1916 BÜYÜK KIRGIZ İSYANI: ÜRKÜN

1916 BÜYÜK KIRGIZ İSYANI: ÜRKÜN

GİRİŞ

Tarihleri M.Ö. 201 yılına kadar giden ve asırlarca varlıklarını devam ettiren Kırgızlar genellikle Orhun bölgesinde kurulan büyük Türk devletlerine bağlanmışlardır. Kırgız kelimesi ilk olarak MS VIII. yüzyılda yazılmış olan Orhun Yazıtlarında geçmektedir. Kırgızlarla ilgili ilk bilgilere Çin kaynaklarında rastlıyoruz. Bu kaynaklara göre; Kırgızların anavatanı Güney Sibirya’da Yukarı Yenisey havzasıdır. MÖ II-I. yüzyıllarda Tanrı dağları ile Tannu-Ola arasındaki bölgede Kien-Kun adında bağımsız bir devlet kuran Kırgızlar bu devletin yıkılmasıyla siyasi hâkimiyetlerini kaybedince, uzun yüzyıllar varlıklarını göçebe olarak sürdürmüşlerdir. Bugün Issık Göl havalisinde, Tekes, Talas ve Çu ırmaklarının yukarı taraflarında, Altay, Pamir, Tanrı Dağlarında yaşayan Kırgız Türkleri VI. Yüzyılın sonlarından itibaren Çinliler tarafından Hakas ismi ile zikredilmiştir. 1700’lü yıllarda Kalmuk, Cungar, Oyrat baskılarından dolayı Altayların kuzeyindeki yerlerini terk ederek Tanrı Dağlarına göç etmişler, daha sonra bu bölgede kurulacak olan Hokand Hanlığına bağlanmışlardır. XVIII. Yüzyılın başında Hokand Hanlığının yönetimine giren Kırgızlar, bu hanlıkta nüfusun önemli bir kısmını teşkil ettikleri için, başta ordu olmak üzere, devletin çeşitli kurumlarında söz sahibi olmuşlar, 1876’da Hokand Hanlığı ortadan kaldırıldıktan sonra da Rus hâkimiyetine girmek, zorunda kalmışlardır.

19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başında, Kırgız halkı birçok önemli değişiklik yaparak kontrolü sağlayan Çarlık yönetimi altında yaşamak zorunda bırakılmıştır. Rusya Kırgızistan’daki hâkimiyetini sağlamak için askeri baskının yanı sıra bölgede kolonizasyon politikası[1] da takip etmiştir. Kolonizasyon politikası beraberinde, Kırgız topraklarına yerleştirilen göçmen sayısı her yıl artarak devam etmiştir. Kırgızistan’da toprağa el koyma işleri “Kırgızları Yerleştirme” (1907) ve “Yedisu Bölgesini Koloni Yapma”(1908) kararlarında işlenmişti. Bu kararı çıkaranlar “step kanunu” nun 119. maddesine dayanarak göçebelerin topraklarını devlet mülkiyetine geçirmişlerdir. 1916 yılına gelindiğinde Rus göçmenleri ülkenin bütün ekilebilen topraklarının %58.6’sına sahip olmuşlardır. Kırgızlar tarım alanlarında en az haklara sahip olan halk konumuna düşürülmüştür[2]. Rusya’nın Kırgız topraklarını acımasızca sömürüsü Kırgız Türklerinin zaman zaman ayaklanmasına neden olmuştur. 1916 yılına kadar gelinen süreç içerisinde Kırgızların Çarlık hükümetinden memnun olmadığını, yerli halkın defalarca gösterdiği tepkilerle ortaya çıkmıştır. 1885 yılında Fergana’da, 1897 yılında ise Taşkent’te büyük isyan hareketleri yaşanmıştır. Bunların dışında halk 1900 yılında 75 kez, 1905’te 235 kez, 1910 yılında 334 ve 1915 yılında 372 kez değişik bölgelerde isyan etmiştir[3]. 1916 yılına gelindiğinde ise Kırgız tarihine Urkün Ayaklanması ve Katliamı olarak geçen hadise yaşanmıştır.

