ATATÜRK DEVRİ HARP SANAYİİ (1920-1938)

ATATÜRK DEVRİ HARP SANAYİİ (1920-1938)

Harp Sanayii, harp vasıtalarının tamamının üretimi maksadıyla, başta ağır sanayi olmak üzere, diğer sanayi kollarının imkân ve kabiliyetlerini kullanan topyekûn bir sanayi organizasyonu olarak tarif edilmektedir.[1]

Diğer bir tanıma göre Harp Sanayii (veya Savunma Sanayii), askerî anlamda her türlü stratejik ve teknik, saldırı ve savunmaya yönelik silâh sistemleri ve askerî donanımları geliştiren ve üreten, özellikle yatırım malları üreten sanayi kolları başta olmak üzere, diğer bütün ekonomik faaliyet alanları ile çok yakın bir işbirliği içerisinde olan, özel ve kamu kuruluşlarının mülkiyetindeki firmalar topluluğudur.[2]

Türkiye’de harp sanayii kurulmasının amacı, ülke bütünlüğünü, millî varlığımızı koruyacak ve dış politikada millî menfaatlerimiz istikametinde karar alınmasına imkân sağlayacak savaş araç ve gereçlerinin üretimini gerçekleştirmek olarak tespit edilmiştir.[3]

Ülkemizde millî mücadele sırasında harp araç ve gereçlerine duyulan büyük ihtiyaç da, bu tesislerin kurulmasını gerektiren en önemli sebeplerdendir. Zira, Osmanlı Devleti’nin mevcut silâh, mühimmat ve diğer askerî fabrikaları, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, askerî amaçlı üretimlerini durdurup; ticarî amaçlı malzeme ve ziraat makineleri üretmeye başlamışlardır.[4]

Bu durum karşısında, başlangıçta önemli ölçüde İstanbul’daki fabrikalardan kaçırılan tezgâhlarla Ankara, Eskişehir ve Keskin’de ilk atölyeler teşekkül ettirilerek ordunun ihtiyacı büyük ölçüde karşılanmaya çalışılmıştır. Daha sonra askerî imalâtın tek elden ve düzenli bir şekilde, aynı zamanda cephelerin ihtiyaçları da göz önünde tutularak organize edilmesi düşünülmüştür. Bu amaçla, 10 Ocak 1921 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı’nca yayınlanan bir tamimle, İmalât-ı Harbiye Umum Müdürlüğü’nün Ankara’da teşkiline karar verilmiştir.[5] Bundan sonra harp sanayii tesisleri, bu teşkilâtın bünyesinde kurulmuştur.[6]

Kara, Deniz ve Hava Harp Sanayii olarak üç bölüm halinde incelenmesi mümkün olan tesisleri, şu şekilde sıralayabiliriz:

