AKKOYUNLULAR – AKKOYUNLULARIN TARİHİ SAHNESİNE ÇIKIŞI

AKKOYUNLULAR – AKKOYUNLULARIN TARİHİ SAHNESİNE ÇIKIŞI

Akkoyunluların Kökeni ve Beyliğin Kurulması

Oğuzların Üçok kolundan Bayındır boyuna mensup olan Akkoyunlular, kaynaklarda ilk olarak 1340 yılında, Trabzon-Rum İmparatorluğu’na yapmış oldukları akınlar dolayısıyla geçmektedirler.[1] Onların bilinen ilk tarihi şahsiyetleri Tur Ali ve Kutlu Beylerdir. Hangi tarihlerde öldüğü tam olarak bilinmeyen, fakat 1360’lı yıllar olarak tahmin edilen Tur Ali Bey’in ardından Akkoyunluların başına Kutlu Bey geçmiştir. Onun döneminde Akkoyunlular, Erzincan ve yörelerinde yaşamışlar; Bayburt ve çevresini yurt tutmuşlardır.[2] Kutlu Bey’den sonra Ahmed’in beylik makamına geçtiğini görmekteyiz.[3] Ahmed Bey zamanında Akkoyunluların Mutahharten ile arasının açıldığını ve bunun, Karakoyunlularla ittifak yaparak Akkoyunlular üzerine saldırdığını biliyoruz. Alınan yenilgi sonucu Akkoyunlular Kadı Burhâneddin’e sığınmak zorunda kaldılar.[4]

Ahmed Bey’in ardından Akkoyunluların başına geçen kişi olarak Kara Yülük Osman Bey’i görmekteyiz. O, Sivas, Kayseri Hükümdarı Kadı Burhâneddin’in yanında bulunmuş, onunla birlikte bazı seferlere katılmıştır. Fakat, Kadı Burhâneddin’in, Kara Yülük Osman Bey’in halazadesi olan Şeyh Müeyyed’i öldürtmesi, aralarının açılmasına sebep olmuş; Sivas dolaylarında, Karabel’de yapılan çatışma da ise Burhâneddin hayatını kaybetmişti (1398).[5] Bu olay Akkoyunlu tarihi açısından dönüm noktası olmuş, Osman Bey Sivas’a yönelerek burayı kuşatmıştır. Fakat Osmanlı Şehzadesi Süleyman’ın Sivas’a yardıma gelmesi üzerine kuşatmadan vazgeçerek Emir Mutahharten’in yanına geldi ve oldukça iyi karşılandı. Bu tarihlerde Emir Timur, Horasan, Mâzenderân ve İran’ı hakimiyeti altına almış ve Anadolu’ya ulaşmıştı. Kara Yülük Osman Bey de Mutahharten’le birlikte, Avnik’te bulunan Timur’a bağlılıklarını bildirdiler.[6] Bu olayın ardından Timur’un, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezıd’a karşı girişmiş olduğu savaşlarda (1400-1402) Osman Bey’in de yer aldığını görmekteyiz. Bundan dolayı Timur ona Diyarbekir’i vermiştir (1403).[7]

Kara Yülük Osman Bey Dönemi

Akkoyunlu tarihi içerisinde Kara Yülük Osman Bey, Akkoyunlu Beyliği’nin kurucusu olmak yanında, aşiretten beyliğe, beylikten konfederasyon ve imparatorluğa geçiş sürecini başlatan kişi oldu. Onun Diyarbekir merkezli beyliği, bir taraftan Erzincan’a diğer taraftan da Mardin’e uzanmaktaydı. Ayrıca ona Çağataylı Hükümdar Timur tarafından 1403 yılında verilen beylik menşûru da Akkoyunlu Beyliği’nin resmen kurulduğunu kanıtlayan önemli bir veridir.[8]

