ARKEOLOJİK BİR ARAŞTIRMA-AVAR YERLEŞİMLERİ

ARKEOLOJİK BİR ARAŞTIRMA-AVAR YERLEŞİMLERİ

1. Giriş

Bu çalışma doğu ve güneydoğu Avrupa’da Avar yerleşimleri ile ilgili arkeolojik çalışmalar hakkında bilgi vermek amacı ile hazırlanmıştır.[1] Çalışma boyunca temsil özelliğine sahip birçok öğe ve obje gün ışığına çıkarılacak ve Avar yerleşimlerinin yapıları ve işlevleri üzerindeki farklı tezler tartışmaya açılacaktır.

Avrupalı Avar kültürünün tarihsel[2] ve arkeolojik[3] açılardan detaylı kategorizasyonuna yönelik daha önceki ve günümüz yaklaşımlarını değerlendirmek bu çalışma çerçevesinin bir parça dışında kalacaktır.

Yazılı kaynaklar Avarların 6. yüzyıldan itibaren doğu ve güney doğu Avrupa topraklarını fethetmeye başladıklarını göstermektedir. 250 yıl boyunca birçok düşmana karşı savundukları büyük bir imparatorluk yaratmayı başardılar. İmparatorluğun sonu Şarlman’ın Avar savaşları[4] ile başlamış ama bugün çok net bilgilere sahip olmadığımız içsel koşullar da yıkılmada önemli bir rol oynamıştır. Frenkler ile yaşanan çatışmalarda alınan seri yenilgiler ve bastırılamayan ayaklanmalar imparatorluğun sonunu hazırlamıştı. Avrupa’da yaşanmakta olan idari ve politik değişimlerin de baskısı ile Hıristiyan Avar Beyliği 828 yılında ortadan kayboldu.[5]

Avarlar hakkında bugün sahip olduğumuz tüm yazılı kaynaklar yabancı gözlemcilerin çalışmaları olmakla birlikte kronolojik anlamda eksiktirler ve Avar toplumunun yaşam tarzı ve organizasyon yapısı hakkında yeterli bilgi sağlayamamaktadırlar. Bu da tartışılacak birçok noktanın oluşmasına sebep olmaktadır. Metodolojik bakış açısı ile Avar medeniyeti hakkında elde edilen arkeolojik bulgulardan bir etnik yorum ya da geçerli bir tarihsel yargı oluşturmak problemli sonuçlar doğurmaktadır.[6] Avar sosyal tarihini yeniden yapılandırmaya yönelik bazı girişimlerde bulunulmuşsa da bu girişimler önemli bulunmamışlardır.[7]

Walter Pohl’un 1988 yılında yayınlanan çalışması, Avarlar hakkında bugün sahip olduğumuz kanılarda büyük rol oynayan en yakın zamanlı ve önemli tarihsel çalışmalardan biridir.[8] Pohl, gens avarorum, -Avarların etnik kompozisyonları ve iç hiyerarşileri -konusunda tamamiyle yeni bir bakış açısı yaratmıştır.[9] Pohl’un analizleri göstermektedir ki; Avarlar Avrupaya geldiklerinde Avrupa’da yüzyıllardır varolan yeniden yapılanma aşamalarına hedef olabilecek derecede homojen bir etnik yapıya sahiptiler. Toplumun yapılandığı çevrede kurumsallaşmış gelenekler olduğunun da altını çizmektedir. Bu çevre Avarlarda bir kimlik hissi yaratarak Avar olan ve olmayanlar arasındaki fark konusunda karar verme inisiyatifine sahip oldu. Bunun dışında imparatorluk sınırları içerisinde yaşayanların kendilerini kimliklendirecekleri farklı gelenek ve gruplar da bulunmaktaydı.[10] Bu da göstermektedir ki Avar kağanlığını terkedenler, en azından çok uzun bir süre için, kendilerini Avar olarak niteleme hakkını da kaybediyorlardı.[11]

Pohl’un çalışması arkeoloji konusunda da Avarlar ile ilgili yeni bir bakış yarattı. Sonuç olarak artık arkeologlar bozkıra bağlılıktan uzaklaşırken Bizans etkilerine daha fazla önem verir hale geldiler. Bir başka çağdaş yaklaşım ise Avar medeniyetini, Avarlar’ın Avrupaya gelişlerinin hemen akabinde farklı yerel ve yabancı etkilerin oluşturduğu bir yığın, bir küme olarak nitelemektedir.[12]