Tarih sadece geçmişten haber veren bir ilim değil, geleceği yönlendirmeye yarayan bir araçtır fikrine istinaden geçmişte yaşanan faciaların bir daha tekrarlanmaması için Kırgız Türklerinin geçmişten günümüze gelen süreçte yaşadığı badireleri bugün yeniden gözden geçirmek suretiyle reformlara gitmesi gereği elzemdir. Bu bağlamda, makalede, en güçlü koloni karşıtı fikirleri ortaya çıkaran 1916 ayaklanmasının Kırgızistan cephesinde yaşananları ve sonuçları değerlendirilmeye çalışılmıştır.

1916 İsyanının Sebepleri

1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Rusya’daki bütün millet ve halkların başına çok büyük azaplar ve kaygılar getirmiştir. Halkın ekonomik durumunun giderek bozulması imparatorlukta açlık ve fakirliği büyük ölçüde arttırmıştır[4]. Bu durum tüm Türkistan’da olduğu gibi Kırgız topraklarında da fazlasıyla yaşanmıştır. Rus hükümeti ve kapitalistleri, savaşın sürmesini bahane ederek ülke halkını daha da şiddetli bir şekilde talan edip zulümlerini arttırmışlardır. Ülkede tahılcılık ve hayvancılık gerilemiş Rusya’dan getirilen tahıl da oldukça azalmıştır. Bunlar yetmiyormuş gibi Rus hükümeti vergi ve zorunlulukları arttırmıştır[5]. 1915 yılından itibaren yerli halktan askerlik hizmeti yapmamalarına karşılık olarak gelirlerinden ek olarak yüzde 21 askerlik vergisi alınması emredilmiştir[6]. Bunun dışında 1916 yılında Rus cephesine 40.899.244 pud(*) pamuk, 38.044 kare arşın(**) keçe, 3.109.000 pud pamuk yağı, 299.000 pud sabun, 300.000 pud et, 50.000 pud kene otu, 473.928 pud balık, 70.000 at, 12.797 deve, 13.441 çadır gönderilmiştir[7] Çüy vadisindeki Panfilov kolhozundan 1896 doğumlu molla Mergenbaev Meder içinde bulundukları durumu hatıralarında şöyle dile getirmiştir: “Çar’ın adamları Kırgızları çok aşağıda görüyorlardı. Ruslar, Tokmak’a gelen Kırgızların malına mülküne döverek zorla el koyuyorlardı. Bu tür olaylar 1916 da yoğunlaşmıştı”[8] . Aynı şekilde Kemin bölgesindeki Lenin kolhozundan 1895 doğumlu Karabaev Toktaalı ise, “Tölögön ve Seksenalı adlı Kırgızlar yaylaya giderken nehrin suyu çoğaldığından dolayı Rusların köprüsünden geçerler. Ruslar bizim köprümüzden geçtiniz diye, 12 yılkılarını alıp vermezler. Buna sinirlenen Cunuş adlı genç 12 yılkıya karşılık Rusların 6 öküzünü alır. 2 Rus peşinden gelip ateş edip öldürür. Kırgız genci öldürdüğü için o Rus’u kimse cezalandırmadı. Bu olay 1916 da yaşandı. Rusların bunun gibi davranışları Kırgızların dayanma gücünü bitirmiştir’[9], sözleriyle yaşadıkları zulmü dile getirmiştir.

Kırgız halkının en önemli topraklarından, otlak yerlerinden ve su kaynaklarından mahrum kalışı sonrası içine düştüğü fakirlik, açlık ve kitlesel ölümler yaşanmıştır. 1916 isyanının diğer bir nedeni ise halkın derdini anlatacağı bir merciin bulunmaması idi. Bayalı Isakeoğlu 1916 yılı adlı makalesinde hapse atılan bir Kırgız’ın mektubunu bu konuya örnek göstermiştir. Mektupta, “şikâyet verilecek yer yok. Çünkü kimse Kırgızların şikâyetine bakmıyor, bu da yetmezmiş gibi bazı boluş ve aksakallarımız seçim ve oy uğruna Kırgız halkının düşüncesini, canını, hayatını ve dileğini unutmaktadır. Kendi çıkarlarını ön plana koyuyorlar. Aksakallara göre toplumun hiçbir işi, dileği yok. Onların düşüncesine göre Rus başkanlarına karşı çıkanlar salak….”[10] yazmıştır. Bütün yaşanan zorluklar halkın çarlık sömürü sistemine olan nefretini günden güne çoğaltmış ve ondan kurtulmanın yolunu aramaya zorlamıştır.

