ANADOLU’DA ÇEPNİ İSKÂNI

ANADOLU’DA ÇEPNİ İSKÂNI

Çepniler, Oğuzların Üçok koluna bağlı boylardan biridir.[1] Anadolu ve Rumeli’de ve özellikle Karadeniz Bölgesi’nin bir Türk Yurdu olmasında etkin rol oynamışlardır.

Tesbit edilebildiği kadarıyla Çepnilerden bahseden ilk müellif Kaşgarlı Mahmud’dur.[2] Çepniler, Oğuz Han’ın oğullarından Gök Han’ın dört oğlundan biri olan “Çebni”’nin neslinden olup bu kişiden adlarını almışlardır.[3] Reşideddin’e göre Çepni, “yağı [düşman] olan her yerde durmayıp savaşan”, Yazıcıoğluna göre “kandaki yağı göre derhal savaşır ve çapar”,[4] Ebülgazi Bahadır Han’a göre de “bahadır (=cesur)” manasına gelmektedir.[5]

Çepnilerin ongunu (arması) Reşiddedin ve Yazıcıoğlu’na göre “sungur”,[6] Ebülgazi Bahadır Han’a göre ise “hümay” kuşudur.[7]

Çepni Türkleri önce Türkistan’dan İran’a ve buradan da Anadolu’ya göç etmişlerdir.[8] 100.000 kişi olduğu ifâde edilen Çepnilerin büyük bir çoğunluğu bazı araştırmacılara göre; Giresun, Tirebolu, Görele ve Büyükliman’a (Vakfıkebir), bir kısmı da daha batıya hareket ederek Kocaeli, Balıkesir ve İzmir’e yerleşmiştir.[9] Bununla beraber Anadolu’ya gelen ilk Çepni grubunun bu olduğu şüphelidir. Nitekim M. Enver Şerifgil, Hurremiler ve Babekîlerin Çepni olabileceğini ve bunların lideri sayılan Babek’in asılmasından (M.838) sonra yani IX. milâdi asırda Anadolu’ya göç ettiklerini yazmaktadır. Şerifgil ayrıca Hurremilerin, dolayısıyla onların temsilcisi olan Çepnilerin muhtemelen Tebriz-Erzurum- Trabzon yoluyla Aras nehrinin vadilerini takiben Bizans topraklarına girdiklerini, buradan da Anadolu’un batı kıyılarına ve Balkan yarımadasında bulunan Rodop dağlarına yerleştiklerini ileri sürmektedir.[10]

Mehmet Fuad Köprülü de Çepnilerin Anadolu’ya, Selçukluların ilk Anadolu seferleri sırasında geldiklerini ve Batı Anadolu ile Trabzon İmparatorluğu hudutlarına yerleştirildiğini belirtmektedir.[11] İsmail H. Kadıoğlu ise Horasan’ın “Bozulus” mevkiinde yaşayan Çepnilerin, “Konya Sultanı” bulunan “Alâeddin” (muhtemelen Alâeddin Keykubâd, (saltanat dönemi 1220-1237) tarafından Sivas civarında savaşırken düştüğü zor durumdan kurtulmak için “binlerce hecin”’i Horasan’a göndererek burada bulunan Çepnileri Anadolu’ya getirtmiş ve bunları Konya’ya sevk ettiğini yazmaktadır.[12]

Hacı Bektâş-ı Velî, Kırşehir’in Suluca Karahöyük (bugünkü Hacı Bektaş ilçesi) mevkiine gelip yerleştiğinde, burada ve çevrede Çepnilerin oturmakta olduğu anlaşılmaktadır.[13] Öte yandan buradaki Bektaşî Çelebilerinin Çepnilerden olduğu[14] ve hatta Hacı Bektâş-ı Velî’nin (1209/10-1270/71) en sadık müridlerinin Çepni boyuna mensup bulunduğu da belirtilmektedir.[15] Nitekim Kırşehir çevresinde yaşayan Çepniler, muhtemelen 1240’daki Babaî isyanına katılmışlardır.[16]