2. Avar Yerleşimi Konusundaki Araştırmanın Başlangıcı

Avar dönemi yerleşimlerine yönelik ilk arkeolojik çalışmalar bundan yaklaşık kırk yıl önce başladı. 1960’ların hemen başında, Macaristan Bokros yakınlarında, O. Trogmayer tarafından ilk Avar dönemi evi (köm) bulundu. Trogmayer, evin 8. yüzyıla ait olduğunu söylerken, I. Bona 7. yüzyılın sonu ile 8. yüzyılın başı arasında yapılmış olduğunu iddia etti.[13] 1966 yılında Dunaujvaros (Macaristan)’da yapılan bir kurtarma kazısı ile çok uzun yıllar yerleşim bölgesi olduğu anlaşılan daha geniş bir alan gün ışığına çıkarılmıştır. 11 ’inin 620-670 Avar dönemi tarihli olduğu saptanan 34 ev bulunmuş ve kazının bir bölümü doküman haline getirilmiştir.[14] Yapılan bu kazı ile birlikte çukurların dışında fırınlar ve dikkat çekici bir hendek sistemi de gün ışığına çıkmıştır. Kazının tamamlanmamış olması sebebiyle bu hendek sisteminin hangi amaçla oluşturulduğu hakkında bir bilgiye bugün sahip değiliz.[15]

Yerleşim araştırmalarında kullanılan bir diğer metod ise arazi çalışmasıdır. Bu konuda B.M.Szöke’nin güneydoğu Macaristan’da, Körös bölgesinde bulduğu bir madde ile ilgili 1980 tarihli bilimsel çalışması bir dönüm noktası oluşturmaktadır.[16]

240 bölgenin haritasını çıkarmış ve bunun sonucunda bunların çok sayıda yerleşim yerleri değil, 30-32 köy olduğu yargısına varmıştır ki bugün bunun doğru bir yargı olduğu bilinmektedir. Szöke köyleri kazamamış olmasına rağmen Avar yerleşimi seramiklerini tarihlendirebilmemiz için yeterli veri sağlamayı başarmıştır. Arazi çalışmaları ve kısmi kazılar ile birçok farklı Avar yerleşimi bulunmuş ama bunların çok az bir bölümü tamamen gün ışığına çıkarılmış ya da doküman haline getirilmiştir.[17] Önemli yerler ile ilgili bulguları karşılaştıralım.

3. Gün Işığına Çıkarılan Yerlerin Konumları ve Büyüklükleri

Birçok yerleşim alanı alçak platolar üzerinde, ya doğrudan su yolu üzerinde ya da yakınlarında kurulmuştur. Miklos Takacs’ın Batschka bölgesindeki yerleşim çalışmaları kil ve kum karışımından oluşan verimli topraklar ile bol su kaynaklarının göçmenler tarafından tercih edildiğini ortaya koymaktadır. Takacs’ın yerleşim faaliyeti konusunda gösterge olarak kullandığı Avar dönemi alanlarının su ile bağlantısı olmayan verimli alanlarda hiç bulunmaması buralarda çok düşük bir yerleşim yoğunluğu olduğunu kanıtlamaktadır.[18] Diğer şeyler dışında bu bölgede iki yerleşim alanının kazıldığını belirtir.

Kölked Feketekapu’da (Macaristan)[19] kazılan bölgenin, içerdiği 140 köm (çukur kazılarak oluşturulan ev), 107 ayrı fırın, sayısız hendek ve dört kuyu ile daha büyük bir yerleşime sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bölge Tuna sel kuşağına yakın olmakla birlikte tıpkı Dunaujvaros gibi Roma limon ticareti yolu üzerinde bulunmaktadır.

Avusturya’daki[20] Avar dönemine ait dağınık bulgular genellikle daha önceden Romalıların yerleşmiş oldukları bölgelerden çıkarılmaktadır. Ama bu bulguların oraya nasıl gittiklerine ya da tam olarak nerede bulunduklarına dair kesin bilgiler var olmadığı için bunların bulundukları bölgelerde Avar yerleşimine bir kanıt teşkil ettiklerini söylemek yanlış olacaktır. Sonuç olarak bu bulgular Roma döneminden Avar dönemine kadar sürekli bir yerleşimin göstergeleri olarak değerlendirilemezler. Lebeny’de (Macaristan) iki Avar dönemi yerleşimi ortaya çıkarılmıştır ki ikisi de tepenin üzerinde yer almaktadır.[21]

Bu yerleşimlerin orjinal büyüklükleri hakkında kesin bir yargıya varmak tamamı günışığına çıkarılmadıkları için mümkün değildir. Şu ana kadar ulaştığımız yerleşimlerde ve büyük ihtimalle ulaşılamayanlarda da varolan en büyük problemlerden birisi de dönemsel gelişim hakkında bilgi alabileceğimiz tüm göstergelerin erozyon ya da deprem gibi afetler sonucu yıkılmış olmalarıdır.

