ANA DİLİ TÜRKÇE OLAN ORTODOKS RUMLAR – 1923 YILI MÜBADELESİ

ANA DİLİ TÜRKÇE OLAN ORTODOKS RUMLAR – 1923 YILI MÜBADELESİ

Giriş

Türk kurtuluş mücadelesinin zaferle sonuçlanması üzerine, sorunun birinci derecede taraflarından biri olan Yunan kuvvetleri Anadolu’dan çekilmek zorun­da kalmışlardı. Bu çekilmenin tabiî neticesi olarak Anadolu’da yaşadıkları hâlde dinî veya ırkî sebeplerden dolayı işgal kuvvetleri ile iş birliği yapmış olan unsur­lar da bölgeyi terk etmişlerdi. Yüzyıllar boyunca bir arada yaşayan iki unsurun ayrışmasını gerekli kılan bu yeni durum, Türkiye ile Yunanistan arasında imza­lanan mübadele anlaşması ile resmî bir ayrışmayı da beraberinde getirmişti. 30 Ocak 1923’te imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavele­name ve Buna Bağlı Protokol” (Ekincikli, 198) ile, İstanbul dışında Anadolu’da yaşayan Ortodoks Rumların Yunanistan’a gönderilmeleri karar altına alınmıştı. Bu karar çerçevesinde Ortodoks Rum olarak kabul edilip gönderilenlerin arasın­da ana dili Rumca olanların yanı sıra, ana dili Türkçe olanlar da belli bir ekseri­yet teşkil etmişlerdir.

Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi “Kentro Mikrasiatikon Spoudon” (KAAM) tarafından 1919-1923 yılları arasında Anadolu’nun değişik bölgelerinden Yunanistan’a göç etmiş kişilerin ifadeleri zapta geçirilmiştir. Yu­nanistan’da 1930 yılında Melpo Logothetis Merlier tarafından kurulmuş olan KAAM, 1922 yılı öncesi hayat ile ilgili Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden 5051 bilgi verici kişinin anlatılarına dayanan zengin bir sözel tarih arşivine sa­hiptir. Üç yüz bin yazılı sayfayı aşan ve 1375 beldeyi içine alan bu arşivin oluş­turulmasında yüzü aşkın bir araştırmacı ekibi çalışmıştır. (Göç, 17, 20; Umar 4). Yunanistan’da 1980 ve 1982 yıllarında, bu arşivin toplamı bin sayfayı aşan kü­çük bir bölümü iki cilt hâlinde yayımlanmıştır.[1] Bu ifadelerden örnekleme yolu ile bazıları Türkçeye çevrilerek İletişim yayınları arasından İstanbul’da 2001 yı­lında yayımlandı. Anadolu’daki bütün bölgeleri içine alacak şekilde bir seçme­nin yapıldığı Türkçe çeviride aslına sadık kalınmıştır. (Göç, 17).

“Göç, Rumların Anadolu’dan Mecburi Ayrılışı (1919-1923) adı altında ya­yımlanan bu eserdeki ifadelerden hareketle Anadolu’dan Yunanistan’a giden ki­şilerin dil ile ilgili durumlarını ele almaya çalışacağız.

Anlatılardan hareketle ana dili Türkçe olanların yer ve nüfusları:

Sorunun birinci dereceden muhatapları ve nakledicileri olması dolayısıyla da bu ifadelerin önemi açıktır. Çevirmenin ön sözünde bu sorun şu cümlelerde ifadesini bulmaktadır:

Mubadele001[1]

“Hatta Girit’ten Türkiye’ye gelen Müslüman/Türkler anadilleri olan Yunan­ca yerine Türkçe, İç Anadolu Bölgesi’nden giden Karamanlılar ise anadilleri Türkçe iken Rumca öğrenmek zorunda kalmıştır. Çoğu kez, yerleştikleri yeni memleketlerinde bilmeleri gereken anadilleri öğrenemeden hayata veda etmiş­lerdir.” (Göç, 20).

