AHLATŞAHLAR

AHLATŞAHLAR

A. Siyasi Durum

Ahlatşahlar, Van Gölü’nün kuzeybatısında yer alan Ahlat ve çevresinde XII. yüzyıl başlarında kurulmuş bir Türk beyliğidir. Bu beyliğin asıl kurucusu Sökmen el-Kutbî’dir. Sökmen, yiğitlere bahadırlara verilen bir unvan olup sök (sökmek-yırmak-yarmak)[1] fiiline men ekinin ilave edilmesiyle yapılmış olmalıdır. Bu isim Türkler arasında şahıs adı olarak da kullanılmıştır. Nitekim ünlü Türkmen beyi Artuk Bey’in oğullarından birinin adı da Sökmen’dir.

Sökmen, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın amcası Yakutî’nin oğlu Azerbaycan Meliki Kutbeddîn İsmail’in Türk asıllı Memlük emirlerinden biridir. Bundan dolayı kaynaklar onu efendisine nispetle Sökmen el-Kutbî sıfatı ile tanıtırlar. Sökmen, Kutbeddîn İsmail’in dayısı Berkyaruk’a karşı giriştiği saltanat mücadelesi sırasında hayatını kaybetmesi üzerine, onun oğlu Mevdûd’un hizmetine girdi (486/1093). Bir müddet sonrada Berkyaruk, kardeşi Muhammed Tapar’ı Azerbaycan ve Erran meliki tayin ettiği zaman (1097), Sökmen ve Mevdûd ona tâbi oldular ve her zaman Muhammed Tapar’ın yanında yer aldılar.

Bu arada Büyük Selçuklu Devleti’nin Mervânileri 1085 yılında ortadan kaldırmış olmasına rağmen[2] Ahlat halen bir Mervâni emiri tarafından yönetiliyordu. Ancak Mervâni emirinin zulüm ve işkencelerinden bıkmış olan halk, adalet ve iyiliği ile şöhret kazanmış Sökmen’e haber göndererek onu Ahlat’a davet etti. Bu davete icabet eden Sökmen de kuvvetleriyle birlikte Ahlat’a gelerek güç kullanmadan şehri teslim aldı (493/1100).[3] Muhammet Tapar da taht mücadeleleri sırasında daima kedisini destekleyen ve başarılı hizmetler veren Sökmen el-Kutbî’ye Ahlat ve Van Gölü havzasını ikta ederek hâkimiyetini tanıdı.

İşte, Ahlat merkez olmak üzere kurulan bu Türk beyliğine hakim oldukları bölge itibariyle Ermenşahlar, kurucusunun adına nispetle de Sokmaniyye veya Sökmeniyye (Sökmenliler) denildi.

Sökmen, beyliğin başına geçtikten sonra Muhammed Tapar’a hizmet etmeye devam etti. Nitekim 1103 yılında Azerbaycan’ın Hoy şehri önünde meydana gelen savaşta Muhammed Tapar’ın yanında yer aldı. Ancak Sultan Berkyaruk’a karşı giriştikleri bu savaşı kaybetmeleri üzerine Muhammed Tapar ve Sökmen birlikte önce Erciş’e sonra da Ahlat’a geldiler.[4] Bu sırada Muhammed Tapar tekrar savaşa hazırlandı ve Emir Sökmen, Saltuklulardan Ali ve Şeddadilerden Ani Emiri Menüçehr’ide yanına alarak birlikte Tebriz’e yürüdü.[5] Yalnız Berkyaruk ülkenin bu savaşlarda çok fazla harap olduğunu ve İslâm düşmanlarına fırsat verdiğini beyan ederek barış teklifinde bulundu. Neticede iki kardeş arasında anlaşma sağlanarak ülke toprakları ikiye ayrıldı (1104). Böylece Sefîdrûd (Kızılözen) sınır olmak üzere Azerbaycan, Diyarbekir, el-Cezire, Musul ve Suriye’ye kadar uzanan alan Muhammed Tapar’ın hâkimiyetinde kaldı ve tabiatıyla Sökmen’de ona tâbi oldu.[6]