Diyarbekir’i emaretine alan Osman Bey, hakimiyet sınırlarını genişletmekle meşgul oldu. Karakoyunlular, Memlük Devleti ve Türk oymaklarından Döğerler, Avşarlar ve İnallılar ile bazı Arap veKürt kabileleriyle komşu olan Osman Bey’in hakimiyet alanının Kemah, Amîd ve Ergani’yi kapsadığını görmekteyiz.[9]

Bu komşulardan Döğerlerin bazı mütecaviz hareketleri meydana gelmiş ve Osman Bey tarafından yapılan baskınla yenilgiye uğratılmışlardır. Ardından Mardin’i kuşatmış ve çevresini tahrip etmiştir. Mardin’e beş fersah uzaklıkta olan Saûr Kalesi’ni ele geçirmiş ve civardaki Kürt kabilelerini itaate alarak vergiye bağlamıştır (1404-1405).[10]

Kara Yülük Osman Bey’in bu faaliyetleri yürüttüğü sırada, Timur’un önünden kaçarak Memlüklere sığınmış olan Karakoyunlu Reisi Kara Yusuf, 1407 yılında geri dönmüş ve bu yılın baharında Amîd’e girmiştir. İki taraf arasında çıkan çatışmada ağır kayıplar verilmişse de sonuç alınamamıştır. Kaynağın bildirdiğine göre, bu savaşın ardından Karakoyunlu Kara Yusuf elçi göndererek “Her ikimiz de Türkmeniz, bundan sonra birbirimizin yerini işgal etmeyelim; sen Rumlarla meşgul ol, ben de Çağataylılar tarafına gideyim” diyerek barışı sağladı (1408).[11]

Barışı sağlayan Osman Bey, Mardin’i kuşatmak üzere bu şehre yönelmiş, civardaki Kürt emirlerine baskınlar düzenlemiştir. Mardin hakimi ve Kürt reislerinin bu saldırılara karşı koyacak güçleri olmadığından Memlük-Suriye Valisi Emir Çekem’den yardım istemişlerdi. Talebi kabul eden ve çevrede kendisinden oldukça korkulan Çekem, Dımaşk, Haleb ve Hama askerlerini toplayarak Mardin hakiminin yardımına koştu. Yaklaşık on bin askeri bulunan Çekem, Osman Bey’i yenilgiye uğratmış ve Amîd’e sığınmasına sebep olmuştu. Fakat Çekem, şehrin müdafaası için oluşturulan bataklığa saplanıp ardından öldürülünce, başsız kalan Memlük askerleri bozgun halinde dağıldılar. Kaleden çıkan ve kaçan askerleri takip eden Kara Yülük Osman Bey, bunların çoğunu öldürdü. Ölenlerin arasında Mardin Hükümdarı İsa Bey de vardı. Yapılan bu kritik savaşta oğlu İbrahim’i kaybeden Osman Bey’in[12] Akkoyunlu tarihi açısından önemli bir başarı kazandığı görülmektedir. Zaferin ardından Osman Bey, kendisine katılmış olan bir kısım Döğerli ile birlikte Urfa’yı zapt etmiş (1408), bu şehir bir daha da Akkoyunluların elinden çıkmamıştır.[13]

