ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI (1919-1938)

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI (1919-1938)

Uluslararası ilişkileri şekillendiren dış politika, insanlık tarihi kadar eski bir alandır. Dış politikanın temel hareket noktasını milli menfaatler oluşturur. Temel hedef barışın korunması, yabancı devletlerle iyi ilişki ve işbirliğini geliştirmektir. Bu ilişkiler iki taraflı veya çok taraflı olarak yürütülür. Hemen her ülkenin dış politikasını oluşturan, yönlendiren farklı etkenler vardır. Bu etkenlerden zaman içinde değişebilir olanlar yanında kalıcı olanlar da vardır. Örneğin değişmeyen etken ülkenin dünya siyasi coğrafyasındaki yeri ve konumudur. Ekonomik çıkar, askeri güç ve kamuoyu diğer etkenler arasında sayılabilir. Şüphesiz bunların dışında diplomasiyi yürüten kişi ya da kurumların durumu ve konumu da dış politikaya ilişkin kararların alınmasında ve yürütülmesinde önemlidir.

Dış politika ile ilgili bu teorik giriş sonrası milli mücadelenin dış politikasını iyi anlayabilmek için sanırız Birinci Dünya Savaşı sonrası, dünyanın durumu ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetenlerin yani İstanbul’un savaş sonrası duruma ilişkin tavrı ve Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen hareketin benimsediği ve uyguladığı dış politikanın temelleri ile ilgili açıklamalara gerek vardır.

Birinci Dünya Savaşı sonrası statükoları belirleyen ülke olarak İngiltere göze çarpmaktadır. Uzunca süren savaş batıda büyük problemleri beraberinde getirmiş ve savaşa karşı bir kamuoyu oluşturmuştur.

Savaşın kaderini tayin eden Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş sonrası düzenlemelerde yer almayarak “isolation” politikasını benimsemesi “yalnızcılık” politikalarına dönmesi Avrupa’nın yeni dönemde uluslararası ilişkilerde önemini artırmıştır.

Fransa’nın Almanya’ya çok ağır şartlar içeren bir antlaşmayı kabul ettirebilmesi ve tekrar savaşmayacak bir biçimde bunu takip etmesi İngiltere’nin kendisine vereceği desteğe bağlı idi.

Böylece savaş sonrası dünya düzeninin sağlanmasında önde gelen ülke olarak İngiltere görünmektedir.Osmanlı İmparatorluğu açısından savaş sonrasına baktığımızda 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi, İstanbul Hükümeti tarafından büyük bir başarı olarak algılanmıştır. Oysa mütareke sonrası galip devletlerin savaş sırasında yapmış oldukları gizli antlaşmalar doğrultusunda, mütarekede yer alan esnek tabir ve kavramlara dayanarak işgalleri başlatmaları, ülkede bir infial yaratacaktır.

Doç. Dr. Mustafa YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