A. Kara Harp Sanayii ile İlgili Tesisler

  1. Ankara Silâh Fabrikası: Top ve Tüfek İşletmelerinden meydana gelen bu fabrika, millî mücadele sırasında İstanbul Zeytinburnu ve Tophane’deki fabrikalardan getirilen Top İşletmesi ile ilgili tezgâhlarla, yine millî mücadele sırasında Tophane Fabrikasındaki Tüfek İşletmesi tezgâhlarının Ankara’ya nakli ile 1923 yılında işletmeye açılmıştır.[7] Bu fabrika bugün, Makine Sanayii Müessesesi adını taşımaktadır.[8]
  2. Kırıkkale Tüfek Fabrikası: Bu tesis için lüzumlu olan 334 adet tezgâh, 13 Nisan 1935 tarihli mukavele ile Alman Fritz Werner firmasına sipariş verilmiş ve tezgâhlar gelince Kırıkkale’de inşa edilmiş olan binalara monte edilmiştir.[9] Fabrika, Aralık 1939 tarihinden itibaren yeni tüfek teslimine başlamıştır.[10] Bugün Silâh ve Tüfek Fabrikası adını taşımaktadır.[11]
  3. Kırıkkale Top Fabrikası: Fabrika, Şubat 1937 tarihinde Alman Gutte Hoffmangs Hutte- Rheinmetal firmalar grubuna ihaleye verilmiş,[12] 1939 yılının sonlarına doğru işletmeye açılmıştır.[13] Bugün Top ve Otomotiv Sanayii Müessesesi adını taşımaktadır.[14]
  4. Ankara Fişek Fabrikası: Millî Mücadele sırasında Zeytinburnu Fişek Fabrikası’ndan kaçırılan tezgâhlarla Ankara’da tesis edilen bu fabrikada,[15] 1926 yılında Alman Fritz Werner firmasından satın alınan tezgâhlarla modern bir hale getirilerek,[16] 1928 yılından itibaren yeni fişek imâline başlanmıştır.[17] Bugün Gazi Fişek Fabrikası adını taşımaktadır.[18]
  5. Silâhtarağa Fişek Fabrikası: Melinit isimli bir Fransız şirketi tarafından Maliye Bakanlığı adına sivil amaçlarla kurulmuş olan bu fabrika,[19] 27 Mayıs 1934 tarih ve 2441 sayılı Barut ve Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi İnhisarı adlı kanunla, Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlanmış olup;[20] 1968 yılında Kayaş Kapsül Fabrikası ile birleştirilmiştir.[21]
  6. Kırıkkale Topçu Mühimmatı Fabrikası: Mermi, Tapa ve İmlâ İşletmelerinden meydana gelen fabrika, 1925 yılında Alman Nielsen Winther firmasına ihale edilmiş ve 26 Nisan 1929 tarihinden itibaren deneme üretimine başlamıştır.[22] Bugün Mühimmat Fabrikası adını taşımaktadır.[23]
  7. Kayaş Kapsül Fabrikası: Fişek ve tapa kapsüllerinin ülke içerisinde yapılmasını temin etmek için elde edilen tezgâhlarla 1 Mart 1930 tarihinde tesis edilmiştir.[24] Bugün, Kayaş Kapsül ve İmlâ Fabrikası adını taşımaktadır.[25]
  8. Elmadağ Barut ve Patlayıcı Maddeler Fabrikası: Fransız Melinit firması tarafından Maliye Bakanlığı adına tesis edilen fabrika, 27 Mayıs 1934 tarih ve 2441 sayılı kanunla Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.[26]

Bu arada 14 Mart 1934 tarihli bir mukavele ile Budapeşte Nitro Kimya müessesine ihaleye verilen Trotil İşletmesi,[27] 1 Ağustos 1935 tarihinde Alman Ziren firmasına ihaleye verilen Oleum İşletmesi,[28] 18 Nisan 1936’da Alman Ziren firmasına ihaleye verilen Nitrogliserinli Barut İşletmesi,[29] 18 Şubat 1935 tarihinde Buşing firmasına ihaleye verilen Sülfürik Asit ve Nitrik Asit Teksifhaneleri ile Fitil, Karabarut ve Dinamit İmalâthanelerinin ilâvesiyle fabrika, geniş bir üretim kapasitesine kavuşmuştur.[30]

  1. Kırıkkale Nitroselülozlu Barut Fabrikası: 1 Aralık 1936 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı ile Köln-Ruttweil A.G. firması arasında yapılan mukavele ile inşasına başlanan fabrika, 1 Kasım 1938’de üretime başlamıştır. Bugün Kırıkkale Barut Fabrikası adını taşımaktadır.[31]
  2. Ankara Marangoz Fabrikası: Top arabalarının ahşap tekerleklerini ve cephane sandıklarını imâl etmek amacıyle 1921 yılında Ankara’da tesis edilen fabrika[32] bugün Ağaç Sanayii Ürünleri Fabrikası adını taşımaktadır.[33]
  3. Kırıkkale Çelik Döküm ve Haddehanesi: 12 Haziran 1926 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Alman Gutte Hoffnungs Hutte-Demag firmalar grubuna ihaleye verilerek,[34] inşaatın tamamlanmasından sonra 29 Mart 1933 tarihinde üretime geçmiştir.[35] Bugün Çelik Fabrikası adını taşımaktadır.[36]
  4. Kırıkkale Pirinç Döküm ve Haddehanesi: 12 Temmuz 1926 tarihinde imzalanan bir mukavele ile fabrikanın tesisi, İsveç Landes Krona firmasına ihaleye verilmiştir.[37] 15 Mayıs 1929 tarihinde faaliyete geçmiş olup,[38] bugün Pirinç Fabrikası adını taşımaktadır.[39]
  5. Mamak Gazmaske Fabrikası: 22 Temmuz 1933 tarihinde işletmeye açılmıştır,[40] AUER firması tarafından 1935 yılında Kızılay adına tesis edilen[41] diğer bir fabrika da 1944 yılından itibaren Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.[42] Bu iki tesis birlikte Mamak Gazmaske Fabrikası’nı meydana getirmiştir.

