1909 ADANA OLAYLARI VE BARIŞ SÜRECİ İÇİN DERSLER

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek16

Şehrin sekizde birinin mahvolduğu, en az 7 bin kişinin öldüğü olaylar korkutucuydu. İttihatçılara göre olaylar partilerini ortadan kaldırmaya çalışan irticacıların marifetiydi. Ermeniler’in Adana’ya Cemal Paşa’nın vali yapılması talebi kabul edildi. Cemal Paşa, kendi deyimiyle 46 Türk’e karşılık 1 Ermeni’yi idam ettirdi.

1909 yılının Nisan ayında Adana’da başlayan olaylarda binlerce Türk ve Ermeni hayatını kaybetmişti. Olaylardan sonra İttihatçılar olayların Sultan Abdülhamit’in emriyle Meşrutiyet düşmanları tarafından tertip edilen bir darbe olduğunu iddia ettiler. Hükümet, hürriyetin ilanı ve meşrutiyeti pek büyük şevk ve sevinçle karşılayan Ermeniler’in gericiler tarafından linç edildiğine inandığı için, mahkemeler Müslüman sanıklara ağır cezalar verdi.

AMAN SÜREÇ BOZULMASIN!

1909 yılının 14 Nisan günü Adana’da çıkan olaylar binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı. İstanbul’da 31 Mart (yeni takvimle 13 Nisan) olaylarının patlak vermesinden bir gün sonra Adana’da Türkler ve Ermeniler birbirlerini katletmeye başlamıştı. Olaylar İstanbul’da duyulduğunda kıyamet koptu. Osmanlı Meclisi fena karıştı. Ermeni politikacılar, Meşrutiyet ile başlayan barış ve hoşgörü sürecinin sona erdiğini iddia ettiler. Osmanlı hükümetini de en çok korkutan barış sürecinin kalıcı olarak bozulmasıydı.

14 NİSAN GÜNÜ NELER OLMUŞTU?

31 Mart (13 Nisan) günü başkent İstanbul karışmıştı. Bir gün sonra Adana’da çıkan olaylar devlet adamlarını çok endişelendirmişti. Şehrin sekizde birinin mahvolduğu, resmi rakamlara göre en az 7 bin kişinin öldüğü, 3-4 bin kişinin dul ve yetim kaldığı olaylar korkutucuydu. İttihatçılar, olayların İttihat ve Terakki Partisi’ni ortadan kaldırmaya çalışan irticacıların Adana’daki uzantılarının marifeti olduğundan emindi. İstanbul’daki darbeyi duyan irticacılar, Adana’da da harekete geçmişti.

KİM SUÇLU BELLİ DEĞİLDİ

Rumeli’den sevk edilen birlikler tarafından olayların kontrol altına alınmasından sonra soruşturma açıldı. Türkler Ermeniler’i, Ermeniler Türkler’i suçluyordu. Ermeniler, olayların nedeninin kendilerinin zenginliğine göz diken Türkler olduğunu iddia ettiler. “Adana Müslümanları Meşrutiyet’in ilanından sonra bize verilen hak, hürriyet ve eşitliği hiç hazmedemediler” dediler. Müslümanlar, “Meşrutiyet’ten sonra Ermeniler bizi tahkir etmeye başladılar. Ulu orta “devlet kuracağız diyorlar” dediler. Karşılıklı suçlamalar üzerine Meşrutiyet rejimi karşıtlarının darbe yapmasından korkan hükümet, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi.

SORUŞTURMA KOMİSYONU KURULDU

Ermeni Patrikhanesi, sorumluların derhal cezalandırılmasını talep etti. Olayların arkasında Sultan Abdülhamid ve taraftarı dincilerin olduğunu, Yıldız Sarayı’nın ajanlarının barış sürecini bozmak üzere harekete geçtiğini ileri sürdü.

Masum bir Ermeni gencin kendisini savunmak için birkaç Müslüman’ı öldürmesi bahane edilerek Ermeni katliamı yapıldığını savundu. Patrikhane temsilcisinin de soruşturma safhasına dahil edilmesini istedi. Hükümet olayların nedenini araştırmak ve zarar görenlere tazminat ödemek için bir komisyon kurdu. Komisyonda Patrikhane’nin isteği üzerine Ermeni üyeler de vardı.

Soruşturma komisyonunda Türkler, Ermeniler’in Başpiskopos Muşeg’in destek ve teşvikleriyle tepeden tırnağa silahlandığını ve köylerinin etrafına tabya ve istihkâm inşa ederek harbe hazırlandıklarını söylediler. Duydukları, komisyon üyelerini şoke etmişti.

‘YAŞASIN ERMENİSTAN’ DİYE BAĞIRDILAR

Anlatılanlara göre Ermeniler askeri üniforma giyerek her yerde gösteri yapıyor, “Yaşasın Ermenistan” diye bağırıyordu. Müslümanlar’ın evlerine mavzer ve martin kurşunu yağdırıyordu. Öldürdükleri Türkler’in başlarını keserek, martinlerin uçlarına takıp “Muhammed’inizi çağırın” diye meydan okuyordu. “Sultan Hamid adında padişahımız yoktur. Buralar bizimdir. Şam’a gidiniz” diye bağırıyordu.