Hicrî 662 (M.1263-1264)’de Hacı Bektaşî’nin halifelerinden Sarı Saltuk’un maiyetinde Anadolu’dan Dobruca’ya gidip, daha sonra Karesioğlu İsa Bey Dönemi’nde Anadolu’ya geri dönen Türkmenler arasında Çepniler önemli bir yekün teşkil etmekte idi.[17] Bugün Balıkesir ve İzmir çevresinde bulunan Çepnilerin, Kırım ve Dobruca’dan Anadolu’ya geri dönen Çepnilerin torunları olduğu çeşitli araştırmalarda yer almaktadır.[18]

I. Karadeniz Bölgesinde Çepniler

Anadolu’ya göç eden Çepni boyunun önemli bir bölümünün XIII. Asırda Sinop bölgesinde bulunduğu görülmektedir. Nitekim, 1276’da Karamanlı Mehmed Bey, Konya üzerine yürüdüğü zaman, Trabzon Komnen İmparatorluğu yöneticileri bunu fırsat bilerek Sinop’u ele geçirmek için deniz yoluyla saldırıya geçmişti.

1277 yılında gerçekleşen bu saldırı bölgede bulunan Çepniler tarafından geri püskürtülmüştür.[19] Çepnilerin Trabzon İmparatorluğu donanmasını mağlup etmeleri, onların hem teşkilatlı ve hem de çok kalabalık bir kütle halinde Sinop çevresinde yaşadıklarını, ayrıca denizde savaşacak derecede mahir denizciler olduklarını[20] ve bu sebeple buraya hayli zaman önce yerleştiklerini ortaya koymaktadır.

XV. yüzyıl Bizans tarihçilerinden Chalcocondyles’e göre Erzincan’dan Amasra’ya kadar bütün sahil bölgelerinde Çepniler yaşamakta ve buralar bunların hakimiyetinde bulunmaktaydı.[21] Karadeniz’de görülen Çepniler iki koldan Karadeniz sahillerine inmişlerdir. Bunlardan biri Karadeniz dağlarında yaylacılık yapan gruptur ki bunlar Harşid deresi gibi vadilerden, diğeri de 1277’de Sinop baskınını bertaraf ederek batıya ve Samsun’dan sahil şeridini takiben doğuya doğru ilerleyen gruptur.[22]

A. Trabzon Sancağı Çepnileri

Karadeniz’e sahilden ve Giresun-Trabzon hattının güneyinde bulunan dağlar ile vadilerden ilerleyen Çepni boyları,[23] Trabzon Sarayı tarihçisi olan Panaretos’un günlüğüne göre; 16 Ağustos 1297’de ölen Trabzon kralı Kaloioannes Komnenos (John II. 1280-1297) zamanında Chalybia’yı (Halibya), yani Ünye, Ordu ve yöresini[24] feth etmiş ve Trabzon’a büyük bir akın düzenlemiştir.[25] Giresun’a kadarki bölgeyi hakimiyetlerine geçiren Çepni Türkleri, 1301’de Komnenosların kralı II. Aleksios (1297-1330) tarafından, Giresun’da beyleri Küçük Ağa komutasında oldukları halde yenilgiye uğratılmışlardır.[26] 2 Ekim 1313’’te Çepnilerin lideri Bayram Bey’in Komnenosların sınırları dahilinde bulunan bir pazar yerine baskın yaptığı belirtilmektedir.[27] Bayram Bey, Ordu bölgesini fetheden ve Bayramlı beyliğini kuran kişi olup,[28] 30 Ağustos 1332’de ordusu ile Hamsiköy yakınlarına kadar gelmiş ve burada Komnenoslara yenilerek büyük sayıda kayıp vermiştir.[29]

XIV. asrın ilk yarısında yukarı Kelkit vadisinde yaşadığı belirtilen kalabalık bir Çepni topluluğu ise,[30] Akkoyunlu beyi Turali Bey, Erzincan hâkimi Gıyaseddin Ahi Ayna Bey, Bayburd Hâkimi Rikâbdar Mehmet Bey ve kuzeydoğu Suriye’deki Türkmen reislerinden Boz Doğan Bey ile ittifak ederek 29 Haziran 1348’de Trabzon’u kuşatmıştır.[31]