B. Hava Harp Sanayii ile İlgili Tesisler

  1. Kayseri Uçak Fabrikası: 7 Eylül 1925 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı ile Alman Junkers firması arasında imzalanan anlaşma gereğince Türkiye’de uçak, uçak motoru ve otomobil üretmek üzere Kayseri’de bir fabrika kurulması kararlaştırılmış ve fabrika 6 Ekim 1926 tarihinde hizmete girmiştir.[43] Ancak bu fabrikada ilk uçak üretimi 1933 yılında mümkün olabilmiştir.[44] Bugün bu fabrikada pervaneli askerî uçaklarla ziraî mücadele uçaklarının bakım ve onarımları yapılmaktadır.[45]
  2. Eskişehir Uçak Tamir Fabrikası: Kayseri’de faaliyete geçen fabrika ile birlikte Eskişehir’de de onarım ve montaj işlerini yürütecek bir ünite kurulmasına karar verilerek,[46] 1925 yılında tesis edilmiştir.[47] 1932 yılında uçak üretimi de gerçekleştiren bu fabrikada bugün Türk Hava Kuvvetleri’ne ait jet uçaklarının revizyonu yapılmaktadır.[48]
  3. Etimesgut Uçak Fabrikası: Türk Hava Kurumu tarafından 1939-1941 yılları arasında tesis edilen bu fabrikada,[49] 1959 yılına kadar çeşitli tipte askerî eğitim, sağlık ve ziraî ilâçlama amaçlı 318 uçak ve plânör üretimi gerçekleştirilmiştir.[50]
  4. Orman Çiftliği Motor Fabrikası: Etimesgut Uçak Fabrikasında üretilen uçaklara monte edilecek motorları imâl etmek üzere Türk Hava Kurumu tarafından kurulan bu fabrika,[51] 1948 yılında hizmete girmiştir.[52]
  5. Nuri Demirağ Uçak Fabrikası: Türkiye’de özel sektör eliyle kurulan ilk uçak fabrikasıdır. 1935 yılında İstanbul’da açılmıştır.[53] Bir müddet çalışmalarını devam ettiren fabrika, ürettiği uçaklara müşteri bulamayınca, sahibi Nuri Demirağ’ın iflâs etmesi üzerine 1952 yılında faaliyetine son vermek zorunda kalmıştır.[54]

C. Deniz Harp Sanayii ile İlgili Tesisler

Osmanlı Devleti’nden intikal eden Camialtı ve Haliç Tersaneleri ile Cumhuriyet devrinde tesis edilen Gölcük Tersanesi’nde Türk Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu çeşitli deniz savaş araçları ile savaş gemilerinin inşa, bakım ve onarımları yapılmıştır. Yavuz savaş gemisinin tamiri, en önemli faaliyetlerden sayılmaktadır.[55]

Görüldüğü gibi Türkiye’de harp sanayiini teşkil eden tesislerin çoğu, Atatürk’ün sağlığında açılmış ve üretime başlamıştır.

Millî mücadele esnasında Türk ordusunun elinde Osmanlı yapısı silâhların yanı sıra Alman ve Rus silâhları ile bir miktar da İngiliz ve Fransız yapısı silâhlar bulunmakta idi. Bu silâhların mermileri ve önemli parçaları birbirine uymuyordu. Türkiye’deki silâh fabrika ve tamirhanelerinde, bu çeşitli tip ve çaplardaki silâhların bakım ve onarımı tam anlamıyla yapılamamakta idi. Bu da haliyle ordunun vurucu gücünü azaltıyordu. Halbuki Türk ordusunun karşısındaki Yunan ordusu, İngiliz yapısı tek tip silâhlarla mücadele etme imkânına sahipti. Türkiye’deki fabrikalarda, uzun yıllar mevcut silâhların tek tipe çevrilmesi, böylece cephane açısından birliğin sağlanması çalışmalarına ağırlık verildiğini görmekteyiz.

İmalât-ı Harbiye Umum Müdürlüğü’nün kuruluşunun asıl gayesi, ihtiyaç duyulan silâh ve mühimmatın yurt içinde imâlini gerçekleştirebilecek bir millî harp sanayiinin mevcudiyetini sağlamaktı. Bu gayeye ulaşmak için Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar sonunda, harp sanayii tesislerinin bir bütün halinde Kızılırmak kavsi içerisindeki Kırıkköy (Bugünki Kırıkkale)’de tesis edilmeleri kararına varılmıştır. Böylece birbirlerinin ürünlerini alıp değerlendirecek olan fabrikalar arasındaki ulaşım meselesi kolaylıkla halledileceği gibi, enerji ihtiyacı da Kızılırmak’a kurulacak türbinlerle sağlanacaktı. En önemlisi ise, etrafındaki dağlar ve öteki engellerle tabii bir şekilde korunmakta olan Kırıkkale bölgesinin, güvenlik açısından elverişli bir yer olması idi.