Kitapta yer aldığı kadarı ile ana dili Türkçe olarak bahsedilen ahali ile bun­ların yerleşim yerleri hakkındaki bilgileri burada aktarmak istiyoruz. Bu alıntı­lar tırnak içerisinde verilmiş olup, bizim herhangi bir müdahalemiz olmamıştır. Alıntılar bazen göçmenlerin anlatılarına, bazen KAAM’ın verdiği bilgilere da­yanmaktadır. İki durumda da bilginin kaynağı Yunan orijinlidir. Her alıntının so­nunda kitabın sayfa numarası verilmiştir:

“Sazaki köyü (Türkçesi Sancak) İzmir’in 70 km, Vurla’nınsa (Urla) 47 km kuzeybatısındadır. Sazaki’nin nüfusu yaklaşık 500 Türkçe konuşan Rum’dan olu­şuyordu.” (Göç, 40).

“İzmir-Manisa demir yolu üzerindeki Horozköy kasabası Manisa’nın 3.5 km kuzeybatısında, İzmir’inse 32 km kuzeydoğusunda bulunur. Horozköy kasa­basında 4.500 anadili Türkçe olan Rum yaşardı. Horozköy batı sahillerinde bu­lunduğu halde anadili Türkçe olan Rumların yaşadığı tek istisnai yerleşim biri­mi değildir” (Göç, 50)

“Biga‘nın 1922’den önce 10.000 nüfusu vardı. (Bu nüfusun 2.500’ünü Rumlar, geri kalanını Türkler ve az sayıdaki bir bölümünü ise Ermenilerle Yahu­diler oluştururdu.) Kaza statüsündeki Biga bağımsız konumdaki Çanakkale san­cağına bağlıydı. Çevre köyler gibi Biga’daki Rum nüfusun da anadili Türk­çe’ydi.” (Göç, 94).

“Balukeser ya da Balikeser (Türkçesi Balıkesir)...1922’den önceki nüfusu 36.000’di. (Bu nüfusun.2.000’ini Artaki, Bandırma ve Ipiros’tan göç etmiş Rum­lar, 2.000’ini Ermeniler ve geri kalanınıysa Türkler oluşturuyordu.) Anadili Türkçe olan Balıkesir Rumları, dinsel açıdan Kizikos (Kapıdağ) Metropollüğüne bağlıydı.”(Göç, 97)

Lefki kasabası Büyük Savaş’tan sonra Türkler tarafından Osmanlı olarak adlandırıldı. Felaketten önce 6.000 nüfusu vardı. Nüfusunun 800’ünü anadili Türkçe olan Rumlar oluşturuyordu. Lefki kasabası Sakarya Irmağı’nın sol kıyısından 1. km kadar uzakta, bir tepe yamacındaki vadide kuruludur. (Göç, 127).

Kermasti bölgesi: 1922’den önce Kermasti 5.000 nüfuslu, kaza statüsünde küçük bir kentti. Nüfusunun 2.000’ini Rumlar oluşturuyordu. Yunanistan’dan son dönemde gelip yöreye yerleşen az sayıdaki Rumlar hariç, bölge Rumlarının anadili Türkçe’ydi. Kermasti Rindakos ırmağı vadisinde Panorma (Bandırma)- Balıkesir-Izmir karayolunun üzerinde idi. Kermasti Bursa’nın 58 km. güneybatı­sında, Balıkesir’in 68 km. güneydoğusunda, Bandırma’nın 50 km. güneydoğu­sunda ve Kios’un (Gemlik) 77 km. güneybatısındadır.” (Göç,140).

“Küplü; 5.000 nüfuslu bir kasabadır. Nüfusunun 4.000’ini anadili Türkçe olan Rumlar oluşturuyordu. 6 km. güneydoğusunda bulunan Bilecik kazasına dahildir. Küplü Bursa’nın 80 km. güneydoğusundadır.” (Göç, 153).

“Kulaklı Tepenin kuzey yamacındaki Sivrihisar köyü Aksaray’ın 35 km., Gelveri’ninse 4 km. güneydoğusundadır. …Sivrihisar köyünün 1924’teki nüfusu­nu Türkçe konuşan Rumlar oluşturuyordu.(132 aile, 456 kişi)…KAAM çalışma­larına göre Sivrihisar köyünün sosyal ve ticari ilişkileri yalnızca Rum yerleşim birimleriyle sınırlıydı.” (Göç, 189).

