AKHUNLAR

AKHUNLAR

Beşinci yüzyılda, doğu dünyasının önde gelen siyâsi kuruluşları arasında Akhunlar göze çarpmaktadır. Roma/Bizans, Sasani, Çin ve Hindistan’daki hanedanlar ile sonraki yıllarda siyâsi ve askeri temasları olmuştur.

Eski Türklerde bulundukları alan veya fiziki farklılıklar ile isimlendirme sık sık göze çarpmaktadır. Akdağ-Karadağ, Akkeçi-Kara Keçi, Akkoyun-Karakoyun, Ak Tatar-Kara Tatar örnekleri verilebilir. Hsiung-nular, orijinal ismi ile Hunlar, bu tarz Ak ve Kızıl diye eski kaynaklarda yer almaktadırlar.

V-VI. yüzyıllarda, Türkistan, Sogdiana/Mâverâünnehir, Afganistan, Horasan ve Hindistan’ın kuzey bölgelerinde, Sakalar ve Kuşanlar[1] gibi büyük bir devlet kuran Akhunlar, sadece askeri değil, siyâsi ve kültürel, medeni durumları ile yaşadıkları asra damgasını vurmuştur.

Akhunlara Dair Yayınlar

İsminden de hemen anlaşılacağı gibi Akhunlar, Hunların büyük bir kolu idi. Hunlar, Çin tarafında, hakimiyeti kaybedince, batıya yayıldı. Avrasya[2] bozkırının yegâne gücünü oluşturdular. Zamanla, Sir-Derya/İakartes’i geçerek, batı-doğu arasında kültür birliğini sağlayan Sogdiana,[3] Çin kaynaklarının işaret ettiği Su’te’ye girdiler. Burada ve komşu yerlerde Xion veya Xionitae diye tanındılar. Avrupa Hunları[4] ise Hunnae adı ile Kavimler Göçü’nü başlattı. Arkasından, boşaltılan yerlerde kendileri yerleştiler. E. Gibbon’un belirttiği gibi,[5] Avrupa’nın meydana gelişi, bu firari barbarlardan kaynaklanmıştır. Lordanes’in tarihinde[6] ve Niebelungen’de,[7] göze çarpan Hunnoiler, Attila Hunları idiler.

Hunların, Sogdiana ve Oxus boylarına inen kolları içinde fiziki bakımdan farklılık arz eden ve aynı dili konuşan kabile ise Akhunlardı.[8] Bunlar kısa zamanda, siyâsi alanda kendilerini ispat ettiler. V-VI. yy’da, cihânşümul bir devletin temsilcileri oldular.

İki asır öncesine kadar, Akhunlar hakkında bilinenler azdı. Asya ve İran, hatta Hindistan tarihine olan ilgi nedeni ile Akhunlara ait araştırmalar da çoğaldı. Fransa, Rusya, İngiltere, Hindistan, Japonya ve Türkiye’de konu ile ilgili eser ve makaleler birbirini takip etti. XIX. yüzyılın başlarında Vivien de Saint-Martin, “Les Huns Blancs, Paris 1849”, “Les Ephthalites, Paris 1849” eserleri ile bu çığırı açmıştır. Büyük sinologlardan E. Chavannes, “Document sur Les Tou-kiue: Turcs Occidentaux, Paris 1903”, Göktürklerle olan ilgisi dolayısıyla Akhunlardan bahsetmiştir. E. A. Drouin, “Memoires sur les Huns-Hepthalites dans leurs Rapports avec Les Rois Perses Sassanides, Louvain 1895”inde, İslam kaynaklarındaki Sasanilere ait bahisler dolayısıyla, Akhunlara da yer vermiştir. ABD’de, S. Leggi gibi, genel bir Asya Tarihi yazmış olan W. M. Mc Govern, “The Early Empire of Central Asia, Chapelhill 1939”ında, batı-doğu kaynaklarına dayanarak, Hun-Eftalit Tarihi’ni yazmıştır.

İran çalışmaları ile her zaman dikkati üzerinde toplayan R. Ghirshman, “Les Chionites- Hepthalites, Cairo 1948” eseri ile ilk arkeolojik-tarih örneğini, Akhun tarih edebiyatına kazandırmıştır.

Hindistan’da, Alt Kıta’nın Orta Çağ’daki “Mleccha”[9] olarak tanınan Akhunlarına dair çok sayıda makale ve araştırma vardır. Ancak, iki önemli eser ön plana çıkmaktadır. Upendra Thakur’un “The Hunas in India, Varanasi 1967” ile Atrei Biswas’ın[10] “The Political History of the Hunas in India, New Delhi 1973”sı özellikle Hind kaynaklarına ağırlık verilerek kaleme alınmıştır.

R. Göbl, “Dokumente zur Geschichte der Iranischen Hunnen in Baktrien und Indien, Wiesbaden 1967, I-IV. cilt” isimli, buluntulara dayanan son derece önemli yayınında, İran’daki Hunların Belh ve Hindistan’daki tarihleri üzerinde durmuştur.