Urfa’yı ele geçiren Osman Bey, buradan Mardin’e yönelerek şehri kuşattı. Bu sırada çok zayıf durumda bulunan Mardin Artukluları, çareyi Karakoyunlulardan yardım istemekte buldular. Bu sırada Muş’ta bulunan Kara Yusuf Bey, verdiği sözü unutarak Mardin’e yardıma geldi. Kuşatmayı kaldırarak Amîd hududunda Yusuf’u karşılayan Osman Bey’in burada yapılan savaşta yenilgiye uğradığını görüyoruz.[14] Kazandığı zaferden sonra Mardin’e gelen Kara Yusuf, burayı ülkesine kattı ve Artuklu hükümdarına da Musul’u ikta olarak vererek oraya gönderdi. Böylece, Mardin ve yöresinde yaklaşık üç asır hüküm süren Artuklular da tarih sahnesinden kalkmış oluyordu. Buradan hareket eden Kara Yusuf, Bayburt, Tercan ve İspir’i ele geçirmiş; buraları Erzincan Hakimi Pîr Ömer’e vermiştir. Bu dönemde Karakoyunlular çok güçlenmiş, Çağataylıları Azerbaycan’dan çıkarmayı başarmışlardır. Karakoyunlular karşısında etkisiz kalan Osman Bey’in elinde ise sadece Amîd, Urfa ve Ergani gibi şehirler kalmıştı.[15] Kara Yusuf, 1412 yılında Akkoyunlu topraklarına girmiş, Amîd ve Çermük’teki ekinleri tahrip ettikten sonra Osman Bey’in bulunduğu Ergani’ye yürümüştür. Kendisini Ergani önlerinde savunan Osman Bey, yine başarısızlığa uğramış ve şehrin kalesine kapanmıştır. Kuşatmaya girişmeyen Kara Yusuf şehri yağmaladıktan sonra Tebriz’e dönmüştür.[16]

Bu tehlikeyi atlatan Osman Bey’in 1416 yılında Erzincan’ı kuşattığını, buranın hakimi Pîr Ömer’in de Kara Yusuf’tan yardım istediğini görüyoruz. İstenilen yardım üzerine Yusuf Bey oğlu İskender ile Erzincan’a bir ordu göndermiş, bunu haber alan Osman Bey de kuşatmayı kaldırarak geri çekilmiştir. Ertesi yıl (1417) Osman Bey, Kara Yusuf’la tekrar karşılaşmış, Kâhta yakınlarında yapılan savaşta yenilgiye uğrayan Osman Bey, bir miktar para, at ve deve karşılığında Sâvûr Kalesi’ni Kara Yusuf’a teslim etmek zorunda kalmıştır.[17] Fakat, bu alışverişten doğan sükunet uzun sürmemişti: Osman Bey bir sonraki yıl (1418) tekrar Mardin’i kuşattı ve çevresini tahrip etti.

Çevredeki birçok küçük kaleyi ele geçirerek yaklaşık yirmi köy halkını, istihdam etmek üzere kendi bölgesine nakletti. Bu durumu haber alan Kara Yusuf, hemen harekete geçerek Amîd önlerine çekilmiş bulunan Osman Bey’e yetişti. Burada yapılan çatışmada tutunamayan Kara Yülük Osman Bey, Memlük topraklarına kaçmak zorunda kaldı. Fakat, onun peşini bırakmayan Yusuf Bey, 20 Eylül 1418 tarihinde Mercidabık’ta bir yenilgiye daha uğrattı. Çareyi Haleb’e kaçmakta bulan Osman Bey, Memlük Sultanı Şeyh’in, Kara Yusuf’u Memlük sultanlığı topraklarını terk etmesi için uyarması ve Yusuf’un da bu ikaza uyarak Osman Bey’in peşini bırakması üzerine kurtulmuştur. Bu kovalamacanın ardından Kara Yülük Osman Bey’in Amîd’e geldiğini görmekteyiz.[18] Kara Yusuf’un bu son darbesi Akkoyunlularda bazı karışıklıkları yol açmış, daha Osman Bey’in emrinde olan İnallu, Bayat ve Avşarlar ondan ayrılarak Trablus tarafına gitmişlerdir.[19]