“Karacaören köyü Kayseri’nin 49 km. güney, güneydoğusunda, Vereköy yaylasında bulunur. 1924’teki nüfusunu 45 Rum ailesi (182 kişi) ve 300 Ermeni oluşturuyordu. Karacaören Rumları’nın anadili Türkçe idi. Karacaören’in çevredeki Rum ve Türk yerleşim birimleriyle sosyal ve ticari ilişkisi vardı” (Göç, 193).

“Kayseri’nin 56 km. güneydoğusunda, Faraşa’nın 41 km. kuzeydoğusunda­ki Beşkardaş Zamanti Irmağı vadisinde bulunur,1924’teki nüfusunu Rumlar oluştururdu (32 aile, 154 kişi). Beşkardaş Rumlarının anadili Türkçe idi…. Beşkardaş’ın hem Türk hem de Rum yerleşim birimleriyle ticari ve sosyal ilişkileri vardı.” (Göç, 209).

“35 Poros (Bor) …kasabanın 1924’teki nüfusu Rumlar (316 aile-1.184 ki­şi) ve Türklerden meydana geliyordu (6.907 kişi). Rum nüfusunun anadili Türk­çe idi.” (Göç, 222).

“Azizie kasabası (Türkçesi Aziziye veya Demirdağ) Afyon-Karahisar’ın 61 km. kuzey doğusundadır….Azizie kasabasında çok az sayıda Rum vardı (KAAM kaynaklarına göre 30-50 kişi)” (Göç, 239).

“Aynı yıl Aziziye’den bizimle beraber gelmeyen Türkçe konuşan Rumlar, Anadolu’nun içlerine, Suriye sınırına kadar sürgün edildiler. Bu sürgünler 1924 yılında aç, çıplak Pire limanına varana dek çok acılar çekti… Türkçe konuşan Rumlar Selanik, Pire gibi büyük kentlerde kaldı, hayatlarını tüccarlık ve zanaatkârlıktan kazanıyorlardı.” (Göç,240).

“66 …Gelveri’nin 1924’te ki nüfusu Rumlar ve Türklerden meydana geliyor­du.. Gelveri’de 556 Rum aile vardı. (Yaklaşık 2.000 kişi), Türk nüfusu ise hemen hemen 250 kişi kadardı. Gelveri Rumlarının anadilleri Türkçe idi. Gelveri, Aksaray Kaymakamlığı’nın , Niğde Mutasarraflığı’nın ve Konya Valiliği’nin yöne­timi altındaydı.” (Göç, 250).

“Adana Rumları’nın kökleri Kayseri, Konya ve Anakara Yunanistan’dan gelmeydi. Az sayıda olan yerlileri Türkçe konuşurdu.” (Göç, 287).

Mubadele002[1]

Anadolu’dan göç etmiş, ana dili Türkçe olan Ortodoksların göç ettiği yerle­ri harita üzerinde belirlediğimiz zaman iki bölgede yoğunlaştığını görmekteyiz. Bunlardan ilkini, Sakarya ırmağının üst güney kısmından başlayıp Marmara De­nizinin alt kısmını dolanarak İzmir’e doğru inen bir hatta Lefki, Küplü, Kernıasti, Balıkesir, Biga ve Horozköy oluşturmaktadır. İkincisini ise, İç Anadolu böl­gesinin güneydoğusundan Akdeniz bölgesine doğru uzanan bir hatta; Sivrihisar köyü (Aksaray), Karacaören, Beşkardaş (Kayseri), Bor, Gelveri (Aksaray-Niğde) ve Adana hattı oluşturmaktadır. Yoğunluğun belirlendiği bu yerleşim bölge­leri dışında kalan Aziziye-Demirdağ (Afyon) ile Adana yerleşim yerlerinde Ana dili Türkçe olan Ortodoksların sayısı “çok az” veya “az sayıda” (Göç, 239, 287) diye belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere, ana dili Türkçe olan Ortodoks nüfusu Marmara ile İç Anadolu bölgesinde yoğunlaşmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Abdullah yücesan dedi ki:

    Her zamanki gibi ince bir konuyu ele almissiniz.
    Tebrik ederim

BİR YORUM YAZ