İsyana baştan sona şahit olan Karakol’un ekin ekme müfettişi T. Karataş da verdiği beyanatta Kırgız halkının karşı karşıya kaldığı durumu şu satırlarla dile getirmiştir: “Koca El (halkın polis memuru zoninne verdiği lakap) gece Kırgızlara gelip “çabuk koyun kesip pişirin” diye emir verdi. Kırgızlar “hayvanlar dağda şimdi kesmeye koyun yok” dediler. Bunu duyan Zonin, “ister bebek kesin ister hayvan, ama et olsun” dedi. Sonra hızını alamayıp bir sürü Kırgızı gücünün yettiği kadar dövdü. Bir başka örnek, Karkıra bölümünün polis komiseri Yarbay Rumşeviç sabahları Kırgızları evinin önüne sıraya geçirirdi. Rumşeviçin işi bitinceye kadar saatlerce ayakta dik duruyorlardı. İşi bitince evinden çıkar ve Kırgızları kırbaçlardı. Yorulunca benim kalbim zayıf, beni düşünmek yerine geri zekalılar benim sinirime dokunuyorsunuz diyordu” [11].

Cephe Gerisinde Çalışma Emri

25 Haziran 1916 tarihinde Çar II. Nicholas imzasıyla “İmparatorluktaki Rus olmayan erkeklerin hareket halindeki ordu bölgesinde savunma inşaatları ve askeri bağlantı yolları kurulması için yapılmakta olan çalışmalara, aynı zamanda devletin savunması için gerekli olan başka her türlü çalışmalara celp edilmesi üzerine bir ferman yayınlanmıştır[12]. Buna göre, Türkistan ülkesindeki Sırderya, Fergana, Semerkand, Yettisuv ve Kaspiyartı vilayetlerinden 19 ile 43 yaş arasındaki tüm Orta Asya erkeklerinin[13] Avrupa’daki iş alanlarında ve savaş faaliyetlerinde görevlendirilmesine yönelik bir seferberlik gerekiyordu[14]. Türkistanlılar, bunun üzerine Rus egemenliğinin sembollerine ve temsilcilerine saldırılarda bulunarak tepkilerini ortaya koymuşlardır. Çarın kararı yayınlandıktan sonra, Rus ve Ukraynalı yerleşimcilerin ellerine geçen toprakları yağmaladıkları yönünde dedikodular yayılmış ve oluşan bu gerginlik Ruslara karşı açılan birçok yerel savaş ile sonuçlanmıştır.

Çarın Türk halklarının cephe gerisinde çalışma emri 28 Haziran’da telgrafla Türkistan valisine iletilmiştir. Vali ise 8 Temmuzda Türkistan bölgesine kendi emrini ilan etmiştir. Kuropatkin 23 Ağustos’ta Türkistan Türklerine bildiri[15] yayınlayarak cephe gerisinde çalışacak insanları bölgelere göre bölmüştü:

Kırgızların,
Karakol 7150
Narın 2200
Bişkek 11530
Talas 1794
Güneyden (Oş ve Celalabad) 12300 olmak üzere toplam 35.874 kişi[16] vermeleri gerekiyordu.