1420 yılına kadar sakin geçen devrenin ardından Kara Yusuf’un Erzincan Valisi olan Pîr Ömer’in, Osman Bey’in oğlu Yakub’un elinde bulunan Kemah’a yürüdüğünü görüyoruz. Kemah önlerinde yapılan savaşta Yakub yenilerek esir düştü. Kaleyi ele geçiremeyen Pîr Ömer, Erzincan’a döndü, yanında bulunan Yakub’u Tebriz’e gönderdi ve Osman Bey’den gelecek muhtemel bir saldırı karşısında da Kara Yusuf’tan yardım istedi.[20] O da Bayram Bey komutasında yirmi bin kişilik bir orduyu Pîr Ömer’e yardım için gönderdi. Ordu Van Gölü’nün kuzeyinde bulunan Aladağ civarına geldiğinde durum Kara Yülük’e bildirildi. Bu orduyla karşılaşmamak isteyen Osman Bey, amacına ulaşarak Erzincan’a geldi Pîr Ömer’den şehri teslim etmesini istedi. Bu teklifi kabul etmeyen Pîr Ömer, ele geçirilerek öldürüldü ve başı Mısır sultanına gönderildi (Temmuz 1420). Durumu haber alan ve değerli emirinin öldürülmesine çok üzülen Kara Yusuf, intikam almak amacıyla harekete geçmek istediyse de, bu sırada üzerine doğru sefere çıkmış bulunan Timurlu Şahruh tehlikesi buna engel oldu. Bunun üzerine Yusuf Bey, küçük oğlu Ebû Sa’id’i Erzincan’a vali olarak göndermekle yetindi.[21]

Kara Yusuf, 1420 tarihinde, üzerine yönelmiş bulunan Şahruh’u karşılamak üzere Tebriz’den çıktığı sırada hastalanarak öldü. Bu yüzden, başsız kalan Karakoyunlular dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar; Kara Yülük Osman Bey de bu sayede rahat bir nefes almıştır. Bu karmaşadan yararlanmak isteyen Kara Yülük Mardin’i kuşatma teşebbüsünde bulunmuşsa da buranın hakimi Karakoyunlu Tanrıvermiş’in erken önlem alması onu bu düşünceden vazgeçirmiştir.

Kara Yusuf’un ölümü üzerine saltanat mücadelesine girişmiş bulunan oğullarından İskender Mirzâ, Osman Bey’le Nusaybin ve Hâtuniye arasında savaşa tutuştular. Çok şiddetli geçen savaşta, İskender Mirzâ’ya takviye kuvvetlerinin gelmesi ve Döğerlerin saf değiştirerek onun tarafına geçmesi savaşın sonucunu belirlemiştir. Birçok yerinden yara alan Osman Bey, Amîd’e döndü.[22]

Şahruh Mirzâ Doğu Anadolu’ya girmiş, Aladağ’a geldiğinde Muş sahrasında bulunan Kara Yusuf’un oğullarından İspend Bey’in üzerine emirlerinden İbrahim Caku’yu göndermişti. Bu durumda İspend Bey kaçarak Cizre taraflarındaki ağabeyi İskender Mirzâ’nın yanına geldi. Fırsattan yararlanan Osman Bey, oğlu Ali’yle birlikte 600 kadar askerini Şahruh’un hizmetine vermişti. Ali, İspend ile kardeşi İskender’in birleşerek Şahruh üzerine geldiklerini ona bildirdi. Derhal savaş düzeni alan Şahruh’a Osman Bey de gelerek bizzat katıldı. Eleşkird’e iki fersah uzaklıkta, Ağa Deve mevkiinde yapılan savaşta Karakoyunlular mağlubiyete uğratıldılar (1 Ağustos 1421). Bu zaferin ardından Osman Bey memleketine dönmüş, oğlu Ali Bey ise Şahruh tarafından Azerbaycan valiliğine atanmıştır.[23]

Şahruh’un Horasan’a dönmesinden sonra Tebriz’de bir süre daha kalan Ali Bey, Karakoyunlu Şehzadesi İsfehan Bey’in Tebriz üzerine yürümesi sonucu Diyarbekir’e döndü. Bir süre sonra da Arap kabileleri üzerine bir sefer yaparak birçok ganimet ele geçirdi.[24]

