ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ VE TBMM’NİN AÇILIŞI

ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ VE TBMM’NİN AÇILIŞI

Türkler tarih boyunca sürekli bağımsız devletler kurmuşlar, her zaman hür yaşamışlar, yıkılışlarında etkili olan unsur ise devlet otoritesinin zaafa uğratılması şeklinde olmuştur.[1] Tarihi süreçte, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş, Türk milletinin hür olarak yaşama isteğinin hayata geçirilmesidir.

Batı sömürgeciliğine karşı, Türk Milleti nihaî zaferle biten mücadeleyi kendi Meclisi ile birlikte[2] vermiştir.[3]

Modern anlamda olmasa da tarihimizde ilk parlâmento 1876 Kanun-î Esasi’ye dayanmakla birlikte, bu yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti içerisindeki farklı etnik grupların mutlak otoriteye karşı hak ve hürriyetlerle ilgili temayülleri bilinmektedir.[4]

Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde çeşitli sıkıntı ve imkansızlıklarla birlikte, henüz Birinci Dünya Savaşı’nın acısını ve yaralarını kapatmadan, Türkler Avrupa’dan sadece devlet olarak değil, millet olarak da sürülmek isteniyordu.

Cumhuriyet tarihimize, ebedi bağımsızlığımıza kıvanç verici bir başlangıç olan ilk Meclisin hangi ortam ve zor şartlar içinde açıldığını bilmek “Kuva-î Milliye ruhunu” hatırlatmak açısından önemi büyüktür.

Atatürk Millî Mücadele’yi, millet temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi ile yürüttü. İstiklâl Savaşı’nın zaferlerini ve inkılâpların şerefini de o yüce Meclise mal etti.

Türklerin devleti kutsal görme anlayışı, onların sürekli hür olarak yaşamalarını sağlayacağı gibi, belirli sınırlar dahilinde sonsuza dek yaşayacak, Millî egemenliğe dayalı tam bağımsız yani Türk devletine hedefi de göstermiştir.[5]

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin yüksek yöneticilik kabiliyetleri ile bağımsız yaşama iradesinin birleştiği yüce organdır. Aynı zamanda bu Meclis, demokrasimize ilk kez Millî Egemenlik gibi çok anlamlı bir kavramı kazandırarak tarihe geçmiştir.[6]

A. Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi

Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti başkanı olarak komutanlarla yaptığı toplantı (16 Kasım 1919)            sonrası varılan kararları, seçilen milletvekillerine ulaştırdı. İstanbul’da toplanacak olan Mebuslar Meclisi’nin güvenlik içinde toplanıp çalıştığı görülünceye kadar, Temsil Heyeti’nin Anadolu’da kalarak millî vazifesine devam etme kararı alındı.[7]

Genel durumun daha yakından takip edilmesi amacı ile bağlı bulunan Ankara’yı tercih etti. Ayrıca Ankara’nın coğrafi ve stratejik konumu İstiklal Savaşı’nın idare edilmesinde merkez olmaya uygundu. Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’da olması, idari bakımdan olduğu gibi, genel siyasetin takibi ve yönetimi açısından da önemli idi. Orta Anadolu’nun göbeğini teşkil eden Ankara, her türlü yabancı kültürden, Osmanlılık ruhundan ayrı kalmış, Türklüğün yüksek anane ve adetlerini saf olarak saklamıştı. Uzun yıllardan beri hür yaşamış ve yiğit ruhunu kaybetmemişti.[8]

Ankara, halkı ile İstanbul’a tavır koyan bir şehir olup, Mustafa Kemal Paşa’nın seçilen milletvekilleri ile görüşerek tasarladığı, İstanbul hükümeti ile henüz ilişkileri kesilmeden, İstanbul hükümetini tanımayan bir şehirdi.[9]

Ankara’da Damat Ferit Paşa yanlısı olan Vali Muhittin Paşa, Ankara’ya dönerken Keskin’de tutuklanıp, Sivas’a gönderildikten sonra halkın desteğini alan Defterdar Yahya Galip Bey, vali vekili olarak seçildi. Yahya Galip Bey, halkın tam temsilcisi durumunda idi.[10]

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Ankara şubesi açıldı. Ankara şubesinin başkanlığını milliyetçi ve Millî Mücadeleci olan Ankara müftüsü Rıfat (Börekçi) yapıyordu. 20. Kolordu Komutanı olan Ali Fuat (Cebesoy) Millî Mücadele’ye çok istekli olduğu gibi, Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya gelmesi için bütün hazırlıkları da tamamladı. Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’da beklendiğine dair bir telgrafı Sivas’a çekti.[11]

Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’tan ayrılıp Ankara’ya gelişini Mustafa Kemal Paşa şöyle belirtmektedir: “Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da toplanmasını önleyememe zorunluluğu üzerine, İstanbul’da toplanacak Mecliste yurdun bütünlüğü, devletin ve milletin bağımsızlığını güven altına alma amacımızı korumak ve savunmak için birleştirici ve dayanışma içinde olan bir grup meydana getirmeyi tek çare olarak düşündük. Bunun sağlanması için bilindiği üzere 18 Kasım 1919 günlü yönerge ve genelgede milletvekillerinin belli yerlerde grup grup toplanarak görecekleri önemli noktalardan biri olarak bu konuyu ele almıştık. Aynı tarihte düşündük ki, bu grubun kurulmasını sağlamak için her sancaktan birer milletvekili Eskişehir’e çağıralım. Eskişehir üzerinden trenle İstanbul’a gidecek milletvekillerini de çağıracağımız milletvekilleri ile birleştirelim ve kendimiz de Eskişehir’e giderek genel bir toplantı yapıp, işleri enine boyuna görüşelim. Bu arada milletvekillerinin İstanbul’da güvenliğiyle ilgili önlemleri de söz konusu etmek istiyorduk. Fakat bundan sonra açıklayacağım izahatla bu toplantıyı Ankara’da kalarak yapmayı tercih ettik. Bir ay kadar Sivas’ta kaldıktan sonra Ankara yoluna çıktık.”[12] Bundan sonra anlaşıldığı gibi Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişi, İstanbul’a gidecek olan milletvekillerine daha yakın olmak içindir. Bazı Temsil Heyeti üyeleri, Ankara’nın doğu illerine uzaklığını sebep göstererek taşınmayı uygun bulmuyordu. Mustafa Kemal Paşa, güney ve batı illerinin düşman işgalinde olduğunu, emir ve talimatları daha yakından vermenin zorunluluğunu ve Ankara’nın önemi konusunda arkadaşlarını ikna etti.[13]

