AKINTIYI GEÇENE KADAR KOLKOLA..

Ali BAYKAN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 127 makalesi bulunuyor.

Ali_Baykan

25 Ocak 2010

“Benim oğlum bina okur döner döner yine okur” misali, dönüp dönüp aynı şeyleri tekrarla yazmak zorunda kaldığımız dağarcığımızdan değil, söyleyip söyleyip de anlatamadığımızdandır.. Bilemem ki, iyi anlatamadığımız için mi bu tekrarlara mecburiyet,  yoksa algılarda mı bir kısırlık var ?..

Ülkücü Hareket’in bayrak ismi Necdet SEVİNÇ ağabeye Kurultay gazetesinde “3. Yol” u yazdığım zamanlarda her haftaya bir yazı yetiştirmek lüzumundan, gündemden düşmemiş konuları satır aralarında tekrarla işlemek gerektiğinde, bu tekrarlardan bir rahatsızlık duyduğumu söylemiştim.. Necdet ağabey “Ali, ben hayatımda bir tek yazı yazdım bu güne kadar” dedi. Sonra buna bütün yazılarının aslında bir tek hedefi, amacı olduğunu anlatan birkaç söz ilave etti.

İşte böyle  bizimki de.. Aslında her yazımız farklı noktalardan aynı hedefe yönelmiş oklar gibidir. Tekrarlar ve paralellikler kaçınılmazdır haliyle.. ( Bu arada, benim de yeni öğrendiğim üzere Necdet ağabey ağır bir sağlık sorunu yaşamakta, Allah’tan kendisine acil şifalar dilerim, tüm sevenleri de iyi dualarla sağlığına katkı yapacaktır mutlak..)


AKP’nin 2011 seçim sloganı belli olmuş ; “Oyunu AKP’ye ver, KENDİ ANAYASANI YAP !..”

İşte tam da bu !..Bizim kaygılarımızın temelini oluşturan bu yeni anayasa vaadi.. Taa ki referandum öncesinde, “Bu anayasada istediklerinizi tam olarak karşılayamıyoruz ama şimdi bize ‘EVET’ derseniz,  seçimden sonraki anayasa değişikliğinde sizin istediğinizi vereceğiz..”  dedikleri anayasa bu !..

Bu vaadin ve sözlerin verildiği adres Türk Milleti değil..

“Görüşen şerefsizdir..” dedikleri, açığa çıkınca da “Ben görüşmedim devlet görüştü” kıvırmasındaki muhataplardır adres.. PKK, BDP, tüm bölücüler ve işbirlikçiler..

Çünkü yeni anayasanın içeriği “Sevr” in ön adımlarını taşıyacak..

İçinde, konjonktüre göre; “BÖLGESEL ÖZERKLİK”,  belki  “EYALET SİSTEMİ”, yada “FEDERATİF YAPI” nın temelleri olacak..

Biz uydurmadık, TV’lerde gazetelerde konuşulup yazılanlar bunlar..

“Taraf”tarlar, “okyanus”çular, “fener”ciler, “soros”çular, “yaşam kalitesinde Avrupa standardı”na atıf yaparak asıl maksadı kamufle etmek gayretinde olsalar da geçmiş referandum sürecinden örnek var..

Baykal açık çağrı yaptı, “Yargı ile ilgili 2 maddeyi çıkar biz de ‘evet’ diyelim !..” diye..

Çıkardılar mı ?  Hayır..

Ne oldu ?.. Yargı artık “AKP’nin yargısı” oldu..

Çoğunluğu HUKUKÇU OLMAYAN kişilerden oluşan ‘Anayasa Mahkemesi’  Yargıtay’ın ve Danıştay’ın verdiği kararları bozabilecek.. Ve de herkes birey olarak (kendi hükmü ile de ilgili olarak) Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilecek..

Bununla da kalmadı..

Bu yeniden yargılama sürecinin getireceği ilave yük bahane edilerek “İstinaf Mahkemeleri”nin kurulmasının da önü açılmakta..

Ne anlamalıyız bundan ?..

Güneydoğu’da  Kürtçe savunmanın yapılabildiği, PKK’lıları Kürt hakimlerin yargıladığı mahkemeler olacak..

Şimdi buna “hık” “mık” diyecekler ama işin özeti bu, gerisi “laf-ı güzaf”..

Peki.. Bu millet bu “BÖLÜNME”yi kabul edecek mi ?!..

Peki.. Bu millet “bölünme”yi kabul etmez ise akıbet “İÇ SAVAŞ” değil mi ?!..