Bu türden Türk beyliklerinin akınlarını önlemek düşüncesiyle Trabzon İmparatorlarının Türklerle akrabalık kurma teşebbüsleri ise pek tesirli olmamıştır. Nitekim Çepniler tarafından tesîs edilen beyliklerden Hacıemiroğullarının Trabzon toprakları üzerine yaptıkları akınlar devam etmiştir. Bunun bir sonucu olarak 15 Aralık 1361’de Hacı Emir Bey’in Trabzon İmparatorlarının elinde olan Giresun’a hücum ettiği ve aynı yüzyılın ikinci yarısında, yukarı Kelkit vadisinde yaşayan Çepnilerin, kuzeye doğru ilerleyerek Tirebolu’nun doğusunda Karadeniz’e dökülen Harşid deresi çevresinde ve bu dereye yakın yerlere yerleştikleri ve kışlaklarını yukarı Harşid’de kurdukları görülmektedir.[32] Trabzon sancağı ile ilgili tahrir kayıtlarından anlaşıldığına göre, bu tarihlerde Kürtün (Harşid çevresi) beyi Melik Ahmed adında biri olup, “Bedreme (Bedrama-Bedirme) Hisârını” kâfirlerden o feth etmiştir.[33] Buna karşılık Trabzon krallarından III. Aleksios, 1380 yılının Şubat ayında karadan ve denizden Harşid deresi çevresinde bulunan Çepnilerin üzerine yürümüştür.

4 Mart 1380’de III. Aleksios kuvvetlerini ikiye ayırarak 600 yayayı Harşid deresinin doğu yakasında bulunan ve sahilden 5 km içeride bulunan “Petroma” (Bedirme) kalesine göndermiş, kendisi de süvari ve bir kısım yaya askeri ile Harşid deresi boyunca ilerleyerek Çepnilerin kışlaklarının bulunduğu yukarı Harşid’e kadar gelmiştir.[34] Yukarı Harşid’e gelen kral burada bulunan Çepnilerin çadırlarını yıkıp bir kısmını katletmiş ve bu Türk boyunun elinde bulunan Hıristiyan tutsakları kurtarmış,[35] ayrıca bunların ele geçirdikleri bazı hafif gemileri de geri almıştır.[36] Bedirme kalesine gönderilen 600 kişilik yaya kuvvetleri ise Kürtün ve Suma Kale’ye kadar ilerleyerek bu bölgede yağma ve katliamda bulunmuştur. Ancak kısa zamanda toparlanarak karşı saldırıya geçen Çepniler, saldırganları geri püskürtmüştür. Bu çarpışmalarda Komnenoslar 42, Çepniler ise erkek, kadın ve çocuk olmak üzere 100’ün üzerinde kayıp vermiştir.[37]

Trabzon Komnenos krallarının tarihçisi Panaretos’un verdiği bu bilgilerden Çepnilerin XIV. Yüzyılın ikinci yarısının ortalarında Tirebolu çevresi ve güneyindeki yerleri elerinde bulundurdukları anlaşılmaktadır.

1404 yılında Semerkand’a giden İspanyol elçisi Clavijo, Ordu ve Giresun’a da uğrayarak bu havalinin “Erzamir” (Hacıemir) adında bir Türk beyinin elinde olduğunu ve bunun kumandası altında 10.000 kişiden oluşan bir süvari ordusu bulunduğunu belirtmektedir.[38] Elçi bu arada Trabzon dağlarında ve Erzincan’ın kuzeyindeki bir kalede Çepnilerin bulunduğunu da yazmaktadır.[39] Çepniler, XV. Yüzyılın birinci yarısında kürtün-Eynesil-Dereli-Giresun arasındaki geniş sahaya hakimdiler.[40] Burası 1486 tarihli arşiv kayıtlarında “Ze’âmet-i Kürtün”,[41] 1515 ve 1536 tarihleri arasındaki kayıtlar da “Vilâyet-i Çepni”, 1583 tarihli tahrir kayıtlarında ise Giresun, Çepni nâhiyesi, XVIII. yüzyıl ahkam kayıtlarında da Çepni nâhiyesi veya kadılığı olarak adlandırılmıştır.[42]

