ARAL GÖLÜ ÇEVRE FELAKETİ VE ORTA ASYA

ARAL GÖLÜ ÇEVRE FELAKETİ VE ORTA ASYA

GİRİŞ

Orta Asya’da çevre konusunda şu andaki hassasiyetin esas ne­deni, çevre problemlerinin duyarsız kalınamaz boyutlara ulaşmış olmasıdır. Aral Gölü’nün kurumasıyla en ilgisiz insanların dahi fark edebileceği düzeye ulaşan kirlenme aydınların ve halkın ilgi­sini kaçınılmaz bir şekilde çevre sorunlarına yoğunlaştırmıştır. Bu makalenin birinci bölümünde Aral Gölü’nün kuruma noktasına gelmesinin sebepleri, ikinci bölümünde Aral Gölü çevre felaketi­nin Orta Asya sosyal hayatında meydana getirdiği değişiklikler ve son bölümde ise Aral Gölü’nün kurtarılması için yapılan çalışma­lar ile uluslararası platformda Aral’a verilen önem anlatılmaktadır.

Aral ölüp giderken,
Hiçbir kimse çıkıp ah demez,
Ölüp giden vatan bu
Ölüp giden su değil.

Türkistanlı şair Mahkam Rahman’ın bu mısraları Aral Gölü çev­re felaketinin yalnızca bir su sorunu olmadığını çok açık bir şekil­de ifade etmektedir.

Aral Gölü, Kazakistan ve Özbekistan arasındadır. Hazar, Superior-Michigan-Huron (Amerika) ve Victoria (Afrika) göllerinden sonra dünyadaki en büyük dördüncü göldür. Bu gölü besleyen Amu Derya (Ceyhun) ve Sır Derya (Seyhun) nehir sularının % 90 oranında sulama amacıyla kullanılmaya başlanmasıyla göle dökü­len akarsular hemen hemen yok denebilecek düzeye inince Aral Gölü ortadan kaybolmaya başlamıştır. Göldeki su seviyesi 1996 yılı itibariyle onaltı metre düşmüştür. Bu duruma paralel olarak göl alanı 68.000 km2’den 37.000 km2’ye inmiştir.

Aral Gölü havzası 690.000 km2’nin biraz üzerindedir. Bu hav­zada kısmen veya tamamen Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan gibi ülkeler yer almaktadır. Bu su havzasında Seyhun ve Ceyhun gibi Asya’nın iki büyük nehri bulunmaktadır. Her iki nehir, dağlara düşen karların erimesi sonucu oluşan sular ile ya­ğışlardan beslenmektedir. Ceyhun Nehri esas itibariyle Tacikistan, Seyhun Nehri ise Kızgıristan’dan kaynaklanmakta Tacikistan ve Özbekistan’dan yol alıp Aral Gölü’ne dökülmektedir. Aral Gölü havzasında 1996 yılı tahminlerine göre yaklaşık kırk milyon insan yaşamaktadır.[1]

Sulama, tarımla uğraşan Orta Asya devletlerinde sosyo-ekonomik gelişmenin en temel unsurlarından biridir. Günümüzde bu bölgede geniş çaplı sulama ve ıslah çalışmaları neticesinte pamuk-pirinç ve diğer tarım ürünleri yetiştirilmekte ve çok iyi rekol­teler alınmaktadır. Elbette bu durum halkın gıda ihtiyacını karşı­ladığı gibi hammadde ihtiyacına da yeterince cevap vermektedir. Ancak yerüstü ve yeraltı stoklarını gelişi güzel ve hatta hor bir şe­kilde kullanmak ve sadece pamukçuluğa önem vermek, Aral Gö­lü havzasındaki sulama problemlerini endişe verici bir noktaya getirmiştir.[2]

Orta Asya’da pamuğun çok özel bir yeri vardır. Pamuk, Türk Dünyası’nın büyük zenginliklerinden olduğu gibi, yanlış ekolojik şartlar sözkonusu olduğu hallerde çevre felaketine de yol açacak konuma gelmektedir. Orta Asya’da pamuk tarımının en geniş alan kapladığı bölge Özbekistan’dır. Özbekistan’da 1994 yılında ekilen alanların %37.3’ü endüstri bitkilerine %35.7’si tahıllara, %21’i yem bitkilerine ve %6’sı sebze ve bostan üretimine ayrılmıştır. Ülke, 1.7 milyon hektar alanda ürettiği 4.2 milyon ton kütlü pamuk üre­timi ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda birinci sırada yer al­maktadır.[3] Yani eski Sovyetler Birliği dahilindeki pamuk ekim alanlarının %65’i Özbekistan’dadır. Bu oran Türkmenistan’da %9.5, Tacikistan’da %8.2, Kazakistan’da %5.5, Kırgızistan’da %3.6’dır.[4] Bu durum Orta Asya’yı pamuk tarımının esaretine bı­rakmıştır.

