ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE-ROMANYA İLİŞKİLERİ

ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE-ROMANYA İLİŞKİLERİ

Fevkalade yeteneklere sahip bir general, büyük bir diplomat ve cesur bir ülke kurucu olan Mustafa Kemal Atatürk evrensel tarih sahnesine, büyük Romanyalı tarihçi Nicolae lorga’nın belirttiği gibi “sadece zamanımızın değil gelmiş geçmiş bütün tarihin, insanlara önderlik eden en büyük liderlerinden biri”[1] olarak çıktı.

Onun güçlü kişiliği ve karakteri; kitaplarını, çalışmalarını ve monografilerini ona adayan birçok tarihçiyi cezbetti. Romanyalı tarihçiler de Atatürk’e adanan dört kitap yayınladılar. Türk liderinin ismini taşıyan ilki, 1935 senesinde Cluj’da Dragos Gheorghe imzasıyla yayınlandı. “Atatürk, modern Türkiye’nin kurucusu” başlığıyla yayınlanan sonuncusu ise, tanınmış araştırmacı Mustafa Ali Ekrem’e aittir.

1881 senesinde, Selanik’te küçük bir gümrük çalışanının çocuğu olarak dünyaya gelen Mustafa Kemal, askeri kariyeri benimsedi ve 1905 senesinin Aralık ayında Genelkurmay bünyesinde yüzbaşı oldu.[2]

Toplumu ileri götüren unsurların zayıflığına çözüm bulma uğraşındaki özellikle “Genç Türkler” organizasyonunda bir araya gelen genç subaylar ve entelektüeller, Osmanlı İmparatorluğu’nun demokratik temeller üzerinde yenilenmesini amaçlıyorlardı.

Mustafa Kemal Atatürk de, bu, devletin yenilenmesi amaçlı akımla bütünleşti. Diğer arkadaşlarıyla birlikte o, 1906 yılında Şam’da “Vatan ve Hürriyet” isimli gizli bir teşkilat kurdu. Aynı zamanda, kendi doğum yeri olan Selanik bölgesinde başlayan, 1908 tarihli Türk devriminde de rol oynadı.[3]

Vasıflarından dolayı, ordu hiyerarşisi içinde dereceler kazanarak, sayısız askeri hareketin içinde yer aldı. Çanakkale seferinin sonucu olarak, generallik rütbesine yükseltildiğinde sadece 35 yaşındaydı.

Günden güne Türklerin lideri olarak yükselen Atatürk, ciddiliği ve inatçılığı ile Avrupa’yı hayrete düşürdü ve bu durum, kendisini sayılı çağdaş efsanelerden birisi haline getirerek, ülkesini bağımsız kılmasına ve sonradan da modernleştirmesine yardım etti.

1912 senesinde, Kuzey Afrika’da, İtalya’ya karşı girişilen mücadeleye katıldıktan sonra, İstanbul’a dönüşünde Romanya’da konakladı. 1913 yılının sonunda, Romanya’ya birçok seyahatler yapmasına imkan tanıyan Sofya’da askeri ataşelik görevine, atandı.

Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’na İttifak-ı Müsellese devletleri tarafında katıldı ve savaşın sonucu olarak Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile aynı kaderi paylaştı. 30 Ekim’de imzalanan mütarekeye dayanarak; İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri ülkenin temel merkezlerini zaptedip, dahası Yunanlıların İzmir bölgesini zalimane işgaline göz yumdu. Sonrasında, askeri ve siyasal yeteneğini insanüstü çabalarla gözler önüne seren Mustafa Kemal, sadece kamuoyu önünde değil, aynı zamanda Avrupa siyasal merkezlerinde de kendisini zorla kabul ettirmeyi başardı.

Erzurum Kongresi (Ağustos 1919), Sivas Kongresi (Eylül 1919) ve Anadolu’dan Rumeli’ye “Kuvay-ı Milliye” başkanlıkları yapan Kemal Atatürk, 1920 Martı’nda Büyük Millet Meclisi’ni Ankara’da toplamayı, İtilaf güçlerinin İstanbul’u diledikleri gibi idare etmelerinin sonucu olarak, görev edindi.