1340-1514 yılları arasında hüküm süren Akkoyunlular Devleti’nin esas kuvvetini teşkil eden boylardan biri de Çepniler idi.[43] Çepnilerden bir bölümünün Uzun Hasan Bey Dönemi’nde Akkoyunluların hizmetine girdiği belirtilmektedir.[44] Bunların beyi, İl Aldı adında biri olup[45] bu şahıs 1469 yılında gerçekleşen Bitlis’in fethi hareketinde görev almıştır.[46] İl Aldı Bey’in dirliği Doğu Anadolu’da idi. Akkoyunlu Devleti hizmetinde bulunan Çepnilerin lideri İl Aldı Bey, Uzun Hasan Bey’in oğlu Yakup Bey’in hükümdarlığı zamanında hayatta idi. Nitekim bu şahıs, Uzun Hasan’ın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan kavgalarda Yakup Bey’in yanında yer almıştır. Akkoyunluların hizmetinde bulunan bu İl Aldı Bey’in liderliğindeki Çepniler büyük ihtimalle Yukarı Kelkit veya Doğu Karadeniz bölgesindeki Çepnilerden başkası değildir.[47]

Akkoyunluların halefleri olan Safevîlerin hizmetinde bulunan boylar arasında Çepniler de vardı. Ancak bunlar sayı yönünden ikinci derecedeki boylar arasına girmekteydi.[48] Akkoyunlularda olduğu gibi Safevîlerin hizmetindeki Çepnilerin de Trabzon bölgesi Çepnilerinden olduğu belirtilmektedir.[49] Nitekim bu bilgileri doğrulayan bazı ip uçlarına Tahrir Defteri’nde de rastlanmaktadır. I. Selim’in kardeşleri ile mücadele ettiği sırada vuku bulan “Kızılbaş Fetreti”nde, Trabzon sancağında Çepnilerin yaşadığı bölgelerden biri olan Harşid deresi çevresinde büyük karışıklıklar olmuş ve bu bölgedeki köylerde yaşayan halkın bir kısmı Kızılbaşlar tarafından zorla alınıp götürülmüştür. Bu olayla ilgili kayıtlar şöyledir: “Bundan evvel Kızılbaş gaflet ile gelüp, Kürtün vilâyetine girup re’âyâ zarûrî ita’at edüp bile gittikleri sebepten mülkleri ve esbâbları satıldıktan sonra yine vatanlarına gelüp mülkleri kendülere emr olunmuş idi. Şol re’âya ki gelüp mülküne mutasarrıf oldu hoş, ve illâ gelmeyen re’ayanın ve gelüp mülkine mutasarrıf olmayan re’âyânın mülklerine her kim mutasarrıf ise bennâk resmin ve öşrün vesâir rüsûmun sâhib-i timâra edâ eyleye”.[50]

Trabzon ve çevresinin Osmanlılar tarafından fethine kadar Giresun ve kürtün bölgelerinde yaşayan Çepnilerin liderlerinin kim olduğu konusunda ise Tahrir Defterlerinde bazı kayıtlara rastlanılmaktadır. Bunlara göre Giresun yöresindeki Çepnilerin lideri Giresun Fatihi Süleyman Bey idi. Süleyman Bey, arşiv kayıtlarında “mir-i Çepniyân” olarak kaydedilmektedir.[51] Süleyman Bey, 1386’da Hacı Emir Oğulları Beyliği adıyla anılan beyliğin hakimiyetinin babasına rağmen tamamen kontrolüne geçirdi ve 1397’de Giresun’u feth etti.[52] Süleyman Bey’in, XV. asrın birinci yarısında yaşadığı belirtilmekle beraber,[53] beyliğin idaresini hangi yıla kadar yürüttüğü konusunda bir bilgiye rastlanmamıştır. Bunun döneminde veya bunun vefatından sonra yerine geçen emir zamanında Giresun      ve Kürtün havalisinin birleştirilerek “Ze’amet-i Kürtün” veya “Vilâyet-i Çepni” olarak adlandırıldığı 1486, 1515, 1520 tarihli defterlerde belirtilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