Aral_Golu-001

ARAL GÖLÜ ÇEVRE FELAKETİNİN SEBEPLERİ

Dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birini oluşturan Aral Gölü Sovyet döneminin yanlış ekonomik politikalarının bir neticesidir. Aral Gölü’nün yüzölçümünün ikibin yılında 35.000 km2’den az olacağı tahmin edilmektedir. 1987’den sonra suyun azalması neticesinde Aral, büyük göl ve küçük göl olmak üzere ikiye bölünmüştür. Maloye Gölü de ayrı bir göl olarak ortaya çık­mıştır. Aral Gölü’nün kurumasının esas sebebini Ceyhun ve Seyhun nehirlerinin sularının göle varmadan önce, aşırı derecede tü­ketilmesidir. Ceyhun Nehri sularının büyük miktarının Türkmen kanalına sevki, aynı zamanda bölgedeki pamuk üretimi için suni sulama kanallarına yollanması, ekili alanların devamlı genişletil­mesi Ceyhun ve Seyhun nehirleri sularını Aral Gölü’ne ulaşamaz duruma getirmiştir. Bu arada topraktan fazla ürün almak maksa­dıyla anormal bir şekilde suni gübre ve kimyevi maddelerin kul­lanılması neticesinde, toprak ve su, sağlığa zararlı olacak şekilde zehirlenmiştir.[5] Bu zehirlenme ve kirlenme önüne geçilmesi zor sonuçlar doğurmuştur ve Aral Gölü’nü kuruma noktasına ge­tirmiştir. Aşağıdaki tablo bu durumu daha açık bir şekilde göster­mektedir.

Aral Gölü’nün Genel Durumu

Aral Gölü 1961 1985 2000 Yılı Tahmini
Su Yüzölçümü (km2) 66.000 46.000 35.000
Boyu (km) 492 360 330
Eni (km) 290 210 195
Sahil Şeridi (km) 3000 1.150 1.000
Ortalama Derinlik (m) 16 12
Maksimum Derinlik (m) 69 58 52
Yıllık Buharlaşma (km3) 60 40 30
Tuzlanma Oranı (g/lt)           11,28 20 40

Kaynak: Geología Aral’s Koga Morya, Taşkent 1987

Tabloya göre Aral Gölü ikibin yılından itibaren yok olma teh­likesiyle karşı karşıyadır. Bu yok olma insanları da kapsamaktadır. Aral Gölü yüzeyindeki su seviyesinin azalmasıyla, gölün eski ya­tağında, yumuşak kumlar ve tuzlar ortaya çıkmış, yılda yaklaşık yüzmilyon ton tuz, rüzgarların da etkisiyle toz halinde çevreye sa­çılmaya başlamıştır.[6] Tuzlanma oranındaki artış, Türkmenis­tan’da %80, Kazakistan’da %60-70, Özbekistan’da %60, Kırgızis­tan’da %40, Tacikistan’da %35 olarak ölçülmüştür.[7] Ayrıca su­lanan alanlardaki tuzlanmanın Özbekistan’da %30, Türkmenis­tan’da %40, Kazakistan’da %33 ve Kırgızistan’da %20’lik bir verim kaybına neden olduğu da tesbit edilmiştir. Etrafa dağılan bu kum­lar günümüzde 200.000 km2’den fazla ziraat toprağını kaplamıştır. Göl etrafında 10 milyon ton miktarında tuz alanı meydana gelmiş­tir. Ortalama bunların günde 700 kg’ı ziraat alanlarına düşmekte­dir.[8] Aral Gölü havzasındaki iklim de değişmiştir. Çevrede or­talama kış sıcaklığı 2°C artmıştır. Aral Gölü, çevresindeki Kızılkum ve Karakum çöllerinin iklimini artık dengeleyemediğinden kışlar daha uzun, daha soğuk ve daha kuru, yazlar da fevkalade sıcak ve kuru geçmektedir. Böylelikle çevre üzerindeki tahribat büyü­mekte, bu tahribat Aral ve yakın çevresinden uzaklardaki alanla­ra doğru yayılmaktadır.[9]

Karakalpakistan’da günümüzde suların çekilmiş bulunduğu Aral Gölü alanı bir tuz gölüne dönüşmüştür. Buradan kalkan kum ve tuz bulutları, çevredeki tarım alanlarına her yıl hektar başına hemen hemen yarım ton kum ve tuz yağdırmaktadır.[10] Yakın bir zamanda bu sorunun önüne geçilmezse, tamamiyle afet böl­gesi ilan edilen Karakalpakistan çöller ülkesine dönüşecektir.

Aral_Golu-002

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al