Sultan Muhammed Tapar 1105 yılında Musul emiri Çökürmüş’ü kuşatma altında tutarken Ahlat emiri Sökmen’de onun yanında yer aldı. Ancak Musul kuşatması sırasında kardeşi Sultan Berkyoruk’un ölüm haberini alan Muhammed Tapar, Musul Emiri Çökürmüş ile anlaşarak, yanında yer alan Sökmen ve öteki emirlerle birlikte Bağdat’a hareket etti.[7] Bundan sonrada Sultan Muhammed Tapar, Ahlat Emiri Sökmen’i Mevdûd b. Altuntegin, Aksungur el-Porsukî, Nasr, b. Mühelhil ve Erbil Hâkimi Ebu’l Heyca gibi kumandanlarla birlikte Atabeg Çavlı’nın elinde bulunan Musul’u almak üzere gönderdi (502/1108).[8]

Bütün bu gelişmeler sırasında Ahlat Emiri Sökmen, Sultan Muhammed Tapar’a bağlı kalmakla çok güçlendi ve ülkesinin sınırlarını genişletmek için Meyyâfârikîn (Silvan) üzerine yürüyerek muhasara etti.[9] Sonunda buranın hâkimi Atabeg Humartaş açlık tehlikesi karşısında şehri teslim etmek mecburiyetinde kaldı. Sökmen’de Meyyâfârikîn’in idaresini Oğuz (Guz) oğluna bıraktı ve şehir halkı da bu durumdan memnun kaldı.

Diğer taraftan Sultan Muhammed Tapar, genişleme siyaseti güden Haçlılara karşı savaşmaları için Musul Atabegi Mevdûd ve Ahlat Emiri Sökmen’e mektuplar yazdı (503/1109). Mevdûd ve Sökmen, Mardin Artuklu Emiri İlgâzi’nin de katılmasıyla Haçlılara karşı harekete geçti ve Urfa’yı kuşattılar (Mayıs 1110). Bunun üzerine Urfa Kontu Baudouin du Bourg’da Kudüs Kralı Baudouin I’den yardım istedi. Sonunda Haçlıların yardımcı kuvvetlerinin Fırat nehrini geçtiğini haber alan Mevdûd iki aydır kuşatma altında tuttuğu Urfa’dan ayrılarak Harran istikametine çekildi.[10]

Ancak, Haçlıların Suriye sahillerinde bulunan az sayıdaki yeri Müslümanların ellerinden alarak Halep’e kadar olan bölgeyi yağma ve tahrip etmeleri üzerine, 1111 yılı ortalarında Sultan Muhammed Tapar, Musul atabegi Mevdûd’a yeniden sefere çıkma hususunda emir verdi. Mevdûd’un Haçlılara karşı hazırladığı bu sefere; İlgâzi’nin oğlu Ayaz, Meraga Emiri Ahmedil ve Hemedan emiri Porsuk oğlu Porsuk’tan başka Ahlat Emiri Sökmen de katıldı. Bu birleşik Selçuklu ordusu temmuz 1111 ’de Urfa kontu Joscelin’in idaresinde bulunan Tell-Başir’i kuşattı. Fakat, Halep Selçuklu Meliki Rıdvan’ın tutarsız hareketleri ve Ahmedil’in Urfa Kontu Joscelin ile anlaşarak, Mevdûd’u kuşatmayı kaldırmaya ikna etmesi sebebiyle yine sonuç elde edilemedi.

Ahlat Emiri Sökmen bu sefer sırasında Halep’te iken hastalığının ağırlaşması üzerine kuvvetleri ile birlikte oradan ayrıldı. Fakat, Fırat kıyısındaki Bâlis şehrinde aniden öldü (505/1111).[11] Bunun üzerine ona bağlı kuvvetler Sökmen’in cesedini alarak önce Meyyâfârikîn’e oradan da Ahlat’a götürüp gömdüler. Bu arada, cenazenin taşınması sırasında Mardin Artuklu Emiri İlgâzi, Sökmen’in hazinesini ele geçirmek için bu kuvvetlere saldırdı fakat bozguna uğradı.[12]

İşte bu mücadeleler sonunda Sökmen, Ahlatşahlar Beyliği’ni güçlü bir devlet haline getirerek merkez Ahlat olmak üzere Meyyâfârikîn, Malazgirt, Erciş, Adilcevaz, Eleşgirt, Van, Tatvan, Erzen, Bitlis, Muş, Hani ve Bargiri gibi şehirlere hakim oldu.