Cephe gerisinde çalışmaktan muaf olanlar ise, volost yöneticileri ve memurlar, yerli halkın içinden çıkan küçük polisler, imam, molla ve dini eğitim yapan öğrenciler, yüksek hizmetteki yerliler, aksakal, manap[17] ve saygıdeğer insanlar, yerli halktan isteyenlere kendi yerlerine bir başkasını ücretle tutma, kiralama hakkı[18] verilmiştir. Kırgızların nüfus kayıtlarının tutulmayışından istifade eden bu yöneticiler listelere hep yoksul ve gariban kimselerin çocuklarını yazmışlardır. Rüşvet aldıkları zenginlerin çocuklarını liste dışı bırakmışlardı. Böylece asker listelerinde rüşvet ve yetkiyi kötüye kullanmaktan doğan haksızlıklar meydana gelmiştir. Çarlık yetkililerinin amacı, böylece halk arasında belirmekte olan genel temayül karşısında yerli zengin ve soyluları kendi tarafına çekmek için onlara para ödeyerek kurtulma ve kendi yerine bir başka gönüllüyü göndererek savaşa gitmeme kolaylığını sağlamıştır. Kırgız zenginleri kayıt yaptırırken Rus bürokratına rüşvet vererek kendi yaşlarını ya küçültmüşler ya da büyütmüşlerdir. Bütün zorluk orta halli ve fakir Kırgızların omzuna yüklenmiştir. Bu adaletsizlik bardağı taşıran son damla olmuştur. Aslında basit bir provokasyonla isyanın çıkacağından kimsenin şüphesi kalmamıştı. Kuropatkin Çara gönderdiği gizli bildirisinde, “Kırgızların iyi topraklarını almamızdan dolayı memnuniyetsizlikleri artmakta. Kırgızların meselesini çözmek lazım. Bunu, çok önemli ve geciktirilmez mesele olarak görmekteyim. Kırgız halkının hayatını nasıl çözümleyeceğiz: Gelecekte onları yerleşmiş çiftçilere mi dönüştüreceğiz veya fabrikalara işçi yapalım mı? Ya da bir yolunu bulup, ona göre çalışarak, onları azar azar sürüp çıkarmak lazım”[19] diyerek yerli halkın nabzını iyi tuttuğunu belli etmiştir.

Kirgizistan

1916 İsyanının Kırgızistan Cephesi

Kırgızistan’da isyan üç aşamalı şekilde yaşanmıştır:

1.Kendiliğinden oluş; Hocent’te isyanın başlaması, 4-11 Temmuz 1916.

2.Silahlı kitlesel başkaldırı ve savaşın başlaması; 7-28 Ağustos 1916.

3.İsyanın bastırılması; çarlığın askeri bölüklerinin operasyonları ve “Uluu Ürkün” (zorlu büyük kaçış) yani Kırgızların dışında Sart Kalmaklar, bazı Dungan köylerinin de katılmasıyla kitlesel olarak kuzey Kırgızistan halkının çoğunun Doğu Türkistan’a kaçışı. Bu safha Ağustos’un sonunu ve Kasım 1916’yı kapsamıştır[20].

İlk başkaldırı 4 Temmuz 1916’da Semerkant bölgesinin Hocent şehrinde başlamıştır[21]. Burada toplanan 6-7 bin kişilik halk topluluğu karakol binasını kuşatıp ameleliğe gitmeyeceklerini söylemişlerdir. Halkın ön saflarında B. Abdumedeminov, Dedebay Meşeripov, Yahyahan Karı Alimhanov gibi insanlar yürümüşler, cesaret göstermişlerdir. Polis ve askerlerin açtıkları ateşle üç isyancı öldürülmüş, dört kişi yaralanmıştır ve İşanhan Mirza Orınov yaralanmıştır. İsyan, 15 Temmuz’da Andican’a sıçramıştır. Ve sonra bütün Özbek toprağına yayılmıştır[22]. Hocent’teki isyan hakkındaki haberler tüm Türkistan’a yayılmıştır. İsyan Kırgızistan’ın kuzeyine Bişkek uezdine, Oluya Ata (Evliya Ata) uezdinin dağlık bölgesine, Karakol uezdine, güneyde Oş uezdinin birkaç bölgesine sıçramıştır[23]. Tokmak ve Bişkek’teki isyanın hazırlık çalışmaları gizli yapılmış, sadece yerli Rus halkının değil tecrübeli polis ajanlarının bile dikkatinden uzak tutulmuştur. Temmuz ayının sonlarına gelindiğinde, Kırgızistan’ın hemen bütün bölgelerinde çok geçmeden silahlı ayaklanmaya dönüşen rastgele isyanlar başlamıştır. Halkın gazabına ilk olarak geri hizmetlere alınacak olanların listelerini hazırlamakla görevli nahiye yöneticileri, kabile şefleri ve çarlık idaresinin diğer alt kademe yöneticileri duçar olmuştur.

