AHISKA (MESKET) TÜRKLERİ: İKİ KERE SÜRGÜN EDİLEN HALK

AHISKA (MESKET) TÜRKLERİ: İKİ KERE SÜRGÜN EDİLEN HALK

Ahıska (Mesket) Türkleri özellikle trajik bir geçmişleri bulunan göreceli olarak küçük bir etnik gruptur. Gürcistan’ın yerli sakinleri, ülkenin güneyindeki Mesketya’nın üç bölgesinde (Ahıska, Adızen ve Aspinza) ve ayrıca da Cahaveti-Ahalkelek ve Boğdanovka (1991’den sonra-Ninotsminda)’da yaşamışlardır. Tarihi anavatanlarından 1944 yılında Orta Asya cumhuriyetlerine sürgün edilen bu grup, yeni topraklarına hiçbir zaman yerleşmediler. 1989’da bu sefer de Özbekistan’da bir kıyıma maruz kaldılar. Tekrar Sovyetler Birliği’nin çeşitli yerlerine dağıtıldılar, fakat her zaman vahşetin ve ayrımcılığın kurbanı oldular. Anavatanlarına geri dönme hayalleri henüz gerçekleşmedi ve bazıları ümitlerini kaybederek, Türkiye’ye gittiler.

Sürgünden 1989’e kadar olan zaman diliminde, Ahıska Türkleri hakkında yazı yazmak serbest değildi. Soyları bilinmediğinden kaçınılmaz olarak haklarında spekülasyonlar yapılmaktaydı. Sık olarak da bu spekülasyonların siyasi yansımaları vardı. 19. ve 20. yüzyılın başlarına ait dokümanlarda onlar “Müslümanlar”, “Türkler”, “Tatarlar”, ve “Gürcistan-Sünnileri” olarak tanımlanmışlardır. 1944 sürgününden önceki Sovyet döneminde onlara “Türkler” veya “Azeriler” denmiş, ve bir dönem de “Gürcüler” olarak çağrılmışlardır. Orta Asya’ya sürgün edildikten sonra, resmi dokümanlarda onlar “Türkler” veya”Azeriler” olarak belgelere geçmiş, ara sıra da “Özbekler”, “Kazaklar”, “Kırgızlar” diye isimlendirilmiş, bazen onlara “Kafkaslılar” denmiştir. Özbekistan’daki 1989 soykırımından sonra, onlara “Mesket Türkleri” veya “Türk-Mesketya”, Gürcistan’da – “Mesketler-Müslümanlar” denmiştir. Daha sonra bazı bilimsel çalışmalarda yeni bir terim üretilmiş ve – “Ahaltsihe Türkler”i olmuşlardır.

Bu terim Mesketya bölgesinin başşehri olan Ahıska’dan gelmektedir. Aynı terim Türkler arasında da popülerdir. Son zamanlarda ise “Ahıska Türkleri” (Ahıska’nın Türkleri) yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Onlar hakkında bulunan bilgilerin tümü dağınıktır ve uzmanlar bile bu etnik grubun kökenleri, tarihlerinin neden bu kadar trajik olduğu ve gelecekte nasıl yardım edilebileceği hakkında net birşey söyleyememektedirler.

I. Geçmiş

1. 17. Yüzyıla Kadar Mesketler

Ahıska (Mesket) Türklerinin soyları karmaşık bir problemdir. Gürcistan’ın Türk dünyası ile ilişkileriyle yakından ilgilidir ve birçok farklı yönü bulunmaktadır. Gürcü-Türk ilişkilerinin tarihi bilinmeden ‘Ahıska (Mesket) Türkler’inin Gürcistan’daki modern sorunlarını anlamak neredeyse imkansızdır. Bu nedenle Gürcistan’ın tarihine bir göz atacağız.