Sökmen’in ölümü üzerine yerine oğlu Zahireddin İbrahim geçti (1111). Ancak İbrahim’in döneminde çok hızlı büyümekte olan Ahlatşahlar Beyliği, zayıflamaya ve toprak kaybetmeye başladı. Bu duruma İbrahim’in zayıf bir kişiliğe sahip oluşu ve annesi İnanç Hatun’un devlet işlerine karışması sebep oldu. Zira, bu karışıklıklar devam ederken Sultan Muhammed Tapar, Meyyâfârikîn’i Ahlat emiri İbrahim’in elinden alarak önde gelen emirlerinden Karaca es-Sâki’ye ikta etti (508/1115). Ertesi yıl Muhammed Tapar, Karaca’yı Fars’ın idaresine gönderdi ve Meyyâfârikîn’i de Musul’da oturan oğlu Mesud’un dirliklerine dahil etti. Fakat, Meyyâfârikin’in harap bir hale gelmesi yüzünden Muhammed Tapar’ın oğlu Sultan Mahmud tarafından Mardin Artuklu Emiri İlgâzi’ye verildi (515/1121).[13]

Ahlatşahlar Beyliği’nde bu olaylar devam ederken Bitlis ve Erzen Beyi Hüsâmeddin Toğan Arslan bağımsız hareket etmeye başladı. Sonunda ülkesinin düştüğü vaziyet karşısında aklı başına gelen İbrahim harekete geçerek Toğan Arslan’ın üzerine yürüdü ve Bitlis’i kuşattı. (518/1124). Bir yıl sonra da Artuklu Emiri Davut ile başarısızlıkla sonuçlanan Gürcistan seferine katıldı.

Zahireddin İbrahim, 1126 (520) yılında ölünce yerine kardeşi Ahmet geçti ise de on ay gibi kısa bir süre iktidarda kaldı ve sonunda öldü. Bu sırada İnanç Hatun tekrar siyasi faaliyetlerde rol oynadı. Nitekim İbrahim’in oğlu olan yeğeni II. Sökmen’i beyliğin başına geçirerek, yaşının küçüklüğünden de istifade edip onun adına beyliği idare etmeye başladı. Fakat, İnanç Hatun’un sonu gelmeyen istek ve arzuları karşısında çaresiz kalan devlet adamları onu öldürerek devlet yönetimine karışmasını önlediler (528/1133).[14]

II. Sökmen Devri’nde Ahlatşahlar beyliği yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Zira Irak Selçuklu Sultanı Mesud, Ahlat, Malazgirt ve çevresini kardeşi Selçuk Şah’a ikta etti. O da ikta bölgesine gelerek yönetimi ele aldığı gibi halka işkence ve zulüm yaparak bölgeyi tahrip etti (532/1137). Bu durumun sonucu olarak halkın memnuniyetsizliğini göstermesi üzerine Selçuk Şah bölgede tutunamadı. Bitlis ve Erzen Beyi Hüsâmüddevle Kurti’ye yenilerek bölgeden uzaklaştı.[15] Aynı yıl II. Sökmen yeni bir tehlikeyle daha karşılaşarak Sasunlulara esir düştü ve Mardin Emiri Hüsameddin Timurtaş’ın aracılığı ile kurtuldu.[16] Neticede Irak Selçuklularından gelen dış tehlike ve II. Sökmen’e yönelik menfi hareketler atlatılmış oldu.