MEŞRUTİYET İLAN EDİLMİŞ AMA SİLAHLAR GÖMÜLMEMİŞTİ

İngiliz konsolosunun raporlarına göre Meşrutiyet’in ilanından Adana’da kimse memnun olmamıştı. Türkler artık Hıristiyanlar’la eşit olmayı kabul edemiyordu. Ermeniler bağımsız olmalarının önünde engel kalmadığına inanmıştı. Rumlar, “eskiden daha iyiydik” diye anayasaya itimat etmiyordu.  Silah taşımanın serbest bırakılması yüzünden ahali çoluk çocuğa kadar silahlanmıştı. Piskopos Muşeğ Ermeniler’e “ceketini sat, silah al” telkininde bulunmuştu. Ortam gergindi. Silahlar çoktan çekilmişti.

CEMAL PAŞA PATRİKHANE’NİN ŞANTAJLARINA BOYUN EĞDİ

Cemal Paşa Adana Valisi olduktan sonra siyasi dengeleri fazlaca gözeterek hareket etti. Müslümanlar adalet bekliyordu ama vali, olayların tek sorumlusu Türkler’miş gibi davranıyordu. Patrik Turyan Efendi’nin istifa şantajına boyun eğerek suçlu Ermeniler’i cezalandırmadığı gibi cezası kesinleşen Müslümanlar’ın temyiz sürecini bile beklemedi. Adana’nın Müslüman ahalisi, Cemal Paşa’nın siyasi davrandığını, amacının olayları bahane ederek Meşrutiyet rejimine muhaliflik edenleri susturmak olduğunu ileri sürdüler.

CEMAL PAŞA’YI ERMENİ LOBİSİ Mİ VALİ TAYİN ETTİRDİ

Adana’daki kanlı olayların bastırılmasının ardından şehirde hayat normale dönmüştü. Soruşturmalar sürüyor ama Ermeniler tatmin olmuyordu. Patrikhane, İstanbul’dan giden 4 kişilik soruşturma komisyonunun baskılar yüzünden doğru düzgün çalıştırılmadığını söylüyordu.

Esas suçluların dışarıda gezmeye devam ettiğini, verilen cezaların infaz edilmediğini, komisyonun tarafsızlığını yitirdiğini iddia ediyordu. Komisyonun Ermeni üyesi Babikyan soruşturma raporuna imza atmayı reddetti. Bu gelişmeler üzerine, hükümet Adana’ya Cemal Bey’i tayin etti. Kürtçü liberal gazeteci Mevlanzade Rıfat, bu atamanın Ermeni lobisinin marifeti olduğunu yazdı.

ERMENİLER BİR TAŞLA İKİ KUŞ MU VURDU?

Mevlanzade Rıfat’ın bu iddiasına göre İttihat ve Terakki Partisi ile birlikte hareket eden Ermeniler, Meşrutiyet’in getirdiği barış sürecinin bozulmaması karşılığında hükümete baskı yaptılar.

İstanbul Ermeni Mebusu Zöhrab Efendi, İttihatçılarla pazarlık yaptı. Olayların yatışması ve Taşnaklar’ın ittifak içinde kalması için Cemal Bey gibi güçlü bir valinin tayin edilmesi istendi. Böylece İttihatçıların muhaliflerine de gözdağı verilmiş olacaktı. Cemal Paşa’nın vali olması Adana Ermenileri arasında bayram havası yarattı. Türkler ise onu Ermeniler’e dalkavukluk yapmakla suçladı.

CEMAL PAŞA 46 MÜSLÜMAN ASTI

Cemal Bey göreve başlar başlamaz aradaki düşmanlıkları ortadan kaldırmak için harekete geçti. Sık sık Türk ve Ermeni ileri gelenlerini toplantılara çağırdı. Yıkılan ev, dükkân, kilise ve camileri tamir ettireceğine söz verdi. İstanbul’dan gelen paralarla kısa zamanda şehri imar etti. Ermeni yetimler için bir yetimhane yaptırdı. Olaylara karıştığı iddiasıyla yüzlerce kişiyi tutuklattı. İdam cezasına çarptırılan 40 ve cezası onaylanan 29 Ermeni’yi astırmayıp; kendi ifadesiyle 46 Türk’e karşılık 1 Ermeni’yi astı.

1909 ADANA OLAYLARI DARBE OLARAK GÖRÜLMÜŞTÜ

Meşrutiyet döneminin tartışmalı olaylarından birisi Adana Vakası’dır. Hükümet, Meşrutiyet’in getirdiği barış ve güven ortamına halel gelmesi ve Taşnaklar’la ittifak ilişkilerinin bozulmasından korkarak Ermeniler’in tehditlerine boyun eğmiş, faturayı Müslüman halka ve eski idarecilere kesmişti. 4 Ermeni’nin idamı yüzünden Patrik Turyan Efendi istifa edince, ceza alan diğer Ermeniler’in infazları durdurulmuştu.

ADANA OLAYLARI SONRASINDA SİYASET ADALETİ ESİR ALMIŞTI

Geçen asrın başlarında Adana’da yaşanan olaylar sonrasında yapılan soruşturmalar, yargılamalar ve siyasi dengelerin korunması uğruna hükümetin yaptığı icraat, bugünlerde barış süreci etrafında yaşanan tartışmalara ışık tutacak niteliktedir. Ermeniler’i hoşnut etmek ve Meşrutiyet’e bağlılıklarını sürdürmek için mahkemelere yapılan baskılar ibretliktir ve tarihten alınacak dersler olduğunu düşündürmektedir.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Taner Mersin dedi ki:

    Tarih tekerrürden ibaretse mevcut durum değişecek demektir.Tekerrür değilse zaten değişecektir.

BİR YORUM YAZ