1919 YILINDA A.B.D.’NİN YAKIN DOĞU’DA ETKİN OLMA SİYASETİ: ERMENİ VE TÜRK MANDATERLİĞİ MESELESİ

1919 YILINDA A.B.D.’NİN YAKIN DOĞU’DA ETKİN OLMA SİYASETİ: ERMENİ VE TÜRK MANDATERLİĞİ MESELESİ

Çalışmamıza konu olan dönemi doğru analiz edebilmek için, şu iki soruya cevap vermek önemlidir; 1919 yılının ilk yarısında Yakın Doğu’nun paylaşılması için düşünülen yöntemlere ABD ne ölçüde karıştı? İkinci olarak, ABD’nin dış politikası açısından Yakın Doğu meselelerinin taşıdığı anlam ne idi? Bu makalenin amacı; bu sorulara cevap bulmaya çalışmak ve de ABD’nin o dönemki politikasında etkili olmaya çalışan resmi ve resmi olmayan görüşleri ortaya koymaktır. Elbette ki bunu yaparken de ABD’nin o dönemde izlediği politikaya ilişkin belge ve bilgileri kullanarak, günümüz politikalarına ve uluslararası ilişkilerin özelliklerine katkıda bulunmaya çalışıldı. Bu bağlamda, ABD’nin 1919’daki Yakın Doğu Politikası’na yön veren yöneticilerin ve etkin olmaya çalışan uzmanların, lobilerin ve basının uluslararası istihbaratta görevli elemanlarının görüşlerini dayanak alıp, Yakın Doğu Meselesine ABD’nin önce karışma ve sonra karışmama arasındaki gel-gitlerinin sebeplerini anlayabilmek için belgelere başvurmak gerekliydi.

Yakın Doğu Meselesi ile ilişkili şahsiyetlerin resmi ve resmi olmayan belgeleri, bugün ABD’de araştırmacıların yararlanabileceği arşivlerde korunmaktadır. General James Harbord’un Kongre Kütüphanesi’nde bulunan raporları, ABD’nin İstanbul Yüksek Komiseri Mark L. Bristol’un Kongre Kütüphanesi’ndeki şahsi ve ABD Milli Arşivi’ndeki resmi yazışmaları, Sivas Kongresi’ni izlemek üzere Sivas’a gelen Yakın Doğu uzmanı L. E. Browne’un Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü’nde bulunan dökümanları, yani bölge ile ilişkili bütün görevlilerin notları, raporları, mektupları araştırmamızın kaynakçasını oluşturdu (Ayrıca ATASE arşivindeki belgeler, Harp Tarihi Vesikaları bu çalışmamıza kaynaklık etmiştir).

Bu belgelerin bazılarında yanlış ve abartılmış bilgiler vardı. Bazılarında da 1919’un karanlığında -yokmuş gibi farz edilen- Türklerin acılarını anlayabilen ifadeler vardı. Belki de en önemlisi, Yakın Doğu’nun “trajedisini” evrensel değerlerle algılayan uzmanların belge ve bilgileri ile karşılaşmamız oldu.

Bu belgelerin içindeki şahsi bir mektupta da, bir dost ile paylaşılan şu anlamlı cümleler vardı: “Söylemek istediğim çok şey var, ancak söylememize izin verilmiyor. Şunlar yüzünden yorgunum: Demokrasiyi dünyada güvenli kılamamaktan, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın bizlerin zihinlerine doldurmaya çalıştığı propagandaları yutmaktan ve Müttefik bayrağı gördüğümüzde, her defasında üç kere “Yaşa! Yaşa! Yaşa!” demez isek, vatan haini olarak çağrılabileceğimizi, düşünmekten bıktım.”

1919 yılı basını ise, bu tür bir çalışma için bulunmayacak bir kaynak özelliğine sahip. Basında çıkan haber ve yorumlar arasında liderlerin demeçleri, tanınmış gazetecilerin yazıları, basında çalışan istihbarat ajanlarının yönlendirmeleri bizim için önemli bir bilgi kaynağı oluşturmakta. Uluslararası konuları ele alışları ile ünlü Chicago Daily News, Chicago Tribune, The New York Times, Washington Post, Morning Post gibi Amerikan gazeteleri ile L. Entente, The Trans-Caucasian Post ve The Georgion Messenger gibi Yakın Doğu orijinli gazetelerin sayfaları bize önemli ipuçları verdi (Ayrıca İfham, Yenigün, İleri, İkdam, Vakit, Alemdar, Albayrak, İrade-i Milliye gazeteleri de elimizdeki çalışmaya kaynaklık etti).

Bütün bu belge ve bilgiler doğrultusunda, son sözü söyleyip “tarihi”, vardığımız sonuçlar açısından “analiz” edip, buna artık “Tek, kelime dahi eklenemez!” diyebilir miyiz? Bu dönemi, Yakın Doğu’da etkinliği tartışılan tüm tarafların elindeki belge ve bilgilere göre değerlendirmek gerekmez mi? 1919 yılında ABD’nin tutumunun, doğru analizini yapma şansımız elimizdeki belgeler doğrultusunda mümkün mü? Bu araştırma pek çok sorunun cevabını verebileceği gibi, bu araştırmayı temel kabul eden daha çok belge görme şansına sahip, başka araştırmalar da verebilir.

Yukarıda bahsettiğimiz kaygılardan dolayı, araştırmanın kalıcılığı açısından, hem bu hassas konu ile özdeşleşmeme endişesi ile ve hem de bilimin tarafsızlığı ilkesini koruma duyarlılığı ile yer yer belgelerin kendisini aynen verip, bir yorum yapmama yöntemini seçmiş bulunmaktayız.

Yrd. Doç. Dr. Deniz BİLGEN

Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al