İşte Türk beylikleri arasında bu siyasi faaliyetler sürerken, diğer taraftan da evlilik yoluyla akrabalık kurma ve ilişkileri geliştirme cihetine gidildi. Nitekim Ahlatşah Sökmen’in kız kardeşi, Mardin Artuklu emiri Necmeddin Alpı ile evlenirken, Sökmen’de Erzurum meliki İzzeddin Saltuk’un kızı Şahbânû ile evlendi 1540/1145).[17]

Bunu müteakip Musul Atabegi İmâdeddin Zengi’nin ölümünden de yararlanan Sökmen ona ait bölgelerden Hizan, Maden ve bazı yerleri ele geçirdi. Buna karşılık Artuklu Kara Arslan’da Sökmen’e ait olan Malazgirt ve Tuğtab’ı işgal ve yağma etti (540/1154). Sonunda Mardin Artuklu emiri Necmeddin Alpı’nın aracı olmasıyla barış sağlandı. Ancak arkasından Necmeddin Alpı ile Kara Arslan’ın arasında çıkan anlaşmazlıkta Sökmen, Necmeddin Alpı’nın yanında yer aldı. Bu iki müttefik kuvvet Kara Arslan’ın ülkesini istilaya girişti iseler de yenilerek Muş Ovası’na kadar çekildiler.

(552/115). Sonrada kendi aralarında barış yaparak her üçü de ülkesine döndü.[18] Diğer taraftan Türk beylerinin birbirleriyle mücadelelerini ve Haçlılara karşı giriştikleri savaşları fırsat bilen Gürcüler, Azerbaycan ve Doğu Anadolu’daki bazı yerleri işgale giriştiler. Nitekim 1161 (556) yılında Ani’yi ele geçirdiler. Bunun üzerine İzzeddin Saltuk ve damadı II. Sökmen ile birlikte Fahreddin Devletşah ve Necmeddin Alpı ittifak yaparak Gürcistan seferine çıkmaya karar verdiler. Ançak Necmeddin Alpı’nın henüz katılmadığı, İzzeddin Saltuk’un da savaş başlayacağı sırada habersizce ayrılışı yüzünden II. Sökmen, Ani önlerinde ağır bir yenilgiye uğradı. Öyle ki bu yenilgi sonunda askerlerinin büyük bir kısmını savaş meydanında kaybeden Ahlatşah II. Sökmen dört yüz atlı ile birlikte ülkesine dönebildi.[19] Artık bu zaferden güç ve cesaret olan Gürcüler, 1162 yılında Duvin şehrini işgal ve yağma ettiler. Duvin ve köylerinde binlerce kişiyi öldürüp, pek çok kişiyi de esir aldılar. Cami ve mescitleri yakıp yıktılar. Gürcülerin dahi isyan etmelerine sebep olan bu zulüm ve işkenceler karşısında Azerbaycan Atabegi İldeniz, Irak Selçuklu Sultanı Arslanşah, Bitlis ve Erzen Emiri Fahreddin Devletşah ile Ahlatşah II. Sökmen’in yer aldığı büyük bir ittifak gücü Gürcistan topraklarına girerek Gürcü kuvvetlerini yenilgiye uğratıp çok sayıda tutsak ve ganimet ele geçirdiler (558/1163).[20]

Başarıyla sonuçlanan bu seferden sonra II. Sökmen Ahlat’ta çok güzel bir şekilde karşılandı ve adına üç yüz büyük baş hayvan kesilerek fakirlere dağıtıldı. Şehirlerde bayram yapıldı.[21] Ertesi yıl (1164) Gürcüler, Ani’ye tekrar saldırdılar. Yalnız Azerbaycan Atabegi İldeniz yetişerek şehri Gürcülerin elinden kurtardı. Bu sırada Ani’den ayrılanlar geri dönerek şehrin imarına başladılar. Atabeg İldeniz ise Gürcülerle mücadele için Gence önlerine doğru hareket etti. Aynı yıl Ahlatşahlara bağlı olan Sürmari hâkimi İbrahim Beg, kuvvetlerinin azlığına rağmen Gürcülere karşı önemli bir zafer kazandı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al