1921 yılında mevcut imkânlarla kurulan Ankara Marangoz Fabrikası ve Gazi Fişek Fabrikası, harp sanayii sahasında tesis edilen ilk fabrikalardar. Millî mücadelenin sonunda ülkemiz büyük ölçüde tahrip olmasına ve milletimiz bütün maddî imkânlarını sonuna kadar harcayarak zayıf düşmesine rağmen, Cumhuriyetin ilânını takiben harp sanayiinin kuruluşu için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamıştır. Her biri sahasında Türkiye’de kurulan ilk tesis olma özelliğini taşıyan askerî fabrikaların 1937 yılına kadar kuruluşları tamamlanmış ve 1939 yılından itibaren son fabrikalar da mevcut imkânlar içerisinde üretime geçmişlerdir. Böylece silâh, mühimmat, kimyasal maddeler ve askerî malzeme sahalarında üretim yapan bir kara harp sanayii büyük ölçüde vücuda getirilmiştir.

O yıllarda Türkiye’de bu tesisleri kuracak teknoloji olmadığı için, çoğu yabancı firmalara ihaleye verilmek suretiyle kurulmuştur. Bunların çoğunluğunu Alman firmaları teşkil etmiş olup, bir Fransız, bir İsveç ve bir de Macar firması, bazı fabrikaları tesis etmiştir. Buradan Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Almanya’nın, Türkiye Cumhuriyeti ile de iyi ilişkilere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hattâ İkinci Dünya Harbi sırasında İngiltere’nin ısrarına rağmen, Türkiye’nin bu harbe İngiltere’nin yanında girmemiş olması gibi bir siyasî tercihin de Türkiye ile Almanya arasındaki sıcak ilişkiden kaynaklandığı düşünülebilir. Alman firmalarının Türkiye’de harp sanayiini oluşturan tesislerin çoğunun inşasını üstlenmiş olmaları, Türk dış politikasında Almanya’nın ağırlıklı bir yer alması sonucuna vardığı söylenebilir.

İkinci önemli husus, inşa edilen tesislerin kalitesi, üretim kapasitesi ve teknik donanımının, yürürlükteki Alman nizamnâmelerine uygun olması keyfiyetidir. Bir firma ile mukavele imzalanırken, bu hususta da maddeler ilâve edildiği görülmüktedir. O zamanki Alman standartları esas olarak alınıp, fabrikaların her türlü donanımının bu standartlara uygun olmasının istenmesi, çağdaş teknolojiye sahip olmak açısından önemli bir tasarruf olarak kabul edilmelidir.

Dikkatimizi çeken diğer bir husus, müteahhit firmaların, tesisleri işletecek mühendis ve işçilerin eğitimini de üstlenmiş olmalarıdır. İhaleye verilen bir fabrikanın inşası tamamlanıncaya kadar, müteahhit firmalar, o sahada faaliyet gösteren Avrupa’daki bir fabrikada Türk personelin eğitimini sağlayarak işi öğrenmelerine yardımcı olacakları gibi, îcâb ettiği zaman Avrupa’dan yetişmiş eleman getirmeyi de taahhüt etmişlerdir. Bu husus da, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin mes’eleyi ne kadar ciddiye aldığının bir ispatıdır.

Ancak bu iyi niyetli teşebbüslere ve samimi gayretlere rağmen, özellikle çalışma konumuz içerisinde kalan 1923-1938 yıllar arasında Türkiye, yurt dışından da pek çok silâh alımını gerçekleştirmiştir. Bunlar arasında Skoda, Bofors, Rheinmetall gibi çağının en modern çeşitli çap ve menzildeki toplar gibi ağır silâhlarla, 1928 yılında Türk ordusuna girdiğini bildiğimiz tanklardır. Tabii ki, tankın ordu kademelerine girmesine bağlı olarak tanksavar silâhlar da, ilk anda dışardan alınmak suretiyle tedarik edilmiştir. Yurt dışından silâh satın alma olayının çeşitli sebepleri vardır. Herşeyden önce Türkiye’deki harp sanayii tesisleri, ordunun o günkü ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojik seviyede değildi. İkincisi, top ve tüfek fabrikalarının temelleri ancak 1937 yılında atılabilmiş ve bu fabrikalar, 1939 yılında üretime başlayabilmişlerdir. Normal olarak modern top ve tüfekler, bu tarihe kadar dışardan alınmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al