Heyet-i Temsiliye’nin Anadolu’da kalması kararlaştırıldıktan sonra, Sivas’a göre daha merkezî olan Ankara’ya taşımaya karar verildi. Aylardır onları bağrına basan Sivas’tan ayrılmak kolay olmadığı gibi maddî kaynak sıkıntısı da had safhada idi. Ulaşım aracı ve para meselesinin çözümü öncelikli idi. Mustafa Kemal Paşa, bankalardan para alınmasına karşı çıkıyordu. Çünkü düşman propagandasına fırsat vereceği gibi Millî Mücadele’nin de zedelenmesini istemiyordu. Ancak Sivas’taki Osmanlı Bankası’nın Müdürü “Mösyö Oskar ile Sivas Amerikan Okulu’nun Müdürü, Mazhar Müfit Kansu’nun dostu idi. Bu dostluk kullanılarak bazı eksikliklerin giderilmesi düşünüldü.

Ankara yolculuğu için üç otomobil temin edildi. Bunlardan ikisi dolma lastikli olduğu için hızı düşüktü. Diğer bir otomobilin lastiği dolma olmadığı için hızlı idi. Bu otomobil Mustafa Kemal Paşa için düşünülüyordu. Sivas’ta Amerikan Okulu’nun Müdürüne benzin ve otomobil lastiği için müracaatta bulunuldu. Amerikan Okulu Müdiresi iki adet iç ve dış oto lastiği ile altı teneke benzin temin etti. Kendine para teklif edildiğinde parayı ısrarla geri çevirdi. Bunun kendileri için küçük bir hediye olduğunu beyan etti. Vatanın kurtarılması mücadelesine yardım etmekten mutlu olacağını bildirdi. Temsil Heyeti, yol için yanlarında bulunan bütün nakit paralarını harcayarak yirmi yumurta, bir okka (1282 gram) peynir ve on ekmek alabildiler. Osmanlı Bankası Müdürü Mösyö Oskar hasta olduğu için akşamdan para temini olmadı. Sabah saat sekizde banka müdürü geldi. Mazhar Müfit Kansu ve Yüzbaşı Bedri Beyler, senet vermek kaydı ile bin lira borç para aldılar.[14]

Yol hazırlığı için akşamdan Doktor Refik Bey, ecza sandıklarını itina ile yolda kırılmayacak bir şekilde koli etti. Hayati Bey, Heyet-i Temsiliye’nin evrakını tasnif edip, yolculuğa hazır hale getirdi. Cevat Abbas Bey de otomobillerin bakımını yaparak yolculuğa hazırladı. Yaver Muzaffer Bey ise Mustafa Kemal’in yol hakkındaki emirlerini alıyordu. Alınan bu emirleri Harekat Müdürü ve Temsil Heyeti’nin Kâtibi olan Hüsrev Gerede Bey’e iletiliyordu. Yolculuk esnasında kaç kilometre ile gidileceği, hangi köy ve kasabalarda durulacağı, geceleyin nerede konaklanacağı ayrıntılı olarak planlandı. Mustafa Kemal, Mucur’dan Hacıbektaş’a gidilmesini gerekli gördü. Ancak bu yolculuğun Mucur’a varıncaya kadar gizli tutulmasını istedi. Ankara yolunda lazım olacağı düşünülen özel eşyaları çanta ve torbalara doldurarak yanlarına aldılar. Sabah saat 9’a 10 dakika kala para temin edilmişti. Yola çıkma zamanı artık gelmişti. 18 Aralık 1919 Perşembe günü saat dokuzda Sivas Lisesi önünden yola çıkıldı. En önde Harekat Müdürü ve Temsil Heyeti Katibi olan Hüsrev Gerede Bey’in otomobili, arkada Mustafa Kemal Paşa’nın otomobili vardı. Daha arkada diğer otomobil vardı. Sivas Lisesi önünde binlerce atlı ve arabalı halk Temsil Heyeti’ni birkaç saatlik mesafeye kadar uğurladı.

Hava çok soğuk ve yerler karla kaplı olduğu halde üzeri açık olan otomobillerin içine kar yağıyordu. Sivas halkı ile Köprübaşı mevkiinde vedalaşıp, saatte yirmi-yirmi beş kilometre hızla Ankara yoluna çıkıldı. Mustafa Kemal Paşa Sivas il sınırından, Millî davaya emeği geçen Sivas Valisi Reşit Paşa’ya onur ve misafirperverliğini takdir eden bir telgraf çekti.[15] Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri Kayseri, Mucur, Hacıbektaş ve Kırşehir’de halkın coşkun gösterileri ile karşılandı. Halk oyunları gösterileri ve kurbanlar kesilerek yol boyunca sevgi gösterileri içinde Gölbaşı-Dikmen üzerinden 27 Aralık 1919 Cumartesi öğleden sonra Ankara’ya girildi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