4. Seçilmiş Objeler ve Bunların Olası Yorumları

Kölked, Feketekapu’da tanımlanamayan bir objeyi çevreleyen ilginç bir dairesel hendek sistemi bulunmuştur.[22] Ne yazık ki bu objenin tabiatı hakkında kesin bir yargıda bulunamıyoruz. Szentes’da da (Macaristan) amacı belli olmayan bir başka dairesel hendek gün ışığına çıkarılmıştır. Bu hendek bir açılışa sahip olmakla birlikte birbiri ile bağlantılı gibi görünen birçok çukurun çevresinde dolaşmaktadır.[23]

Eperjes’de (Macaristan) iki hendek ile çevrelenmiş, 16×24 metre boyutlarında dikdörtgen bir bölge kazılmıştı. Burada birbirinin hemen hemen aynı iki köm bulundu.[24] İkisinin arasındaki tek fark birisinde şömine bulunmamasıydı. Yerleşimin tüm parçaları kazılamadığı için bugün bu dikdörtgen bölgenin tamamı ya da amacı hakkında kesin bir yargı oluşturamıyoruz.

Avar dönemi yerleşimi kalıntılarından günümüze ulaşan çok az sayıda kalıntıdan biri olan ve içerisinde bir ev, çiftlik binası ve hendek barındıran bir çiftlik, Györ’deki (Macaristan) kazı sırasında ortaya çıkarılmış ve tekrar inşa edilmiştir.[25] Kazı planını göz önünde bulundurursak öğelerin ayrı ayrı net biçimde tanınamaması sebebiyle bu yeniden inşa konusunda bazı şüphelerim olduğunu da belirtmeliyim.

Lebeny’de tahta Şhaft ve kaldırım taşından yapılmış birçok kuyunun varlığı belgelenmiştir.[26] Şaftlar için kullanılan tahtaların üzerinde ağaçla ilgili herhangi bir tarih var mı bilmiyorum. Lebeny’deki düz kumtaşı parçalarından oluşturulan dikdörtgen fırınlardan özellikle bahsetmemiz gerekir çünkü bu taşların bölgede daha önceki tarihlerde varolan bir Roma binasından alındığı düşünülmektedir.

Komarom (Slovakya)’da bulunan iki fırın/şömine’de de aynı materyallerin kullanıldığını görmekteyiz. Süsleyici özelliklerini halen korumaktadırlar.[27]

Fırınlar, yaşam alanlarının, çatıları olan kömler olduğunu göstermektedir. Bu en azından bulguların ve farklı yapıların korunmuş olma derecelerinin bize anlattığıdır. Daha sonraki tarihlerde bir deprem oluşsa ya da kazı sırasında üst katmanlarda bir kayma olsa dahi derin çukurlar her zaman tanınabilirler. Kazıklar üzerine inşa edilmiş olan ahşap evler, kazılar sırasında çok zor tanınırlar çünkü toprağın üzerinde kalan ahşap zamanla çürümüş olur ve evlerin yarattığı sığ çukurluk fark edilemez hale gelir. Bazı Avar yerleşimlerinde kömlerden farklı ev kalıntılarına da rastlanmıştır. Bunun örneklerinden biri Bratislava-Devinski Nova Ves (Slovakya)’da bulunmuştur.[28] P. Tomka, Györ’de çok az bir bölümü toprağa gömülmüş 3 metreye 4 metre bir ahşap evi tekrar inşa etmeyi başardı.[29] Zillingtal’daki kazılar sırasında eski bir Roma taş binası kalıntıları üzerinde bir ev bulunmuştur ki bu Avusturya’da günümüze kadar bulunan tek Avar yerleşimi kalıntısıdır.[30] Eski Roma binası ile görünürde bir ilişkisi olmamakla birlikte çok uzun dönemler kullanıldığı düşünülen bir yerleşimdir. Aynı yerleşim alanı içerisinde bulunan demir mucurlu ve balçık ocak hamlaçlı fırın ve çukurlar, burasının dönem içerisinde demir üretilen bir bölge olduğunu ortaya koymaktadır. Bölge içerisinde bulunan büyük ve dikdörtgen bir ocak demir ocağı olarak yorumlanırken, diğer görece küçük ocakların eritme ocakları olduğu düşünülmektedir.[31]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