Sonrasında Büyük Millet Meclisi sıfatıyla Ulusal Ordu’yu organize etmeye başladı ve askeri yardım almayı umduğu Sovyetlerle ilişkiler kurdu.

Sevr Antlaşması’nın imzalanması (1920), bütün Türk ulusunda bir protesto dalgasının doğmasına neden oldu. Çünkü bu antlaşmanın insafsız şartları, devletin başkenti İstanbul’u ve Sultanlık ile Halifeliğin Merkezini, uluslararası hakimiyetin gölgesi altına sokmakta ve ülke, Anadolu içerisindeki küçük bir alana hapsedilmekteydi.

İstanbul hükümeti antlaşmayı imzalamasına rağmen, Büyük Millet Meclisi onun geçerliliğini reddetti. Bununla birlikte, Mustafa Kemal Atatürk, 16 Mart 1921 tarihinde, Sovyetlerle bütün eski davaları rafa kaldıran bir işbirliği antlaşması imzalayarak büyük bir diplomatik başarı kazandı. Romanyalı Diplomat Filality de Dışişleri Bakanı’na sunduğu raporda, 15 Ocak 1921 tarihinde Kemal Atatürk’ün Sovyetlerle girişilen samimi ilişkileri, ki bu ilişkiler hemen ertesi ay imzalanan Moskova Antlaşması’nın kapılarını açmıştır, koruma ve güçlendirmeye yönelik kapasitesini, gözler önüne sermektedir.[4] Aynı Romanyalı diplomat, 6 Ocak 1922’de Ankara’da Ukrayna ile imzalanan ve hem Kemalist Türkiye’nin bu Sovyet Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanımasını hem de Mustafa Kemal’in oynadığı temel rolü ortaya koyan antlaşmaya da hakemlik etti.[5] 22 Ekim 1921’de İstanbul’da bulunan bir Romen memurun sağladığı bilgilere göre, kendine has yeteneklerle donanmış bir diplomat olan Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda, İngiliz-Fransız ittifakında çatlak oluşturmayı başararak Paris ile Kilikya hususunda bir muvafakate imza attı.[6] Anlaşma, 20 Ekim 1921 tarihinde, Fransız tarafından Franklin Bouillon ve Ankara’dan Büyük Millet Meclisi Dış İlişkiler Bakanı Yusuf Kemal Bey nezaretinde Ankara’da imzalandı.[7] Bu muvafakat, İngiliz muhalefetine ve Ermeni, Ermeni-Katolik ve Ermeni- Protestan olmak üzere üç Patriklik tarafından yöneltilen protestolara rağmen mümkün kılınabildi.[8] Muvafakati ve onun Fransa’daki yankılarını göz önüne alarak Paris’teki Romen Temsilciliği, 28 Aralık 1921 tarihli raporunda, Mustafa Kemal Atatürk’ün politik manevralarının uzantısı olarak, Büyük Türkiye idealini açıkça hayata geçirmeye devam ettiği değerlendirmesini yapmaktadır.[9] Bir süre sonra, 23 Ocak 1924’te Türkiye’deki Romen Temsilciliği Romanya Dışişleri Bakanı I. G. Duca’ya sunduğu raporda, Romanya Dışişleri Bakanı, Türk-Fransız ilişkilerinin tarihi üzerinde durur ve bunların Mustafa Kemal Atatürk’ün hünerleri sayesinde, Antakya ve İskenderun vilayetlerindeki durum çözümlendiği takdirde, fevkalade olabileceğine işaret eder.[10]

Bu zaman esnasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel idaresinde, Sakarya Muharebesi patlak verir. Bu muharebe, Türk ulusu için can alıcı bir dönüm noktası teşkil eder ve Mustafa Kemal tarafından “dünya tarihinde ender görülen bir büyüklük sayfası”[11] olarak tanımlanır. Büyük Millet Meclisi, kendisine, Eylül 1921’deki fevkalade liderliği dolayısıyla, “gazi” unvanını ve mareşallik rütbesini verir. İstanbul’da bulunan Romen görevlinin 20 Kasım tarihli raporunda, Mustafa Kemal Atatürk’ün artan prestiji ile Millet Meclisi’nin tatbikatlarına ilişkin detaylar verilir[12] ve aynı zamanda Sultanın Kemalist hareketten duyduğu korku açığa vurulur.[13]

