tamim” de taziyesini şu sözlerle ifade ediyordu: “Büyük Türk Ordusu, Sevgili Arkadaşlarım: Hükümetin beyannamesinden anlaşıldığı üzere Cumhuriyetimizin kurucusu olan Atatürk her fani gibi gözlerini hayata kapadı. Baki olan Türk vatanı ile Türk Milletini her teşebbüsünde muzaffer kılmak umdemizdir.

Türk ordusunun vazife ve disiplin aşkı aziz vatanımızın en büyük istinatgahı olarak yaşayacaktır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu dairesinde teşekkül eden hükümetimiz yükselmesine devam ederken ordumuz dahili ve harici tehlikeye karşı vatanı kurtarmaktan ibaret olan vazifesini her yerde güvenilir bir kuvvet olarak takdir edileceğine eminim. Bütün orduyu taziye eder hiç bir uyumsuzluğa meydan kalmayacak surette mahalli hükümete zahir olmanızı dilerim.”[5]

Aynı gün Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp tarafından yayınlanan bir tamimle, “Ulu Önderimiz Reisicümhur Atatürk’ün bütün milleti derin kederlerde bırakan vefatı münasebetiyle resmi binaların bayrakları hemen usulü vechiyle yarıya kadar çekilecek ve geceleri de indirilmeyecektir. Mümkünse geceleri bayrağın tenvir edilmesi. Bayrakların indirilmesi hakkında ayrıca emir verilecektir”[6] denilerek cenaze töreni ile ilgili ilk uygulamalara ve bu arada resmi törenin esaslarının tespitine başlanmıştır. Atatürk’ün ölümünden hemen sonra Başbakan Celal Bayar, Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak’a yeni cumhurbaşkanı seçimi ve yeni hükümetin kurulmasına kadar, “tahnit” işlemlerinin yapılması emrini vermiştir. Naaşın uzun süre bekleyebileceği düşünülerek, ciddi bir tahnit işlemi yapılmıştır. Atatürk’ün naaşı, tahnit işlemine başlanmadan önce o zaman İstanbul Üniversitesi İlahiyat öğretim üyelerinden olan Ord. Prof. M. Şerafettin Yaltkaya’nın nezareti altında İslam an’anesine uygun olarak “yıkanmış”tır.[7] Tahnit işlemi, hastalığı süresince müşavir hekimleri teşkil eden beş kişilik kurulun iki üyesi olan, devrin ünlü doktorları Prof. Dr. Mustafa Hayrullah Diker ve Prof. Dr. Süreyya Hidayet Serter tarafından titizlilikle yapılmış, Münir Hayri Egeli de kendilerine yardım etmiştir. Atatürk’ün yüzünün ve ellerinin “maskını” da alan doktorlar, tahnit işlemini 11 Kasım 1938 günü akşamı tamamladılar.[8]

10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümünde İstanbul’da bulunan Başbakan Celal Bayar, aynı gün akşam 23.30’da Ankara’ya döndü. Başbakan, istasyonda Reisicumhur Vekili Meclis Başkanı Abdülhalık Renda, Dahiliye Vekili ve Parti Genel Sekreteri Şükrü Kaya, vekiller ve bazı askeri ve mülki erkan tarafından karşılandı ve burada bazı taziyeleri kabul etti. Arkasından Büyük Millet Meclisi’ne giden Başbakan, Reisicumhur Vekili Meclis Başkanı Abdülhalık Renda ile görüşerek; Bakanlar Kurulu’nu Meclis’te topladı.

Ertesi gün, 11 Kasım 1938 Cuma günü saat 09.30’da, Başbakan ve Parti Umumi Reisi Vekili Celal Bayar’ın başkanlığında toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ittifakla (323 oyla), Malatya Milletvekili İsmet İnönü’yü Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterme kararı aldı. Aynı gün saat 11.00’de toplanan Büyük Millet Meclisi’nde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 34. maddesi gereğince gizli oyla yapılan seçimle, toplantıya katılan milletvekillerinin biri hariç (Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur) tamamı (348 üye) oylarını Malatya Milletvekili İsmet İnönü için kullanmış ve İsmet Paşa İkinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir.[9] Sonuç alındıktan sonra Meclis Başkanı Renda, yanında birkaç görevli ile birlikte Pembe Köşk’e giderek keyfiyeti İnönü’ye iletmiş, kendisi Meclis’e gelerek, alkışlar arasında yemin etmiştir.[10] İnönü ile Bayar 11 Kasım 1938 günü saat 13.15’te bir araya gelerek, yaklaşık iki saat süren bir görüşme yaptılar. Celal Bayar, İnönü’ye istifasını verdi. İnönü, Cumhurbaşkanı olarak imzaladığı ilk resmi yazı ile Celal Bayar’ı tekrar hükümeti kurmakla görevlendirdi. Başbakan Celal Bayar “cenaze töreni” hakkında, İnönü’den sonra Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ile de görüşerek mutabık kaldıktan sonra aynı gece İstanbul’a hareket etti. Mareşal Çakmak, İstanbul’da Birinci Ordu Müfettişi Orgeneral Fahrettin Altay’a ordu adına gerekli direktifleri vermiş ve İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın hükümet adına başkanlık edeceği kurulda alınacak kararların itina ile tatbikini bildirmiştir.

12 Kasım 1938 Cumartesi günü Cumhurbaşkanı İsmet İnönün’ün tasdik ettiği 2. Celal Bayar Kabinesi, 13       Kasım Pazar günü İnönü’nün başkanlığında ilk toplantısını yaptı. Gündemde, Atatürk’ün “cenaze programı” ve bilhassa “muvakkat kabir” olarak adlandırılacak olan yerin tespiti vardı. Etnoğrafya Müzesi’nin adını muvakkat kabir olarak ilk teklif eden Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp oldu. Bu teklifi, kabinenin yeni İçişleri Bakanı olan Dr. Refik Saydam da destekledi. Başka bir alternatif de zaten yoktu. Vekiller Heyeti’nin toplantısından sonra hükümet adına yayınlanan tebliğde; “Muvakkat Kabir” tabiri de kullanılarak, Ata’nın aziz naaşının “Anıtkabir”in inşaasına kadar, Etnoğrafya Müzesi’nde, “fakat aslında Türk Milletinin vefakar kalbinde muhafaza edileceği” bildirildi.[11]

Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp Paşa, 13 Kasım 1938 tarihinde yayınladığı bir tamimle; “Atatürk’ün cenaze töreni hakkındaki Heyet-i Vekile kararı üzerine hazırlanacak mufassal program ve kroki Hariciye Vekaleti’nce bastırılmasını müteakip gönderilecektir. İlgili makamlar vaktiyle haberdar olmak ve hazırlıklarını yapabilmek için programın esas hatları aşağıdaki maddelerde hülasa edilmiştir” diyerek cenaze tören programının ana hatlarını açıkladı. Bu tamimde, resmi cenaze töreninin 21 Kasım 1938 Pazartesi günü yapılacağı, Atatürk’ün cenazesinin Dolmabahçe Sarayı Merasim (Muayede) Salonu’nda bulundurulacağı, 6 general veya albay, yarbay tarafından ihtiram nöbeti yapılacağı, 19 Kasım 1938 günü saat 08.30’da cenazenin Ankara’ya nakil işlerine başlanacağı ve İstanbul, Ankara ve yolda cenaze alayına Birinci Ordu Müfettişi Orgeneral Fahrettin Altay’ın komuta edeceği bildirilmiştir.[12]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