İki ucu pis değnek dedikleri bu işte.. Ya “bölünme”yi kabul edeceksin bu “Yeni Anayasa” ile, ya da DİRENECEKSİN !..

Biz direneceğiz.. Bu milletin refleksi olan ÜLKÜCÜ HAREKET direnecek !..

Bunu en yetkili ağız olarak bizatihi Genel Başkanı söyledi..

“TÜRK MİLLETİ VE MHP HENÜZ SON SÖZÜNÜ SÖYLEMEDİ !..” dedi..

“Kimseye verilecek bir karış toprağımız yok.. Gerekirse dağa çıkarız !” dedi..

Bunlar tercih edeceğimiz çözümler değil elbet.. Bunlar yolun bittiği yerde kaçınılmaz olacak..

Ama henüz bir yolumuz var, bir seçeneğimiz, bir çözümümüz var ;

BU SEÇİMDEN AKP’Yİ GÜÇSÜZ ÇIKARMAK, MHP’Yİ GÜÇLÜ ÇIKARMAK !..

Hatta  CHP’yi de !..

AKP’nin hükümet olamayacağı, olsa bile “özerk bölge”yi yada “eyalet sistemi”ni bu millete dayatamayacağı kadar..

Bunun için yapılması gereken üç şeyin üçüncüsü “SEÇSİS”.in denetimini sağlamak, bilgisayar ortamında çalınacak oyların önüne geçmek !..

İkincisi, ( daha önce yazıp çizip anlattığımız üzere ) sandığa gitmeyen o seçmeni sandığa götürmek. Ki onların içinde bir tane bile AKP’li yoktur, AKP hastasını yaşlısını bile sandığa götürmektedir..

BİRİNCİSİ..

Kötü sonların Türk Milleti’ni ve Türk Devleti’ni pusuda beklediği bu kırılgan süreçte, bu kötü sonlardan SİYASET YOLUYLA korunabilmek için gerekli olan “SİYASİ DAYANIŞMA” yı  temin ve tesis etmek !..

Bu dereyi geçmek için dayanışma şart !

Bunun farkında olunduğu için ;

Devlet Bahçeli’nin Ozan Arif’i davet ettiği, Ozan Arif’in “söylediklerimin arkasında olsam da durumun hassasiyeti sebebiyle” diyerek daveti kabul ettiği farklı bir süreç yaşıyoruz.  Keza diğer benzer isimlerin daveti ve icabeti.. Bu güne kadar olmamış, olamamış dayanışmalar oluyor.

Partiler arası dayanışma ise MHP için ilk örnek olmayacaktır, MHP seçim ittifakı ile parlamentoya 19 milletvekili sokarak seçmene kendi varlığını hissettirmiş bir partidir. Şimdi beklediğimiz ise çok daha basit, bölgesel anlaşmalar, dayanışmalardır. Herkes, parti tabanlarının çoğunluğu, bu basit gerçeği kabullendiğinde yönetimlerin buna karşı durmak için bir sebebi kalmaz.

Hep söyleyegeldik; küçük partilere verilen oylar, o seçim çevresinde (ve de ülke genelinde) en çok oyu alan partiye yazar diye..

Parlamentoya giremeyecek olan ama oy potansiyeli kayda değer olan eski partilerin, kendilerine daha yakın buldukları MHP yada CHP’den biri ile uygun yerlerde yeterli sayıda milletvekili kontenjanı karşılığında ittifak yapmaları AKP’nin açıktan kazandığı parlamento üstünlüğünü sonlandırır.

SP, DP, DSP, BBP Genel Başkanları -belli adreslere angaje değillerse- bu konjonktürde bunu reddetmek için hiç bir makul gerekçe gösteremezler..

Dahası; MHP listelerinden Sadettin Tantan’ı, Osman Pamukoğlu’nu, hatta Haydar Baş’ı milletvekili yapmak çok mu zor.. Ülke genelindeki taraftarları yer yer bıçak sırtında duran dengeleri MHP lehine çevirmeye yetmez mi?

MHP tabanı bunun neyine itiraz edecek?

Taban bunu benimserse MHP yönetiminin ne manisi kalacak ?!..

Hepsinden anlamlısı ise MHP ile CHP’nin karşılıklı olarak bazı seçim çevrelerinde birbirleri lehine feragat göstermeleri..

Böyle bir dayanışmanın İzmir ve İstanbul belediyelerini CHP’ye verirken Ankara ve Adana belediyelerini MHP’ye kazandıracağına kim itiraz edebilir ?!..

AKINTIYI GEÇENE KADAR KOLKOLA, SONRA HERKES KENDİ YOLUNA !..

www.ucuncuyol.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