Narın ilçesinde çıkan halk isyanları özellikle dikkate şayandır. Bu vilayetin Çöce isimli köyünde Yu, Mesadıkov, H.Hacıyev, Ş. Karabayev ve H. Mahmudbayev’in önderliğindeki halk topluluğu sopa, çekiç ve oraklarla silahlanarak aksakal Kerimbayoğlu ve ellibaşı T. Narmetbayev’in evlerine hücum etmişlerdir. Ancak aksakal ve ellibaşı daha önceden kaçmayı başarmıştır. Askeri müfreze toplanmakta olan bir grup halk topluluğuna ateş açmış ve iki kişiyi öldürmüştür. Halk isyanı Narın ilçesinin Hocavat köyünde de çıkmıştı. Burada 100’e yakın insan silahlanmış, aksakalın evini kuşatmışlardır. Ancak isyan ceza müfrezesi dağıtılmış, T. Abduvasitov, C. Korbaşiyev, M. Madaminov, R. Hüdayberdiyev, İ. Diyarbayev ve B. Adilbayev gibi insanlar hapse atılmıştır[24].

Kuzey Kırgızistan toprakları da isyanın dışında kalmamıştır. Önce insanlar toplanıp imparatorun ameleliğe seferber etme fermanını kabul etmeyeceklerini beyan etmişlerdir[25]. 11-13 Temmuz’da Pişpek’te nüfuzlu insanlar bir toplantı düzenlemişler ve insanların ameleliğe gönderilmemesine karar vermişlerdir. Cumhal, Karakeçin, Cuvanarık, Burunçin, Niyazbek, gibi ilçelerin ahalisi ameleliğe gitmemeye ve gerekirse ele silah alıp savaşmaya yemin etmiştir. Assı isimli bir yerde isyancılar ve askeri birlikler arasında çatışmalar olmuş, her iki taraftan insanlar ölmüştür. 7 Ağustos’tan Pişpek ahalisi “Biz çar idaresinin zulmüne daha fazla dayanamayacağız!” “Zalimler bizim topraklarımızı ve hayvanlarımızı elimizden aldılar!” diye bağırmışlardır. İsyancılar azılı sömürge temsilcilerini döverek öldürmüşlerdir. Gerçekten Çar hükümeti Kırgızların topraklarını ellerinden almış, bu toprakları Rusya’dan gelenlere paylaştırmıştı. Bu konuda Yettisuv vilayet valisi İ.A. Alekseyev şöyle yazmıştır:

“Kırgız isyanlarının temel sebepleri son on yıl içinde onlara ait 200 bin desyatina toprağın kamulaştırılması oldu. Orman alanlarının ellerinden alınması da kötü sonuçlar doğurdu. Sonunda Kırgızlar hayvan bakmak için yaylaların yetmemesi dolayısıyla çok zor durumda kaldılar. Pişpek ve Prjevalk’a Rusya’dan gelen 40 bin ailenin yerleşmesi Kırgızların ekonomik çıkarlarına zarar vermiştir[26].

Halk isyanları Tokmak iline bağlı Tinayev, Narmambetov, Baysaidov, Canıyev, Şemsin, Buranin, Issı Atın, Timur Bolatov ve başka ilçelerde de çıkmıştır. İsyancıların komutanları arasında Astemir Tilavkabilov, Ademkul Mayıldayev, Ali Turdıbayev, Ahun Hüdaybergenov gibi isimler vardı. İsyanlar Pişpek ilinin Kuntuy, Uzunkır, Daman, Sartov, Karabaltın, Bulanbayev ve başka ilçelerini de sarmıştır[27].

İsyanlar Talasta da patlak vermiştir. Ağustos ayı başlarında Merkezî Tiyanşan’da yaşayan Kırgızlar, Çarlık hükümetine karşı ayaklanmışlardır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