A. Rahman’ın, “The Last Two Dynasties of Shahis, İslâmâbâd 1979” Akhunların yıkılışı sonrası ortaya çıkan, bunların enkazı üzerinde yükselen, tarihleri pek uzun ömürlü olmayan Şâhîleri anlatmaktadır.

Japonya’da, Akhun araştırıcılar arasında ilk sırayı Prof. K. Enoki almaktadır. East and West, Toyo Bunko ve The Journal of the Oriental Society of Australia süreli yayınlar da, “The Origine of the Hephthalites”, “On the Nationolity of the Ephthalites” ve “The Liang Chih-kung-t’u on the Origin and Migration of the Hua” makalelerini yayınlamıştır.

Orta Asya Medeniyetleri serisinde, The Hepthalite Empire’i yazan B. A. Litvinsky, Akhun araştırmalarına yeni bir bakış kazandırmıştır.

Türkiye’de ise konu ile ilgili yayınları olanlar sınırlıdır. F. Köprülü, A. Sayılı, Z. V. Togan, İ. Kafesoğlu, E. Esin ve bu satırların yazarı örnek verilebilir.

akhunkm11

Akhun İsimleri

Akhunlar, komşuları ile sıkı ilişkileri nedeni ile onlara ait belgelerde, tarihlerde farklı isimlerde yer almıştır. Bağlı oldukları büyük kabile Hunlardı. Hyon, Huni, Hunni, Khuni, Unnoi, Ounnoi, Hyaona, Chionitai, Hyoni genelde, Akhunlardan önceki, Avrupa ve daha geniş olarak Avrasya Hunlarının adı idi.

Çin kaynaklarında, bazı gezi kitaplarındaki I-ta, I-tien, İep-t’ien, Hua, Ye-tha kelimeleri Akhunların karşılığıdır. Yen-tai-i-li-t’o/Yepthalitha’dan kaynaklanmıştır. VII.yy.’da, Heptal’in Sanskritleştirilmiş kullanılışı, Hsüan Tsang tarafından Hsi-mo-ta-lo diye kaydedilmiştir.[11]

Süryani yazarları, İran ile olan ilgileri dolayısıyla, Akhunlara, Eptalit, Abdel demişlerdir.

Grek kitaplarında ise Leukoi Hunnoy, Abdelai ve Eftalitailer, Sasaniler ile mücadele eden Ceyhun Nehri kuzeyinde sakin Türkler yani Akhunlardı.[12]

İki Ermeni yazarı, çağdaşı oldukları Akhunlara, Hep’t’al/Hep’t’alk demektedir. Bu da Abdal/Abdel kelimesi ile ilgilidir.[13]

Klasik ve orta devir Farsçasında, özellikle Firdevsî’de, Akhunların isimleri Heftal, Heftalit, Hebtal biçimlerinde geçer.

Hindistan’da ise mleccha[14] olarak yorumlanan, yabancı topluluklar arasında gösterilen Akhunların “Huna” yazılışı, yanında, destanlarda, kitabelerde ve paralardaki şekli Sveta Huna, Hara- Huna, oturdukları ülke de Huna-desa’dır.[15]

İslâm-Arap kaynakların da ise Abdal ile ilgili Haytal ve Heyâtıla yazılışları vardır. Heyâtıla çoğul şekli olmaktadır.

Akhunların, milli yazıtlarımızda kullanılmadığı gözlenmektedir. Günümüze ise Kalaçlar[16] ve Abdallar vasıtası ile gelebilmişlerdir.

Batıya Göçleri

S. Legg’in de belirttiği gibi, Orta Asya yani Türk ili, Türklerin anavatanı idi. Kitabının başlığındaki “Hearthland” deyimi çok yerinde kullanılmıştır. Gerçekten de Asya’nın içlerinden kopup gelen, tarihleri az bilinen insanlar, sürekli hareketliliği sağlamıştır. Sakalar, Yüeçi’ler, Hunlar, Oğuzlar, Peçenekler, Kumanlar vs. bu ananeyi bazı nedenlerle sürdürmüşlerdir.

Akhunlar, IV. yy’da, Asya içlerinden batıya göç ettiler. Yüeçilerin varisi Kuşanların[17] çökmesinden sonra, Hun kabileleri arasında güçlenerek, büyük bir devlet kurdular. “Bozkır, Lakartes ve Oxus’’ ne zaman geçtikleri kesinlikle bilinemiyor. Sogdiana’daki tarihleri şimdilik karanlık kalmaktadır. Ama, Sasanilerin kuzey doğusundaki topraklarında, Horasan’da sürekli akınlarda bulundukları bilinmektedir. Oxus veya Ceyhun’un güneyine, Belh Toharistan ve Çağaniyan’ı ele geçirmeleri, ancak tanıklığına arkeolojik belgelerden anlaşılmaktadır. V-VII. yy.’daki Çinli Budist hacıların şahâdetlerine göre,[18] Toharistan (Tu-huo-lo) ve Gandhara bölgesinde Akhunlar hakim olmuşlar ve yaşamışlardı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