Tarihçiler milattan sonra 1. ve 2. yüzyıllarda Orta Asya’yı birçok farklı kavimlerin terkettiğini ve batıya yöneldiklerini söylemektedirler. Bunların çoğu Türk soyundan gelen boylardı ve Hunlar olarak adlandırılmışlardı. 4. yüzyılın başında, Hunlar Kafkas bölgesinde bir devlet kurdular ve 5. yüzyılın ikinci yarısına Onogur boyu burayı yönetti. Bunlara akraba olan Saragur (Sarı/Ak/Ogur), Ogur, Utigur (Otuz-ogur) boyları ve diğer boylar da destek oldular. Burada asıl bölge Güney Kafkaslar’dı veya modern Azerbaycan ve Gürcistan’dı. Güney Kafkaslar’daki 5. yüzyıl mücadelelerinden biri Priskos tarafından şöyle anlatılmıştır: Saragurlar ve “diğerleri” Gürcistan’ı harap etmişlerdir. 6. yüzyıl Bizans tarihçisi Agafius’a göre, Gürcistan’daki Kutaisi şehri yakınlarındaki kalelerden biri Onoguris ismindeydi, “bu isim çok önceleri ve Onogurlar olarak çağrılan Hunlar tarafından verilmişti ve onlar Gürcülere karşı aynı yerde bir savaş vermişlerdi”.[1]

5. yüzyılın ikinci yarısında, Onogurların devleti yıkıldı ve yerine yeni bir devlet kuruldu. Bu, Türk boylarının Sabarlar yönetiminde oluşturdukları bir askeri ve siyasi birlikti. Bunların bazıları Gürcistan’da yerleştiler. 6. yüzyıl Bizans tarihçilerine göre, Sabirler Boa isminde güçlü bir bayan yöneticiye sahiptiler, “onun yönetimi altına yüz binlerce Hun bulunmaktaydı”. Doğu Gürcistan’da Fazis Irmağı’nın (bugünkü adıyla Rioni) onun adını taşıyan (Boads) bir kolu yaşıyordu.[2]

M.S. 570’de, Turkut kabileleri Kafkaslarda önemli rol oynamaya başladılar. 582-583’de Turkutlar Doğu Gürcistan’ı fethetmeyi başardılar, ancak yalnızca çok kısa bir süre kontrol edebildiler.[3] 6. yüzyıl sonunda başka bir Türk kavmi -Hazarlar- Kuzey Kafkaslar’da faaliyete geçtiler. 7. yüzyıl başında, Hazarlar Gürcistan dahil bütün güney Kafkasları yönetmeye başlamışlardı.[4]

Bugünkü Gürcistan ve Güney Kafkas bölgelerinde 2.-8. yüzyıllar arasındaki etnik-siyasi süreçler eski Gürcü tarih kayıtlarında yer almaktadır. Bilinen en eski Gürcü kroniği 7. yüzyılda yazılan ve “Gürcistan’ın Hıristiyanlığa geçişi” anlamı taşıyan Moktevay Karlitsay’dır. Bu kayıt Hunlar zamanında meydana gelen olayları anlatmaktadır. Söz konusu eser, Kura nehri kıyısındaki 4 kasabada yaşayan “Bun Türk”lerin vahşi kabilelerini tasvir etmektedir. Bu belgeden anlaşıldığına göre “Bun Türkler” (“Asıl Türkler” anlamındadır) “28,000 aileden” oluşuyordu (yaklaşık olarak 140-170 bin insan) ve Sarkine, Kaspi, Urbnisi ve Odzrakhe kasabalarında yaşamışlardır. Gürcistan’daki güçleri o kadar yüksekti ki ” Hunların askeri kavimleri bile BunTürklerin yöneticisinden izin alarak bölgeye girebildiler ve ayrıca para ödemeyi kabul ettiler. Zanav bölgesinde yerleştiler” (Zanav bir Mesket köyüdür).[5]

Diğer bir Ortaçağ (11. yüzyıl) Gürcü tarihçisi Leonti Mroveli ayrıca 7. yüzyıl olaylarını anlatmıştır. Gürcistan dahil olmak üzere Kafkaslardaki farklı milletlerin Hazarlar ile kıyaslandığında zayıflıklarını ortaya koymuştur: “Kafkas milletleri Hazarlar’a karşı savaşamadılar çünkü onların sonsuz sayıda askeri vardı” ve “o zamandan sonra uzun bir dönem boyunca bütün milletler Hazarlara vergi ödediler”.[6] Leonti Mroveli’ye göre, Hazarlar’ın gücü daha sonra azaldığında “Türkler geldi” ve “Kura nehrinin yukarılarına çıktılar ve Mesketya’ya geldiler”, Gürcistan’ın başkentine yerleşmek istediler.