Aldıkları yenilgiler sonucunda Karakoyunluların düştükleri güçsüz durumu değerlendiren Osman Bey, Erzincan ve Mardin üzerine akınlar gerçekleştirdi. Çemişkezek, Bayburd, Tercan ve Erzincan’ı alarak kendi topraklarına kattı. Ardından baharı bekleyen Osman Bey, bu mevsimde Mardin’e yöneldi. Amacı, hakim olduğu toprakları genişletmekle birlikte Karakoyunluları Doğu Anadolu’dan çıkarmaktı. Fakat Karakoyunlular bu sırada tekrar güçlenmişler, İskender Mirzâ önderliğinde Azerbaycan’ı tekrar ele geçirmişlerdi. Osman Bey’in onlar hakkındaki düşüncelerine sessiz kalmayacakları da açıktır. Buna uygun olarak İskender Mirzâ, 1422 yılında Tebriz’den hareketle Bingöl yaylağına geldi ve burada büyük bir sürek avı düzenledi. Bu sırada huzuruna gelmiş olan Kürt reislerini ihanetlerinden dolayı yakalattı ve birçoğunu öldürttü.

İskender Mirzâ’nın Kürt beylerini cezalandırması, onların Osman Bey taraftarı olduğunu göstermektedir. Bu hadiselerden sonra Osman Bey, Harput üzerine yürüdü ve burayı fethederek oğlu Ali’ye verdi. Diğer oğlu Habil Bey ise Urfa yörelerinde, Memlüklere ait topraklara akınlar yapmakla meşguldü. Memlükler buna karşılık Emir Tanrıvermiş kumandasında bir orduyu Urfa’ya gönderdiler ve şehri ele geçirdiler. Habil Bey de esir düşerek Mısır’a gönderildi (1429).[25] Bir yıl sonra, 1430 yılında Kara Yülük Osman Bey Mardin’i ele geçirdi. Bu tarihte Nasır adında bir Vali Mardin’de, Karakoyunlular adına bulunmakta idi. Osman Bey buranın yönetimini oğlu Hamza Bey’e verdi. Hamza Bey, aynı tarihlerde Hısn-ı Keyfa’ya bağlı olan Haytam’ı (Heysem) ele geçirdi ve bura ahalisini Mardin’e nakletti.[26]

Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu olan Kara Yülük Osman Bey’in ölümü, yine baş düşmanları Karakoyunluların elinden olacaktı. 1434 yılında, Karakoyunlu reisi İskender Mirzâ, Timurlulara tabi olan Şirvânşâhlara saldırmış, ülkelerini harabeye çevirmişti. Bunun üzerine Şirvânşâh Halil, Timurlu Hükümdarı Şahruh ve Osman Bey’den yardım istemiştir. Şahruh’un da emriyle Diyarbekir’den hareket eden Osman Bey, İskender Mirzâ’nın üzerine yürüdü. Kısa bir yürüyüşten sonra Erzurum önlerine geldi ve şehri Karakoyunlu Valisi Pîr Ahmed Duharlu’nun elinden aldı. Şehri ele geçiren Osman Bey, buraya oğlu Şeyh Hasan’ı vali olarak tayin etti.[27]

Şahruh da bu sırada Tebriz’den çıkmış, bunu haber alan İskender Mirzâ da Erzurum yönüne kaçmaya başlamıştı. Karakoyunlu beyinin arkasından Emir İbrahim Cuki’yi gönderen Şahruh, Osman Bey’e de İskender’in önünü kesmesini bildirdi. Aldığı emre uyarak İskender’in önüne çıkan Osman Bey, Karakoyunlu reisi ile Erzurum önlerinde savaşa tutuştu ve mağlup oldu. Pek çok Akkoyunlu askerinin de öldürüldüğü savaş sonucunda Kara Yülük Osman Bey, çekildiği Erzurum’da hayata gözlerini yumdu. Onun ölümüyle otorite sorunu yaşanmış ve Uzun Hasan Bey’in ortaya çıkışına kadar bu durum sürmüştür.[28]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