Bir sene sonra İstanbul’daki Romen vekil, Dışişleri Bakanı I. G. Duca’ya sunduğu 3 Kasım 1922 tarihli raporda, Millet Meclisi’nin oy birliği ile Saltanatı kaldırmayı benimsediğini belirtmekte ve bundan sonra 2 Kasım gününün ulusal bayram ilan edildiği bilgisini sunmaktaydı.[14] 20 Kasım tarihli raporunda ise bu görevli, aynı zamanda, son sultanın İngiliz yardımı ile kaçışına tanıklık eder.[15] Bütün bunlara rağmen, 20 Kasım 1922 tarihli geçici Dışişleri Bakanı E. G. Marzescu’ya yazılan rapor hayli enteresan bir içerik ihtiva eder, çünkü burada Romen vekil, Millet Meclisi Başkanı sıfatıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün, yeni Halife Abdülmecit Efendi’ye kendisini tebrik etmek için bir telgraf gönderdiğine işaret etmektedir.[16]

Romen Dışişleri Bakanı, Türkiye’deki durumu ve olayların gelişim şeklini çok yakından takip ediyordu. Basının ve Romen kamuoyunun bu büyük liderin kişiliğine hayran olduklarının belirtilmesi gerekir. Hemen hemen her gün Mustafa Kemal Atatürk hakkında birçok hikaye Romen gazetelerinde yer bulmaktaydı. Bununla birlikte “Mustafa Kemal Paşa. Bir diktatör figürü. Çıktığı noktadan, vardığı yere” isimli bildirinin de yer aldığı Lozan Barış Konferansı’nın açılışından iki gün sonrasına, yani 22 Kasım 1922 tarihine, denk gelen İstanbul’daki Romen vekilin raporunu da burada anmalıyız. Türk liderinin oldukça ilginç tasvirleriyle birlikte Romen diplomat, gazinin Türk basınından kesilmiş pek çok resmini bu rapora eklemişti.[17]

Türkiye sınırsız bir hırsla, arzuyla ve kendini adayarak Sevr Antlaşması’nın, ne Yunanlılar ne de İngilizler tarafından zorla kabul ettirilemeyeceğini ispat ederek savaş galibi olan İtilaf Devletlerinin öngördüğü sistemde çatlak yaratmayı başarabilen ilk ülke oldu. Romanya Dışişleri Bakanı’nın belirttiği gibi Romanya, özellikle ticaretinin %80’ini su kanalıyla yaptığından, Lozan Barış görüşmelerinin gelişimini büyük bir ilgiyle takip etmekteydi. Çünkü Romanya için, Boğazlar’dan serbest geçiş ilkesi ana önceliğe sahipti. Buna paralel olarak, Romen diplomasisi, Lozan’daki Türk delegasyonunun, Mustafa Kemal’in sık sık üstünde durduğu dibi, Boğazlar boyunca sınırlandırılmamış ticari özgürlük ilkesine saygı göstereceğini ummaktaydı.[18] Tartışmalar, 4 Şubat 1923 tarihinde kesintiye uğramasına rağmen, Romen siyasetçi Vintila Bratianu, “Mustafa Kemal ve hükümeti Boğazlar problemini olumlu bir biçimde çözecektir”[19] beklentisini dile getirmekteydi.

4 Şubat’ta tartışmalar kesilmeden önce İstanbul’daki Romen diplomat, Boğazlar sorununa ilişkin farklı fikirler ışığında, Türk-Rus ilişkilerinin tatmin edici olmaktan çok uzak olduğunu belirtiyordu.[20] Romen Dışişleri Bakanlığı, 5 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Le Journal” isimli Fransız gazetesine verdiği “Millet Meclisi tarafından yönetilen yeni Türkiye artık Osmanlı İmparatorluğu değildir. Yeni Türkiye, kıymetinden ve gücünden tatmindir” demeci hakkında bilgilendirildi.[21] Artık herkes için Mustafa Kemal’in Misak-ı Milli’den herhangi bir taviz vermeyeceği açıktı.[22]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