Gürcüler “Türklerle dost olmanın iyi olacağına karar verdiler”. Türklerin bazıları değişik Gürcü şehirlerine fakat çoğunluğu “Mesketya’dan daha doğuda yerlere yerleştiler, etrafına duvar ördüler ve daha sonra buraya Sarkine adını verdiler. Bu Türkler Kartliler (Gürcüler) ile barış ve birlik içinde yaşadılar”. Bu şehre yerleşenlere “BunTürkler” dendi.[7] Sarkine kasabasının ismi Türkçe “Sarıların yerleşimi” anlamına gelen Sarıkan ile Saragur boyu veya Sarılar (Türkçe – “sarı, açık”) kelimelerinden meydana gelmiştir. Dönemin Gürcü tarihçilerine göre, bu insanlara “BunTürkler” denmesinin nedeni uzun bir zaman Gürcü nüfusu tarafından bunların “yerli Türkler” olarak görülmesindendi.

Başka bir 12. yüzyıl Gürcü kaynağı “Matiane Kartlisa” (“Gürcistan Tarihi”) 764’de Hazarlar “Tiflis şehrini yokettiler ve ülkenin hepsine hakim oldular” diye belirtmektedir. Birkaç yıl sonra, 8. yüzyıl sonuna doğru, Hazarların Abhaz prensinin Bizans’dan özgürlüğünü kazanmasına yardımcı olduklarını ve daha sonra da kendisini bağımsız Abhazya’nın yöneticisi yaptıklarını belirtmektedir. Bu konu hakkında yazarken, Gürcü tarihçi bile, “Leon’un Hazarlar’ın kralının kızının oğlu olduğunun ve bu sayede Abhazya’yı aldığının ve kendini Abhazların yöneticisi ilan ettiğinin” altını çizmektedir.[8] Bu Hazarların Doğu Gürcistan’ın bağımsızlığını kazanmasına yardım ettikleri anlamına gelmektedir.

Bundan dolayı tarihçi, Leonti Mroveli 7. yüzyılın ilk çeyreğinde, Gürcülerin Türk toplumunun bir parçası olduklarını ve Gürcülerin “bütün Kartli krallarının, bütün erkekler ve kadınların” Hazarlar’ın dilini (Gürcüce – “Hazaruli” Türklerin dili anlamına gelmektedir) bildiklerini[9] söylerken haklıdır.

Türklerin 2.-8. yüzyıl arasında Gürcistan bölgesine yerleşmesi ile ilgili olarak tarihçiler tarafından sunulan bilgiler Mesketya gibi yerel isimler tarafından da teyit edilebilir. Böylece, pek çok farklı bölgenin Hunlar ile ilgili olduğu ortaya çıkmaktadır: Mesketya’daki Hona köyü (Adigen bölgesinde), Honi köyü (Kutaisi şehri yakınında), Tiflis’in batısındaki Hunan kalesi bu hükme verilebilecek örneklerdir.

Ayrıca Batı’daki çok farklı yerlerin isimleri de Onogur kabilesinden gelmektedir. Modern Türkiye’nin başkenti, Ankara şehri, ve Angarsk kenti ile Rusya’nın Altay bölgesindeki Angara nehri buna örnektir. Ongor köyü Mesketya’da (Aspindza bölgesi) yer almaktadır. İlaveten, Gürcistan’ın Khon bölgesindeki Unagira köyünün ismi Onogur kabilesi ile yakından ilişkilidir. Gürcistan’ın güney bölgesindeki çok farklı yerlerin isimleri de ortaçağdaki farklı Türk kabilelerinden gelmektedir.[10]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